TÜPRAŞ ihalesine yönelik yürütmeyi durdurma kararı alan Danıştay, gerekçeli karar yazımını tamamladı. Gerekçenin temelini yatırım taahhüdü bulunmayışı oluşturdu.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun gerekçeli kararında, TÜPRAŞ’ın Batman Rafinerisi’ne yönelik istenen teminatın az bulunduğu hükmü yer alıyor. Kararda, yatırım şartının bulunmayışı da bir başka neden olarak gösteriliyor. Kararın bugün taraflara ulaştırılması bekleniyor. Kararda ayrıca ihale şartnamesinde kamu yararına uygunluk görülmediği ifade ediliyor.


Gerekçeli kararın Özelleştirme İdaresi’ne ulaşması, yürütmeyi durdurma için verilen 30 günlük süreyi de başlatacak. Bu süre sonuna kadar işlem yapılmazsa ne olacağı ise net değil. Çünkü devir gerçekleştiği için durdurulacak herhangi bir yürütme işlemi bulunmuyor.


Petrol -İş: Yargı kararı hemen uygulanmalı


Öte yandan Petrol İş Sendikası ise, Tüpraş'da yargı kararının derhal uygulanmasını istedi.


Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın yaptığı yazılı açıklamada, Kamuoyu tarafından da yakın bir şekilde takip edilen, TÜPRAŞ'ın yüzde 51 hissesinin blok olarak satılmasına dair özelleştirme işlemlerine karşı sendikamız tarafından açılan davalarda Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından 2 Şubat 2006 tarihinde verilen yürütmenin durdurulması kararlarının bugün Sendikaya tebliğ edildiğini söyledi.




Açıklamada şu bilgiler verildi: "Danıştay 13.Dairesi, 7.12.2005 tarihli kararları ile, yürütmenin durdurulması istemlerini reddetmiştir. Tarafımıza 15.12.2005 tarihinde tebliğ edilen bu kararlara karşı 15.12.2005 tarihinde itirazda bulunulması üzerine dosyalar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu önüne gitmiştir.


DİDDK, 2.2.2006 tarihli görüşme sonrasında verdiği kararlar ile, ihale şartnamesini ve bu şartnameye dayalı ihaleyi hukuka aykırı bularak, yürütmenin durdurulmasına hükmetmiştir. Bugün Sendikamız tarafından tebliğ alınan, Tüpraş İhale Şartnamesi'nin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2005/864 YD.İtiraz No'lu dosyasında


* 4046 sayılı Kanun'un özelleştirme uygulamalarında ekonomide verimlilik ve kamu giderlerinde azalma sağlamayı amaçladığı, bu doğrultuda tesis olunan işlemlerde kamu yararının dikkate alınacağı ve satışa esas alınacak şartların belirlenmesinde kamu yararının olup olmadığının idari yargı erkince değerlendirileceği,


* Tüpraş'ın blok satışına ilişkin 6.4.2005 tarihli ÖYK kararında, gerekli teknoloji transferi ve yatırımın kısıtlı kamu kaynakları kullanılmadan gerçekleştirilmesi amacı vurgulanıp bu konudaki davada ÖİB'nin özelleştirme sonrası özel yatırımcının yatırım yapmak zorunda kalacağı belirtilirken, ihale şartnamesinde sadece Batman rafinerisi ile ilgili taahhüt olmasının, esas yatırım ve üretimlere ilişkin belirleme olmamasının ve alıcıdan taahhüt alınmamasının, ayrıca denetim mekanizmalarının yer almamış olmasının, kamu yararı yönünden eksiklik olduğu,


* yine Şartnameye göre üç yıl sonunda Şirketin kontrol hissesinin el değiştirmesinin mümkün olmasının Şartnamede üretim ve yatırımın sürekliliğinin sağlanmasına yönelik yeterli taahhüt yer almamasının eksikliğini vurguladığı,


* ÖİB'nin özelleştirme sonunda üretimin devam edeceğine ilişkin savunmasının gerek Petrol Piyasası Kanunu gerekse de Enerji Piyasası Kanununda denetime ilişkin hükümler yer almaması karşısında gerekçe olamayacağı,


* tüm bu hususların özelleştirme sonrası süreçte şirketin mevcut kapasitesinin altında üretim yapması halinde ülkenin işlenmiş petrol ihtiyacının büyük bir kısmının üretim yoluyla değil ithalat yoluyla karşılanmasına yol açabileceği,


* belirtilerek ihale şartnamesinde 4046 sayılı yasanın amacına ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.


Danıştay İDDK, bu gerekçeyle ihale şartnamesinin yürütmesini durdurduktan sonra, ihale komisyonu kararı ile ilgili davada da, Şartname ile ilgili verilen yürütmenin durdurulması kararından sonra ihaleyi sonuçlandıran Komisyon kararının dayanaksız kalması nedeniyle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.


Bu gerekçelerden de anlaşılacağı üzere, Danıştay, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'nın Tüpraş özelleştirilmesi sürecinde ciddi hiçbir hazırlık yapmadığını, özellikle yatırım ve üretime ilişkin hiçbir veriye sahip olmadan ihaleyi gerçekleştirmek istediğini ortaya koymuştur.


22.9.2005 tarihli Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na ilişkin denetleme raporunda,


.. Özelleştirme uygulamalarında yararlarla sakıncaların dengelenebilmesi için özelleştirme hedeflerinin, önceliklerinin, stratejisinin, hukuki temelinin, piyasa ve rekabet kurallarının belirlenmesi sermaye piyasalarının ve düzenleyici kurumların oluşturulması büyük önem taşımaktadır.


... Özelleştirme'nin işsizlik, üretimin durması, sosyal devlet anlayışının zayıflaması, devlet tekellerinin özel tekele dönüşmesi gibi sakıncaları bulunduğu, genel olarak kabul edilmektedir.


Tespitleri yapıldıktan sonra, ÖİB'nin hatalı uygulamalarına ilişkin,

... ekonomiye katkı sağlanması, iş olanağının arttırılması, teknolojik yenilik ve yatırım yapılması gibi gerekçeler, devir sözleşmelerinde güvence altına alınmamıştır... denilmiştir. Bu durumun en somut örneği Tüpraş'ın %51 payının blok olarak satılmasına dair süreç olmuştur.


Blok satışa ilişkin 6.4.2005 tarih ve 2005/37 sayılı ÖYK kararında, .. gerekli teknoloji transferi ve yatırımı KISITLI KAMU KAYNAKLARI KULLANILMAKSIZIN gerçekleştirmek için, tecrübeli ve güçlü bir çekirdek

yatırımcı .. arandığı belirtilirken, ihale şartnamesinde YATIRIM, ÜRETİM ve İSTİHDAMA ilişkin neredeyse hiçbir şart yoktur. ÖYK kararında gerekçe olarak sunulan YATIRIM İHTİYACININ ÖİB tarafından hiçbir somut veri ile desteklenmeksizin Şartname dışı bırakılması, işlemdeki hukuka aykırılığın temelidir.


Kararın tebliği ile birlikte, Tüpraş'ın %51 payının blok olarak satılmasına dair ihale süreci, hukuka aykırı bulunarak, idare hukuku açısından, yasallık ve icrailik niteliğini kaybetmiştir.


Gerekçe'den anlaşılacağı üzere, işlemler 4046 sayılı Özelleştirme Yasası'na aykırı bulunmuştur. Yasaya aykırı bir Sözleşme'nin, özel hukuk açısından da geçerlilik kazanamayacağı, her türlü tartışmadan uzak bir konudur. Anayasa'nın 138.maddesi ile 2577 sayılı İYUK'un 28.maddesi hükümleri gereği, yürütmenin durdurulması kararının “AYNEN VE GECİKTİRİLMEKSİZİN” yerine getirilmek durumunda olduğu açıktır.


İdarenin, özellikle de özelleştirme işlemlerine ilişkin yargı kararlarının uygulanmamasına dair hükümler içerir işlemlerine karşı verilen pek çok Danıştay ve Yargıtay kararında, hangi gerekçe ile olursa olsun, yargı kararının uygulanmaması halinde


1. Anayasa'nın ihlal edilmiş olacağı,

2. Uygulamama kararını alan kamu görevlilerinin/siyasi sorumluların mali, idari ve cezai açıdan kişisel olarak sorumlu olacakları,

3. Uygulamama kararına dayalı olarak yapılan işlemlerin hiçbir zaman ve şekilde hukuki geçerlilik kazanamayacakları, açık ve tartışmaya yer bırakmayacak bir şekilde ortaya konulmuştur.


Son olarak, Balıkesir Seka ile ilgili yargı kararının uygulanmaması nedeniyle İdare Başkanı Metin Kilci ile eski başkan İsmail Destan ve iki kamu görevlisi hakkında yapılan şikayet üzerine Maliye Bakanınca verilen “soruşturma izni verilmemesine dair” kararı itiraz sonrası kaldıran Danıştay 1.Dairesinin 2005/1026 E. 2005/1404 K. sayılı kararında da, idare yetkilileri,...yargı kararlarının icaplarına göre otuz gün içinde işlem tesis edilmediği .. tespitine konu olmuşlardır.



Bu Anayasal ve yasal hükümler doğrultusunda, DİDDK'nun 2.2.2006 tarihli yürütmenin durdurulması kararları doğrultusunda, idareye düşen yükümlülük, TÜPRAŞ'ın %51 hissesinin alıcı firmaya devrine ilişkin tüm işlemlerin geri alınmasıyla ihale öncesi durumun 'aynen ve gecikmeksizin' tesis edilmesidir.


Bu yargı kararının 'aynen ve gecikmeksizin' uygulanması temel talebimizdir. Sendikamız, hukuk devletine olan inancı, örgütlü yapısı ve toplumdan aldığı güçle, bu kararın en kısa zamanda uygulanmasını sağlayacaktır. Bu kararın uygulanması ile, Türkiye'nin ayıbı haline gelen 'yargı kararlarının uygulanmaması' gibi bir sorun da gündemden kalkmış olacaktır.


Ülke çıkarını gözeten Sendikamız, Tüpraş'da bir belirsizlik ve kaos ortamı oluşmaması için gerekçeli kararın çıktığı 17.2.2006 tarihinden itibaren kararın uygulanması için hukuk mücadelesine devam edeceği gibi, üretimden gelen gücünü kullanarak üstünü düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirecektir."