• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Satranç'ta Zaman Sıkışması...

    Satranç'ta Zaman Sıkışması...

    Satrançta, kendi içre oyun kuralları dışında bir de turnuva maçlarında uygulanan uluslararası kurallar vardır. Zaman uygulaması bunlardan birisidir. ’Satranç Saati’, aynı anda sadece biri çalışabilecek şekilde birbirine bir mekanizmayla bağlanmış iki göstergeli bir saattir. Satranç Kuralları içinde ‘saat’ bu iki göstergeden biri anlamına gelir. Satranç saati kullanıldığında ya her bir oyuncuya belirli bir sayıda hamle veya tüm hamleleri için belirli bir zaman verilir, ya da baştan verilen belirli bir süre haricinde oyuncular her hamle için ek bir süre daha alırlar. Oyuncunun bir önceki zaman diliminden artırdığı süre yine kendisinindir, toplam zamanına eklenir, ‘eklemeli’ tempoda böyle değildir.

    ‘Eklemeli’ tempoda, her bir oyuncuya ‘esas’ düşünme süresi ve her bir hamle için ‘ek’ düşünme süresi verilir. Esas süre ancak ek süre bittiğinde geri saymaya başlar. Ek süre bitmeden saate basması halinde oyuncunun esas süresi değişmez, ek sürenin ne kadarını kullandığı önemli değildir.

    Her iki göstergede de birer ‘bayrak’ vardır ve ‘bayrak düşmesi’ oyuncuya tanınan zamanın bitmesi anlamına gelir. Bayrağı düşen oyuncu, net bir kazanç durumunda dahi olsa yenilmiş sayılır...

    Maçın son dakikaları oynanıyor ve hala kimin kazanacağı belirli olmayan bir konum varsa oyuncuları izlemek bir şölendir. Gerginlik bütün vücutlarını kaplamıştır ve çoğu zaman alınları terli, boyun damarları kabarık, yüzleri kızarıktır. Ellerinin saate gidiş hızında müthiş bir olağanüstülük vardır. Bu anlarda saat kendisine vuranın şiddetinden kırılabilir, fırlayıp yere savrulabilir.

    'Zaman sıkışması'ndaki oyunların izleyici sayısı her daim tavanlara vurur. Genellikle izleyiciler, aynı turnuvada oyunları bitmiş diğer oyunculardan oluşur. Belki de az önce kendi 'zaman sıkışması'ndaki oyunları izlenen oyuncular şimdi izleyicidirler. O turnuvada olmasa bile bir başkasında zamanı sıkışmayan oyuncu sayısı oldukça azdır. Belki de şu an titreyen elleri, tahtadaki taşları çok daha hızlı tarayan gözleri izlemenin keyfi, burada veya yaşamda izleyici olmanın keyfine işarettir. Bir savaş filmini izlemenin, savaşın içinde olmaktan çok daha iyi olduğunu söylemek zor olmasa gerek.

    Bu zaman sıkışıklığının nedenleri nelerdir?

    Maça geç kalmak. Bu geç kalma 'ihmal' de olabilir, 'geçerli mazeretler' de. Ancak belirlenen saatte maç mutlaka başlar ve kendi saati de çalışıyor olur, kuraldır.

    Rakibi ciddiye almamak. Nasıl olsa kendisinden çok çok zayıf bir oyuncudur, beş dakkada bitiriri işini! (Ancak ilginçtir, zamanının bitmesine beş dakika kala maça yetişip de rakibini yenebilen oyuncular da vardır).

    Her iki oyuncunun da maç saatinde hazır olduğu durumlarda_ki genelde böyledir_, rakibin oyun tarzını biliyor olmak, kendinden güçlü ya da güçsüz görmek, hangi açılışa hangi yanıtlar verdiğini biliyor ya da bilmiyor olmak vs. açılış hamlesinde ya da rakibin açılış hamlesinde ciddi etkenlerdir. Bu etkenlerle başlayan maç, 'oyun ortası' olarak tanımlanan bölüme gelindiğinde artık iyiden iyiye karmaşıktır ve burada yapılabilecek bir hata net olarak o maçın kaybı anlamına gelebilir. Veya buradaki kuvvetli analizle yapılacak hamle, kazandırabilir. En fazla zamanın harcandığı bölümdür.

