• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7

    İşgücü Arzı

    Bir ülkede ekonomik faaliyetlere katılmak üzere işgücü (emeğini) arz edenlerin toplamını gerek insan sayısı, gerek çalışma saatleri yönünden ifade eden bir kavramdır.

    Emek arzını sadece üretime katılmaya istekli insan sayısı olarak ele aldığımızda işgücü miktarı ile işgücü arzı birbirine eşit olmaktadır. Ancak, işgücü arzını sadece insan miktarı olarak ifade etmek yeterli bir kıstas değildir. Zira üretime katılan işgücü birimini tayin eden sadece insan sayısı değil, o insanların üretime katıldıkları iş saatleri toplamıdır. İki ülkede istihdam edilen insan miktarı eşit olsa dahi, bir yılda bu insanların çalıştıkları iş saatleri toplamı farklı olursa, ekonomik anlamıyla işgücü arzı farklı olur.

    Bir ülkede ekonomik anlamıyla işgücü arzını tayin eden faktörler nüfus miktarı, nüfusun yaş itibariyle yapısı ve dolayısı ile çalışma çağı nüfusu, işgücü miktarı, işgücüne katılma oranı, işgücünün yıllık çalışma saatleri toplamı, işgücü esnekliği ve nihayet göç hareketleridir.

    Bir ülkede işgücü arzını tayin eden faktörlerden en önemlileri şunlardır: Nüfus miktarı: İşgücü arzının kaynağını teşkil etmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Diğer üretim faktörlerinin eşit olduğunu farz edersek, nüfusu faz la olan ülkede işgücü arzı daha fazla olacaktır. Dolayısıyla o ülkenin üretim kapasitesi, milli hasılası ve ekonomik gücü daha fazla olacaktır.

    İşgücü: İşgücü arzı açısından üzerinde en fazla durulan husus işgücü miktarıdır. İşgücü miktarı ise nüfusun yaş ve cinsiyet yapısıyla yakından ilgilidir. Toplam nüfus içinde yaşlılık veya çocukluk nedeniyle çalışma çağı dışında kalanlarla, çalışma istek ve iktidarına sahip olmayanlar çıkarıldığı zaman, geriye aktif nüfus veya işgücü dediğimiz kısım kalmaktadır. İşgücü, fiilen çalışmakta olanlar ve işsizleri de içine almaktadır.

    İşgücünü tayin eden faktörler ülkeden ülkeye değişmektedir. Örneğin, çocukların çalışma hayatına atılma yaşı, tarımsal niteliği ağır basan az gelişmiş ülkelerde küçüktür. Buna karşılık eğitim olanaklarının genişlediği, sosyal mevzuatın koruyucu hükümlerinin geliştiği ülkelerde çocukların çalışmaya daha ileri yaşlarda başladıkları gözlenmektedir. Emeklilik hakkının daha erken başladığı ülkelerde de çalışma çağındaki nüfus miktarı aynı şekilde azalabilmektedir. Bununla beraber emeklilik yaşının erken başladığı ülkeler mutlaka gelişmiş sanayi ülkeleri değildir. Bazı gelişme halindeki ülkelerde, örneğin ülkemizde, emeklilik erken yaşta başlayabilmektedir.

    Ülkeler arasındaki farklı çalışma çağındaki nüfus kavramlarına rağmen, uluslararası istatistiklerde 0-14 yaş grubunun henüz çalışma çağına girmediği, 65 yaşını bitiren kimselerin de çalışma çağı dışına çıktığı kabul edilmekte ve aktif nüfus veya işgücü 15-65 yaş grubu dikkate alınarak hesaplanmaktadır.

    İşgücüne katılma oranı: İşgücü miktarının genel nüfusa oranlanması ile bulunan bir orandır. Bu oran toplumları ekonomik gelişmişlik durumuna, sosyal ve kültürel seviyesine göre değişmektedir. Genellikle son derece ilkel toplumlarda, işgücüne katılma oranı çok düşüktür. Ekonomik gelişme ve sanayileşme başlayınca bu oran artmaya başlar. Sanayileşme ile birlikte gerek kadı n, gerek erkekler için yeni iş olanakları ortaya çıkar; kente göç başlar; tarım sektöründe çalışmaya devam edenlerin verimi yükselir. Yeni tüketim mallarının piyasaya arz edilmesi ihtiyacı kamçılar; çalışma isteği artar.

    Köyde evde üretilen bazı tüketim malları dışarıdan alınmaya, bazı ev hizmetleri başkalarına gördürülmeye başlanır; böylece kadın da yavaş yavaş çalışma hayatına ücretliler grubu içinde veya bağımsız çalışan ve işveren statüsünde atılır. Sanayi gelişip olgunlaşmaya başlayınca işgücüne katılma oranında azalma eğilimi görülür.

    Zira sosyal refahın gelişmesi, eğitim olanaklarının genişlemesi, eğitim süresinin uzaması ve emeklilik yaşının öne alınması gibi faktörlerle işgücüne katılma oranından oransal düşmeler olabilmektedir. Genellikle işgücüne katılma oranlarını kadınların işgücüne katılma oranları etkilemektedir. Kadınların katılma oranlarını etkileyen faktörler, ekonomik faktörler yanında örf ve âdetler, dinsel gelenekler ve toplumun kültürel seviyesi gibi sosyal faktörlerdir. Bununla beraber aynı toplum içinde dahi bu faktörlerin etkisi köy ve kent yaşamında farklı olabilmektedir.

    Ülkede uygulanan siyasi rejim de kadınların katılma oranlarını etkilemektedir. Güdümlü iş piyasası tipinin hâkim olduğu komünist ülkelerde kadın katılma oranları demokratik rejimlerden daha yüksek olmaktadır.

    Bir ülkede nüfus miktarı ve bunun içindeki aktif nüfus, işgücü arzını etkileyen ana faktör olmakla beraber, fiili işgücü arzı istihdam hacmine bağlı kalmaktadır. İş olanaklarının azlığı, bazı hallerde, çalışmaya istekli kişileri ümitsizliğe düşürebilmektedir. Şu halde işgücü arzını incelerken işgücü talebini de bir etken olarak dikkate almak gerekir.

    Göç hareketleri : Ülkeler arasında meydana gelen göç hareketleri, yüzbinlerce kişinin doğrudan doğruya aktif nüfusa katılması suretiyle emek arzında ani ve önemli değişmeler yaratabilmektedir. Böylece işgücüne katılma oranında göç kabul eden ülkeler lehine önemli artışlar meydana gelmektedir. Buna karşılık dış ülkelere işgücü gönderen ülkelerin emek arzında hissedilir bir düşme kendini göstermektedir. Zira yabancı ülkelere çalışmak amacıyla gidenlerin hepsi çalışma çağındaki nüfusa dahil oldukları gibi, çalışma istek ve kabiliyetinde olan kişilerdir.

    Dış göç hareketleri de işgücü arzını aynı şekilde etkiler. Nitekim 1951-1955 yılları arasında Federal Almanya’da faal erkek nüfusun % 30’dan fazla artışının en önemli nedeni Doğu Almanya’dan Batı’ya göç edenlerdir. 1914 yılına kadar A.B.D’ne, 1960’lı yıllardan 1970’li yılların ortalarına kadar belli başlı Avrupa ülkelerine doğru devam eden işgücü akımını ve son yıllarda petrol zengini İslâm ülkelerine doğru devam eden işgücü akımını bu arada zikretmek mümkündür. Ancak, işgücü fazlası olan ülkelerden Batı Avrupa’nın aşırı istihdam durumundaki ülkelerine veya İslâm ülkelerine doğru göç hareketi, A.B.D.’ne veya eski Doğu Almanya’dan Federal Almanya’ya yapılan göç hareketi ile aynı nitelikte değildir. İkincilerde göç devamlılık gösterdiği halde, birincilerde işgücü talebinin devamına bağlılık söz konusudur. Nitekim bunlara literatürde “misafir işçiler” denilmektedir.

    Şu halde denilebilir ki, işgücü arzının tabii kaynağı bir ülkenin nüfusudur. Ancak, ekonomik bakımdan önemli olan, aktif bir nüfus ve işgücüne katılma oranıdır. İşgücü arzının arızi kaynağı ise uluslararası göç hareketleridir.

  2. #2
    bavyerali adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    2,843
    Karizma Gücü
    7
    kısa ve öz tamda böyle birşey arıyordum valla artık ekonomi siteleri yerine buraya bakar oldum bilgisayarım bi gelsin işgücüne katılma oranı hakkında yazacaklarım var sağolasın hocam

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •