1. #1
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Tartışma Hayat Felsefesi Edinebileceğiniz İlginç Olaylar

    Açılışı ben yapıyorum inşallah başkalarıda katılır..

    Bir hırsızın portresi

    Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen'in portresini yapmak için görevlendirilmişti. Görev özellikle zordu, çünkü Kelen sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı.
    Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen'e yeterince benzediği görüşündeydi. Ancak, Kelen aynı fikirde değildi. Kibirli milyoner resmin kendisine benzemediğini öne sürerek portrenin parasını ödemeyi reddetti. Genç ressam resmini yapabilmek için saatlerce titizlikle çalışmıştı ve birdenbire bunu gösterecek hiç bir şeyi olmadığını fark etti.
    Milyoner stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu,
    -"Portreyi size benzemediği için reddettiğiniz belirten bir mektup yazabilir misiniz?"
    Kelen bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu. Aylar sonra, Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisinde sergi açtı. Kelen'in telefonu çalmaya başladı. Biraz sonra galeriye geldiğnde Sebesy'nin yaptığı portresinin, üzerinde "Bir Hırsızın Portresi" etiketiyle teşhir edildiğini gördü.
    Mağrur milyoner resmin indirilmesini istedi. Müdür reddedince, Kelen resim kendisini topluma alay konusu edeceği için dava açmakla tehdit etti.
    Bunun üzerine müdür Kelen'in resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı mektubunu çıkardı. Milyonere, artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını anlamıştı.
    Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, aynı zamanda güçlüğü kârlı bir alışverişe döndürmüştü. Çünkü milyoner resmi almaya kalktığında fiyatın eskisinden on kat daha fazla olduğunu görmüştü.
    Gördüğünüz gibi, güçlüklere teslim olmayı kabul etmemişti. Bunun yerine öfke ve acıya teslim olmaktansa yaratıcı ve yararlı bir kapı açacak bir yol düşündü. Kısaca ressam değerli bir prensip keşfetmişti : Yeni fırsatlar bizi genellikle sıkıntılı anlarda ziyaret eder, çünkü bir kapı kapanırsa, başka bir kapı açılır.

    İlginizi Çekebilecek Diğer Konular:


  2. #2
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Başarılı Bakış Açısı

    Arjantin' li ünlü golfçu Robert de Vincenzo, yine bir turnuvayı kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş ve külüp binasına gidip oradan ayrılmak üzere hazırlanmıştı. Bir süre sonra binadan çıkıp otoparktaki arabasına yürürken yanına bir kadın yaklaştı. Kadın başarısını kutladıktan sonra ona çocuğunun çok hasta ve ölmek üzere olduğunu anlattı. Zavallı kadının hastane masraflarını ödemesi olanaksızdı. Kadının anlattığı öykü De Vincenzo' yu çok etkilemişti. Hemen cebinden bir kalem çıkarttı ve turnuvadan kazandığı paranın bir miktarini yazdı çek defterine. Çeki kadının eline sıkıştırırken de ona,
    -"Umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" dedi.
    Ertesi hafta külüpte öğle yemeği yerken, Profesyonel Golf Derneği'nin bir görevlisi yanına geldi.
    -"Otoparktaki görevli çocuklar bana, geçen hafta turnuvayı kazandıktan sonra yanına bir kadının geldiğini ve onunla konuştuğunu söylediler " dedi.
    De Vincenzo evet anlamında başını salladı.
    -"Evet. Sana bir haberim var. O kadın bir sahtekardır. Üstelik hasta bir çocuğu da yok. Seni fena halde kandırmış arkadaşım.
    De Vincenzo,
    -" Yani ortada ölümü bekleyen bir bebek yok mu? " dedi.
    -"Hayır, yok " dedi görevli.
    "İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber. " dedi De Vincenzo.
    Bu mesaj en son " 03.10.04 " tarihinde saat 21:34 itibariyle zeratul337 tarafından düzenlenmiştir...

  3. #3
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Önyargı

    Dr. Paul RUSKİN; öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara yaşamakta olduğu şu durumu anlatır:
    ? Hasta ne konuşuyor ne de söylenenleri anlıyor. Bazan saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer yada kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor, ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerinin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürüyemiyor. Uykusu sürekli düzensiz. Gece yarısı uyanıp cığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazan ortada bir sebep yokken sinirleni- yor, biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor.?
    Bu olayı anlattıktan sonra, Dr. RUSKİN; öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrencileri böyle bir şeyi yapamayacaklarını söylerler. Dr. RUSKİN; kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onlarında yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar. Daha sonra Dr. RUSKİN hastanın fotoğrafını öğrenciler arasında dolaştırmaya başlar.
    Fotoğraftaki doktorun altı aylık kızıdır.
    Dr. RUSKİN, Amerikan Tıp Birliği dergisindeki makalesinde, (günümüzde çok yaşandığı gibi) gülünç bir yanlış anlamanın insana nasıl tamamen farklı bir perspektif kazandıracağını anlatmaktadır. Belkide hayatta yaşadığımız birçok şey bize önyargılarımız ve bakış açılarımız tarafından dayanılmaz ve zor görünebilir...

  4. #4
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Alparslan...

    Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla,
    -300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor? der.
    Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der,
    -Bizde onlara yaklaşıyoruz...
    Bu mesaj en son " 24.11.04 " tarihinde saat 21:10 itibariyle zeratul337 tarafından düzenlenmiştir...

  5. #5
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Bahşiş

    Küçük bir kız çocuğu pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu. Çocuk sordu:
    -"Çukulatalı pasta kaç para?.."
    -"50 cent!.."
    Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
    -"Peki dondurma ne kadar.."
    - "35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla.. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir daha saydı ve
    -"Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi.
    Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu..

  6. #6
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Bİr Bardak SÜtÜn Hatiri

    Howard, yoksul bir ailenin çocuguydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir sey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacagı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı. Yiyecek bir şeyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca. Genç bayan, çocuğun aç olabilecegini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana.

    Genç bayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; "Annem, gösterdigimiz şefkat ve nezaket karşılıgı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi ögretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi.

    Howard Kelly, evin önünden ayrıldıgı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak degil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.

    Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalıgı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler.

    Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapması için çagrıldıgı hastanın hangi kasabadan geldigini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördügü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.

    Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly, denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne birşeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi. Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline. Açmaya korkuyordu... Hastane faturasını asla ödeyemeyecegini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacagını biliyordu. Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti. Kâgıtta şunlar yazılıydı: "Hastane giderlerinin tamami bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.".

  7. #7
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Acılarinizi Kuma Ve İyİlİklerİ TaŞa Yazmayi Ögrenİn

    Bir hikaye, iki arkadaşın çölde yürüdügünü anlatır. Yolculugun bir noktasında bir münakaşa olur ve biri diğerine tokat atar.
    Tokadı yiyenin canı acır ama bir şey söylemeden kuma söyle yazar :
    "BUGÜN EN iYi ARKADAŞIM BENİ TOKATLADI".
    Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmaya başlar ama arkadaşı kurtarır. Yarı boğulmadan kurtulduktan sonra bir taşa şöyle yazar :
    "BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM HAYATIMI KURTARDI".
    Tokadı atan ve hayat kurtaran sorar : "Canını acıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa?"
    Diğeri cevaplar : "Birisi canımızı yaktıgında kuma yazmalıyız ki bagışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki hiç bir rüzgar silemesin.
    "ACILARINIZI KUMA VE İYİLİKLERİ TAŞA YAZMAYI ÖGRENİN".

  8. #8
    Kayıt Tarihi
    27-05-2004
    Mesajlar
    176

    Sevgi Ve Güzellik

    "Bebegimi görebilir miyim" dedi yeni anne.
    Kucagına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeginin minik yüzünü görmek için kundagını açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu!
    Anne ve bebegini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı.
    Bebegin kulakları yoktu... Muayenelerde, bebegin duyma yetişinin etkilenmedigi, sadece görünüsü bozan bir kulak yoksunlugu olduğu anlaşıldı. Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Birgün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı.
    Hıçkırıyordu... Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklıgıydı;
    Ağlayarak "Büyük bir çocuk bana ucube dedi..."
    Küçük çocuk bu kadersizligiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir ögrenciydi.
    Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı.
    Annesi, her zaman ona "Genç insanların arasına karışmalısın" diyordu, ancak aynı zamanda yüreginde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu. Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü; "Hiçbir sey yapılamaz mı?" diye sordu. Doktor "Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir" dedi.
    Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı.
    İki yıl geçti birgün babası "Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır" dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçmisti, birgün babasına gidip sordu: "Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadiım...
    Birşey yapabilecegimi de sanmıyorum" dedi Babası, "fakat anlaşma kesin, şu anda ögrenemezsin, henüz degil...
    "Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak birgün açıga çıkma zamanı geldi...
    Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavasça annesinin başına elini uzantti; Kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye dogru itti; annesinin kulakları yoktu. "Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadıgı için çok mutlu oldu" diye fısıldadı babası".. ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?" Gerçek güzellik fiziksel görünüse baglı degildir, ancak kalptedir! Gerçek mutluluk, gördügün şeyde degil, asıl görünmeyen yerdedir... Gerçek sevgi, yapıldıgı bilinen şeyde degil, yapıldıgı halde bilinmeyen şeydedir!"

  9. #9
    Kayıt Tarihi
    12-11-2003
    Mesajlar
    54
    teşekkürler zeratul

  10. #10
    Kayıt Tarihi
    11-10-2003
    Mesajlar
    524
    Bu çeşit öyküler/olaylar benim aklıma O. Henry'nin öykülerini getiriyor.
    Zeratul'a teşekkürler bizimle paylaşımda bulunduğu için..


 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Sicilya Katliamı
    Dünya Kültürü ve Tarihi bölümünde SANATTARİHÇİ tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 22.04.08, 16:07
  2. İlginç Olaylar (Gülün)
    Geyik - Komik Yazılar ve Fıkralar bölümünde didedar tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 20.01.07, 13:35
  3. Heavy Metal Efsaneleri ve İlginç Olaylar
    Müzik Dünyası bölümünde <MaximuS> tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 09.05.06, 21:10
  4. İlginç Yaşanmış Olaylar
    Geyik - Komik Yazılar ve Fıkralar bölümünde didedar tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 26.04.06, 11:46
  5. İlginç Bir Hayat Felsefesi...
    Kariyer-Meslekler-Kişisel Gelişim bölümünde CarLe0ne tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 31.01.05, 16:00