Risk

Riskin sözlük anlamı, gelecekte beklenmeyen bir durumun ortaya çıkma olasılığı, yaralanma, incinme ve zarara uğrama şansı ya da arzu edilmeyen bir olay veya etkisinin ortaya çıkma olasılığıdır.

Finansal açıdan risk ise, beklenen getirinin gerçekleşen getiriden sapma olasılığıdır. Yani, yatırımcının yapmış olduğu yatırımdan sağlayacağı verimin, beklenen verimin altına düşme veya üstüne çıkma olasılığı söz konusudur. Bu olasılık, yatırımcı açısından yapmış olduğu yatırımın riskini oluşturur. Örneğin, bir menkul kıymetin gerçekleşen getirisi, beklenen, tahmin edilen getiriden ne kadar büyük farklılık veya sapma gösteriyorsa, söz konusu menkul kıymetin riskinin o kadar fazla olduğu söylenebilir.

Bilindiği gibi, risk ve getiri yatırım kararını belirleyen iki önemli faktördür. Bu nedenle, yatırımcılar, yapacakları yatırımlarla ilgili olarak beklenen getiriler kadar risk üzerinde de durmak zorundadırlar. Portföy yönetiminin teorik temelini oluşturan varsayımlardan birisi, risk ve getiri arasındaki doğrusal ilişkidir. Başka bir deyişle portföy getirisi arttıkça riskin de artacağı varsayımıdır. İkinci temel varsayım ise, yatırımın vadesi uzadıkça riskin de artacağıdır.

Risk kavramı ile, yapılan yatırımların getirilerinin tam olarak bilinmediği, buna karşılık söz konusu yatırımlarla ilgili alternatif getirilerin ve bu getirilerin olasılık dağılımlarının bilindiği varsayılmaktadır. Buna objektif olasılık dağılımı denmektedir. Kısaca, yatırımcılar, risk varsayımı altında sonuçların gerçekleşme olasılıklarını tahmin edebilmektedirler. Örneğin yazı-tura riskli bir olaydır. Ancak yazı-tura olayında sonuç yazı ve tura olmak üzere oldukça kolay tahmin edilebilir. Yapılacak çalışmalarla, bir yatırımın riskini ölçmek mümkündür. Portföy yönetiminde risk ölçüsü, standart sapma ve varyanstır.


Risk Derecelendirme

Risk derecelendirme, diğer bir ifadeyle rating , menkul kıymet ihraç eden bir şirket veya kuruluşun, anapara ve faiz yükümlülüklerini zamanında yerine getirip getiremeyeceğinin bağımsız bir şekilde değerlendirmesi işlemini ifade etmektedir.

Derecelendirme işlemi genel olarak iki taraflı işleyen bir süreç ortaya çıkartmaktadır. İlk değerlendirme talebi yabancı kaynaklardan faydalanmak isteyen ülke veya kuruluşlardan gelmektedir. Finansman ihtiyacı içinde olan ülke veya kuruluşlar içinde bulunduğu ekonomik şartları gözönüne alarak yararlanabilecekleri yabancı kaynakların miktarını, koşullarını ve ödeme güçlerini değerlendirebilmek amacıyla kredi değerliliğinden faydalanmak isteyebilir.

2- Derecelendirme Çeşitleri

Geleneksel derecelendirme işleminde firmalar genel olarak derecelendirme şirketleri, yeni çıkan enstrümanların değerlendirilmesine olanak tanımak amacıyla derecelendirme işlemini çeşitlendirme gereği duymuşlardır.

Geleneksel derecelendirme işleminde firmalar genel olarak ihraç edici kurumların kısa vadeli borç yükümlülükleri ile uzun vadeli borç yükümlülüklerini yerine getirme güçlerinin yanı sıra ihraç edici kişi veya kurumların tercihli senetlere yönelik temettü ve diğer yükümlülüklerini zamanında ödeme güçlerini değerlendirmektedir.

Kredi benzeri fonlar ve piyasa riskinin derecelendirilmesi işlemi kapsamında derecelendirme firmaları, yatırım ortaklığı fonlarının kredi kalitesinin, bu fonların potansiyel geri ödeme gücünün ve piyasa riskinin analizini gerçekleştirmektedir.

3- Derecelendirme İşlemine Duyulan İhtiyaçların Nedenleri

1970’li yıllardan itibaren uluslararası finans piyasalarında ortaya çıkan yapısal değişiklikler ile yeni yeni finansman araçlarının geliştirilmesinde, enflasyon sürecinde yaşanan ani yükselmeler, faiz oranındaki ve döviz kurlarındaki değişmeler gibi bir takım makro ekonomik sebeplerin rol oynadığını söylemek mümkündür.

4- Derecelendirmenin Amaçları

Derecelendirme işleminin öneminin belirtilebilmesi için öncelikle bu işlemin amacının ne olduğunun tam olarak ortaya konulması gerekmektedir. Derecelendirme yalnızca bir menkul kıymetin alınması, satılması veya elde tutulması konusunda görüş bildirmek için yapılmaktadır. Bu işlemin yatırım kararını etkileyen tüm etkenlerden sadece bir tanesidir. Derecelendirme, tüm şirketleri analiz etmeye yarayan bir işlemdir.

5- Derecelendirmenin Finansal Piyasalar Açısından Önemi

Sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ülkelerde derecelendirme, yatırım kararı alma ve şirketlerin borç ödeme gücünü ölçebilme açısından sıklıkla başvurulan bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de yıllardan beri büyük bir yatırımcı kitlesi tarafından sürekli olarak kullanılmaktadır.



Ekonomik Risk

Bir ülkenin dolayısıyla ekonomik faaliyet gösteren şirket veya kuruluşların borçlarını ödeme kabiliyetini belirlemede son derece etkili olduğundan, derecelendirme kuruluşları için önem taşır.

Burada ülkenin mevcut dışı borçları ile yakın bir gelecekte alması beklenen borçlarını karşılayabilme kapasitesinin analizi sözkonusu olmaktadır. Bu nedenle öncelikle ülkenin dış borç yükü bulunarak, elde edilen verilerin genel döviz pozisyonu ve ödemeler dengesi esnekliği ile karşılaştırılması gerekmektedir.


Endüstri Riski

Bazen bir veya birkaç iş kolunda faaliyet gösteren firmaların, karlarında meydana gelen değişmeler, bu firmalara ait hisse senedi fiyatlarında belirgin dalgalanmalara neden olmaktadır. Söz konusu hisse senetlerine yatırım yapan yatırımcı, sermaye ya da gelir kaybına uğramaktadır.

Endüstride meydana gelmesi beklenen değişmeler, yalnızca o endüstri içindeki işletmeleri etkilemekte, endüstri dışındaki işletmeleri etkilememektedir. Endüstride meydana gelmesi beklenen değişmeler, ekonomik koşullarda meydana gelen değişmelerle, yasalarda ve tutumlardaki değişmelerden kaynaklanmaktadır.Endüstri koşullarında meydana gelebilecek değişmeler dikkate alınıp, işletmenin gelir ve giderlerinin ne yönde etkilenebileceğini tahmin etmek gerekir.

Sistematik olmayan risk türlerinden olan iş ve endüstri riskini de iyi bir çeşitlendirme yardımıyla kontrol etmek mümkündür.


Enflasyon Riski

Enflasyon hakkında yatırımcıların bekleyişlerinin borçlanma ve sahipliği temsil eden finansal varlıklar üzerinde değişik yönde etkide bulunacağı söylenebilir. Borçlanmayı temsil eden finansal varlıklar sabit getirili oldukları için, enflasyon en çok onların getirileri ve verimleri üzerinde olumsuz etkide bulunur. Sahipliği temsil eden hisse senetleri ise, enflasyonist karlar nedeni ile daha fazla parasal gelir elde etme ve böylece enflasyonun etkisini azaltma olanağını verebilmektedir.

Genel fiyat düzeyindeki yükselme menkul kıymetlerin fiyatlarını farklı derecede etkilemektedir. Bu nedenle enflasyonun tahvil ve hisse senetlerine olan etkisini ayrı ayrı incelemekte yarar vardır.

Tahviller ve Enflasyon Riski: Bir tahvilin kalitesi, yatırımcıyı enflasyona karşı koruma kabiliyeti ile ölçülür. Yapılan araştırmalar, sabit getiri sağlayan menkul kıymetlerin fiyatlarında enflasyonun etkisinin daha şiddetli olduğunu göstermektedir.

Satın alma gücündeki azalma, tahvillerin verimini azaltmaktadır. Bu nedenle, enflasyon oranı iyi tahmin edilemez ve gelişmenin yönü saptanamazsa, tahvillerin reel değeri ve geliri, gerçeğe yakın olarak saptanamayacaktır. Böylece, tahvile yatırım yapan tasarruf sahipleri, satın alma riskiyle karşılaşacaklardır.

Hisse Senetleri ve Enflasyon Riski: Hisse senetlerinin enflasyondan tahvillere göre daha az etkilendiği söylenebilir. Hisse senetlerinin enflasyona karşı dayanıklı olduğu fikrini ileri sürenler, enflasyonla birlikte, işletmenin varlıklarının değeri ile satış ve karının artacağını düşünmektedirler. Bunun sonucu olarak da dağıtılan kar payları ve hisse senedinin fiyatı yükselecek, yatırımcı enflasyondan zarar görmeyerek karlı çıkabilecektir.

Diğer bir görüş ise, satışın artmasının direkt olarak hisse senedi fiyatlarına yansımayacağını , çünkü işletmenin enflasyonla birlikte maliyetlerinin de artacağını öne sürmektedir. Bundan dolayı hisse senetlerinin enflasyona dayanıklı olmadığı ifade edilmektedir. Fakat, hisse senetlerinin enflasyondan en az etkilenen finansal varlıklar olduğu değerlendirilmektedir.


Faiz Oranı Riski

Faiz oranı riski, piyasa faiz oranının yükselme veya düşme olasılığını ifade eden bir kavramdır. Piyasa faiz oranında meydana gelen değişmeler, belirli faiz getirisine sahip menkul kıymetlerin piyasa fiyatlarında ve dolayısıyla verimlerinde değişmelerin meydana gelmesine yol açmaktadır. Faiz oranı riski, sabit faizle borçlanmayı mümkün kılan menkul kıymetler için esas olan bir risk türüdür. Sabit getirili menkul kıymetlere yatırım yapan yatırımcı, piyasa faiz oranının yükselmesi durumunda bundan zarar görür. Faiz oranı riski, faiz oranının en düşük olduğu zaman en az, en yüksek olduğu zaman ise en fazladır.

Faiz oranı riski iki yönlü ele alınabilir. Bir taraftan faiz oranındaki değişmeler menkul kıymetlerin fiyatını etkilerken, öte yandan, faiz oranındaki yükselme yatırımcı için kaybedilmiş bir fırsat olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü, faiz oranındaki yükselme menkul kıymetin fiyatının düşmesi demektir. Bu nedenle, yatırımcı için enflasyon riskinde olduğu gibi zarar söz konusu olmaktadır.

Sabit getirili menkul kıymetlerin vadesi, faiz oranları değiştiğinde fiyat üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü, menkul kıymetlerin fiyatı ile piyasadaki faiz oranları arasında ters yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre, faiz oranlarındaki yükselme, fiyatların düşüşünü, faiz oranlarındaki düşüş ise, menkul kıymetlerin fiyatlarının yükselişini ifade eder.

Unutulmaması gereken konulardan birisi, piyasa faiz oranı ile enflasyon arasında sıkı bir ilişkinin varlığıdır. Piyasa faiz oranının fazla bir değişkenlik göstermemesi için, enflasyon oranının kabul edilebilir bir seviyede olması gerekir. Çünkü enflasyonist ortamlarda faizler anlamını yitirmektedir. Faiz oranı riskinden korunmak için, kısa vadeli tahvillere yatırım yapılabilir, kısa vadeli tahvillere yatırım yapan yatırımcılar, tekrar kısa vadeli yatırımlara girişirlerse, bu riskten kurtulma olasılıkları azalır. Eğer yatırımcılar, gelecekteki faiz oranlarında önemli değişiklikler bekliyorlarsa, hisse senetlerine yatırım yaparak söz konusu risklerini azaltabilirler.


Firma Riski

Ülke riskinin ve sektör riskinin değerlendirilmesinin yanı sıra risk derecelendirilmesinde şirket veya kuruluşun taşıdığı riskin de incelenmesi gerekmektedir. Bu tür riskin ortaya konulmasında yönelik olarak yapılan analizler dört ana grupta toplanabilir:

Yönetim kalitesi ve stratejisi
İşletme faaliyetlerinin değerlendirilmesi
Muhasebe uygulamaları
Finansal durum


Kur Riski

Kur riski, yabancı para cinsinden yapılan yatırımlarda paraların değerinin değişmesi durumunda ortaya çıkan bir risktir. Kurlardaki değişiklikle, değişik ülkelerdeki faizler arsında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Kurlardaki değişkenliğe paralel olarak, yabancı ülkelerde yapılan yatırımların karlılıkları da değişebilecektir.

Kur riskinden korunabilmek için, yatırımcıların oluşturacakları uluslararası portföylerin de farklı ülkelere ait menkul kıymetlere yer vermeleri, kur riskini azaltıcı bir rol oynayabilir.


Piyasa Riski

Sermaye piyasasında, zaman zaman belirli bir neden veya nedenlere bağlanabilen, bazen de hiçbir geçerli nedeni olmadan, finansal varlıkların pazar fiyatlarında büyük düşüşler olabilir. İşte, böyle bir fiyat düşüşünün yatırımcının verimi üzerindeki olumsuz etkisi piyasa riskini oluşturur.

Piyasa riskinden kaynaklanan fiyat değişmeleri, şirketin denetimi dışındadır. Beklenilmeyen bir savaşın başlaması veya bitmesi, seçim yılı olması, politik faaliyetlerin artması, piyasada spekülatif faaliyetlerin artması gibi faktörler, piyasayı etkileyen psikolojik faktörlerdir. Yatırımcıların gelecek hakkındaki bekleyişlerinin karamsar ya da iyimser olmasını etkileyen bir çok neden, piyasa riskinin etkinliğini arttırıcı ya da azaltıcı rol oynayabilir.

Piyasa riski, yüksek kaliteli finansal varlıklardan ziyade düşük kaliteli finansal varlıklar üzerinde daha fazla hissedilir. Aktif olmayan pazarlarda, aktif pazarlara kıyasla daha yüksek piyasa riski söz konusudur. Piyasa riski, hisse senetlerini tahvillerden daha fazla etkiler. Çünkü, tahvil ve bunlar gibi borçlanma senetlerinin gerçek değerleri, hisse senetlerinin değerlerinden daha hassas tahmin edilebilir.

Bu özellik, tahvil piyasa fiyatının, bir hisse senedi fiyatına göre piyasa riski nedeni ile daha az dalgalanmasına neden olur. Yatırımcının çeşitlendirme yoluna giderek piyasa riskini azaltması veya ortadan kaldırması oldukça uzak bir ihtimaldir. Çünkü, piyasa riskinin ortaya çıkmasıyla birlikte, tüm menkul kıymetler aynı yönde hareket etmektedirler. Ancak, kendisini piyasa riskine karşı korumak isteyen yatırımcı, satın almayı düşündüğü hisse senedinin fiyatının piyasada meydana gelen değişkenliklere karşı olan duyarlılığını hesaplamalıdır.


Politik Risk

Dünyada meydana gelen siyasi ve ekonomik krizler, savaşlar yatırımcıların davranışları üzerinde oldukça etkilidir. Politik riskin bir başka boyutu da, uluslararası ticaretin hacmi ile ilgilidir. Koruma girişimleri, kotalar, döviz kurundaki dalgalanmalar veya yabancı sermaye yatırımları, bu riskin unsurlarını oluşturmaktadır.

Politik risk, politik koşullardaki değişmelerin menkul kıymetlerin getirilerinde meydana getireceği değişiklikleri tanımlamakta kullanılan bir risk türüdür. Politik risk, ulusal ve uluslararası siyasi gelişmelerin bir yansıması olarak ortaya çıkabilir.


Sektör Riski

Derecelendirme firmalarınca derecelendirilen şirket veya kuruluşların gelecekteki durumlarının sağlıklı bir şekilde ortaya konulabilmesi için faaliyette bulunulan sektörün de detaylı bir şekilde analizinin yapılası gerekmektedir.

Derecelendirilen şirket veya kuruluşlar birkaç değişik endüstride faaliyette bulunuyorlarsa analizin gerçekçi bir sonuç yansıtabilmesi için, her sektörün ayrı ayrı ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Genelde derecelendirme firmaları sektöre yönelik çalışan uzman grubu oluşturarak sektördeki gelişmeleri yakından takip etmektedirler. Bu uygulama firmalara daha detay bazda karşılaştırma ve geleceğe yönelik objektif bir değerlendirme yapma imkanı vermektedir.


Yönetim Riski

Yönetim riski, işletmelerin iyi veya kötü yönetilmelerine göre ortaya çıkan bir risk türüdür.

İşletmelerin başarıları büyük ölçüde yönetici kadroların yeteneklerine bağlıdır. Yapılan araştırmalar, işletmelerin başarısızlıklarının yönetim hatalarından kaynaklandıklarını ortaya koymuştur. Yönetim hataları sonucu, işletmelerin satışları ve karı azalabileceği gibi riski de artabilir. Bu gelişmeler kuşkusuz hisse senetleri fiyatlarında düşüşe yol açar. Bundan dolayı, sermaye piyasasının geliştiği ülkelerde, işletmelerin başına başarılı yöneticilerin getirilmesi ile birlikte, işletmelerin hisse senetlerinin fiyatlarının arttığı görülmüştür.

Yönetim riski, hisse senedi sahiplerini tahvil sahiplerine göre daha fazla etkileyen bir risktir. Bu nedenle hisse senedine yatırım yapan kişiler veya kurumlar, yatırım yapacakları işletmenin yöneticilerinin kalitesine büyük önem verirler. Yönetim riskini de çok iyi çeşitlendirilmiş portföy yardımıyla ortadan kaldırmak mümkündür.