• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Denemeler/Michel de Montaigne...

    Denemeler/Michel de Montaigne...

    Bu kitapta sizleri, tadına doyamayacağınız bir hoşsohbet bekliyor. Montaigne'in su gibi akan satırlarında 'yaşamak ve çalışmak, ruh ve beden, dostluk, ün, mutluluk, hüzün, korku, gülmek ve ağlamak, cinsellik, kendine acındırmak, yaşamak sanatı, bilgi ve inanç' gibi son derece önemli günlük yaşam konularına dalacaksınız. Montaigne sizi yaşarken düşünmeye, düşünürken yaşamaya, düşüncelerinizi aşmaya zorlayacak. Kendi ömrüne uyguladığı 'Kendini tanı' düsturuna, sizler de hak verecek, bazı satırlarda kendinizi görecesiniz.

    Yazarların çoğunda, yazan adamı görüyorum, Montaigne'de ise düşünen adamı.

    -Montesquie-

    Denemeler'de görüğüm her şeyi Montaigne'de değil kendimde buluyorum.

    -Pascal-

    Montaigne, insanların ve herşeyin yüzünden maskeyi kaldırmalı, diyor. Maskesini atmak için kendini anlatıyor.

    -Andre Gide-

    (Arka Kapak)

    Çev: Sabahattin Eyüboğlu

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    ÖNSÖZ 1

    Montaigne ülkemizde pek tanınmış olmamakla birlikte bu çevirileri
    uzun bir önsözle vermeye cesaret edemedim, bunu gerekli görmedim.
    Çünkü Montaigne eserini zaten kendisini tanıtmak için yazmış.
    Onunla okuyucu arasına girecek olan herkes boş sözler söylemek
    tehlikesine düşer. Üstelik de Montaigne'in Türk okurlarına hiç de
    yabancı gelmeyeceğini sanıyorum: Çünkü yeni Avrupa'nın ana
    kaynaklarından biri olan bu büyük düşünce kaynağının bize
    Avrupa'dan gelen her kitapta biraz payı vardır. Yeni düşünce, insan
    bilincinin insanı ve doğayı serbestçe tanımak çabası ise, Montaigne bu
    çabanın ilk büyük hamlesidir. Bugün bizim de kavuştuğumuz serbest
    düşünceye o, dört yüzyıl önce ve bizim uyanış devremize birçok
    bakımlardan benzeyen coşkun bir dönemde kavuşmuştur. Bugünkü
    Türkçe gibi değişen kıvrak ve başıboş bir dille; şimdi anlamları çok
    değişmiş taze Fransızca sözcüklerle, halk deyimleriyle yazılmış olan
    Denemeler, çeviriye en az elverişli kitaplardan biridir. Bu çevirileri
    iddialı birer örnek olarak değil, birer deneme olarak veriyorum.
    Parçaların seçilmesi de daha çok gelişigüzeldir. Montaigne'den
    yapılacak her seçme, ister istemez, keyfi ve eksik olacaktır. Bunlar,
    Denemeler'in ötesinden berisinden koparılmış düşüncelerdir.
    Montaigne'in bahçesinden her geçişte insan çok değişik demetler
    yapabilir. (1940)

    ÖNSÖZ 2

    Tercüme Dergisi'nde başlanmış olan bu çevirilere, 1940'ta yazmış
    olduğum bu kısa önsözü uzatmak niyetinde değildim. Fakat
    Montaigne üstüne okuduğum bir yazı üzerine okurlara bir iki söz daha
    söylemek hevesine düştüm. &#171a Nouvelle Revue Critique»te Henri
    Gillemin, Montaigne'in Denemeler'de kendini tanıtmak gibi olanaksız,
    gereksiz bir işe giriştiğini, böyle yapmakla da işten kaçmış, kusurlarını
    düzeltecek yerde itiraf etmiş olduğunu söylüyor. Denemeler onyedinci
    yüzyıldan beri buna benzer hücumlara uğrar. Fransa'nın başına
    gelen felaketlerin nedenini Montaigne ve benzeri yazarlarda bulanlar
    bile olur. Montaigne insanda iman bırakmazmış, okuyanı sistemli bir
    düşünceye gitmekten alıkoyarmış, hayattan uzaklaşıp, tembelliğe,
    uyuşukluğa götürürmüş.

    Gerçekten Montaigne kent hayatından kaçmış, Denemeler'i keyfi için
    yazmış, onu okuyanların imanını sarsmıştır; fakat bunu öyle bir
    zamanda yapmıştır ki, insanın oturup serbestçe düşünmesi işlerin en
    gücü, kendi keyfi için yazı yazmak, gerçeği bulup göstermenin belki
    tek yolu; insanların ruhlarındaki iman da yıkılması, değişmesi gereken
    cinsten bir imandı. Montaigne hep kendini anlatıyordu; ama kendini
    anlatırken insan düşüncesini yeni bir yola sokuyor, köhne inanışları,
    doğaya, akla aykırı alışkanlıkları, safsataları baltalıyor, dünya
    sevgisine, bilimsel düşünüşe, gerçekçi edebiyata yol açıyordu. Bir
    insanda bütün insanlığın sorunları bulunduğuna inandığı için kendini
    anlatırken, yalnız kendini düşünmüş olmuyordu. Kendini değil de
    başkalarını anlatmış olsaydı, Denemeler'de yine aynı düşünceler
    aynı duygular olacaktı. Onun zamanında kendini, insanlığı ve doğayı
    keşfe çıkmak, cüret, iman ve çaba isteyen bir işti. Fransa böyle bir
    girişimden zarar görmüştü demek, tutucu, dindar, bir Fransa daha
    mutlu olacaktı, demeye varır. Doğrusu böyle bir Fransa ve böyle bir
    dünya isteyenlere Montaigne'i beğendirmek güçtür.

    Gerçi Montaigne'de türlü türlü düşünceleri, ileri geri bütün siyasi
    inançları destekleyen, ya da öyle görünen düşünceler bulunabilir.
    Onda bir taraflı, sistemli sürekli bir görüş olmadığı için bugün çeşitli
    yollara ayrılmış olan insan düşüncesi onu istediği yana çekebilir; ama
    hiçbir zaman çekilemeyeceği taraflar vardır: Bunlardan biri doğa ötesi,
    biri de bağnazlıktır. Denemeler'i okuyan şu iki dersi almamazlık
    edemez: Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir
    doğanın kölesi olma. Aldanmıyorsam Batı kültürünün Montaigne'den
    bugüne kadar ki gelişmesi genel olarak bu iki derse sadık kalmıştır.
    Ancak aşırı ideolojiler az çok bağnazlığa muhtaç oldukları için
    Montaigne pek işlerine gelmez. Tek taraflılığı küçümseyen bu adamın,
    halkta kendi doktrinlerine karşı kuşku uyandırmasından çekinirler.
    Oysa Montaigne'den ders almamış, yani doğa ötesinden ve taassuptan
    kurtulamamış bir düşünce körükörüne bir partiye ancak kul olarak
    hizmet edebilir, yaratıcı, geliştirici güç olarak değil. Montaigne'in işi,
    diğer hümanistler gibi yeni düşüncenin ana yolunu açmak oldu; üst
    tarafını başkaları düşünecekti; düşündüler, daha da düşünecekler.
    Şurası kesin ki Montaigne her zaman düşüncemizin çemberlerini
    kırmaya, kendi kendimizi eleştirip aşmaya yardım edecek.

    Gerçi Denemeler'de yeniliğe, yıkıcılığa, devrime karşı sözler vardır.
    Montaigne toplumun düzenini birdenbire değiştirmenin ortalığı
    tümüyle karıştıracağına inanır; fakat korktuğu şey yenilik değil,
    kargaşalıktır. Bir de eski değerlerin büsbütün ortadan kalkmasına razı
    değildir. İnsanlığın vardığı olumlu sonuçların yeni hayata mal
    edilmesini ister. Krallığa ve kiliseye gösterdiği saygıya gelince, bu
    saygı içten de olsa her iki kurumun temellerini yıkmakta
    Denemeler'den daha iyi bir silah icat edilmemişti. Bütün sorun
    kralların ve papaların herkes gibi bir insan olduklarını, herkes gibi iyi
    ya da kötü olabileceklerini, insan aklının onları sorguya çekebileceğini
    insanlara anlatmaktı; üst tarafı kolaydı.

    Montaigne'in içtenliği üstüne çok şey söylenebilir.
    Alçakgönüllülüğünün sahte, itiraflarının yapmacık olduğundan
    sözedilebilir: Ama hangi yazar ondan daha içten olabilmiştir? Aslında
    içtenliğin ne demek olduğu da pek belli değildir. İnsan ne yaparsa
    yapsın kendini tam olduğu gibi anlatamaz. O kadarını kendi de
    bilmez. Montaigne bu konuda öncü olmak, elinden geleni yapmak ve
    herkesi olabileceği kadar içten olmaya çağırmakla görevini yapmıştır.
    Kendilerini anlatanlar arasında ondan daha ileri gitmiş yazar da hala
    pek yoktur.

    Denemeler'i tam olarak çevirebileceğimi sanmıyorum.
    Bunu daha sabırlı ve daha yetkili bir çevirici er geç yapacaktır. Ben
    sadece derlemeler yapmak ve bundan sonra bir cilt daha vermek
    niyetindeyim. Latince sözleri Fransızca çevirilerinden çevirdim ve
    asıllarını merak eden olur diye metinden ayırmadım. Önsözlerden
    sonra Montaigne'in hayatına ait bilgiler bulacaksınız.

    Değişik tarihlerde yapılmış olan bu çevirilerdeki dil, deyim
    tutmazlıklarını okurların hoş görmesini dilerim. (1950)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •