Amerika'da bir eğitim düşünülürken ilk başta ne kadar büyük bir kitleyle, ne kadar büyük bir rekabete girildiği çoğu öğrencinin farkında olmadığı bir konudur. Günün birinde dünyanın dört bir yanından insanla iyi bir gelecek uğruna yarışacağını kim tahmin edebilir ki? İlk başta en büyük engeli para olarak görürüz. Gerçi çoğumuz için temel engel paradır ve burs olanakları olduğunu duyduysak da ne yapılır, nasıl alınır pek bir bilgimiz olmadığından belki araştırmaya bile korkarız. Halbuki dünya kadar burs olanağı var – tabii bu sizin bölümünüze, başarınıza ve TOEFL, GRE, GMAT gibi sınavlardan aldığınız sonuçlara bağlı. Günümüzde internet, bu araştırma işini oldukça kolaylaştırdı. Bu konuda bir çok tecrübesi olan tonla insan tecrübelerini yarı şaka yarı ciddi şekilde e-mail gruplarında ve forumlarda paylaşıyor.
Amerika kökenli burs kaynaklarının başında okuldan alınacak "teaching" ve "research" asistanlığı gelir. Teaching asistanlığı genelde somut başarınıza bağlı olmakla beraber "research" yani araştırma asistanlığı büyük oranda hocalarla iletişiminize bağlı. Amerika'daki üniversiteler bir bakıma şirket gibidir. Genelde bilimsel araştırmaların yanı sıra MBA gibi programlarda devletten ziyade özel şirket destekli bir çok proje olur. Bu projeler öğretim görevlileri sorumluluğunda olur. Hocaları proje müdürü gibi düşünün. Belli bir amacı ve bütçesi vardır ve doğal olarak insan gücüne (daha doğrusu "beynine") ihtiyaçları vardır ve bunu da öğrencilerden sağlarlar. Projeleri destekleyen ister devlet olsun ister şirket, üniversiteler en ucuz çözümdür, çünkü çalışanlar neredeyse karın tokluğuna çalışan öğrencilerdir.
Şimdi kendinizi bir öğretim görevlisi yerine koyun. Bir projeniz ve bir kaç yüz bin dolarlık bütçeniz var. Projeniz için eleman, yani öğrenci alacaksınız. Siz olsanız bu öğrencileri nasıl seçerdiniz? Bu sorunun cevabı "en iyi öğrencilerden seçerdim" gibi bariz bir cevap olmasına rağmen öğrenciler için en çok rekabetin olduğu noktadır. Amerikan üniversiteleri arasında kabul oranları %5 ile %70 arasında değişir. Genelde iyi üniversitelerin kabul oranı ise %10-15'i çok zor geçer. Dolayısı ile burs alma şansınız da bu kitleye karşi yarışınıza bağlı. Tabii bu şans durduk yerde "aaaa TOEFL'dan şunu GRE'den bunu almış çok iyi" diye sizin ayağınıza gelmez (tabii mükemmel bir akademik durumunuz yoksa). Bu noktada bölüm ve hocalarla iletişim büyük önem taşır. Başvuran binlerce kişi olduğunu düşünürseniz sizin içine girdiğiniz değerlendirme kategorisinde sizinle aynı veya çok çok yakın özelliklere sahip yüzlerce öğrenciden farklılığınızı karşı tarafa sunma sanatını çözmeniz lazım.
"İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda iletişim de problem mi?" demeyin. Bilgisayar başına geçip iki satırı herkes karalayabilir ama geleceğinizi belirleyecek "iletişim" böyle çala kalem iletişim değil ve ne yazık ki biz Türkler bu konuda çok özensiz ve üstünkörüyüz. Her zaman kendinizi oğretim üyesi yerine koyun. "Ben sizin bölüme başvuruyorum, bana asistanlık verin" diyen bir e-maile ne kadar değer verirdiniz? Okuyacağınız bile şüpheli olurdu sanırım. Bu noktada araştırma ve iletişimin inceliklerini bilmek büyük avantaj sağlar. Projesi olmayan bir hocaya dört dörtlük bir e-mail atsanız, hatta kalkıp ziyarete gitseniz bile sizin burs almanıza katkısı çok çok az olacaktır çünkü adamın parası yok ki size versin! Başvurmayı düşündüğünüz okulları az çok belirledikten sonra hangi öğretim üyesinde proje (yani para, $$$) var onu bulmak lazım. Sizin alanınızla ilgili her hocanın son iki üç yıllık akademik geçmişini inceleyin, yayınlarını okuyun. Bu araştırma size az çok kiminle iletişime geçmenizin sizin için faydalı olacağını gösterir. Daha sonra bulgularınızın doğruluğundan emin olmak ve hocanın dikkatini çekmek için "hafiften" yazışmaya başlayın. Bu nedenle önce para istemek ve sonrasını beklemek yerine öğretim görevlisine kendinizi tanıtırken projesi olup olmadığını, öğrenciye ihtiyacı olup olmadığını belirleyin. Zaten siz yolu yordamı ile giderseniz, öğretim üyeleri ilk bir kaç satırınızı okudukyan sonra neyin peşinde olduğunuzu anlayacaktır ve maddi imkanları varsa ve siz kendinizi yeterince "satabildiyseniz" burs teklifi bir kaç yazışmadan sonra ondan gelecektir.
Yukardaki paragraf burs araştırma ve almada hemen hemen tüm ihtiyacınız olan noktaları içermekte. Yüzeysel olarak değil de satır aralarındaki detayları anlayarak okuduğunuzda ne bir danışmanlık şirketine, ne de başka bir şeye ihtyacınız olacağını sanmıyorum. Tüm püf noktanin etkili araştırma ve özenli iletişim olduğunu aklınızdan çıkarmayın..
Alinti..


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla