• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 6 123456 SonSon
52 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    TY Bölüm Sorumlusu kaiserx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    3,505
    Karizma Gücü
    7

    Tartışma :Türkiyede Eğitimde Fırsat Ve İmkan Eşitiliği Var Mı?

    Evet arkadaşlar sorun bu Milli Eğitimin ilkelerinde bulunan Eğitimde Fırsat eşitiliği sizce ülkemizde tam manası ile var mı?


    Olaya iki türlü bakabiliriz birincisi şu isteyen herkes istediği her okula gerekli şartları yerine getirdikten sonra gidebiliyor.

    İster ünv ister lise sınavına girdikten ve kazandıktan sonra kaydını okula yaptırabiliyor.
    Devlet okullarının büyük bir çoğunluğu aynı imkanlara sahipler,tüm öğrencilere kitapları bedava veriliyor
    Yibo(yatılı ilköğretim bölge okulları) her öğrencilere sıcak yemekler, kitaplar, burs, giyim eşyaları vs veriliyor.Fen liselerinde de durum böyle
    Ama birde madalyonun ikinci yüzü var acaba doğuda bir lisede eğtim gören bir öğrenci ile izmirde eğitim gören kişi aynı imkanlara mı sahip
    Ailesi çok zengin olan ile fakir olan bir kimse Öss sınavında aynı imkanlara mı sahip?
    Özel dersler alıp sınavlara daha iyi hazırlanma imkanına sahip biri Öss'de daha başarılı olunca Dershane yüzü bile görmemiş bir köylü çocuğu Eğitimde Fırsat ve İmkan eşitliğini bozmuyor mu?

    Evet arkadaşlar bu konuyu kapsamlı bir şekilde tartışalım sizlerden gelen yazılara göre kafamda olan bazı şeyleride yazacağım
    hepinize sevgi ve saygılarımla

    http://www.internethaber.com/images/other/6.20071022164733.jpg

    Rabbime inanıyorum; öyleyse umutsuzluğa gerek yok!

  2. #2
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Kaiserx dostum güzel bi konuya değinmişsin..Ama ben kendi üslubumla cevap vereyim...

    Hayat böyle....

    Yanlış anlaşılmasın..Dengesizlikler olmak zorunda ki denge sağlansın !
    Doğudaki bir çocuk batısındaki kadar fırsatçı olsaydı.biz doğunun haline üzülemezdik.Ve eğer batıdaki çocukta doğudaki kadar sefalet çekseydi biz ona da üzülürdük....

    Neyse bu benim üslubumdu...

    Objektif baktığımız zaman(Objektif olmak bazen herkesin gördüğü gibi görmektir) Eğitim ülkemizde başlı başına bir mesele !...Bırak öss yi kazanmayı, sefil halde olan o kardeşimiz öss parasını bile yatıramıyor olabilir...Devletin bu işe geçici olarak değil köklü çözüm getirmesi gerekir..i.

  3. #3
    Herdaim UNdocab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    2,141
    Karizma Gücü
    0
    Ben de farklı bir noktaya dikkat çekeyim son yıllarda birinciler hep iç anadoludan, doğuya yakın yerlerden çıkıyor. Bunuda gözardı etmeyelim.
    Özel ders ne derece gerekli Bunuda sorgulamak istiyorum. Gerekli neşriyat zaten mevcut özel 5 saat derse vereceğiniz para ile yeteri döküman alınabilir.
    Evet doğuda hatta Karadenizde yeteri imkanlar olmuyor, yeteri kadar imkanı olnada ders çalışmıyor. Devletin bu konuda eksikleri olduğu da doğru son kararlar ile okulalra bedava kitap dağıtımı eğitime yüzde yüz destek kardelenler derken bir sürü proje ile bunun üstesinden gelmeye çalışıyor.
    Bu konuda Terör ve popüler kültürden dolayı şehirde yaşama isteği ve öğretmenlerin doğu illerine gitmek istememesi de etkili. Sanırım bunlarda gözden kaçmamalı.
    Biz tayinimiz çıktığında doğuya gitmezsek oraya pkk gider, terörist başka bilmem ne grubu gider.

  4. #4
    Futbol adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-08-2005
    Mesajlar
    7,550
    Karizma Gücü
    8
    zaten öss başarı sırasından belli fırsat eşitliğinin olmayışını ama burası büyük bir ülke bunu kabul edip neler yapabileceğimize bakmalıyız bence buda uzun bir sürece dayanıyo sürekli hükümetlerin değişmesi sabit bir hükümetin başta kalamaması bu eğitimdeki fırsat eşitliğini baltalıyo bence projeler yarım kalıyo birde ülkemizdeki tek sorunun eğitim olmaması da ayrı bi sorun bence
    Begüm Birgören
    Supernatural

    no post!!

    flashforward

  5. #5
    TY Bölüm Sorumlusu kaiserx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    3,505
    Karizma Gücü
    7
    evet arkadaşlar hepiniz güzel noktalara temas etmişşiniz

    özellikle undocab senin dediğin bir şey eğer bizler oralara gitmessek onlara başkaları gider
    bizler sürekli siyaset yaparız özelliğimiz bu arkadaş ortamlarında hükmetler kurarız devrimler yaparız ama en önemli sorunl olan eğitimin sorunları ile pek ilgilenmeyiz aslında bütün sorun tam rayında gitmeyen eğitim sistemidir madde olarak bu ilke olmasına rağmen pratikte bu yok mesela ben kendi hayatımda bir kesit sunayım size
    ortaokuldan sonra lisede güzel bir okula gitmek için dershaneye gitmeye karar verdim. Babam memur olduğu için o aralar maddi sıkııntıları vardı. Dershaneye gidemedim ama çok şükür yinede Manisa Anadolu Öğretmen lisesini kazandım fakat içimde hep uhte olarak kaldı dershaneye gitseydim belki Fen lisesini kazanırdım diye...
    işte bu yaralar, sizde yok mu bunlar?

    Fırsatlar o zaman için benden yana değildi belki...
    http://www.internethaber.com/images/other/6.20071022164733.jpg

    Rabbime inanıyorum; öyleyse umutsuzluğa gerek yok!

  6. #6
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8
    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10.12.1948 tarihli ve 217 A (III) sayılı kararıyla kabul ve ilan edilen, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin eğitim hakkı ile ilgili olan 26. maddesinde; “Herkes eğitim hakkına sahiptir……….Teknik ve Mesleki Eğitimden kural olarak herkes yararlanabilir; yüksek öğretim kabiliyet esasına göre herkese eşit olarak açıktır.” ifadesi yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun en önemli sözleşmelerinden biri; Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme’dir. UNESCO’nun 14 Aralık 1960 tarihli Genel Konferansında kabul edilen bu uluslar arası sözleşme ile, eğitimde davranış eşitliğini ortadan kaldırmak ya da bozmak amacıyla veya sonucuyla herhangi bir kişi ya da grubu herhangi bir türdeki ya da düzeydeki eğitimden yoksun bırakmak, düşük standartlı bir eğitimle sınırlandırmak, bunlar için ayrı eğitim sistemleri ya da kurumları oluşturmak veya onlara insan onuruyla bağdaşmaz koşullar uygulamak üzere yapılan herhangi bir ayrım, dışlama ya da tercih yasaklanmıştır. Sözleşmede ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, ekonomik koşullar ya da doğum gerekçelerine dayalı ayrımcılık yasaklanmıştır.
    Ortaöğretim başarı puanı... Okullarda toplanan paralar... Üniversite sınavı... Eğitimin, okulların statülerini farklılaştırarak kategorilendirilmesi... vb. Tüm bunlar eğitimde fırsat eşitsizliğinin en önemli unsurları olarak, doğaldır ki, sürekli gündeme getirildi, getiriliyor.
    Ancak, eğitimde fırsat eşitliği konusunun başka bir yönü var ki, ona değinmek istiyorum. Okulların statülerinin farklılaştırılmasıyla oluşturulan kategorilendirme sınıfların oluşturulmasında da rehber olarak kabul ediliyor çünkü. Şöyle ki; eğitim-öğretim yılının başında öğrencinin sınıfı belirlenirken bir önceki yılın ders notları baz alınıyor ve "notu iyi olan öğrenciler iyi sınıfa, notu düşük olan öğrenciler kötü sınıfa" yerleştiriliyor. (Notu kötü olup, torpili iyi olanlar uygulamadan muaf tutuluyor.) Uygulamanın; "Eğitimde herkese fırsat ve imkan eşitliği sağlanır" ilkesine aykırı olması da bir şeyi değiştirmiyor.
    Oysa, "Öğrencileri düzeylerine göre ayırmak eğitimi kolaylaştırır" anlayışı, tam bir düz mantıktır ve geçersizdir. Bu mantığı "doğru" olarak savunanlar, düzeyi düşük sınıflardaki atmosferin, eğitim yapılmasını nasıl imkansızlaştırdığını, o öğrencilerin içinde bulunduğu aşağılık kompleksi ve güvensizliğin eğitimde ne kadar büyük bir engel oluşturduğunu görmezden geliyorlar.
    İtilmişliğin eğitime olumsuz yansımasını düşünmeyenler, aynı sınıfı paylaşan düzeyleri farklı öğrencilerde, etkileşim sonucu oluşan motor gücün farkında değiller. Bu güçten yoksun bırakılan öğrencilerin daha da uca kaydığının da!
    Eğitimde öğretmenin en temel amacı, düzeyi göreceli olarak yüksek öğrencilerin düzeylerini yükseltmekten çok, düzeyi düşük olan öğrencilerin düzeylerini yükseltmektir. Eğer sınıflar öğrencilerin seviyelerine göre oluşturulursa öğretmenler seviyesi yüksek sınıflarda, kendilerini soru çözmeye endekslerler. Kendilerini çoktan seçmeli bir döngünün içinde bulan öğrencilerin yaratıcılığı ve ifade edebilme yeteneği de elbette körelir.
    Burada en önemli sorun, "Sistem bize ayrım yapmayı dayatıyor" mazereti arkasına sığınmaktır. "Biz ne yaparsak yapalım, sonuçta öğrenciler anadolu, fen lisesi gibi okulların sınavına giriyor. Özel sınıflar oluşturuluyor, okulun reklamı yapılsın diye popüler liselere öğrenci kazandırılmaya çalışılıyor" gibi savunmalar eğitimi ticarileştirme mantığının bir yansımasından başka bir anlam ifade etmese gerek.
    Devlet okullarının görevi sınavlara öğrenci -belli bir kesimini- hazırlamak değildir ve kendilerine böylesi bir hedefi kesinlikle koyamaz.
    "Seviyeye göre sınıf" uygulamasının bir başka sonucu da, velilerle "pazarlık şansı"nı idare lehine kolaylaştırmasıdır. Çocuğunun ortaöğretimini "iyi" bir okulda tamamlamasını isteyen veliler bunun "seviyesi yüksek" sınıftan geçtiğine inandırılıyor. Velilerin, çocuklarının eğitimi konusunda duydukları kaygılar ağır bastığı için, idarenin velileri finans kaynağı olarak değerlendirmesinin koşulları da böylece olgunlaşmış oluyor.
    Sonuç olarak, yoksul ailelerin çocuklarının eğitimden eşit olarak yararlanamadıklarını söylemeye gerek bile yok. Herkes hukuk önünde eşit eğitim hakkına sahip olmasına rağmen, bu hakkın çeşitli uygulamalarla kullandırılmadığı açık. Öz olarak, uygulanan yöntemler, yoksul aile çocuklarını, eşit eğitim hakkından mahrumiyete mahkum ediyor. (Bir de buna, seviyesi yüksek sınıflardaki eğitim ortamından yoksun bırakılan öğrencilerin dershane olanağından da yoksun olduğu eklenirse, bu çocuklarımızın ikinci kez cezalandırıldıkları ortaya çıkar.)
    Bu bağlamda, eğitimde fırsat eşitliğini sağlaması gereken devlet, uyguladığı eğitim politikaları ile eğitimde fırsat eşitliğini engelleyen etmen durumunda.
    Soruları şimdi soralım: Çocuklar için eğitimlerinin daha ilk yıllarında yapılan bu sınıflandırma, gelecekleri konusunda baştan verilen bir karar mı? Yıllardır uygulanan ve bugün "Paran yoksa okuma!" sözünde ifadesini bulan bir ayıklama politikası mı?
    Bu sorulara doğru yanıtlar vermeliyiz, çünkü söz konusu olan çocuklarımızın geleceğidir...(mavi ile yazılanlar bir eğitim uzmanı,psikoloğa aittir.)
    Benim şahsi kanaatlerime gelince ben olaya sizin kadar karamsar bakmıyorum sevgili arkadaşlar.Ülkemizde büyük oranda fırsat eşitliği vardır ancak imkanları yetersiz olanlar(özellikle maddi imkanlar) önüne gelen fırsatları değerlendirememekte ya da köy de okuyan bir öğrenci kardeşimiz mevcut fırsatlardan haberdar olamamaktadır.(ailenin bilinçsiz olması ya da "ben okumadım o da okumasın geçsin traktörün başına okuyupta ne olacak mantığı" ile hareket etmesi). Adama kayırma ve torpil işleri maalesef ki yurdumuz da karşılaşılan bir durumdur.Bu durumu ortadan kaldırabilmek için dürüst eğitimcilere ve temiz bir siyasete ihtiyacımız vardır.
    Ben bu sorunları aşacağımız inancındayım.

  7. #7
    SeRKaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    5,379
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Şuan ben ÖSS'ye hazırlanıyorum.Dersane ye gidiyorum.Eskiden özel derste aldım.Güzel bir lisedeyim.Hedefim var,çalışıyorum.İnançlıyım kazanacağım.Fakat özel üniversiteye gidecek kadar imkanım var mı yok.
    Diğer yandan züppe kılıklı,baba parasını yiyen kişiler hiç çalışmanın esamesini okumadan özel üniversitelerde yüksek linsans yapabilecekler.
    Ben günümün 9-10 saatini çalışarak geçiriyorum o şahsiyet hiç çalışmıyor.
    Benden daha kötüleri de var.
    Elektrik parasını ödeyememekten mum ışığında çalışan öğrenciler tanıyorum.
    3 saatlik bir sınav için ödediğimiz bedel çok ağır.
    Fırsat eşitliğini yakalamak çok zor.Yakalanamaz.Parası olan parasını konuşturmak isteyecektir.
    Eğitime ayrılan ödenezk az.
    Fırsat eşitliğini sağlamak isterseniz iki yolu var.
    Ya Özel ders ve dersaneleri yasaklayacaksınız.
    Ya da Özel üniversiteler kapatılacak.
    Şuan hangisini tercih edersiniz.
    Şahsen ben 2.sini

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    21-10-2005
    Mesajlar
    31,682
    Karizma Gücü
    13
    ben 2 yıllık sınavsız geçiş yapacağım....okul önerisi olanlar varsa dinlemek isterim...yardım ederseniz sevinirim... bilgisayar-yazılım

    Tottenham Hotspur || SS Lazio


    Aslan sütü içerim,aslan gözü siverim...

    ArkamdanKonuşan,Önümden Yesin!



  9. #9
    espriler adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-07-2004
    Mesajlar
    14,832
    Karizma Gücü
    10
    Fırsat eşitsizliği kesinlikle var.Herkesin ortak görüşü dershane olmadan üniversiteyi kazanmanın zor olduğu.Ve doğuda nice dershaneye gidemeyen öğrenci var...

    ________________________

  10. #10
    Kapatıldı Franchise adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2005
    Mesajlar
    6,936
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Özel üniversiteler ile ilgili düşüncene katılıyorum Rufus...Bizde devlet lisesine gidiyoruz,aldığımız eğitimle özel okullarda verilen eğitim arasında elbetteki fark olucaktır ve maddi durumumuz iyi olsa elbetteki gitmek isteriz.Türkiye şartlarında parası olan özel derste alır özel üniversiteye de gider.Ve bazen çalışıp kazansak bile bu yetmiyor üniversite mezunu olup halen işsiz olanlarda var,baba parası yiyip hayatının geri kalanını lüks içinde geçirenlerde.Artık eğitim sistemi giderek zorlaşmaya başladı sadece üniversite mezunu olmakta yetmiyor,hep daha iyisi olmak zorunda...
    Ama şu özel ders olayını bende bir dönem almıştım ve şuanki düşüncem; okuyacak adam bunu heryerde yapar.Nitekim UNdocab bunu çok güzel özetlemiş.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yılın haber/tartışma programı Ceviz Kabuğu
    2005 Konuları bölümünde timm_ tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 03.01.06, 13:05

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •