• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Eşcinsellik

  1. #1
    BLOOD-PRESSURE Pire adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2005
    Mesajlar
    3,786
    Karizma Gücü
    0

    Eşcinsellik

    Eşcinsellik

    Kişinin cinsel olarak kendi cinsine ilgi duyması olarak tanımlanabilir. Belli bir süreç sonunda erkek eşcinseller kendilerini gay kadınlar kendilerini lezbiyen olarak tanımladı. Bu gün halk tarafından pek bilinmeyen bu kelimeler Türkiye'de yaşayan eşcinseller arasında da benimsendi ve sıklıkla kullanılmaya başlandı. Eşcinsellik uzun yıllardır bilim çevreleri de dahil olmak üzere bir kimlik bozukluğu, hastalık, sapıklık gibi olumsuz ifadelerle tanımlanmıştır. 1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) homoseksüelliğin ruhsal bir bozukluk olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlardır. Ancak bugün bile bu konu, halkta, politikacılar arasında ve bilim çevrelerinde tartışılmaktadır. Ancak bilimsel olarak bakıldığında eşcinselliği benimsemiş ve bu kimliği ile barışık olan grupta ruhsal sorunların ya da bir kimlik bozukluğunun olduğunu bildiren bir veriye rastlanmamaktadır. Ancak eşcinsel kimliğinden kurtulmaya çalışan, homofobik ya da baskı altında olan grupta ruhsal sorunlar heteroseksüellere (karşı cinse ilgi duyanlara göre daha yüksek gibi görünmektedir.

    Eşcinsellik değiştirilebilir mi?

    Heteroseksüelliğe (karşı cinsellik) dönüşme isteği ile ilgili bazı analitik yaklaşım ve davranışçı terapiler mevcut olup başarıları oldukça şüphelidir. Bu terapiler eşcinselliği heteroseksüellikten daha az arzulanır hale getirmeye ya da eşcinsellikten alınan zevki azaltmaya yöneliktir; gerçekten iyi motive bir gurupta bile sağlanacak çözüm çok yüksek oranda geçici olacak, kişinin fantezileri değiştirilemeyecektir.

    Bancrofta göre eşcinselliği heteroseksüelliğe dönüştürmeye çalışmak, toplumun bu konudaki olumsuz tutumuna katkıda bulunmaktır; kişi aslında bu dönüşümü gerçekten istememekte, baş edemediği çeşitli baskılar nedeniyle istemektedir. Yazar ayrıca dönüşüm amacıyla yapılacak terapinin doğal olamayacağını savunmaktadır. Terapist toplum baskısı ve başvuran için en iyisini yapma konusunda bir ikilem içinde olabilir ancak en azından homoseksüelliği kabullenmenin bir alternatif olarak başvurana sunması gerekmektedir (Bankroft1989). Terapist, başvuranın o anda üstündeki baskıları ve neden başvuruda bulunduğunu ortaya çıkarmalı ve terapinin hedefini netleştirmelidir. Örneğin bazıları terapiste yalnızca güvence ya da izin almak için gelmiş olabilir.

    Eşcinselle terapi:

    Eşcinselliğini kabullendiği halde bu konuda sıkıntı duyan kişi terapiye devam etmek isterse çalışılması gerekebilecek konular genelde 4 başlık altında toplanabilmektedir.

    Eşcinsel duygular ve aşkla ilgili suçluluk duyguları.

    Aynı cinsten biriyle beraber kapalı bir ilişki kurmanın yaratacağı zorluklar.

    Eşcinsel ilişkideki cinsel güçlükler.

    Toplumla ilgili ortaya çıkabilecek çatışmalar.

    Eşcinsellik ve Türkiye

    Eşcinsellik dünyanın farklı yerlerinde benzer yaygınlıkta görülürken kimi toplumlarda bu kavram tümüyle yok sayılır. Bazı toplumlar diğerlerine göre daha kabul edicidir. Batılı gelişmiş ülkelerde oldukça iyi örgütlendikleri görülen eşcinseller bu sayede kendi haklarını koruyabilmekte karşılaştıkları sorunlarla (izolasyon, iş bulma güçlüğü, eşcinsellere özel eğlence yerleri) daha kolay başa çıkabilmektedirler. Terapistler de bu tür organizasyonları hem eşcinsellerin hem de ailelerinin sorunlarının çözümünde destek amaçlı kullanmaktadırlar. Ayrıca bu ülkelerdeki eş cinseller kendilerine özgür cinsellik, daha sosyal bir hayat vs gibi özelliklerin görüldüğü bir alt kültür oluşturmuşlardır.

    Türkiye eşcinseller açısından bakıldığında daha çok reddedici ülkeler gurubuna yakın gibi görünmektedir. Bu tür toplumlarda cinsiyet rolleri “gender roles” kesin sınırlarla ayrılmıştır ve kadınsı davranan erkeklere tepki vardır ve karşı cinse ait davranışlar göstermekle eşcinsellik eş tutulur. Hatta maço kültürlerde “aktif rolde” (insertor) cinsel ilişki çoğunlukla erkek baskınlığının bir özelliği gibi görülür ve “pasif roldekiler” (insertee) eşcinsel olarak nitelenir (carrier). Bir çok eşcinsel, ülkemizde halen çok önemsenen evlilik, çocuk sahibi olmak, din ve ahlaki değerlerin baskısı altında ciddi içsel çatışmalara ve sosyal baskılarla karşılaşmakta ve kişi kendisini eşcinsel olarak nitelemekte bile güçlük çekmekte, diğer bir deyişle "kendini bulma" süreci çok daha zor ve uzun olmakta ve homofobik özelliklerin yerleşimi kaçınılmaz olmaktadır. Daha önce sözü geçen, batılı ülkelerdeki eşcinsel destek kuruluşlarından yoksun olan bu gurup daha sıkıntılı ve depresif, yer altında kalmış bir alt kültürü yaşamaya mahkum kalmaktadır.

    Eşcinsellikle ilgili bazı yanlış inanışlar (Mitler)

    Erkek eşcinseller kadınlığa özenir ve kadınsı hareketleri ile kolayca tanınırlar.

    Eşcinseller, erkeklerin (heteroseksüellerin) peşinde koşar.

    Sadece pasif rolde cinsel ilişki kurarlar.

    Sadece aktif rolde olanlar heteroseksüeldir.

    Eşcinsel ilişkide anal seks kuraldır.

    Evlendirilirse eşcinsel değişir, düzelir.

    Sonuç: Eşcinsellik çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durumdur. Artık patolojik kabul edilmeyen bu cinsel yönelim biçimini yaşayan insanlar çoğunlukla kültürel ve sosyal baskılardan kaynaklanan zorluklar yaşamakta, bu gurubun bir kısmı sorunları için psikolojik danışma ya da sağaltıma gerek duymaktadırlar. Yönelimden, çevreden kaynaklanan baskıların yanı sıra eşcinsel cinsel işlev bozuklukları da bu gurubun yoğun olarak yaşadığı güçlükleri oluşturmaktadır. Bu konuyla ilgili yeterli eğitim almış, homofobik özellikleri olmayan ya da bu özelliklerinin farkında olan, eşcinsel alt-kültürüne saygılı, yargılayıcı olmayan ana babalar, eğiticiler, yöneticiler ve terapistler, cinselliğinden ve kendinden nefret eden, kendine güvenini kaybetmiş insanlar yaratmak yerine, uyumlu, mutlu, üretken, cinselliğini ve sevgisini kendi tercihi doğrultusunda kullanabilen insanların oluşmasına katkıda bulunacaklardır.

    kaynak : http://www.kadinhastaliklarivedogum....scinsellik.asp

    Tatrışılması en uygun yer burası geldi. Çok yaygın ancak konuşulmakta korkulan çekinilen bir konu. Bu var gerçek ve konuşulmalı tartışılmalı die düşünüyorum. Madem sosyoloji ve psikoloji var buyrun tartışın. :)

  2. #2
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    Psikoloji, Psikijatri ve Eşcinsellik
    Murat Yalçınkaya

    Eşcinsellik ile Psikoloji ve Psikiyatri bilimlerini bir arada düşünmek her zaman sorunlu ve şüphesiz eşcinseller için de oldukça sancılı olmuştur. Psikiyatri ve psikolojinin diğer bilimlerden farklı olarak, ele aldığı konunun (akıl hastalığı, uyumsuzluk, normlardan sapma vb.) tanımlanmasının zorluğu ve bu tanımlar üzerinden geliştirilen tedavi yöntemlerinin her zaman tartışılabilir olması, sözünü ettiğimiz sorunu daha da çetrefilleştirmiştir. Psikiyatrinin ve psikolojinin çalışma alanından söz edildiğinde "kendi keşfettiği hastalığı tedavi eden tek meslek" diye espriyle atıfta bulunulması belki de durumu daha açık bir şekilde ifade etmektedir.

    Bir "sapkınlık" olarak eşcinselliğin kavramsallaştırılması ise bizlere bu bilim dallarının hediyesi olmuştur. Ahlaksızlık, günah, insan soyunun geleceğini ve toplum düzenini tehdit etme gibi nitelendirmelerle anılan eşcinsellik, bir sapkınlık olarak tanımlandığında, tüm önyargılar ve farklılığa karşı duyulan nefret, bilimin, sözümona güvenli ve hakkında kuşku duyulamayacak, hakikat kisvesine bürünerek ortaya çıkmıştır bu kez de. Eşcinsel eğilimleri olan bireylerin sağaltılarak toplum düzenine adaptasyonları ise kendini toplumun normlarının devamını sağlamaya adamış olan psikiyatristlerin ve psikologların birincil görevleri haline gelmiş, eşcinsellik bir "suç'tan çok artık bir hastalık olarak algılanmaya başlamıştır.

    Tabi artık durum batıda böyle değil, 70'li yılların ortasından itibaren eşcinselliğin bir hastalık olarak kavramsallaştırılmasına karşı geliştirilen argümanlar, eşcinsel hareketin gelişmesi ve eşcinsellerin kendi adlarına konuşmaya başlamalarıyla birlikte sonuçlarını vermeye başladı, ilk olarak Psikiyatristlerin "kutsal kitabı" olarak adlandırılan DSM'den eşcinselliğin çıkarılmasıyla başlanan süreçle, eşcinsellerin heteroseksüel dünyaya tekrar hediye edilmeleri için sağaltma fikri, eşcinsellerin kendileriyle barışmaları, açılmaları gibi sorunlarıyla başa çıkmakta yardımcı olmaya dönüşmüştür.

    Eşcinsellik ne bir hastalıktır ne de moral bir yoksunluktur. Sadece toplumdaki bir azınlığın sevgiyi ve cinselliği ifade tarzıdır. Gey erkeklerin ve lezbiyenlerin ruhsal olarak sağlıklı oluşu bir çok araştırma ile belgelenmiştir. Araştırmalar cinsel yönelimin temelinin yaşamın ilk yıllarında, hatta olasıkla kısmen doğumdan önce, atıldığına işaret etmektedir. Eşcinselleri "onarma" girişimleri piskolojik üniformaya bürünmüş sosyal önyargıdan başka bir şey değildir. Cinsellik ve cinsel yönelim, varlıığımızın temel unsurları olarak kişisel kohefizik duygumuzun ve dünyada rahat ediş düzeyimizin önemli belirleyicileridir.

    Cinselliğin bir hastalık veya ahlâksız olduğu varsayımı, bu azınlığa dahil bireyler için kendini ifade etme, sevme ve insan bağlığının en derin formlarını acı çektirici bir suçlanma ve kendinden nefret etme yoluyla boğan bir duygusal, sevisel ve spirituel hapishane yaratır. Sağlıklı ve kendi insanlığı ile barışık heteroseksüeller, eşcinseller nedeniyle içsel tehdit yaşamazlar. Sağlıklı heteroseksüeller eşcinselleri baskılama gereği duymazlar. Sağlıkıl heteroseksüeller eşcinselleri "onarma"ya kalkışmazlar. Bugün toplumun karşısındaki esas mesele neden insaların birbirini belli bir şekilde sevdikleri veya bu sevgiyi aradıkları değil, nasıl olup da bazılarının sevmekte bu kadar yetersiz olduğudur.

    Amerikan Psikoloji Birliği
    26 Şubat 1990 tarihli deklarasyonundan

    Kaos Gl dergisi sayı 5, Ağustos Eylül 2000'den alındı.

  3. #3
    dera_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2006
    Mesajlar
    27
    Karizma Gücü
    0
    eskiden bir sapkınlık olarak görülmesine rağmen genetik bir özellik olduğu zaman içinde ortaya çıkmıştır. hayvanlar arasında da yaygın olduğu düşünülürse, doğal görülmesi gereklidir

  4. #4
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    Bu türlü cinsel sapmaların toplumlar ve aileler tarafından dışlanması, bunu benimseyen gençleri bunalıma itmekte ve hatta intiharlara yol açmakta. Bu durum kişilik arayışı sırasında aile baskısı, eğitim noksanlığı ve gencin çevreden fazla etkilenmesinden ortaya çıkıyor gibi geliyor bana.



    Milyonlarca yıldır erkek olan bir fizyolojik sistem, diyelim sekiz-on yıllık bir tecrübe sonunda, toplumsal veya ideolojik nedenlerle kadın olmaya zorlandı. Veya milyonlarca yıllık kadın fizyolojisi ve duygusal varlığı, belli toplumsal etkilerle erkek olmaya zorlatıldı.. Eşcinsellik, ideolojinin doğayı zorlaması olabilir mi peki?
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  5. #5
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    sosyoloji dersi sınavı,soru:

    eşcinsellik hastalık mıdır?

    cevap:

    evet!!!


    sınav çıkışı adam yanıma geliyor,konuşurken abi o soruya ne cevaap verdinler gelir gider arada..kesınlıkle hastalıktır diye diretmektedir şahıs...


    toplum değişik olan herşeyden önce korkar,sonra saldırganlaşır,birdenbire dışlar,zamanla hastalık der,sapkınlık der..ama temelinde korku vardır!!!



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  6. #6
    @ykut adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-05-2006
    Mesajlar
    192
    Karizma Gücü
    0
    hastalık ise tedavi edilebilinir mi?

  7. #7
    veloci_raptor adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    569
    Karizma Gücü
    0
    psikolojik olarak olabilir sanırım
    http://img267.echo.cx/img267/5274/000174683zh.jpg
    BUSH THE HITLER



    =FULL METAL JACKET=

    -how do you stop 5 black guys from raping a white chick?
    -throw in a basketball

    =Yorgun Savaşcı(cüneyt arkın)=
    amerika baskani: bizi bu ninjalardan ancak türk polisi murat kurtarabilir..

  8. #8
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı @ykut tarafından gönderildi.
    hastalık ise tedavi edilebilinir mi?

    herşeyden önce toplumsal kimliği erkek egemenliğinin demir parmakları arasında olan ve kadınını halahaklarından habersız olduğu bir toplum adına konuşuyoruz..bırakın eşitliği haklardan habersiziz..

    bunu kenara alalım..eşcinsellik bir hastalık değildir..doğal olarak alternatif tıbbın TEDAVİ edebileceği bir yanı da olduğunu sanmıyorum..

    eşcinsellik cinsel bir kimlik olarak ortaya çıkamamak, haklarını savunamamak ve ciddiye alınmamak’ olarak algılandığından ola gerek bir hastalıkmış gibi lanse ediliyor.

    cinsellik demek biyolojik olarak sahip olduğum cinsiyete uygun davranışlar sergilemek değildir.eşcinsel adam da erkektir,eşcinsel kadın da kadındır..çünkü iki cins insan vardır..eşcinselliği bir üçüncüü gibi görmemeliyiz bu nedenle..

    buradan yola çıkarak şunu demek gerekir..ne olduğunuzu bilin bence..kesin emin olun kendinizden.erginlik ve geçiş dönemleri bazı şeylerin yanlış anlaşılmasına neden olabiliyor.

    bilmeden konuşacağımıza ve anlam getirmeye çalışacağımıza elimizin altındaki nimetlerden faydalansak ve araştırsak

    örneğin benim şu bilgi henüz elime geçti:

    New York’ta 161 gay üzerinde yapılan araştırma tek yumurta ikizlerinin yüzde 52’sinin eşcinsel olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar da "Cinsel eğilim, öğrenmeyle gelişmez. Bir insan ya doğduğunda eşcinseldir ya da değildir" diyorlar..
    yani demek istiyor ki doğduğumuz zaman zaten eşcinsel doğuyoruz..tabi ki bu belli bir kesim üzerinde yapılmış bir araştırmadır..ama en nihayetinde verdiği sonuç istatistiki olarak ortadadır..

    eşcinselliğe dair biraz daha aydınlanalım.

    Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Başkanı Psikiyatrist Dr. Nesrin Yetkin dişyor ki:

    Cinsel yönelim asla görme veya örnek alma ile oluşmaz, değiştirilemez. Cinsel yönelim aile içinden örnek alma ile oluşsaydı, kimse eşcinsel olamazdı."



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

  9. #9
    BLOOD-PRESSURE Pire adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2005
    Mesajlar
    3,786
    Karizma Gücü
    0
    Hastalık olarak algılanması toplumun büyük bir bölümünün hasta olduğu iddasını doğurur. Buna sadece eşcinsellik olarak bakmamak gerekli.

    Gizleme saklama yolu ile yürütülmeye çalışılan bi durum. Ateşli bir savunucu olmak istemem. Ancak hastalık gözü ile bakanların hasta olduklarını düşünüyorum.

  10. #10
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    eşcinsellik hastalık DEĞİLDİR. Bu bir tercihde değildir.

    insanların doğası gereği, salgıladığı hormonlar ın yoğunluğu yani X ve Y kromozomlarının baskınlığı ile ilgilidir.

    bu nedenle, eşcinsel arkadaşlara, tedavi olması gereken hastalar gözü ile bakılması ya da sanki heteroseksüel olmak yerine homoseksüel olmayı seçmiş gibi davranmak yanlış ve gereksizdir.

    kimse kendini boşuna yormasın. bu , insanoğlunun varoluşundan beri olan bir gerçektir.

    ayrıca, gay, lesbien, tarvesti vs kavramların birbirine karıştırılmaması gerekir.

    gay lar travesti değillerdir. tarvestileri kötülemek için değil kavramnları ayırmak için böyle bir örnek verdim

    çok yakın bir arkadaşım gay olduğunu söylediğinde (tanışmamızdan 9 yıl sonra), diğer yakın arkadaşım "ama sen çok seksisin" demişti

    arkasındanda "bir doktora gitsek" önerisini sunmuştu. neyseki şimdi alıştı .

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Eşcinsellik...
    Ben-Sen-O & Kim? bölümünde DJ_akRAP tarafından açılmış
    Yanıt: 15
    Son Mesaj: 17.05.09, 16:10

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •