• Reklam

Anket: Değerlendirme...

+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Kehanetin Oyuncağı (David Eddings) Özeti, Konusu, Karakterleri, Yorumları

    Kehanetin Oyuncağı/David Eddings...



    [COLOR="Blue"]Yayınevi :[/COLOR] Metis Yayıncılık

    BAsım Yılı : 1999

    Sayfa Sayısı : 249



    'Bir gün, Tanrı Aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar evirip çevirdi. İnsanların Aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı.'

    Aldur'un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taş'ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için çalışan iki kişi, Aldur'u müridi Büyücü Belgarath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak'ın Aldur Taşı'nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir.

    Kehanetin Oyuncağı'nda, küçük bir çiftlikte büyüyen Garion'un, Pol Teyzesi, ihtiyar masalcı 'Bay Kurt', Çerek savaşçısı Barak ve casus, hırsız ve akrobat İpek ile birlikte, Torak'ın müridi Zedar tarafından çalınan Taş'ın peşine düşmesinin hikayesi anlatılır. Garion bu arayış boyunca, dünyanın sandığı gibi düzenli, mantık kurallarına göre işleyen bir yer olmadığını, büyünün gücünü ve en yakınındaki insanların bile aslında onun sandığı kişiler olmadıklarını öğrenecektir.

    (Arka Kapak)

    Çev : Bülent Somay
    Bu mesaj en son " 11.08.06 " tarihinde saat 19:53 itibariyle Ebruli tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    Birinci Bölüm...

    GARION'UN ilk hatırladığı şey, Faldor'un çiftliğinin mutfağıydı. Hayatının geri kalan kısmında mutfaklara hep özel, sıcak bir ilgi duymuştur; mutfaklara ve bir araya geldiklerinde sevgi, yiyecek, huzur, güvenlik ve hepsinden önemlisi, ev denen şey hakkında curcunah bir ciddiyet hissi yaratan ses ve kokulara. Hayatta ne kadar yükselirse yükselsin, bütün anılarının o mutfakta başladığını hiç unutmadı.
    Faldor'un çiftliğindeki mutfak, fırınlar, kazanlar ve kemerli, mağara gibi ocakların üzerinde dönüp duran dev şişlerle dolu, büyük, alçak kirişli bir odaydı. Uzun, ağır masaların üzerinde ekmekler yoğurulur, tavuklar yolunur, havuçlar ve kerevizler uzun, kıvnk bıçakların seri, salınan darbeleriyle doğranırdı. Garion çok küçükken o masaların altında oynardı; çok kısa zamanda parmaklarını masaların etrafında çalışan mutfak görevlilerinin ayaklan altına sokmaması gerektiğini öğrenmişti. Bazı akşamüstleri yorulduğunda bir köşeye uzanır, yüzlerce tencereden ve beyaz badanalı duvarlardaki çivilere asılı bıçaklardan, uzun saplı kaşıklardan yansıyan parlak ateşlerden birini seyre dalar, huşu içinde, eksiksiz bir huzur ve çevresindeki dünyayla uyum hissiyle uyuyakalırdı.
    Mutfağın ve mutfakta olup biten her şeyin merkezi Pol Teyzeydi. Nasıl beceriyorsa, aynı anda her yerde birden olmayı başarırdı. Fırın tepsisindeki kazı yağlayan, kabaran bir somuna şeklini veren ya da fırından yeni çıkmış bir jambonu süsleyen son dokunuş hep onun elinden çıkardı. Mutfakta çalışan bir sürü insan olmasına rağmen, ekmek olsun, haşlama olsun, çorba olsun, fırınlanmış et olsun, sebze olsun, hiçbir şey Pol Teyzenin eli en az bir kere değmeden mutfağı terk etmezdi. Her yemeğin tam nasıl olması gerektiğini kokusundan, tadından ya da daha yüksek bir içgörüyle anlar ve bir tutam, bir nebze katarak, toprak baharat kaplarını şöyle bir silkeleyerek kıvamını tuttururdu. Sanki bir tür büyü vardı onda; sıradan insanların ötesinde bir bilgi ve güç. Ama en meşgul olduğu zamanlarda bile, Garion'un nerede olduğunu tamı tamına bilirdi. Tam bir kek kabartırken, özel bir pastayı süslerken ya da doldurulmuş tavuğu kapatırken, hiç o tarafa bakmadan ayağını uzatıp Garion'u ayak altından güvenli bir yere çekiverirdi.
    Garion biraz büyüdüğünde bunu bir oyun haline getirdi. Pol Teyzenin kendisini fark edemeyecek kadar meşgul olduğu bir anı kollar, sonra gülerek, küçük, güçlü bacaklarıyla kapıya doğru koşmaya başlardı. Ama Pol Teyze onu her seferinde yakalardı. Garion da gülerek boynuna sarılıp onu öper, sonra da bir köşeye çekilip yeniden kaçmak için fırsat kollardı.
    O yıllarda Pol Teyzesinin dünyadaki en önemli ve en güzel kadın olduğuna inanmıştı. Bir kere çevresindeki bütün kadınlardan daha uzun boyluydu, neredeyse bir erkek kadar, ayrıca yüzü de hep ciddiydi, neredeyse asık yüzlü denecek kadar; Garion'la birlikte olduğu zamanlar hariç tabii. Saçları uzun ve çok koyu renkliydi, neredeyse siyah; alnının sol tarafındaki kar beyazı bir perçem hariç. Gece, onu mutfağın üzerindeki odalarında, kendisininkinin hemen yanındaki yatağına yatırıp sıkıca örttüğünde, uzanıp o perçeme dokunurdu, Pol Teyze de gülümseyip yumuşacık eliyle yüzünü okşardı. O zaman Pol Teyzenin orada, ona mukayyet olduğunu bilmenin huzuruyla uykuya dalardı.
    Faldor'un çiftliği, batısında Rüzgârlar Denizi, doğusunda ise Çerek Körfezi bulunan sisli bir krallık olan Sendarya'nın neredeyse tam ortasındaydı. O mekânın ve zamanın tüm çiftlik evleri gibi, Faldor'un çiftliği de bir-iki evden değil, sağlam bir kapısı olan merkezi bir alanın çevresine toplanmış kulübeler, ahırlar, kümesler ve güvercinliklerden oluşan sağlam bir binalar kümesiydi. Binaların ikinci katlan boyunca, duvarların ötesindeki topraklan eken ve süren işçilerin yaşadığı irili ufaklı odalar diziliydi. Faldor'un kendi dairesi, işçilerinin günde üç kez, hasat zamanlan ise bazen dört kez toplanıp Pol Teyzenin mutfağının ihsanlanyla şölen yaptıklan merkezi yemek salonunun üzerindeki kare şeklindeki kuledeydi.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    10-08-2006
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    ebruli om nize bakar mısınız acaba??bana kitabin pdf turunde kopyası lazım

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •