21. Yüzyıl Öğrenme Girişimi'nin Başkanı John Abbott, konuşma yapmak için geçen hafta Türkiye'deydi. Konuşmanın başlığı ilginçti: "Öğrenimi fazla eğitimi az... Ölçüyü nerede kaçırdık?" Abbott'ın başkanlığını sürdürdüğü ululararası çapta örgütlü 21. Yüzyıl Öğrenme Girişimi, eğitim araştırmacıları ve uygulayıcılarını bir araya getiriyor, mevcut eğitim yapılarını sorguluyor. John Abbott'un İstanbul'daki 15 Şubat'ta gerçekleşen konferansını da Eğitim Reformları Girişimi, British Council Türkiye ve Özel Ameriken Robert Lisesi düzenledi. Abbott, iki gün sonra da Ankara Üniversitesi'nde konuştu. John Abbott, eğitim sistemindeki en büyük hatanın,"çocukların onları zorlamadığımız takdirde öğrenmeyi istemeyeceklerini düşünmek" olduğunu söyledi. Sistemdeki önemli diğer yanlışlardan biri de, ileri yaşlardaki çocukların eğitimine, küçük çocukların eğitiminden daha fazla önem verilmesi. John Abbott'a göre eğitmin amacı, "çocuklara olaylara farklı bakış açılarından bakmalarının ve kendi kendilerine öğrenme becerilerinin öğretilmesi" olmalı. Aşağıda, John Abbott'la yapılan bir röportaj yer almaktadır.
John Abbott kimdir?
1965'te öğretmenliğe başlayan Abbott, okul yöneticiliği, danışmanlık ve araştırmacılık yaptı. 1993'te Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın da danışmanlığını yürüttü. 2000 yılından bu yana Eğitim 2000 ve1985 yılından bu yana 21. Yüzyıl Öğrenme Girişimi'nin direktörü.
RÖORTAJ
Siz uzun yıllardır, farklı ülkelerden araştırmacı, düşünür ve politikacılarla, eğitimi konuları üzerine çalışıyorsunuz. Bu çalışmaların ışığında, ideal eğitimi modelinin tarifi var mı?
-Bence üzerinde çalışmamız gereken ideal bir eğitim modeli var. Bu model, mümkün olduğunuca fazla genç insanın, kendi kendine öğrenme konusundaki güvenlerini garanti altına almak üzerine kurulu. Çünkü inanılmaz derecede özgüven sahibiler. Onlara kendi kendilerine öğrenebileceklerini göstermek için 18 yaşına gelmelerini beklemeyin, buna onlar 5 yaşındayken başlayın. Çünkü beş yaşındayken zaten kendileri hakkında düşünmeye başlamışlardır.
O halde, birçok öğretmen ve anne-babanın, çocuklarını eğitme konusunda eğitime ihtiyacı var...
-Evet doğru. Özgür düşünen gençler yetiştirmek için öncelikle öğretmenlerin özgür düşünmesi şart. Tüm bu konuların, öğretmenler kadar anne-babalar tarafından da anlaşılması gerekiyor. Çünkü çoğu anne-baba, daha en başından doğru olmayan bir sistemin ürünü aslında.
Eğitim sistemini iyileştirmeye nereden başlamalıyız? En büyük hatayı nerede yapıyoruz?
-En büyük hatamız, çocukların onları zorlamadığımız takdirde öğrenmeyi istemeyeceklerini düşünmemiz. Bu önyargı yanlış. Çocuklar, doğaları gereği öğrenmeye isteklidirler. Sadece kendilerine kalabalığın bir parçasıymış gibi muamele edilmesini istemezler. Başlangıç noktası bu olmalı. İkinci en büyük önyargı ise, iler yaştaki çocuklara, küçük çocuklardan daha önemliymişler gibi davranmamız. Halbuki küçük çocukların öğrenmeleri de, en az büyükler kadar önemlidir.
Siz okul dışı eğitimin önemini sürekli vurguluyorsunuz. Neden?
-Çünkü okuldan ayrıldığımızda öğrenmeye son veremeyiz. Çocuk, okul dışında heyecanlaır, okulda bunlardan sö zetmek ister. Ancak çocuk okul dışında sıkılırsa, hiçbir şey hakkında fikri olmaz. Devletin bu konuda yapabileceği şey, okul dışı etklinliklerin yapıldığı kulüpleri vb. teşvik etmek, yeniden oluşturmak ve çoğaltmak.
Bazı sunumlarınızda Rainforest(Yağmur Ormanı) adlı bir modelden bahsediyorsunuz. Nedir bu model?
-Tameside, İngiltere'de bir şehir. Bu şehir, yağmur ormanlarını çocukların öğretmi için metafor olarak kabul etti. Yağmur ormanlarında sadece en tepeye çıkabilecek kadar güçlü olan ağaçlar yaşamlarını sürdürür, yani başarılı olanlar. dünyanın en ünlü biyologlarından biri olan Gerald Edelman, insan beynini yağmur ormanlarına benzeterek açıklıyor. Ben de bu benzetmeyi kullanıyorum çünkü bililkyoruz ki dünyadaki yağmu ormanları tehdit altında. Para için kesilip yok ediliyorlar. Biz de yaşam için çok önemli olan şeyleri yok ediyoruz aslında.
Dünyada Montessori gibi (görerek, yaşayarak öğrenme), farklı eğitim modelleri var. Sizce bunlar işlevsel mi?
-Montessori çok ilginç bir model, özellikle ilkokul için. Ama bunu ortaöğretime uygularsanız, tam uymayacaktır. İlköğretim ve üniversiteler için uyumlu, ancak ortaöğretim için uygun değil. Tüm bu modeller önemli ancak hiçbiri mükemmel sonucu sağlamıyor. Bu farklı modellerden bir sentez oluşturmak önemli. çünkü sadece bir parçayı alırsanız, bir yere varamazsınız.
İyi bir soru soran çocuğa nasıl davranmalı?
-Konferans vermek için gittiğim ilköğretim okullarında öğretmenlere şunu tavsiye ediyorum: Bir öğrenci iyi bir soru sorduğunda, onu yanıtlamak için acele etmeyin. Çünkü iyi bir soru sorabilmek, sandığınızdan daha zordu ve büyük bir ihtimalle onu soran kişi neredeyse yanıtını vermiş demektir. Bir öğrenci soru sorduğunda, ona bu çok güzel bir soru, ona bu çok güzel bir soru, sen ne düşünüyorsun diye yanıt verirseniz, soruyu çocuğa yöneltmiş olursunuz ve çocuk da büyük bir hevesle şunu söylemek istiyorum der. Ve sonunda bilirsiniz ki konuyu anlamıştır. Nietshce, "Kötü öğretmenlerin öğrencileri onlara bağlı kalır" demiş. Kısacası, daha fazla çocuğun , cevapları bulabilmeleri için başkalarına ihtiyaçları olmadığınıanlaması gerekiyor.
KONFERANSTAN İLGİNÇ NOTLAR
- İnsanlar dışında tüm canlılar beyinlerinin yüzde 95'i gelişmiş halde doğar. Bu oran insanlarda yüzde 40'tır. İnsanların beyin gelişiminin yüzde 95'i bulması beklenseydi, bir gebelik 37 ay sürerdi.
- 18 aya kadar bebekler hiç televizyon seyretmemeli. Televizyondaki görüntüleri o kadar severler ki, düşünmeyi bırakırlar.
- 2 yaşında günde 3.5 saat seyreden bir çocuktaki dikkat bozukluğu ihtimali yüzde 35 artar.
- Bir çocuğun beyin gelişimi daha anne karnında başlar. Özellikle hamileliğin so 3 ayında çocukların zeka gelişimi annenin psikolojisiyle bağlantılıdır.
- Anne sütü vermek zihinsel bir süreçtir. Emzirme döneminde annenin bebekle kurduğu göz kontağı, bebeğin zihinsel gelişimini arttırır.
- Bir Çin atasözü "Söyle unuturum; göster hatırlarım; yapmama izin ver, anlarım" der.
- En iyi öğretmenler, çok iyi olmayanlardır. O kadar kötü anlatırlar ki, öğrenci her şeyi kendi kendine çözmek zorunda kalır.
- Bugüne kadar konuştuğum öğrenciler arasında, heyecanlı öğrenme deneyimlerini anlatanlar şu örnekleri verdi: Bir dağın tepesinde durarak güneşin doğuşunu izlemek, bir çiçeğin açmasını izlemek.
- Öğrenmek, karşı çıkmaktır. Gençken sorgulamayı öğrenmeyenler, ilerde çok zorlanırlar.
Kaynak: 19 Şubat 2006 tarihi Hürriyet Gazetesi'nin İK eki.


LinkBack URL
About LinkBacks
ORTAJ
Alıntı Yaparak Cevapla


