• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7

    Neo-Klasik Ekonomi

    (Yeni Klasik Ekonomi) İngiltere'de Alfred Marshall, Fransa'da Léon Walras ve Avusturya'da Carl Menger etrafında oluşan okulları içine alan bir genel düşünce çerçevesidir. Neo-klasik ekonominin en önemli özelliği piyasa olaylarıyla ilgili geniş kategorileri kişisel düşüncelere indirgemesi, ekonomi biliminin alternatifler arasında sübjektif seçim yapmanın, kişinin temel aksiyonuna bağlı bulunduğunu iddia etmesidir.

    Neo-klasik ekonomi, değer teorisi konusunda 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan marjinal devrim ile başlamıştır. Neo-klasik ekonomi tek bir düşünce okulu değildir, yukarıda adı geçen üç tanınmış ekonomistin etrafında oluşan alt-okulların karışımıdır. Bu alt-okulların ortak yanları, piyasa süreçlerini koordine eden özellikleri piyasada kişilerin planları ve sübjektif değerleriyle açıklamaya verdikleri ağırlıktır. Kişiler piyasada teknolojik bilgi, sosyal alışkanlıklar ve uygulamalarla kaynakları n kıtlığı gibi zorlayıcı faktörlerin etkisi altında değerlendirme yapmaktadır.

    İngiltere'de Marshall'ın 1885'te Cambridge Üniversitesi politik ekonomi kürsüsüne atanması Cambridge Okulu'nun başlangıcını oluşturmaktadır. Bu Neo-klasik ekonomi varyantı klasik ekonominin geçmişteki katkılarına, özellikle David Ricardo ve John Stuart Mill'in katkılarına süreklilik getirmiştir.

    Marshall 1890'lı yıllarda yayınlanan Principles of Economics adlı kitabında, malları n normal fiyatlarını belirleyen kuvvetlerin sanayiler içinde yaşam kavgası veren firmalar çerçevesi içinde arz ve talep vasıtasıyla açıklanabileceğini ispat etmiştir. Marshall'ın taraftarları A.C. Pigou, D.H. Robertson, Ralph Hawtrey ve bir dereceye kadar John Maynard Keynes'ten oluşmaktadır.

    1930'lu yıllarda Keynes eski üstadının aleyhine dönmüş ve sübjektif değerlendirmelerin koordinasyonu bozan süreçlere, işgücü işsizliğine ve sermayenin eksik kullanılmasına yol açabileceğini vurgulamıştır. Fransa'da Walras 1874'te yayınladığı Elements of Pure Economics adlı kitabı ile genel denge okuluna kurmuştur.

    Vilfredo Pareto'nun 1896-1897 yıllarında yayınladığı Cours d'Economie Politique kitabıyla bu okul İsviçre'nin Lausanne şehrinde gelişmiştir. Diğer taraftan Walras'ın bazı öğretileri A.L. Bowley'in Mathematical Groundwork of Economics (1924) kitabı aracılığıyla İngiltere'ye geçmiştir.

    Marshall gibi, Walras ve okulu piyasa fiyat belirlenmesinin arz ve talebiyle meşgul olmuştur; fakat Walras Marshall'dan ileri giderek bütün piyasaların eş-anlı olarak dengede olabileceği matematik şartları incelemiştir. Avusturya'da Carl Menger 1871'de yayınladığı Principles of Economics kitabıyla Avusturya Okulu'nu kurmuştur.

    Viyana Üniversitesi profesörlerinden Friedrich von Wieser, Eugen von Böhm-Bawerk ve daha sonra Ludwig von Misse ve Friedrich A. von Hayek onun öğretilerini genişletmişlerdir. Marjinalist ekonominin temel konusu kişinin bir malın veya hizmetin değerini tahmin ederken o birimden vazgeçmesi halinde tatmin edilmemiş en düşük değerdeki kullanıma bağlıdır.

    Jevons, Marshall ve Walras kişinin mülkiyetinde bulunan arz miktarıyla hissedilen sübjektif tatminin şiddeti arasındaki ilişkiyi kabul etmişlerdir. Fakat her tercihin vazgeçilen bir fırsat ile ilgili olduğu fikrini geliştiren Avusturya Okulu ve daha sonra 1930'lu yıllarda London School of Economics'teki ekonomistler olmuştur. Bundan hareketle Neo-Klasik Okul her harcama yönünde, harcanan marjinal doların sağladığı tatminin eşit olması halinin bulunması için sürekli karşılaştırma ve ikameler yolu ile piyasada rasyonelliği tanımlamıştır. Fiyatta bir yükselme sonunda ikame mekanizması harekete geçmekte, pahalı malın yerine daha ucuz alternatifler ikame olmaktadır.

    Marshall'ın tanımını yaptığı ikame prensibine göre fiyat yükseldikçe kişisel talep asla artmamaktadır. Bu prensibe bir numaralı talep kanunu denmiştir. İkinci talep kanunu, piyasanın uyum sağlamak için gerektirdiği zaman ne kadar uzunsa, ikame etkisinin o kadar büyük olduğunu ifade etmektedir. İkame kavramı sosyal bilimlerin en radikal fikirlerinden biridir ve ulusal ihtiyaçların sabit olduğunu iddia edenleri eleştirmek için kullanılmıştır. Arz kısmında üreticiler, piyasada yaşamlarını devam ettirmek için bir arz miktarını en ucuz üretme yolunda, kaynaklar arasında ikamelerde bulunmaktadırlar.

    Marshall'ın geliştirmiş olduğu firmalar ve endüstriler modelinde, beklenmedik talep kaynaklarına bağlı olarak üretimi tedrici şekilde ayarlama mecburiyeti çerçevesinde, firmalar kısa dönemde kapasitelerini daha yoğun bir şekilde kullanacak ve uzun dönemde kapasitelerini değişreceklerdir. Zaman geçtikçe firmalar hem büyüklük, hem de organizasyon bakımından daha esnek hareket edebilmekte, arz ve talep arasındaki denge daha esaslı bir şekilde oluşmaktadır.

    Ekonomik organizasyonla ilgili yeni şekillerin öğrenilmesinin ve keşfedilmesinin ölçek ekonomilerine yol açtığı öne sürülmüştür. Birinci arz kanununa göre fiyat ne kadar büyük olursa, arz miktarı ndaki artış da o kadar büyük olmaktadır. İkinci arz kanununa göre belirli bir fiyat artışına tekabül eden arz miktarı artışı, piyasanın uyum sağlaması için geçen zaman ne kadar uzunsa o kadar fazla olacaktır.

    Neo-Klasik ekonomide başka kaynaklarla bir arada kullanılan bir kaynağın değerini tespit ederken marjinal prodüktivitelerine bakılmaktadır. Bir kaynağın marjinal prodüktivitesini bulmak, diğer faktörleri sabit tutmak ve söz konusu faktörün miktarını değiştirmek suretiyle üretimde meydana gelen değişmeleri tespit etmek gerekir. Faktörün bir birimini azaltmak suretiyle üretim ne kadar artarsa, faktörün marjinal ürünü o kadar büyük olacaktır.

    1898'de Phillip Wicksteed, pozitif veya negatif ölçek ekonomileri mevcut olmadığı takdirde, her faktöre marjinal ürünü kadar bir pay verildiğinde bütün faktörlerin ortak ürüne tamamen dağıtılmış olacağını göstermiştir. 1920'li yıllarda Neo-Klasiklerden Paul ve Douglas, 1960'lı yıllarda Robert Solow Amerika'da kişi başına gelirin büyümesine emek, sermaye ve inovasyonun katkıkatkı larını ölçebilmek için faktör fiyatları teorisini kullanmışlardır.

    Douglas, 1934 yılında yayınladığı Theory of Wages kitabında işçilerin milli gelirden aldığı nispi payın zaman içinde değişmiş olduğunu tespit ederek, kapitalizmin gelişmesiyle işçi sınıfının daha az bir pay alacağı yolundaki Marksist iddiayı büyük çapta çürütmüştür.

    Neo-Klasik ekonomi politikası analizinin büyük bir kısmını ekonomik etkinlikle ilgili özel bir kavrama bağlamaktadır. A politikasının belirli bir amaç için B politikasından daha az kaynak gerektirdiği gösterilirse, bu takdirde A politikası B politikasına tercih edilmekte ve daha etkin olduğu ifade edilmektedir. Piyasa fiyatlarının değer indeksleri olduğunu varsaymakla, Neo-Klasik ekonomistler programların maliyet ve faydalarını değerlendirmektedir. Maliyetlerine göre daha fazla fayda sağlayan politikalar ekonomik bakımından daha etkilidir.

    İsrail Kirzner, Murray Rothbard ve Ludwing Lachmann gibi modern Avusturya Okulu temsilcileri, fırsat maliyetinin ölçme teşebbüslerine karşı çıkmakta, piyasa fiyatlarının denge fiyatları olduğu varsayımının yanlış olduğunu iddia etmekte, böylece maliyet-fayda analizinin metodolojik temelini reddetmektedirler.

    Özet olarak denebilir ki, Neo-Klasik Okul çeşitli kavramlar çerçevesinde piyasanın işlemesini arz ve talep kuvvetleriyle açıklamaktadır. Ekonomik etkinlik kavramıyla Neo-Klasik ekonomi, hükümet politikalarından bazılarının israf sayılabileceğini, daha ucuz alternatifler göstermek suretiyle ispat etmeye çalışmaktadır.

  2. #2
    controldenied® adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2005
    Mesajlar
    7,685
    Karizma Gücü
    0

    Neo-Klasik İktisat

    Neo-Klasikler' in görüşleri iktisat literatüründe «Piyasa Ekonomisinin Başarısızlığı» olarak da bilinmektedir. Klasik İktisada önemli bir katkı olarak kabul edilen Neo-Klasik İktisat, piyasa ekonomisinin tek başına optimumu sağlamaktan uzak olduğunu bu nedenle kamu ekonomisine gerek olduğunu savunmaktadır.Neo-Klasikler'e göre piyasa ekonomisini başarısızlığa uğratan başlıca faktörler; tam rekabetin gerçekleştirilememesi dışsal ekonomiler, içsel ekonomiler, kamusal malların üretilme zorunluluğu ve marjinal maliyetin sıfır olduğu üretim faaliyetlerinin varlığıdır.

    Neo-Klasikler;

    - Aksak rekabetin olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılmasını savunur.

    - Pozitif dışsallığın bulunduğu alanlardaki faaliyetlerin devletçe desteklenmesini, negatif dışsallığın bulunduğu faaliyetlerin de ya bizzat devletçe yapılmasını ya da bu faaliyetleri yapan özel birimlerin düzenleyici vergiler gibi kurallara tabi tutulmalarını savunurlar.

    - Pozitif içselliğin söz konusu olduğu faaliyetlerin KİT' ler aracılığıyla bizzat devletçe yerine getirilmesini savunurlar.

    - Tam kamusal mallar dışında yarı kamusal, doğal tekel, merit/demerit malların da kısmen devletçe üretilmesini savunurlar.

    - Emek-değer teorisinden ziyade malların faydalılık dereceleri üzerinde durmuşlardır.

    - Toplumsal uyumun sınıflararası ilişkilerden değil, bireysel faydadan kaynaklandığı savunurlar.

    - İktisadi faaliyet ve teorilerin matematiksel analizini yapmışlar, bunun için daha çok akılcı, soyutlayıcı statik denge analiz yöntemlerini kullanmışlardır.

    Neo-Klasik iktisadın oluşum ve gelişimine katkıda bulunan başlıca iktisatçılar hakkında kısa bilgiler vermekte yarar bulunmaktadır:



    Francis EDGEWORTH

    Neo-Klasik iktisadın önde gelen temsilcilerinden olan F.Edgeworth;

    - Faydacı Felsefe' ye bağlı kalarak fayda-zahmet ilişkisini matematiksel analizlerle açıklamıştır.

    - Sayısal (kardinal) fayda yerine sırasal (ordinal) faydanın geçerli olduğunu, çünkü faydanın ölçülemediğini savunmuştur.

    - Faydanın belirlenmesinde kayıtsızlık eğrilerini kullanmıştır.

    - Edgeworth'e göre bireysel ve toplumsal faaliyetin amacı; faydanın maksimumlaştırılması olup bu, ancak tam rekabet şartlarında mümkündür.



    Alfred MARSHALL

    Cambridge Okulu' nun temsilcilerinden olup Neo-Klasik Okulun en önemli temsilcilerinden biridir.Marshall'ın görüşleri şöyledir:

    - Klasikler, malın değerini belirlemede sadece arzı, Neo-Klasikler sadece talebi dikkate alırken Marshall, bu iki görüşün sentezini yaparak değerin, kısa dönemde talebe, uzun dönemde arza göre oluştuğunu savunmuştur.

    - Rant kavramını yeniden ele alarak quasi-rant (rant benzeri) kavramını öne sürmüştür. Bu rant, kısa dönemde üretim faktörlerinin hemen arttırılamamasından doğar. Üretim faktörleri ve üretim miktarı sabitken, faktör talebi artınca faktör fiyatları normal faktör fiyatlarında daha yüksek olacak, bu fiyat farkı Quasi-rantı doğuracaktır.

    - İlk kez talep esnekliğini ileri sürmüştür. Talep esnekliği, fiyat değişiklikleri karşısında talep, değişmelerinin değerini belirler.

    - Marshall'a göre para sadece bir mübadele aracıdır.



    Arthur Cecil PIGOU

    Cambridge Okulu' nun temsilcilerinden olan Pigou'ya göre;.

    - Servet ekonomisini ve refah ekonomisi birbirinden farklıdır. Refah ekonomisi, faydanın maksimuma varışıdır.

    - Ekonomik dalgalanmalar psikolojik ve ekonomik faktörlerin etkisi altındadır. Psikolojik faktörler, tam rekabet şartlarını bozarken ekonomik faktörler, parasal dalgalanmalar oluşturur.

    - İstihdam oranı, ücretlerin fonksiyonudur (N = f (W)). Ücretler düştükçe tam istihdam sağlanacaktır çünkü ücretlerin inmesi maliyetleri azaltacağından yatırım ve verimlilik artacaktır.



    Pierro SRAFFA

    Sraffa, Neo-Klasik iktisatçılardan biri olmakla beraber Neo Klasikleri şu noktalarda eleştirmiştir:

    - Piyasalarda tam rekabetten ziyade eksik rekabetin bulunduğunu savunur. Sraffa' ya göre A. Marshall' ın tam rekabeti temel alan modelinde, tüketicilerin mal satın alırken malı kimden aldıkları konusunda «kayıtsız olmadıkları» noktası dikkate alınmaz. Halbuki bu durumda tüketiciler kayıtsız değildir. Bu, tam rekabeti bozan bir unsurdur.

    - Marshall, pozitif dışsallığın bir sanayideki tüm firmaları eşit ölçüde yararlandırdığını böylece, firma dengesinin azalan getiri-artan maliyet ile sağlandığı sonucuna varıyordu. Sraffa ise dış faydaların tüm firmaları eşit ölçüde etkilemediğini ileri sürerek firma dengesinin azalan getiri-artan maliyetle değil negatif eğimli talep eğrisiyle belirlendiğini savunur.

    - Neo-Klasikler' e göre marjinal verim, üretim faktör oranlarındaki ve ölçekteki değişmeye bağlıdır. Sraffa ise marjinal verimin bu unsurlara bağlı olmayan evrensel kurallarla belirlenmesini savunur.

    - Neo-Klasikler, üretimin tek yönlü (üretim faktörlerinden tüketim mallarına doğru) olduğunu varsayarken Sraffa, aynı malın hem tüketim malı hem üretim faktörü olabileceğini göstermiştir.

    - Neo-Klasikler üretim faktörü fiyatı ile mal fiyatının birbirinden bağımsız olduğunu savunurken, Sraffa bu unsurların karşılıklı etkileşim içinde olduğunu belirlemiştir.



    Edward CHAMBERLIN

    Neo-Klasik iktisadın önde gelen temsilcilerinden Chamberlin'in bazı görüşleri şöyledir:

    - Chamberlin'e göre tam rekabet modelinde firma için talep eğrisi sonsuz esnektir. Eksik rekabette ise her firma kendi malında tekel olduğundan talep, sonsuz esnek değildir.

    - Chamberlin, firma dengesinden grup dengesine geçişi incelenmiştir. Grup dengesini; tüm firmaların maliyet ve talep fonksiyonlarının aynı olduğu varsayımı altında belirlemiş, böylece tüm grubu, tüm firmaları temsil eden tek firma ile ele almıştır.



    Knut WICKSELL

    İsveç Okulu' nun temsilcilerinden olan Wicksell, Klasikler' i ekonomik dalgalanmaların oluşturduğu problemleri incelemedikleri için eleştirmiştir. Yazarın temel görüşleri şöyledir:

    - Wicksell' e göre fiyat dalgalanmaları; reel ve piyasa faiz oranlarının farklı olmasından, tasarruf ve yatırım eşitliğinin bulunmamasından, fiyatlar genel düzeyinin istikrarsızlığından kaynaklanır. Reel ve piyasa faiz oranları eşitliği, tasarruf-yatırım eşitliği sağlanıp fiyatlar genel düzeyi istikrara kavuştuğunda problem çözülür.

    - Wicksell, reel faiz piyasa faizi ayırımını yapmıştır. Reel faiz; tasarruf arzı ve sermaye talebine göre oluşur. Piyasa faizi ise kredi (para) arzı ve talebine göre belirlenir.

    - Say' in Mahreçler Kanunu' nu eleştirmiştir. Denge, arz = talep (tasarruf = yatırım) arasında değil, reel faiz = piyasa faizi durumunda gerçekleşir.



    Joseph SCHUMPETER

    Önemli Neo-Klasik yazarlardan J.Schumpter, konjonktür dalgalanmaları modelini incelemiş, bu dalgalanmaların para-kredi düzeninin işleyişine bağlı olduğunu ileri sürerek girişimci sınıfı ön plana çıkarmıştır. Modelde; teknik yenilik olmadan büyüme, girişimci olmadan teknik yenilik olamayacağı belirtilmiştir. Girişimcilerin kredi taleplerinin artması konjonktürün genişlemesine yol açar. Bu safhada genişleyen ve artan karlar yerini bir süre sonra (girişimci borçlarını ödedikçe) kredi dalgalanmalarına ve zarara bırakır. Böylece daralma safhasına girilir. Schumpeter, para-kredi politikalarının ekonomik istikrarı



    NEO-KLASİK İKTİSAT OKULLARI

    Neo-klasik iktisadi düşünce okullarının başlıcaları şunlardır:

    -Lozan Okulu (Matematiksel Okul), (L. Walras, V. Pareto).

    -Cambridge Okulu (J. B. Clark, A. Marshall)

    -İsveç Okulu.



    Lozan Okulu(Matematiksel Okul)

    Ekonomik olayları karşılıklı ilişkiler şeklinde inceleyen okulun temsilcilerinin görüşleri şöyledir:



    Léon WALRAS

    - Ekonomik olaylar, sebep-sonuç ilişkisi yerine karşılıklı ilişkilerle belirlenir.

    - Değer, nadirlik ve marjinal faydaya bağlıdır.

    - İki çeşit piyasa vardır: hizmet piyasaları (üretim faktörü piyasaları) ve mal piyasaları.

    - Piyasalarda denge, tam rekabet şartlarında geçerlidir.

    - Bireyler, paralarının bir kısmını cari işlemlerde kullanmak üzere ellerinde tutarlar. Böylece, Walras ilk kez para talebinden bahsetmiştir.



    Vilfredo PARETO

    - Subjektif fayda yerine objektif faydayı incelemiştir.

    - Faydayı kayıtsızlık eğrileriyle açıklamaya çalışmıştır.



    Cambridge Okulu

    Bu okulun önemli temsilcilerinden J.B. Clark, I. Fisher' in etkisinde kalmıştır.



    John Bates CLARK

    Cambridge Okulunun temsilcilerinden J.B.Clark,

    - Tam rekabette üretim faktörlerinin faydası, marjinal birimlerinin verimine bağlı olduğunu savunmuştur.

    - Emek ve sermayeyi sabit kabul ederek statik bir toplumu dikkate almıştır. Bir toplumda değişken faktörler beş tane olup karşılıklı etkileşim içindedir. Bunlar; ihtiyaçların artışı, nüfus artışı, sermaye artışı, üretim tekniğinin değişmesi, emek ve sermaye organizasyonunun yenilenmesidir.



    Hermann GOSSEN

    Gerçekte Faydacı Felsefe' ye bağlı olan Gossen, tüketicinin kişisel dengesini belirleyen üç kanun oluşturmuştur (Gossen Kanunları):

    1) Azalan marjinal fayda, 2) Tatminin maksimumlaştırılması 3) Faydanın kıtlıktan doğması.



    Augustin COURNOT

    Lozan Okulunun ileri gelenlerinden olan A.Counnot;

    - Talebin fiyatın fonksiyonu olduğunu formülleştirmiştir.

    - Tekelde dengenin, karın maksimumlaşacağı noktada oluşacağını göstermiştir.

    - «Tekel» ile «tam rekabet» arasındaki piyasa şekillerinde de piyasa dengesini araştırmıştır. Düopol dengesi, bunun en önemlisidir.

    Cournot' un rekabet şartlarının aksadığı hallerle ilgili bu bulguları Klasikler' ce ihmal edilmiş, Cournot bu açıdan Klasikleri eleştirmiştir.



    İsveç Okulu

    Knut Wicksell' in öncülüğünü yaptığı okul, Faydacı Felsefe' nin yanısıra Avusturya Okulu' ndan ve Cambridge Okulu ekonomistlerinden J. B. Clark' tan etkilenmiştir. Wicksell' e «Neo-Klasik Okul» anabaşlığı altında ayrıntısıyla değinilecektir.

    kaynak

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •