ZELAL- Mor Çatı hangi koşullarda, ne zaman kuruldu?

ALTAN-Mor Çatı, kadın hareketinden gelen kadınların çabalarıyla 1990 senesinde kuruldu. Daha önce Yoğurtçu Parkı'nda Dayağa Karşı Dayanışma yürüyüşü yapılmıştı. Bu süreçte sığınak fikri de yavaş yavaş ortaya çıktı. Daha öncesinde Ayrımcılığa Karşı Dayanışma Derneği vardı. Hatta onun Kurtuluş'taki merkezinde bununla ilgili tartışmalar yapıldı. Kadın Çevresi Yayınları da o dönem oluşmaya başlamıştı. Oradaki kadınlar da Mor Çatı'da bulunuyorlar. Yaklaşık ondört kadın varmış. Vakıf kurulmasına karar veriliyor. Tamamen bağışlarla yaşıyor. Bu şekilde o dönemin şartlarına göre vakıf olarak kurulmuş. Dört sene boyunca yani 1995'lere kadar kadınlar psikolojik, hukuki ve iş danışmanlığı verilmiş. Sığınağımız ise '95 Eylül ayında açıldı. Artık kadınlara kalacak yer de sağlayabiliyoruz.


ZELAL- Sığınak şimdiki haliyle kaç kişiye barınma imkanı veriyor ve başvurular nasıl gerçekleşiyor?

ÖYKÜ- Sığınağımız onsekiz kadın ve yirmi çocuk kapasiteli. Öncelikle bize telefonla ulaşılıyor. Daha sonra yüzyüze görüşmeye çağırıyoruz. Oradaki kapasitemiz az olduğu için genellikle can güvenliği olmayan kadınları öncelikle kabul ediyoruz. Eğer can güvenliği yoksa alıyoruz. Bir de bizim sığınak için kurallarımız var. En önemli kural gizlilik kuralı. Çünkü zaten kadının can güvenliği olmadığı için evden çıkıp bize gelmiştir. Onun için bizim en önemli kuralımız gizlilik kuralı. Herhangi maruz kaldığı bir şiddeti yaşamaması için güvenli bir ortam sağlamaya çalışıyoruz.

ALTAN- Tabii bu arada sığınağa geldikten sonra da yan destekler sürüyor. Psikolojik, iş ve hukuk danışmanlığı devam ediyor. Psikolojik danışmanlık, yani herhangi bir rehabilitasyona gerek duyup duymadığı...

ÖYKÜ- O kendisi belirliyor zaten. Kendi ayakları üzerinde nasıl durabileceği konusunda destek veriliyor. Böylece seçenekleri birkere daha onunla beraber gözden geçiriliyor. O nun kararını ne kadar destek verilebilirse bunun üzerine kuruluyor. Kadın belirli bir şiddet ortamından çıkıyor ve kararlarını ne kadar kendisi verebiliyorsa o kadar veriyor.


ZELAL- Şu an sığınak tamamen dolu mu?

ALTAN- Şu an dolu değil. Sayısı sürekli değişiyor. İki gün gelip giden oluyor. Bir hafta kalan oluyor. Maksimum üç ay kalınabiliyor. Bu süre uzatılabiliyor da, kısaltılabiliyor da. Sığınak kurallarına uyulup uyulmadığına bağlı bu. Kadına iş bulunmuş oluyor mesela veya kadının daha uzun süre kalma zorunluluğu oluyor. Üç ay altı aya çıkartılabiliyor.


ŞÜKRAN- Sığınağın kuralları neler?


ALTAN- Gizlilik. En büyük kuralımız gizlilik. Çünkü bu diğer kadınları da etkileyecektir.

ÖYKÜ- Beraber yaşandığı için ortak yaşam kuralları da geçerli. Tıpkı evdeki gibi. Yani oranın huzurlu bir ortam haline gelebilmesi için genel kurallara uymak gerekiyor. Temizlik, yemek gibi. Ortak yaşam kuralları yani. Yani kadın şiddet ortamından çıkıp geldiği için yemek yapmak istemeyebilir. Bu ona birşeyler hatırlatabilir. İşte onu ne kadar ortak yaşama alıştırabilirsek.

ALTAN- Onun adına sürekli birşeyleri biz yapmıyoruz. Yani mesela çocuklarına biz bakmıyoruz. Çünkü bir süre orada kalacaktır. Sonunda çıkacaktır. Çıktığında kendi işini kendisi görecektir yine. Refakatçilik edilebiliyor bazen kadının durumuna göre. Daha çok onun burdan ayrıldığında kendi kendisini idare edebilmesini sağlamaya çalışıyoruz.


ŞÜKRAN- Sığınakta kalan kadınların yaş ortalaması nedir? İstatistik tuttunuz mu?

ÖYKÜ- Şimdilik veremiyoruz. Şubatta istatistiki bilgiler içeren bir kitapçık yayımlanacağız.


ŞÜKRAN- Genellikle evli kadınlar mı geliyor? Yani şiddet koca kaynaklı mı, yoksa ailenin diğer fertlerinden mi kaynaklı?

ÖYKÜ- Bunun için bir genelleme yapamıyoruz. Aile içi şiddet bazen babadan da, abiden de kaynaklanabilir. Bize sığınaktaki kadınların sınıfsal kökenleriyle ilgili sorular da geliyor. Ama biz gene bir şey söyleyemiyoruz. Genellikle gelir düzeyi düşük kadınlar geliyor. Zaten gelir düzeyi yüksek kadınların bu tür sığınaklara ihtiyacı yok. Bu tür kadınlar sadece tercih etmiyorlar.


ŞÜKRAN- Bundan gelir düzeyi yüksek kadınların şiddete uğramadıkları sonucu çıkarılamaz.

ALTAN- Hep şöyle bir yanılgı var. Gazetelerde hep çıkar. İşte orta sınıf erkek karısını dövüyor gibi. Özellikle böyle bir yanılgı olmaması için biz elimizden geleni yapıyoruz.


ŞÜKRAN- Bu çalışmaları yürütürken nelerle karşılaşıyorsunuz? Başvuru alırken, başvuru aldıktan sonra.

ÖYKÜ- Biz zorluk görmüyoruz. Çünkü bu karşınızdaki insana da yansıyor. Ama bunun dışında sığınak içindeki ilişkilerde bazı sorunlar yaşıyoruz. Ortak yaşamı oturtmakla ilgili sorunlar yaşanıyor. Uyum dönemi yaşanıyor.


ŞÜKRAN-Sahiden zor oluyordur. Kadınlarla birşey yapmak gerçekten zor. Kadınlar çok yalıtık ve dış dünya ile bağlantıları kopuk yaşadıkları için kapalı dünyadan başkalarıyla yaşayacakları bir ortama girdiklerinde zorluk çekiyorlardır.

ALTAN- Biz onlara mümkün olduğu kadar psikolojik olarak desteklemeye çalışıyoruz. Merkeze gelebiliyorlarsa merkeze gelmelerini, çocuklarını kreşe götürmelerini yani mümkün olduğu kadar dışarı çıkmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Orada kapalı kalmıyorlar. İş danışmanlığı yapılıyor. İş arıyorlar. Maalesef bizim hazır işlerimiz yok onlara sağlayabileceğimiz.


ZELAL- Peki kocasından korkmuyor mu, dışarıya çıkmak istediği zaman?

ÖYKÜ- Korkuyor. Ama bu öyle bir nokta da verilmiş bir karar ki, başka yapılabilecek birşey yok.


ZELAL- Sığınakta daha çok gönüllü olarak mı çalışılıyor, mesela danışmanlık hizmeti nasıl veriliyor? Nöbetleşe mi yapılıyor?

ÖYKÜ- Orada üç tane hemşiremiz var. Gece de kalıyorlar. Her hafta pazar sabahı periyodik olarak yapılan toplantılarda kolaylaştırıcı olan arkadaşlarımız var. Bu toplantılarda sığınağın iç işleyişi tartışılıyor. Bu toplantılar kadınlar için çok hoş oluyor. Çünkü o hafta ne yapıldığı anlatılıyor.


ŞÜKRAN- Gerçekten de hoş olmalı. Hiç dinlenmedikleri bir ortamdan çıkıp, haftada bir gün bile olsa oturup kendilerini anlatmak; onların sorunlarıyla ilgilenenlerin olması çok hoştur herhalde.


ZELAL- Kaç yaşına kadar çocuk alınabiliyor?

ÖYKÜ- Erkek çocuk ise dokuz yaşına kadar, kız çocuk için ise sınır yok. Çünkü erkek çocuk şiddet ortamından geldiği varsayılarak dokuz yaşından büyük ise alınmıyor. Eğer kadın dışarıda iş arıyorsa çocuğu kreşe gönderiyoruz.


ŞÜKRAN- Sadece bağışlarla mı yaşıyor?

ALTAN- Evet.


ZELAL- Peki, Mor Çatı'nın iç işleyişi nasıl yürüyor?

ALTAN- Kolektif bir yapı var burada. Ilkelerimiz var. Yönetim kurulu yok, başkan yok, alt üst ilişkisi türünde bir şey yok. Burada gönüllü ve ücretli çalışanlar var. Haftada bir kere toplantı yapıyoruz. Bütün kararlar bu toplantılarda alınıyor. Çoğunluğun dediği olur gibi birşey yok. Bir kişi bile varsa itiraz eden, o da dinleniyor. Tartışılarak ikna edilmeye çalışılıyor. Şimdiye kadar hiyerarşi sorunu ile çok uğraşılmış. Bu arada epeyce yol katedildiğini düşünüyorum.


ZELAL- Diğer sığınma evleriyle ilişkileriniz ne düzeyde?

ALTAN- Eskişehir'de, Bursa'da, İzmir'de, Ankara'da bulunan belediyelere bağlı diğer sığınma evleriyle ilişkilerimiz var. Ama tabi çok yoğun değil....

ÖYKÜ- Bakış açıları biraz daha farklı. Onlar, sığınma evlerini bir misafirhane gibi görüyorlar. Kadının şiddet ortamına yeniden döneceği bir düzen ve ikna süreci var oralarda.

ALTAN- Oralarda gizlilik diye birşey yok. Sığınakla merkez aynı yerde. Basın gidip oralarda fotoğraf çekebiliyor, haber yapıyor. Bizde kimse sığınma evinin yerini kimse bilmez. Basına da söylemiyoruz.

ÖYKÜ- Oralarda kadın bakış açısının eksik olduğunu düşünüyorum. Şiddet ve kadın ilişkisi söz konusu olduğunda, kadının şiddet gördüğü ortamda kalma zorunluluğunun olmadığına ikna etmek çok önemli. Yani oradan çıkıp gidebileceğini ve hiçte buna maruz kalmak zorunda olmadığına ikna etmek. Bunu bir kadın olarak yapmaya hakkı olduğunu. Diğer tarafta ise bu kadın bakış açısı olmadığından kadının yapabilecekleri hiçe sayılıyor.

ALTAN- Bizim meselemiz kadın. Kadına uygulanan şiddet. Biz kadınla ilgileniyoruz. Bir anlamda tarafız. Kadın buraya gelene kadar hep başkaları için birşeyler yapmış, kendisi için birşey yapmamış. Biz kesinlikle şunu yap ya da yapma demiyoruz kadına. Genellikle kadınlar bunu bizden bekliyorlar. Ama hayır. Biz ona değişik yaşam seçeneklerini anlatıyoruz. Sen ne düşünüyorsun, ne istiyorsun. Bu onu çok şaşırtıyor. Çünkü daha önce böyle birşeyi kendisi için düşünmemiş.

ÖYKÜ- Bizim yaptığımız kadına haklarını anlatmak. Onları seçim yapmaya zorlamıyoruz. Mesela dayak yemiş oluyor. Karakola gidiyoruz. Polis biz karı koca arasına giremeyiz diyor. Ona böyle bir hukuki hakkı olduğunu, bunda ısrar etmesi gerektiğini, karakola gidip benim can güvenliğim yok demesi, gerekirse o polisin yaka numarasını almasını, o da olmazsa savcılığa suç duyurusunda bulunmasını wöylüyoruz. En önemli şeylerden biri, adli tıp raporu alınması. Boşanmaya karar verdiği zaman elinde kanıt bulunması için. Genellikle hukuki konularda yardım ediyoruz. Birtakım bürokratik yasal haklarını yapabileceklerini anlatıyoruz.


ŞÜKRAN- Kitaplardan bahsettiniz. Bu kitaplardaki istatistiki bilgiler için asıl kaynak başvuran kadınlar mı?

ÖYKÜ- Evet. Çok fazla başvuru olduğu için...


ŞÜKRAN- Başvurular nasıl oluyor? Özellikle İstanbul dışındaki kadınlar nasıl başvuruyorlar? Birileri aracı mı oluyor?

ÖYKÜ- Ya kendileri ya da başkaları aracılığıyla başvuruyorlar. Kadının buraya başvuracak gücü kendinde bulabilmesi oldukça önemli birşey.


ZELAL- Gelecek için neler planlıyorsunuz?

ALTAN- Şu anda açık kapı başlıklı sohbetlerimiz başladı. Şu anda ayda bir başladık. Daha sonra haftalık olabilir. Şubat'ta kaynak niteliğinde bir kitapçık çıkarmayı düşünüyoruz. Gönüllü eğitimlerimiz var. Ocak'ta bir tane olacak.

Kaynak: Kadinlar.com