• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    beegee adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-10-2005
    Mesajlar
    348
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma Antep Savunması ve Şahin Bey

    Aşağıdaki okuyacağınız yazı Recep Şükrü Apuhan'ın Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na SON KAHRAMANLAR adlı eserinden alınmıştır.

    ANTEP SAVUNMASI VE ŞAHİN BEY


    Kıyarız Canınıza

    Antep’i 15 Ocak 1919’da işgal eden İngilizler 29 Ekim 1919’ dan itibaren şehri Fransızlar’ a terk etti. Antep direnecektir. Antep bu toprakların düşmana mezar olacağını bir defa daha tarihe kazıyacaktır.
    Antepli Şahin Bey’in Fransız Garnizonu Komutanlığı’na yazdığı mektup, tarihimizin şeref belgeleri arasındadır:

    “Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde bir damla Türk kanı karışıktır. Her bucağında bir atanın mezarı vardır. Adı belli olmayan zamanlardan beri Türkler bu topraklarda yaşamaktadır. Türk bu topraklara bu topraklar da Türk’e ısındı, kaynadı.
    Sade siz değil, bütün dünya bir araya gelse bizi bu topraklardan ayıramaz.
    Sonra sen hiç ömründe “Türk esir yaşamaz” diye duymadın mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak ise bize ağustos sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir.
    Sizler canı kıymetli insanlarsınız.
    Çatmayın bize.
    Bir an evvel topraklarımızdan savuşup gidin. Yoksa kıyarız canınıza.

    21 Şubat 1920
    Antepli Şahin”


    Fransız askerlerinin içinde Fransız üniforması giymiş Ermeniler de vardı.
    Bir şehirle bir ülkenin savaşı 1 Nisan 1920’de başladı.

    Antep Silahla Yenilemez

    “Nisan ortasında korkunç haber geldi” diyordu İsmail Habib (Sevük) .
    “Norman kumandasında sekiz bin piyade, beş batarya top, tanklar,uçaklar, Fırat tarafından yaklaşıyordu. Norman şehri arkadan vuracaktı.
    Bir kesin uyarı Norman’dan: ‘ Şehri hemen teslim edin. Yoksa her şeyi yok edeceğim.’
    Şehir bombardıman altındaydı.”
    Antep bu ilk saldırıyı püskürttü.Fransızlar doğudaki tepelere doğru kaçıyordu. Sonra siper savaşı başladı.
    “Bütün gün toplar siperlerin altını üstüne getiriyor, biz de bütün gece siperleri yeniden yapıyoruz. Akşama kadar ölen sabaha kadar dirilmiştir.”
    Ağustos başlarında Yarbay Anderya kumandasında gelen tümen daha da korkunçtur. 45 top, obüsler, sekiz uçak, sekiz tank…
    Antep teslim olmaz. “obüsler şehri zelzeleye tutar…”
    Savaşın ağırlığı Çınarlı Camii’nin olduğu bölgededir. Antepliler oraya “Arıburnu” adını verirler.

    Arıburnu… Çanakkala’de Avustralyalı ve Yeni Zelandalı askerlerin çıktığı, çıktıkları gün perişan edildikleri bölge…

    5 Ekim 1920’de Fransızlar burayı saatlerce bombaladı.

    “Burada kimse sağ kalmamıştır… Seçme Fransızlar avluya kadar girdiler. Ama o ne? Yıkıntılar arasından zahirli bir yaylım ateşi. Düşman kaçıyor…”Tıpkı Çanakkale’deki gibi…
    14 Ekim’de Fransızlar yine saldırdı, yine kaçtı.
    Antep direniyor. Fransa utanç içinde.
    Kasım 1920’de General Goro geldi. 15 bin asker , 11 batarya top, bir uçak filosu, bir sürü tank Antep’e büyük bir hücum başlattı.
    Antep’in silahı neydi?

    “Bir müzeden yağma edilmiş kadar eski silahlar…”

    1921 Ocak sonlarında Fransa Antep’e yine saldırdı.

    “İlk üç tank siperlerimizi çiğniyor. Ama ikinci hattın önüne gelince tankların içindekiler kumandanlarına kadar vurulup düşüyor. Anladılar,Antep silahla yenilmez!”

    Şu Ramazan Topu İşe Yaramaz mı?

    Fransız kuşatması uzadıkça cephane sıkıntısı artıyor, fedailer şehir dışına çıkıp cephane buluyordu. Sonunda buna da imkan kalmadı. Öyleyse cephane yapmalıydı. Ama nasıl?
    “Büyük mağara içindeki sabunhane değişti. Ustalar toplandı. Güherçile ve kükürtten kara barut, tenekelerden fişek kapsülü, kurşun parçalarından top mermisi ve bomba yapıldı. Fişekler adi barutla, bombalar patlamayan düşman mermilerinin dinamitleriyle dolduruyor ve bombanın müsademe tıpaları tahtadan torna ediliyordu.Günde 7 bin fişek, 150 bomba yapılıyordu.”
    Şu hantal Ramazan topu acaba bir işe yaramaz mıydı?Yarardı elbet.
    “Hemen iki tekerlek uyduruldu. Namluya göre torna edilen bir ağacın içine dinamit fitili kondu.Ağacın ucuna da eski toplardan kalma komboz denen yuvarlak bir gülle yerleştirildi.
    Ateş! Gülle sahiden gitti!Karşıdaki düşman siperi karmakarışıktı. Ama gülleyle beraber tekerlek de kundak da gitmişti. Haydi yeniden gülle, kundak… Her güllede dağılan top yeniden kuruluyordu. O uzun cengin cehenneminde ruhlar gene neşesini kaybetmemiş olacak, ona “Kırk ikilik” adını verdik. Fransızlar şehri aldıktan sonra bu topu Paris’e gönderdiler.Almanların kırk ikiliklerine yenilmedikleri halde Türk’ün Ramazan topunu yenemediklerini göstermek için mi?

    Yenemediler. Silahımız yenilmedi. Erzakımız bitti. İş silaha kalsaydı şehri almak değil bir adım atamayacaklardı.”

    Zehirlene Zehirlene Alışırız… Yiyin

    Kuşatma boyunca Antep yalnız Fransa ile değil açlıkla da savaştı.
    Siperlerimizin gerisine atılan bir beygir ölüsünü kadınlar beş dakikada parçalayıp paylaşıvermişlerdi. “Aç midenin dehşeti” der İsmail Habib.
    “En son bir yığın acı zerdali çekirdeği var. Zehirlidir, yenmez dediler. Islatırız, belki zehri gider dendi,ıslatıldı. Yiyince bir çokları zehirlenip hastalanmıştı. Zehirlene zehirlene alışırız dendi, alışıldı. Eğer o çekirdekten daha olaydı,kuvvetlerimiz düşmanı yarıp çıkacak, şehri bırakmayacaktı. Antep düşmedi, Antep aç düştü.”
    Antepli “küçülmüş midelerin bir köşeciğinde son çekirdek lokmaları ile” 8 Şubat 1921’de düşmanın kuşatma hattını yarmak için saldırdı. Beş- altı bin şehit veren Antep 6 Şubat’ta TBMM kararı ile “Gazi” ilan edilmişti. Antep artık Gaziantep’ tir.
    15 bin kişilik Fransız ordusuna Ramazan topu ve zehirli zerdali çekirdeği ile karşı koyan Antep’in zaferi, General Goro’nun Fransa Hükümetine bildirdiği şu gerçekte seyredilmelidir:

    “Antep’in düşmesini görmek için on ay bekledik. Anadolu’da daha bin Antep var” (İsmail Habib Sevük_Yurttan Yazılar)

    Antep yalnız Fransızlara değil diğer işgalcilere de korku verdi.İşgalciler direniş ruhunun ateşiyle temas ettiklerinde bütün hesaplarının nasıl eriyeceğini gördü.
    Ya Şahin Bey?
    Onun asıl adı Mehmet Sait’ ti. Yemen’de savaşmış, yiğitliği dillere destan olmuş, er iken subay yapılmıştı.
    Şahin Bey savaştan döndüğü Antep’te de işgalcilere karşı direnişte ön saflarda yer aldı.
    Kilis-Antep yolunda Fransızların üç piyade taburu ile savaşa tutuştu.28 Mart 1920’de bu savaşta şehit oldu.

    Adına türküler yakıldı.
    Anadolu’da bin Antep, binlerce de Şahin Bey vardır...
    Bu mesaj en son " 13.02.06 " tarihinde saat 20:41 itibariyle beegee tarafından düzenlenmiştir...



    Bağımsızlık Karakterimdir!
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



    KAHRAMAN TÜRK KADINLARI



    Sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
    CAN DÜNDAR (HAYATA VE SİYASETE DAİR' den)

  2. #2
    beegee adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-10-2005
    Mesajlar
    348
    Karizma Gücü
    0
    ŞAHİN BEY



    İstiklâl Savaşı'nın büyük kahramanlarından Şahin Bey, 1877 yılında (bazı yerlerde 1890 olarak geçmekte) Gaziantep'de doğdu. Asıl adı Mehmed Said'dir. Öksüz büyüdü. Rüştiye (ortaokul) tahsilini yarıda bırakıp, dericilikte çalıştı. 1899'da Yemen'e er olarak giden Şahin Bey, Yemen cephesinde gösterdiği muvaffakiyet ve kahramanlık üzerine başçavuş oldu. 1911'de Trablusgarb harbine gönüllü olarak katıldı, Balkan savaşlarında Çatalca cephesinde savaştı.
    Galiçya'da 15. Kolorduda savaştı. 1917 Ekiminde Sina Cephesinde vazife aldı. Tehlikeli vazifelere gönüllü olarak koşan, vatanperverliği, ahlakı ile dikkatleri üzerinde toplayan Şahin Bey’in rütbesi teğmenliğe yükseltildi. 1918 yılında İngilizlerle Sina cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düştü. Mısır'daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar esir olarak kalan Şahin Bey, ateşkesten sonra serbest bırakıldı.
    13 Aralık 1919'da İstanbul'a geldi ve Harbiye Nezaretine müracaat ederek vazife istedi. Harbiye Nezareti tarafından Urfa'nın Birecik kazası Askerlik Şubesi Başkanlığı’na tayin edilen Şahin Bey, işgal altındaki Antep'in vaziyetini görerek Antep'te kalmaya karar verdi. Antep Heyet-i Merkeziye’sine müracaat ederek vazife istedi ve heyetin kendisine Kilis-Antep yolunu kontrol altında tutma vazifesini vermesi üzerine derhal çalışmaya başladı.
    Yıllardır evinden, ailesinden, çocuklarından ayrı kalan Şahin Bey, kendisine verilen vatan hizmetinin mesuliyetini omzuna aldıktan sonra derhal hizmet mahalline koştu. Yıllar sonra döndüğü evinde ise ailesi ve çocukları arasında ancak bir gün kalabildi. 1920 yılı Ocak ayı başlarında köyleri dolaşarak cihadın ehemmiyetini ve faziletini anlatan Şahin Bey, kısa zamanda 200 fedai topladı. Kilis-Antep yolu, Antep harbinin kilit noktasıdır. Ne yapılıp edilmeli Fransızların bu yoldan Antep'teki işgal birliklerine yardım ulaştırmalarına engel olunmalı idi. Şahin Bey kendisine haber gönderen Anteplilere şu cevabı verdi:

    "Müsterih olunuz. Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep'e giremez!"

    5 Kasım 1919'da İngilizlerden işgal hareketini devralan Fransızlar, bir türlü Anadolu’nun bu güzel beldesini işgale muvaffak olamamakta, şehir halkı, sınırlı imkânlarıyla karşı koymaktaydılar. Fransızlar bütün ümitlerini Kilis'ten gelecek takviye kuvvetlerine bağlamışlardı. Fakat, o yolu da Şahin Bey bir avuç serdengeçtisiyle tutmuştu. Şahin Bey ve fedaileri 3 Şubat'ta ve 18 Şubat 1920'de tam donanımlı Fransız birliklerini perişan etmişlerdi. Şahin Bey, zaferin ardından düşman kumandanına gönderdiği mektupta şöyle demekteydi:

    "Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde şühedâ kanı karışıktır... Din için, namus için, hürriyet için ölüme atılmak bize, Ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza."

    Sürüyle saldıran düşman kuvvetleri bir avuç yiğit karşısında perişan olmanın şaşkınlığına düşmüşlerdi. Bu şaşkınlık yerini öfkeye terketmiş ve Antep'e ulaşmak düşman kuvvetleri için bir prestij, meselesi olmuştu. Fransız kuvvetleri 25 Mart 1920'de Andorya kumandasında yola çıktı. 25 Mart günü sabahtan akşama kadar çatışma devam etmiş ve Şahin Bey düşmana ağır kayıplar verdirmişti.
    Şahin Bey gece gündüz uyumuyor, çatışma esnasında her tarafa yetişerek fedailerin manevî kuvvetlerini yükseltmeye çalışıyordu. 28 Mart sabahına kadar düşmana aman vermeyen Şahin Bey, durumun gittikçe kritik hal almasından sonra kendisine geri çekilmeyi tavsiye edenlere şöyle diyordu:

    "Düşman buradan geçerse ben Ayıntab'a ne yüzle dönerim, düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir."

    Çatışmanın 4.günü öğleye doğru Şahin Bey'in yanında 18 kişi kalmıştı. Onların da şehit olmalarından sonra tek başına kalan Şahin Bey, son kurşunu kalıncaya kadar düşman ateşine karşılık vermişti. Atacak kurşunu kalmayan Şahin Bey, tüfeğini yere çarparak kırmış ve üzerine hücum eden düşmanlara karşı yumruklarını sıkarak karşı durmuştu. Silahsız Şahin Bey'in yanına yaklaşamayan düşman askerleri uzaktan ateş ederek Şahin Bey'i şehit etmişler, ardından süngü darbeleriyle aziz nâşını parça parça etmişlerdi.
    28 Mart 1920'de şehit olan Şahin Bey'in ağzından dökülen son söz şu olmuştur:
    "Allah'ım vatanımı kurtar, alçak düşman! Gel sen de süngüle" Şahin Bey'in şehadet haberi şehre gelince yanık bağırlardan şu mısralar dökülmüştür:

    Şahin'i sorarsan otuz yaşında,
    Süngüyle delindi köprü başında.
    Çeteler toplanmış ağlar başında.
    Uyan şahin uyan gör neler oldu.
    Sevgili Ayıntab'a Fransız doldu.


    Şahin Bey, istiklal meşalesini tutuşturmuş, on binlerce Şahinler, tutuşturulan bu meşaleyi söndürmemek için var güçleriyle vuruşmaya koşmuşlardı. Şahin Bey'in 11 yaşındaki oğlu Hayri de gönüllü olarak savaşa katılmış ve bütün çatışmalarda yer almıştı.
    Şair o yıllarda Ayıntaplılara şöyle seslenmektedir:

    "Düşünme arkadaş, Allah büyüktür,
    Alamaz bir tek taş Allah büyüktür,
    Sen çalış ve uğraş Allah büyüktür.
    Sönmesin İslâmın parlak yıldızı..."


    NOT: İnternetten derlenmiştir.



    Bağımsızlık Karakterimdir!
    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



    KAHRAMAN TÜRK KADINLARI



    Sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.
    CAN DÜNDAR (HAYATA VE SİYASETE DAİR' den)

  3. #3
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Annem Kahramanmaraş'lıdır. Bu yüzden bölgenin mücadelesi ayrı bir anlam taşır benim için.

    Elinize sağlık, yine özgün ve emek isteyen bir paylaşım.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  4. #4
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlık beegee , unutmamak ve unutturmamak için çok güzel bir paylaşım teşekkürler...
    :9BURSA:9

    :6Eski Tayfa Birligi :6



    (¯`·._.·A.N.T.A.T.U·._.·´¯)


    BURSASPOR

    Allah'ın bile insanlar hakkındaki hükmünü, ömürleri sona erdikten sonra verdiğine inanırken... Biz kim oluyoruz da insanları birkaç kez görmek, iki-üç yazı okumak, birkaç dedikodu dinlemekle yargılama hakkına sahip olabiliyoruz!
    Dale Carnegie

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •