• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    Mutsuz Kişisel Özgürlüklerin Sonu

    Zaman geçti, çok da uzun zaman önce değildi. Kredi kartlarının kağıtlar üzerine numaralarının kopyalanıp imzalatıldığı dönemler üzerinden de çok fazla geçmedi. Bilgisayarın telefonla internete bağlanıp “network”e dahil olması üzerinden de. Sonra cep telefonları, kablolu, kablosuz bağlantılar ve hepimiz “matrix’e dahil olmaya başladık. Globalleşme, 11 Eylül, savaşlar, Büyük Ortadoğu projesi. İnanılmaz hızla akan bilgiler, hızla inen çıkan duygularımız dijital bir çağın ortalarında olduğumuzu duyuruyor sanki.


    Artık yaptığımız her işlem, attığımız her adım takıp edilebilir durumda. İzleyiciler “geiger” sayacı olarak kabul edilirse, bizler radyoaktif hale geçtik denebilir. Manyetik alanların etkisi giderek yaygınlaşıyor. Bulunduğunuz her noktada manyetik alan sayısı çoğalıyor. Televizyon, cep telefonu, telsiz, satelite, kapı açma kapama anahtarları, hepsi manyetik alan etkileri kullanılarak yapılıyor. Manyetik alanla güç transferi de yapılabildiğini biliyoruz artık. Henüz küçük oranlarda olsa bile garaj veya araba kapıları bir düğmeye basılarak açıldığında güç transferinin hareket yarattığı görülecektir.

    Telli bağlantılar telsiz hale gelerek hayatımızı kolaylaştırırken başka bir süreci daha başlatıyordu. Özgürsüzlük. Bütün bunların sebebi ise Tesla adındaki dahi. 1800’lü yılların sonunda ve 19’ncü yüzyılın başında bugün kullandığımız teknolojinin temelleri atılıyordu. Ama o zaman demiryolu, elektrik, otomotiv ve finans yatırımları ile üretim ön planda idi. Ayrıca Tesla’nın icat ettiği sistemlere uygun malzemelerin çoğu da üretilemiyordu, o zamanlar. Böylece zamanından önce gelen dahi, arkasında birçok bilgi bırakıp bir otel odasında hayatını kaybetmişti.

    Özgürlüklerimiz ise yavaş yavaş kayboluyor. Yaptığımız her işlem attığımız her adım taşıdıklarımızın ürettiği manyetik alanla orantılı olarak izlenebilir hale geliyor. Cep telefonunuzun yayınladığı sinyaller sürekli olarak antenlerle buluşuyor ve arandığınızda telefonunuzun çalmasını da sağlıyor. Üç anten vasıtası ile nerede olduğunuz kolayca bulunabilir, belki bunu biliyorsunuz. Cep telefonunuz kapalı olsa bile. Ancak pili çıkarırsanız, bulunma imkanınız kalmayabilir.

    Internete her girdiğinizde bulunduğunuz yerin neresi (IP Adresi) olduğu kolayca bulunabilir, gezdiğiniz siteler, aldığınız ve gönderdiğimiz mailler kolaylıkla incelenebilir. Sitelere giriş alışkanlıklarımız o sitelerde ne kadar kaldığımız da izleyiciler vasıtası ile takip edilebilir. Otomatik olarak yapılan güncelleştirmelerde bilgisayarınıza neler yüklendiğini bilebilmek çok kolay değil. Her yükleme yeni bir kayıt demek bu kaydı yükleyen bilgisayara. Messenger’ı açtığınızda nette olan arkadaşlarınızla buluşmanız bulunabildiğinizin çok açık göstergesi olsa gerek.


    Kredi kartları ise bir başka alem. Yer olarak nerede olduğunuzu gösterirken, tüketim alışkanlıklarınızın da kayda geçmesini sağlamakta. Hangi ürünü, hangi periyotta alıyorsunuz, hangi ülkelere gidiyorsunuz, gittiğiniz restoranlar, barlar, taksitli aldıklarınız, ödeme şekilleriniz sayısal olarak istatistik haline dönüştürülebilir kolayca.

    Geçmişte atların veya insanların ayak izlerinden takip edilen insanlar var iken, şimdi neredeyse attığımız her adım izlenebilir halde. Bunun için kovboy filmlerinde gördüğümüz iz takip eden usta kızılderililer yerine küçük birkaç satırlık programlarla veya küçük kameralarla bu iş kolaylıkla yapılabiliyor.


    Bütün bunlara rağmen durum pek de ümitsiz değil doğal olarak. Zira çevresel koşullar değiştikçe biz de gelişiyoruz. Matrix’te anlatılan sanal ve gerçek dünya arasındaki bağlantı idi, hangisinin sanal, hangisinin gerçek olduğunu bilmiyoruz. Bizlerde nete bağlanarak matrix’in içine girmiş oluyoruz. Her ne kadar sanal kimlikler üretilebilse de matrixte koordinatlarımız belirli hale geliyor. Aslında çevirdiğimiz her telefon numarası veya bağlantılandığımız IP numarası matrixe giriş kodları. Mouse ile yaptığımız hareketler ve harf tuşları üzerine her dokunuşumuz bağlantının birer parçaları. Matrix’teki koordinatlarımız işletim sistemi ile kolaylıkla belirlenebiliyor ve sonuçlar da database’lere aktarılıyor. Artık kayıtlara girmiş oluyorsunuz. Matrix filminde sistem ve kahin sonunda işbirliği yapmışlardı, Matrix Microsoft ise Kahin de Oracle olsa gerek, diye düşünüyorum.


    Tabii bütün bunlar yanında cep telefonlarının kameralı hale gelmesi özel alanlarda kayıt yapılması ve bazen kötü niyetli olarak kullanılabildiğini de gösteriyor. Hülya Avşar’ın kocası tarafından kaydedilen horlaması, Gamze Özçelik’in yaşadıklarını artık daha yaygın olarak görebiliriz. Kayda geçmek artık çok kolay en yakın kişiler tarafından bile. Kendimizi korumamız gerektiği biraz daha netleşiyor. Bu yazı da kayda geçmiş durumda. Siz okuduğunuzda kayıtlar biraz daha artacak. Bu ise kendi isteğimle ürettiğim düşüncelerin sonucu.

    Doğa ise sınırsız ve çizgisiz. Dağlar, tepeler ve ovalar var, bir de su ve hava. Kayıtlarımızı ise ancak biz istediğimizde bırakıyoruz doğaya, Mehmet Kuşman’ın okuyabildiği urartuca yazılarının yüzyıllar öncesinden bırakıldığı gibi. Yapılması gereken ise istediğimiz zaman sisteme dahil olmak ve istediğimiz zaman doğaya dönebilmek, duyularımızı duygularımızı, kaynaklarımızı zengin olarak kullanabilmek için.



    Cengiz Eren 6 Aralık 2005

    http://www.erenlp.com

  2. #2
    cevabı rüzgarda saklı devinizm adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-07-2005
    Mesajlar
    4,427
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Özgürlükten ne anladığımız çok önemli.Gördüğümüz kadarıyla toplum bilinçledikçe daha fazla özgürlük talep ediyor.

    Bir Afganistanlı'yla Fransız arasında bu açıdan dağlarca fark var.

    İnsan tanımadığı bir şeyi istemez.Lüks bir hayat yaşamayan bir kişinin uçuk talepleri olmaz.Veya sıradan bir insan televizyona çıkmak için yanıp tutuşmaz.Eski konumunu kaybeden, mesela her gün televizyonda çıkarken kısa sürede unutulan birisinin tekrar televizyona çıkmak için yapmayacağı maymunluk kalmaz.

    Geçen günlerde gördüğümüz gibi, uyduruktan intihar etmeler, reklam için sevgili değiştirmeler, saçma sapan açıklamalarda bulunmalar; bu isteğin ne kadar şiddetli olduğunu gösteriyor.

    Örnek vermek gerekirse, Türk halkı özgürlük konusunda en isteksiz milletlerden birisidir.Birilerinin onu zorla özgürlestirmesi gereklidir.Lakin, Atatürk de devrimlerin çoğunu halkın tam desteğini sağlamadan, tepeden inme şekilde uygulamak zorunda kalmıştır.

    "Ağlamayan bebeğe meme vermezler" sözü bu durumu açıklamak için uygun düşüyor.Özgürlük terle, çalışmayla, emekle kazanılır.Fransız Devrimi yapılırken binlerce gencin giyotine gitmesi, özgürlük için ödenen bedeli çok iyi örnekler.
    "diyelim ki, sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum.neler olacağını merak ettim.hepsi bu."(jim morrison)

    türkforum'da sosyal bir deney başlıyor...
    mesajları rapor etme özelliğinin önemi
    şikayet merkezinin kullanımı




  3. #3
    Barayef adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-11-2005
    Mesajlar
    258
    Karizma Gücü
    0
    Özgürlüklerin teknolojinin ilerlemesiyle kaybolduğu görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Televizyon, çeşitli cep telefonları, internet kesinlikle her alanda özgürlüğü fersah fersah genişletti. Elbette bunları kontrol altına alma çabaları olacak. Siz bir yerlere daha kolay ulaşabiliyorsanız, karşı tarafta size daha kolay ulaşacaktır. Yaptıklarımızın kaydedilebilir olması özgürlüğün azaldığı anlamına gelmez. Eskiden kaydedemiyorlardı çünkü kaydedilecek olayı zaten gerçekleştiremiyorduk. Ayrıca bu kayıt meselesi ciddi bir sansür olarak algılanamayacak boyutta bence. Baksanıza mp3, film, porno ticareti tam gaz devam ediyor. IP numarasıyla, kayıtla falan bunun bile önüne geçemiyorlar. Kredi kartları konusunda da olumlu düşünüyorum. Neticede insanın kişiliği kullanacağı teknolojiye de yansır.
    Özetle, bence kişisel olarak teknolojiyle buluşan bireylerin özgürlüğü giderek artıyor.

  4. #4
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    özgür olmanın sonu yoktur gelişen teknoloji sadece alım gücünü kaybettirir yada yetişme yetini zayıflatır.ama ondan hiç bir şeyi geri almaz.... neyi ne şekilde ve nasıl istediğine bağlı ben özgürüm dediğin de gerçekten ne kadar özgür olduğunla alakalı bişey bu.hayat sana yada bize kullanabileceğimiz maksimum ölçüde kolaylıkların yanında minumum ölçüde zorluklarıda beraberinde getirecek tabi... eee tabi burda özgürlüğün de bir nebze nasibini alacak
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  5. #5
    αcεмκızı~ <span class='glow_9400D3'>Chen Cedric</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-01-2009
    Mesajlar
    5,903
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    Özgürüm ama kişisel özgürlüklerimi kötüye kullanmadığım sürece sonu zarar değildir.
    Ne zaman ki sapıtırım özgür olmayı arsız olmayla karıştırırım işte o zaman hem özgürlüğümün hemde benim sonumu hazırlarım.
    Benim özgürlüğümün sonu her zaman iyi..
    ÖzgüRuh(E.C.Z)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •