Antropologlar ilk insanların vahşi hayvanlara yem olmaktan kurtulmak için dayanışma içgüdüsü geliştirdiğini ve bunun da yüzyıllar içinde toplumlaşma yeteneğine dönüştüğünü vurguluyor.
LONDRA - Bilim insanları, modern insanın atasının başarıyla avlandığı tezini tersine çevirdi. Yeni araştırmalara göre, modern insanın ataları kendileriyle yeryüzünü paylaşan vahşi yaratıkların yemi oluyordu. Kurban olmaktan kurtulmak için ilk insanlar kendi aralarında güçlerini birleştirerek dayanışma kültürü oluşturarak ayakta kalmayı öğrendi. Böylece ilk cemiyet hayatının tohumları atılmış oldu.
ABD’nin önde gelen araştırma kurumlarından Emory Üniversitesi uzmanı Dr. James Rilling, dayanışma içgüdüsünün arkasındaki biyolojik mekanizmaları incelemek için beyin dalgalarını görüntüleme tekniğine başvuruyor. Dr. Rilling, deneğin dayanışma ile bireycilik arasında seçim yapmasını gerektirecek deneysel bir oyunda, insan beyninde meydana gelen nörolojik değişimleri görüntüledi.
DAYANIŞMA MI, BİREYCİLİK Mİ?
Deneklerin beynindeki kimyasal değişikliklerden, karşı tarafın dayanışmaya yanaştığı zamanlar mükafat ve şükran sinyalleri verildiğini, karşı tarafın bireyciliği seçtiği hallerde ise, bunun negatif olarak algılandığı görüldü. Dr. Rilling ayrıca, insanların kimin dayanışma sergilediği kiminse bireyciliği seçtiğine dair bir bellek geliştirdiğini ve bunu sürekli hatırlarında tuttuklarını keşfetti.
HAYVANLAR DAYANIŞMAYI BİLMİYOR
İnsanlardaki dayanışma içgüdüsüne karşılık, hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, kendilerine herhangi bir riski olmasa dahi örneğin kimi maymun türlerinin birbirlerine dayanışma şeklinde yardım etmeye yanaşmadıklarını ortaya koyuyor. Bilim insanları bunu insanların erken çağlardan gelen korunma ve ayakta kalma içgüdüsünün bir dışavurumu olarak yorumluyor. Buna göre, insanlar çevrelerini saran vahşi yaratıklara av olmamak için dayanışmayı geliştirdi.
Washington Üniversitesi profesörlerinden Dr. Robert Sussman, ilk insanların vahşi köpek, kartal, timsah gibi vahşi hayvanlara yem olduğunu savunuyor. Dr. Sussman, insanın atalarından sayılan Australopithecus afarensis maymun türünün bugün dahi avcılığı beceremediğini ve diğer hayvanlara yem olduğunun altını çiziyor.
EVRİMİN ZORLUĞU, BUGÜNÜN ALIŞKANLIĞI
İlk insanların yem olduğu sonucuna ulaşan bir diğer bilim insanı da University of Notre Dame uzmanı Dr. Agustin Fuentes. Dr. Fuentes, ilk insanlar için vahşi hayvanlara yem olmanın da açlık ve kıtlık gibi evrimin çetin zorluklarından biri olduğu ve bununla mücadelenin gelişimine katkısı olduğunu dile getiriyor.
Ayrıca, evrimin ilk çağlarında bebek bakımı çok daha zorlu ve riskli bir işti. Anne ve babalar kendileri kadar çocuklarını korumak için ek çaba sarfediyordu. Bu durumdaki ilk insanlar birbirleriyle yardımlaşarak, işbölümü yaparak zorlukların üstesinden gelme başarısı gösterdi.
DAYANIŞMAYAN TÜRÜN SOYU TÜKENDİ
Dr. Fuentes, Australopithecus ve Paranthropus adlı her iki insansı türün de vahşi hayvanlara yem olduğunu ve bunlardan ikincisinin dayanışma içgüdüsünü geliştiremediği için 1.2 milyon yıl önce soyunun tükendiğini belitiyor. İnsanın atası Australopithecus’ta ise kendilerini vahşi hayvanlara yem olmaktan kurtaran dayanışmacı davranış yıllar içinde bir içgüdüye dönüye dönüştü ve cemiyet oluşturma alışkanlığı doğdu.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla



Melüsünün kuzusuu 


)) Saf Alman üretimine geçiyordu kendi aklı ile