    Burada biraz da oyuncunun o anki konumu hızlı/yavaş taraması, hızlı/yavaş kararlar alması önemli hale gelir. Yani oyuncunun düşünme yetenekleri ile ilgili bir durum da diyebiliriz. Çünkü satrançta açılışlar artık klasikleşmiştir ve 'hangi devam yoluna en iyi yanıt nedir?' sorusunun yanıtları nerede ise bellidir. Buraya biraz emek harcandı ise zamanla ilgili çok fazla problem olmadan geçilir bu aşama. Ancak bir aşamadan sonra artık 'teori' biter. Orada kişisel yetenekler devrededir; düşünsel birikim, o birikimi hızlı kullanabilme, konsantrasyon, hesaplayabilme yeteneği vs...

    ''Bir spordur'' yaklaşımından uzaklaşıp yenmek/yenilmek psikolojisinin girdiği her oyunda heyecan yenmek isteği yönünde kuvvetlenir. Sporun özünde yenmek isteği yoktur, bu isteği yaratan sporun ticarileştirilmiş olmasıdır. İnsan doğası elbette yabana atılmamalıdır, ancak yaşamın doğasına egemen hale getirilen, kendi 'doğal'lığında insan doğasına da dönüşmekte. Günümüzde hiçbir insan hiçbir maça 'yenilmek isteği' ile çıkmamakta. ('Şike' başka bir durum). Maçlarda ödül, egemen olan para değil sadece madalya (bir teneke parçası) dahi olsa, yenilmek cezaya dönüşmekte. Ödül-ceza metodu eğitim sisteminin baş belasıdır. Ödül normun devamı, ceza norma çekmek isteğinin sonucuna dönüştürülmüş durumda. 'Norm' normal olsaydı 'ilerleme' gibi bir kavramın içi doldurulamazdı. 'Normal'de devam ettiği düşünülen insan anatomisi bile, milyonlarca yıl öncesi doğaya karşı koymasında gerekli olan 'güç'te iken şimdi ve hernedense güçsüzlüğünde kıvranmakta. Olimpiyatların ruhu, Roma arenalarında cezası ölüm olan köle gladyatörlerin yaşam savaşlarında şimdi. Maçlarda yenilenin başı önde hali, sanki arenalarda cansız yatan ve aslanın gelip parçalamasını bekleyen bir cansız beden gibi durmakta...

    Bu içeriği ile satranç biraz daha derin irdelenmeyi hakediyor. Bir düşünce sporu. İki düşünen insanın aynı masada bir oyunu yenmek/yenilmeye dönüştürmesi kolay anlaşılır değil. Oyundur ve 'doğal'dır ki biri diğerini mat edecek. Mat olma psikolojisinin arenadaki cansız bedeni çağrıştırması, düşünsel üretimin ne olması ve neye yönlenmesi gerektiğini düşünmeye itiyor...

    'Zaman sıkışması' ve o sıkışık zamandaki psikolojiyi, uzmanlarınca irdelemeye değer buluyorum. Çünkü;

    1. Zaman sıkışmaz. Olmayanı sıkıştırmak 'düşünen insan' yeteneği olamaz.

    2. Zamanın ilginç ve dikkate değer tanımlarından birisi de Entropi Yasası'na derli toplu bir bakış getiren Jeremy Rifkin ve Ted Howard ikilisi tarafından yapılmış: ''...Zaman, tek yönde ilerler, ileri. İleri yönde entropi değişiminin işlevidir. Zaman, enerjide konsantrasyon dağınıklığı, düzenden giderek artan düzensizliğe değişimi yansıtmaktadır. Entropi süreci tersine çevrilebilseydi, yapılmış olanlar yapılmamış olabilecekti. Zaman ilerler zira enerji elde edilebilir halden elde edilemez hale dönüşür...''.

    Yani evrenin toplam enerjisi stoğu sabit ve entropi sürekli artmakta iken bu stoka asla ilavelerde bulunamayacak olan insan, örneğin, bu tüketiminde teknolojiyi kendi yaşam süresini kısaltmak yönünde kullanıyor olduğunu düşünmeyi es geçerek yenilgisinin kendisinde yarattığı tahribata yönlenmeyi birincil alabilmekte. Arenadaki aslan teknoloji, yaşıyor görüntüsündeki gladyatörlüğünde cansız beden ise insanlık. İlginç!..

    3. Zamanı dilimlere ayırıp gün planlamak akıl işi. Ya yenilgi psikolojisine girip zamanı sıkıştırdığını sanarak kendisini olmayan preslere almak ne işi?..


    Muharrem Yıldırım

  2. #2
    TYPHUS adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-11-2005
    Mesajlar
    582
    Karizma Gücü
    0
    Satranç neden spordur ? hep düşünürüm (sonradan spor oldu tıpkı bilardo gibi)

    Sporun her dalı , insan vücudundaki belli bir kas grubunu hedef alır.Satrancı S.Hawkings te oturduğu sandalyeden verdiği komutlarla gayet güzel oynayabiliyor.Satranç oynamak için sadece beyninizi kullanmanız gerekiyor.(dama , domino , kelime oyunları gibi ) Olsa olsa '' zihinsel bir aktivite '' denebilir , buna '' spor '' denmesi doğru değil bence.

    Arkadaşlarla oynadığımızda, '' zaman '' dan yana pek sıkıntımız olmuyordu , en fazla karşılıklı '' üfleme- püfleme '' oluyordu o kadar

    Demekki neymiş ? zamanı iyi kullanamayanda , suçu kendimizin oluşturduğu kavramlara atanda yine bizlermişiz.

    Paylaşıma teşekkürler
    ay karanlık
    sular kesildi musluklar tıslıyor
    bir yerde bir kapı kapandı
    ben artık sen değilim

    Atilla İLHAN



    Ses sanatçımız Sevim Tanürek'in katili kimdi unuttun mu ? '' Unuttum '' diyorsan tıkla...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    153
    Karizma Gücü
    0
    satrançta zaman sıkışması bir deyimdir olmayan şey sıkışmaz deniliyor orda kastedilen şey sürenin azalmasıdır...
    ''Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz..!"
    FRIEDRICH NIETZSCHE

  4. #4
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    Satranç kesinlikle bir spordur. ama bir düşünce sporu diyebiliriz buna.satrançta beyin ön planda düşünme mekanizmamız ön planda, beyni iyi kullana bilmenin en güzel, en eglenceli yanı diyebilirim buna.. kesinlikle harika


    Zaman sıkışmaz. Olmayanı sıkıştırmak 'düşünen insan' yeteneği olamaz.

    beynini iyi kullanan içi zaman kavramı yoktur satrançta tamamen oyuncunun düşünme yeteneği ile ilgili
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    153
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı tekila_idil tarafından gönderildi.

    Zaman sıkışmaz. Olmayanı sıkıştırmak 'düşünen insan' yeteneği olamaz.

    beynini iyi kullanan içi zaman kavramı yoktur satrançta tamamen oyuncunun düşünme yeteneği ile ilgili

    beynini ne kadar iyi kullanırsa kullansın süreli oynanan oyunlarda zaman önemlidir.beynini iyi kullanan için zaman kavramı yoktur ibaresi bana göre yanlış.bknz 1 dklık satranç(yıldırım) bunun en ii örneğidir iyi oynamanın yanında sürenizi iyi kullanmanızda önemlidir.Normal oyunları da düşünürseniz aynı şey geçerlidir.Açılış hamlelerinde çok fazla vakit kaybetmek ilerisi için size bir thtittir.Bu hataya ünlü satranç ustaları da vakti zamanında düşmüşlerdir....
    ''Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz..!"
    FRIEDRICH NIETZSCHE

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •