sf.11
"Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir."
sf.34
Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım; çünkü verimli olabilmenin sancısı, kıraç olmaktan ağırdır; ve eli açık zenginin çektiği acı dilencinin sefaletinden beterdir...
sf.35
Yaşam'ın Gerçekliği Yaşam'ın kendisidir. Onun başlangıcı rahimde, sonu da mezarda değildir.
sf.38
Eğer böyleyseniz, bilinki, doğru bir insansınız; sizin övülmeniz ya da yerin dibine batırılmanız hiç fark etmez.
sf.50
En akıllımız bile Sevgi'nin ağır yükü altında ezilir; ama gerçekte Sevgi, Lübnan'dan esen okşayıcı meltem kadar hafiftir.
Özgürlük, leziz yemeklerinden ve bereketli şarabından sunmak için çağırır sofrasına bizi; ama biz de sofraya oturur oturmaz tıkanırcasına yeriz önümüze konulanları.
Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.
Gerçek, bir çocuğun en içten gülüşü ya da bir sevgilinin öpüşüyle donanmış olarak seslenir bize; ama biz sevginin kapısını onun suratına çarpar ve sanki düşmanımızmış gibi davranırız, ona.
İnsanoğlunun gönlü yardımına koşacak birini arar; ruhu içini dökmeyi diler; ama biz tıkamışızdır kulaklarımızı onların feryatlarına ne duyarız ne anlarız. Ve deli deriz onlara kulak verip anlamış olanlara, üstelik kaçışırız yanlarından.
İşte böyle geçer geceler ve bizler yaşar gideriz farkında olmadan. Gündüzler bizi karşılar ve basar bağrına. Ama biz görmeyiz ve yaşarız gece gündüz süren bir tedirginlikle.
... ah ne iyicildir insanoğluna Yaşam, yine de ondan uzaklaşmış, çok uzaklara gitmiştir İnsan.
sf.52
İlk bakıştır çözen, sonsuzluğun içindeki geleceğin sırlarını. O tohumdur ki, Sevgi'nin tanrıçası Ishtar tarafından dağıtılır, sevgilinin gözleriyle Sevginin bahçesine ekilir, tutkuyla yeşerir ve Can tarafından biçilir.
sf.53
İlk öpüş ilk bağdır, geçmişin garipliği ile geleceğin aydınlığını bütünleyen; ve ilk halkadır duyguların sessizliği ile türküleri arasındaki, bir sözcüktür, dört dudağın fısıldadığı, yüreği taht, Sevgi'yi hükümdar ve karşılıklı bağlılığı taç kabul eden. ...
Sevgilileri, ağırlıklar ve ölçümler dünyasından düşler ve "bilinmeyenlere-erişler" alemine taşıyan o sihirli titreşimin başlangıcıdır.
Hoş kokulu iki çiçeğin beraberliğidir, ilk öpüş; ve onların kokularının karışmasıdır üçüncü canı yaratmak için.
sf.55
Evlilik üzerine... Burada başlar Sevgi, Yaşam'ın düzyazısını ilahilere ve kasidelere dönüştürmeye, gecenin müziğiyle, günışığında söylenebilsinler diye.
sf.60
Eğer kendi gözünüze kaçmış olan tozu seçemiyorsanız, inanın ki, komşunuzdakini de göremezsiniz.
sf.62
Sevdiceğim'in yüreğini gördüm, duyuşumun bakışlarıyla. ("Müzik Üzerine" -R.N.)
sf.64
Ey Müzik,
İçimizin derinliklerinde yüreklerimizi ve
Canlarımızı gizleriz
Sensin öğreten bize
Kulaklarımızla görmeyi
Ve yüreklerimizle işitmeyi
sf.65
İnsanın içinin zenginliği yüzünü güzelleştirir ve sevecenlik ve saygıyı doğurur onda. Her varlığın canı gözlerinde, çehresinde bedeninin tüm devinimlerinde ve her türlü davranışlarında ortaya konmuştur. Görünüşümüz, sözlerimiz ve tavırlarımız kendimizden daha büyük değildir. Çünkü Can bizim yuvamız, gözler onun penceresi ve sözlerimiz de onun bildiricileridir.
sf.69
Elem, bugüne boyun eğmişlik ile geleceğin umudu arasındaki altın halkadır.
Uyku ile uyanıklık hali arasındaki alaca karanlıktır.
sf.68
Benim umarsız dostum, eğer perişanlığının nedeni olan Yoksulluğunun, sana Eşitliğin bilgisini ve Yaşam'ın zihniyetini açıklayan olgu olduğunu bilseydin, bahtınla hoşnut ve doygun olurdun.
sf.77
Sevgili: Doğa'yı aşabilen Yüce gerçek, bir varlıktan diğerine insanoğlunun sözleriyle aktarılamaz. Gerçek, ne demek istediğini seven gönüllere aktarabilmek için sessizliği seçer.
sf.89
Hayret etmek bilginin başlangıcıdır.
İng.den çev: Aytunç Altındal
Anahtar Kitaplar Kasım 1993
98 sayfa


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla