Forward
Dövizin şimdiden kararlaştırılan bir fiyattan ilerde bir tarihte teslim edilmek koşuluyla, bugünden yapılan sözleşmelerle alınıp satılmasına vadeli teslim işlemi ( forward transactions ) denir.
Vadeli teslim işlerinin ayırıcı özelliği, döviz alım veya satım sözleşmesinin bugünden yapılması, dövizin tesliminin ve karşılığı olan paranın ise anlaşmada kararlaştırılan fiyattan, ilerideki bir tarihde gerçekleştirilmesidir. Vadeli teslim işlerine uygulanan kurlara ise vadeli teslim kuru denir. Vadeli kurlar genellikle anında kurlarla karşılaştırmalı olarak ifade edilir. Eğer vadeli teslim kuru anında teslim kurundan yüksekse, aradaki farka vadeli teslim pirimi ( forward premium ) adı verilir.
Tersine, vadeli kurun anında teslim kurundan düşük olması durumundaki negatif farka da vadeli kur iskontosu ( forward discount ) denir. Üçüncü bir olasılıkda her iki kurun birbirine eşit olmasıdır ki bu durumdada düz kurlardan bahsedilir.Vadeli kurlarla anında kurlar arasındaki fark, yani vadeli prim veya istonto, faiz parite teorisine göre, ilgili ülkelerin faiz oranları farkına eşittir. Bu teoriye göre kısaca, faiz oranı yüksek ülkenin ulusal parası, faiz oranı düşük olan ülkenin parası karşısında bu farkın tutarı kadar iskonto yapar; faiz oranı göreceli düşük olan ülkenin parası ise tersine, o ölçüde primlidir.
Vadeli teslim piyasaları yalnız dövizle sınırlı değildir. Daha öncelerden bu piyasalar altın, buğday, şeker vs gibi mallar için geliştirilmişdi. Fakat sözü edilen mallar üzerindeki vadeli işlemler belirli yerlerdeki mal borsalarında gerçekleştirilen işlemler durumunda oldukları için vadeli döviz piyasalarından ayrılırlar.
Futures
Döviz gelecek işlemleri, dünyadaki belirli borsalarda yapılan, standart nitelikteki vadeli döviz alım ve satım sözleşmelerini kapsar. Bu piyasalar vadeli döviz alım ve satımıyla ilgili olmakla birlikte, vadeli mal borsalarının bir uzantısı durumundadır. Örneğin, dünyadaki belli başlı borsalarda gelecekte teslim kaydıyla işlem gören bazı mallar şunlardır: Pamuk, şeker, buğday, deri, yün, kauçuk, kakao, bakır, platin vs. Bu borsaların bazılarında yukarıdaki mallardan ayrı olarak hazine bonoları ile devlet tahvilleri ile, döviz alım satım sözleşmeleri yapılmaktadır.
Döviz gelecek işlemleri, borsada belirli bir yabancı paraya bağlı, miktar ve teslim tarihleri yönünden standart sözleşmelerin alınıp satılması biçiminde yapılır. Sözleşmeler borsanın denetimi ve güvencesi altındadır.
Gelecek işlemlerinin istenen miktar ve süre için yapılamaması dolayısıyla bu tür işlemler ithalatçı, ihracatçı ve dış yatırımcı gibi ticari ve mali ihtiyaç sahipleri bakımından çok kullanışlı değildir. Fakat taşıdıkları standart özellikler, bu piyasaları özellikle spekülatörler açısından oldukça çekicibir duruma getirir. Gerçekte profesyonel spekülatörlerin asıl faaliyette bulundukları piyasalar bunlardır. Spekülatörler ilgili dövizlerin kurlarıyla ilgili bekleyişlerine göre bu sözleşmeleri alır veya satarlar. Böylece bir gelecek işlemi sözleşmesi ait olduğu teslim tarihine kadar bir çok kez el değiştirir. Bir tek işlencinin başından sonuna kadar sözleşmeyi saklayıp vade sonunda dövizi tahsil etmesi sık rastlanan bir durum değildir.
Gelecek işlemleri, yalnızca bir kaç yabancı parayla yapılmaları, standart sözleşmeleri bağlı olmaları, birkaç teslim tarihlerinin olması, kur dalgalanmalarında günlük sınırların bulunması ve yalnızca Chicago, New York, Londra ve Singapur gibi yörelerde kurulu bulunan borsalarda gerçekleştirilmeleri gibi yönlerden vadeli işlemlerden ayrılırlar. Fakat iki piyasa, kurların farklılık göstermesi durumunda ortaya çıkacak arbitraj yoluyla birbiriyle bağlantılıdır.
Hedging
Vadeli piyasa işlemlerinde fiyat değişikliklerinden zarara uğramamak için alıcının veya satıcının hedging yapması mümkündür. Bir bankanın müşterisine (1 dolar = 2,5 mark) hesabıyla bir ay vadeli dolar satışı yaptığını göz önüne getirelim. Sattığı doların miktarı 1 milyondur. Fiyat, satış anındaki kurdur; ancak dolarları bir ay sonra teslim edecektir. Vade tarihine değin dolar kuru 2,7 marka yükselirse, banka 200 bin mark zarara uğrayacaktır.
Örneğin bir Alman ithalatçı gerçekleştirdiği mal alımlarının karşılığı olarak belirli bir tarihte ihracatçıya dolar şeklinde ödeyecektir. Fakat, ithalatçı, ödemenini yapılacağı zamana kadar “mark”ın “dolar” karşısında değer kaybedeceğini tahmin etmektedir. İthalatçı bu durumda, vade tarihinde ihracatçıya sözleşme tarihindeki kurlara göre aynı miktardaki dolar için daha fazla mark elden çıkaracaktır. Bu nedenle ithalatçı ihracatçıyla sözleşme yaptığı tarihte, elindeki markı; o günkü kur üzerinden dolar olarak geri ödenmek üzere, belirli bir vade için herhangi bir kişiye satacak, böylece mark’ın değer kaybetmesi nedeni ile uğrayacağı kaybı ortadan kaldırmaktadır.
Döviz kuru üzerinden yapılan hedging yanında faiz oranlarında oluşacak değişikliğe göre de hedging yapılabilir. Örneğin 2 ay içinde 2 milyon dolarlık alacağını tahsil edecek olan bir şirket bu parayı 3 ay vadeli mevduat olarak yatırmayı düşünmektedir. Ancak şirket faizlerin düşeceği yönünde bir sanıya sahip ise, bu düşüşten korunmak için parasını o günkü cari faiz üzerinden satmak üzere gelecekteki piyasa ( futures market ) işlemine girer. Bu durumda şirket o günkü faiz üzerinden 2 milyon dolar tutarında Eurodolar mevduat sözleşmesi satın alarak faiz oranındaki düşüşten etkilenmemeye çalışır.
Günümüzde özellikle Londra, Chicago ve Tokyo gibi mali merkezlerde geniş bir uygulama olanağı bulunan hedging işleminde, bankalar kendi adlarına ya da müşerileri adına hareket ederler. Bankalar “dealing room” olarak adlandırılan para piyasasının bölümlerinde uluslar arası mali piyasadaki gelişmeleri izleyerek fon yönetiminde etkinleşmekte ve sık sık hedging işlemlerine girişmektedirler.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla