Part 1_
- Merhaba, neler yapıyorsun görüşmeyeli?
- Hiiç senden önceki hayatıma geri dönmeye çalışıyorum.
- Başarabildin mi?
- Kolay olmuyor, hep bir şeyler eksik ya da fazla oluyor, parçalar tam yerine oturmuyor
- Öyleyse bunu neden istiyorsun?
- Evet bir şeyler eksik kalıyor ama onurumun ve huzurumun tam kaldığını hissediyorum. Ayrıca güzel yanları da yok değil.
- Ne gibi mesela
- Örneğin her ar kaybedecekmiş tedirginliği yok üstümde. Sevgilimin benden ne zaman nasıl bir bahane ile ayrılmak isteyeceğini düşünmüyorum. Hiç kimse iki ayda bir karşıma “böylesi daha iyi olacak” cümleleriyle gelmiyor, dünyanın en güzel sevgilerinden birini beslerken, sevgi dilencisi gibi beklemiyorum kimsenin kapısında.
- Ama dünyanın en güzel sevgisini de besleyemiyorsun
- Hakkettiği kişiyi bulmayınca dünyanın en güzel sevgisi de beyhude kalıyor.
- Kim bilir belki zaman karar verir sevgiyi kimin hakettiğine
- Öyleyse benim senden hakkettiğim sevginin miktarına da zaman mahkemesi karar verecek. Ama geç gelen adaletten daha kötü ve yararsızdır geç gelen sevgi.
- Benim içimde sana karşı hala bir sevgi var
- Biliyor musun ilk defa senden beni sevmemeni istiyorum. “bir zamanlar beni daha çok sevmesi için, o kalabalık kalbinde daha güzel bir yere koyması için” bütün dualarımı adadığım kızdan, beni sevmemesini istiyorum. İçimde sana karşı, sana rağmen koruduğum büyük aşka dokunmaman için beni sevmemeni istiyorum
- Demek ki içinde bana karşı hala büyük bir aşk var
- Evet ama burada seni hakkın yok. Ben onu savaş alanındaki cesetlerimin arasından topladım. Her defasında kırdığın kalbimin kan izleri var onun üstünde. Şimdi senin iki aylık dinlenme sürende yastığın yapmana, dökülen gözyaşlarına kağıt mendil yapmana izin vermeyeceğim.
- Bana bu kadar kızgın olduğunu bilmiyordum
- Kızgın değilim kırgınım. Sen beni kırdıktan sonra, ben senin aşkını hala kalbimde tutabilmek için beynimle, duygularımla savaştım ve onları yenerek sakladım seni içimde. Kızgın olan onlar...
- Beni böylesine sevdiğini de bilmiyordum
- Yalan söylüyorsun, biliyordun. Daha doğrusu iki aylık ayrılıklarından sonra bana gelirken çok iyi biliyordun, kalabalık kalbinde biraz dolaşmak isteyip gitmek isterken, bilmiyordun. Okeye dördüncü yapar gibi kalbine üçüncü dördünce yaptın beni, oysa ben seni hayatındaki bütün erkeklerin toplamından daha fazla seviyordum. Bir randevu evi gibi kullandım kalbimi, kaç sevgi kaç zaman dayanırdı ki buna?
- Haksızlık ediyorsun, o kadar kötü değildim
- Keşke o kadar kötü olsaydın da ben bunu o zaman farketseydim. Ardımda hatırlamak istemediğim iki yıl bırakmasaydım.
- Bilseydim hiç girmezdim hayatına
- Biliyordun, bunun acı verdiğini sana çok kez söylemiştim. Bilgiden acı duyduğumu da, bilmekten rahatsız olduğumu da biliyordun. Ve bunların hepsini bilerek bana hayat dolu unutamayacağım, hatırladıkça kalbimin acıyacağı bilgiler verdin bana. Sonra da bilmiyordum diyorsun. Hiçbir acıya değil de sana olan aşkımı böyle çocukça şeylere harcadığına üzülüyorum. O aşkla dünyayı değiştirebilirdin, dünyamı mahvettin.
- Pardon...
- Faydasız artık, benim için en büyük özürün bir daha gelmemen olacak
- Gitmemi istiyorsan, peki. Ama seni sevmiştim.
- Sen, beni belki, bazen, biraz sevmiştin ama ben seni hala deli gibi seviyorum çünkü “seni sevmemi seviyorum”. Zaten sen de “benim seni sevmemi sevmemiş miydin?”
Part 2_
- Merhaba
-.......
- Yazdıklarını okuyorum da beni hiç affetmeyecekmişsin gibi yazıyorsun
- Sence affedecek miyim?
- Zaman her şeyi aklar, hiçbir suç hiçbir ihanet kalmaz zamanın değirmeninden beyazlaşmadan çıkmayan. Hele bu kirli dünyamızda bu kadar pisliğin içinde zaman daha da çabuk aklar. “En fazla birkaç ay sürer yirmi birinci asırda ihanetin acısı”
- Zaman belki aklar ama sence ben aklar mıyım?
- Aklıyorsun zaten. Yazdığın her kelime ile her satır ile beni biraz daha normalleştiriyorsun. İçindeki öfkeyi eritiyorsun satırlarınla. Senin için biraz daha sıradan oluyorum, ne kadar kötü şeyler yazarsan yaz, öfken büyümüyor daha da azalıyor. Benimle ilgili düşündükçe, beni yazdıkça suçumu unutuyorsun, bir roman karakteri oluyorum senin için. Gerçekliğimi kaybediyorsun, öfkeni dizginliyorsun. Sen bana demez miydin “beyaz meleğim” diye, her yazında biraz daha beyazlıyor biraz daha melek oluyorum. Önceleri bana yazdığın güzel yazıları okurken seviniyor mutlu oluyordum, şimdi bana yazdığın öfke dolu yazıları okurken mutlu oluyorum, senin için normalleşmek rahatlatıyor beni.
- Zamana mı güveniyorsun, sana olan sevgime mi?
- İkisini de. Zaman aklayacak beni, sevgin yeniden var edecek içindeki beni.
- Ne kadar iyimsersin.
- Hiçbir acı ve hiçbir suçun cezası sonsuza kadar sürmez.
- Benim ne kadar güvenilmez bir insan olduğumu hiç hesaba katmıyorsun, oysa bunu daha önce tecrübe etmiştin.
- Doğru. Nasıl bu kadar güvenilmez bir insan olabiliyor ve bunu da nasıl bu kadar kolay dile getirebiliyorsun anlayamıyorum. Belki biraz güvenebilseydim sana her şey başka türlü olurdu.
- Ne yani güvensizliğimi, bu tuhaf ilişkinin gerekçesi olarak mı sunuyorsun. Eğer güvenseydin bana, sıkılırdın, bunalırdın. Güven veren insanlar sıkıcıdır, doğru, heyecansızdır. Güvensizlik heyecan verir, ne yapacağımı bilmemen beni çekici kılar. Ve bunun için güvenilmez insanlar daha çok sevilir, saçma sapan olmak cezbeder seni... Keşke daha güvenilmez bir insan olsaydım.
- Ne olurdu ki yani daha güvenilmez biri olsaydın?
- Beni daha çok severdin. İnsanlar hep yanlışı sever, yanlışı seçer. Olması gerekene değil, hayatlarının en büyük hatalarına gönül verir. Kötülük çekicidir. Demek ki senin için yeterince kötü ve yanlış tercih olamadım.
- Ama iyiler de hep uzun vadede kazanır
- Kim bilir belki de bu iyilerin uydurduğu ve sadece iyilerin inandığı bir tesellidir. Uzun vadeli olduğu için de ispatı zordur.
Part 3_
- Gelecek zamandan yaşanmamış diyaloglar dizisi için yazdıklarımı cevapsız bıraktın. Ne oldu kelimelerini mi unuttun?
- Unuttum yüzünü....
- İnsan sevdiklerinin yüzünü unuturmuş...
- Bana bıraktığın bu ahlaksız aşka dair her şey ile beraber unuttum yüzünü.
- Beni unuttuğunu söylemen bile beni ne kadar çok hatırladığının ispatıdır.
- Evet ama seni hatırlamam seni sevdiğimin ispatı değildir. Sürekli aklımda olman, her olayda aklıma gelmen değil as olan, sürekli kalbimde olman, her olayda kalbime gelmen önemli.
- Aklın ile kalbinin arasında çok mesafe olduğunu zannetmiyorum.
- Unutulmuş bir yüzle, ahlaksız bir aşkı kendine fon edinerek bu mesafeyi aşmaya kalkmanı hiç tavsiye etmem.
- Ne kadar kolay kullanıyorsun kelimeleri, ne kadar kolay anlamlar yüklüyorsun. Yaşanılanın, benim içimdeki anlamlarını bilmeden, benim senin için vazgeçtiklerimi hiç düşünmeden, kendi kendine “Ahlaksız bir aşk” diyorsun geride kalana... Ben “aşkı” alıyorum kendi payıma, “Ahlaksız” kısmı senin olsun... Rahat bırak aşkımızı, geride kalmış olsa bile.
- “Su her şeyi temizler mi, kar her pisliğin üstünü örter mi, zaman her suçu aklar mı, Ganj nehrinde yıkanırsam, ruhum da temizlenir mi?” Ben bu soruları kendime sorarken, neden anlatmıyordun, bu aşkın senin içindeki güzel anlamlarını? Yine en kolayını yapıyorsun. “Uzaktaki büyük suçun, yakındaki küçük ortağı” bile olmak istemiyorsun.
- Bu aşkın erdemli adamı rolüne bürünüp, karşımda böbürlenmeye kalkışman da senin için en kolayı değil mi?
- İstediğin oyunu, koyduğun kurallarına göre oynamak istemediğimde ne kadar da çabuk hırçınlaşıyorsun. Ben bir figürandım senin hayatında. Gelmeyen oyuncuların yerine dublör olarak kullandığın, vazgeçemediğin bir figürandım. Bunu ben bile kabul ettim bugün, sen neden kabul etmek istemiyorsun ki?
- Beni anlamak yerine karalayıcı aşk senaryoları üretip kendini rahatlamaya çalışıyorsun. Beni beyaz meleklikten, prenseslikten çıkarıp, yalancı, aşağılık onursuz - bir aşık yapabilirsin, önemi yok artık, ama aşkımıza ahlaksız dediğin sürece karşında hırçınlaşmış bir ben bulacaksın.
- Sana yalancı , sana aşağılık, sana onursuz diyemem. Bu aşk boyunca sana yüklediğim her anlam, kendime yüklediğim anlamdır aynı zamanda. Ama hiçbir şekilde bugün bile kalbimin kaldırmadığı o anlar, hala içimi bir böcek gibi kemirirken, bana yaşattığın güzel birkaç zaman için sana minnettar olmamı bekleme. O kadar da kanaatkar değilim.
- İstediğim sadece, beni yeniden sevmeyeceksen bile beni güzel hatırlaman...
- Bunu başarmam için çok geç kalmış durumdayız. Yapabildiğim tek şey sana dair her şeyi güzel unutmak.
- Ve buna yüzümü unutarak başlıyorsun değil mi?
- Evet unuttum yüzünü...
- İşte - yıllardır bu aşkta yaptığımız gibi- yine başa döndük, insan sevdiklerinin yüzünü unuturmuş....
- Yuttum bu sözünü....
Part 4_
-Ne kadar güçsüzsün ve ne kadar korkak. Ne sevmeye cesaretin var, ne de ayrılığı göze alabiliyorsun...
-Doğru, benden daha güçlüsün, çünkü bu oyunun bir yerlerinde suçlu olduğunu biliyorsun. Suçlular güçlü olur ve suç işlemek güç ister.
-Sen bu hayatın suçsuz yere ceza çeken mahkumu musun... Ne kadar çabuk aklıyor ve ne kadar kolay suç-güç dengesi kuruyorsun...Sonra da sessizliği seçiyorsun.
-Suçsuzluğun sessizliği bu. Gürültüye ihtiyacım yok, üstünü kapatacağım bir suçum olmadığı için.
-Nankörlüğü erdemli bir duygu mu zannediyorsun. İyi günlerimizin de olduğunu unutarak nereye varacaksın ki?
-Dünyanın en kötü filminin bile iyi bir beş dakikası vardır. Ama bu filmin iyi olduğu anlamına gelmez....Biliyor musun çok sıkıldım, bu paramparça aşklarımdan . Neden benim de iyi bir aşkım ve iyi bir hayatım olmuyor?
-Aşk, iyi bir hayatın kaynağı değil sonucudur. Önce iyi bir hayat kurarsın kendine sonra iyi bir aşkın olur. Yanlış bir hayatta doğru bir aşk yaşayamazsın. İyi bir hayatın iyi bir aşktan kaynaklanacağına inandığın sürece, kendine yalanlar söylemeye devam edeceksin.
-Yalan dediğin nedir ki zaten, gerçeğin bir şeyler eklenmiş hali değil midir?
- Bugün tekrar konuşabiliyor olmamız, birbirimizi hala sevdiğimizi düşünüyor olmamız da mı yalan ?
- Aşıklar katiller gibidir. Biz de cinayet işlediğimiz yere geri dönüyoruz işte.
-Yaşanan bunca şeyden, söylenen bunca sözden sonra sen anlayabiliyor musun bu ilişkiyi?
-Bir kelebeğin, dokunduğunda, kanatlarını yakarak öleceğini bile bile, neden lambanın etrafında dakikalarca döndüğünü ve sonra kendisini yakarak neden öldürdüğünü anlatabilirsem, bu ilişkiyi de anlatabilirim.
-Bazen düşünüyorum da birbirimizde ısrar ederek, birbirimizin kısmetini kapatıyoruz.
-Bence hiç düşünme, sen benim, ben de senin kısmetinim.
Cihan Yavuz


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla