• Reklam

Anket: Kitabın Değerlendirilmesi...

+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
29 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Onay Nietzsche Ağladığında (Irvin D. Yalom) Özeti,Konusu,Karakterleri ve Yorumları

    Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...

    Sahne
    Psikanalizin doğumu arifesindeki 19.yüzyıl Viyana'sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk.
    Aktörler
    Nietzche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. 'Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır,' diyor. Daha sonra 'kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?' diyecek. Ümitsiz.
    Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca 'ama' pozisyonunda yaşamış biri.
    Freud: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.
    Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor.
    Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.
    Konu
    Ümitsizlik.
    Birgün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé Nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. 'Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin,' der. Breuer Salomé'yi tekrar görebilmek umuduyla 'peki' der.
    Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...
    Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere...

    *Bu roman, Nietzsche ile Breuer'in karşılaşmaları, sonra da Nietzsche'nin Breuer'in hastası olması fantezisi üzerine kurulmuş. Breuer'in, mesleğinde en başarılı olduğu yıllar. Evde zarif eşi ve tatlı çocuklarıyla, okulda da bilimsel gerçeklerin peşinde, mutlu -olması beklenecek- bir hayatı var. Öğrencisi ve arkadaşı olan genç Freud'la birlikte, yeni denemeye başladığı "konuşma terapisi" üzerine kafa yoruyor. Kırk yaşında. Bilimin ve ailesinin ısıttığı hayatı, aslında, başka bir kadına duyduğu arzuyla alak bullak. Tutkusunun peşinden gidip gitmeme konusunda kararsız. Sakınarak yaşamayı seçmiş; şimdi sıkıntısının kökeninde hayatının sterilliğini görebiliyor ama, bunun ölüm korkusuyla bağlantılı olduğunun farkında değil. İşte Nietzsche ile yolları, tam böyle bir zamanda kesişiyor. Nietzsche'nin arkadaşı, eski sevgilisi Salome, Breuer'den randevu alarak Nietzsche'nin ne kadar mutsuz olduğunu anlatıyor. Nietzsche intiharın eşiğinde, Salome yardım etmek istiyor, konuşma tedavisinden de haberdar, gerekenin bu olduğunu seziyor. Gelgelelim, Nietzsche kendisine yardım edilmesini kabul edemeyecek kadar mağrur. Hele ruhsal yardımı, hele bir de aracı Salome olmuşsa...

    Breuer, Nietzsche'yi tedaviye almayı kabul ediyor. Salome'nin aracı olduğunu ondan gizlemeyi de. Tedaviyi "sezdirmeden" uygulamayı da. Breuer, başarılı olduğu kadar hırslı bir hekim.

    Nietzsche'den, kendi ruhsal acıları için yardım istiyormuş gibi yapıyor, ona kafasının karışıklığını, kararsızlıklarını anlatıyor. Nietzsche, Breuer'e "felsefi danışmanlık" yapmayı kabul ediyor. Bundan sonra, birbirlerine gitgide açıldıkları karşılıklı terapi başlıyor. Yalnız, ikisinin de birer büyük sırrı var: Nietzsche, Salome'ye duyduğu tutkuyu, zaafını kolay kolay anlatamaz, Breuer de bu işe Salome'nin ricası üzerine kalkıştığını. Breuer Nietzsche'nin ağır bir migren krizini tedavi ettikten sonra, danışmanlık daha da karşılıklı oluyor. Güç dengesi, Breuer'in lehine yeniden kuruluyor. Romanın gerilimi, büyük sırların karşılıklı itirafı üzerine kurulu.

    Nietzsche Ağladığında, Yalom'un daha önceki kitaplarında yazmış, öğretmiş olduğu, yukarda özetlediğim görüşlerini, kurgusal bir metinle tekrar söyleme çabası gibi. Yazara aşina olanlarda, iyi bir romandan çok, daha önce anlatmış olduklarının pekiştirilmesi, iyice öğrenilmesi için yazdığı bir metin olduğu izlenimini bırakıyor. Tabii o da iyi olabilir de, kitabı roman diye okumaya başlayınca, geride öğretmenimizin sesini sürekli işitir gibi olmak biraz sıkıcı.

    Yalom, bir söyleşide, üniversiteden ayrılmasında psikiyatrinin gidişinden duyduğu hoşnutsuzluğun etkili olduğunu anlatıyor; psikiyatride, yeni çıkan ilaçlardan başka öğretecek pek bir şey kalmayacağından yakınıyor. Bu doğru ama, psikiyatrinin pozitivizme -biyolojik paradigmayı kullanarak- ayak uydurmaya çalışması pek yeni bir gelişme değil. Kaldı ki, psikoterapide ampirik araştırma yapma iddiası da zaten pozitivizmi psikoterapiye taşımak anlamına geliyordu. İşte bu nedenle, Yalom'un roman yazmaya başlamasını, yalnızca kendisindeki yazarlık cevherini keşfetmesine değil, varoluşçu terapi ile ampirik araştırma arasındaki uyumsuzlukla hesaplaşmaya başlamasına bağlamak akla yatkın görünüyor. İlaçların egemenliği bahane.

    Yalom'un roman yazmaya başlamadan, üniversiteden ayrılmadan önce, yorumsamacı tarzıyla bağdaştırılması güç bir araştırmacılığı da vardı. Hemen her fırsatta, psikoterapide araştırma yapmanın güç olduğunu ama olanaksız olmadığını yazdı. Akademideki yayın listesi tamamen psikoterapi araştırmalarından oluşmuyor tabii; terapiye yönelik eleştirel bakışından vazgeçmediği, tekniği ardındaki felsefeyle değerlendiren, böylelikle uygulamacının da işine yarayan birçok değerli yazısı var. Ama, çeşitli "standart" ölçeklerin yardımıyla, örneğin "sekiz haftalık grup terapisi alkoliklerde de nörotiklerdeki kadar, yani yüzde şu kadar fayda sağlamaktadır" gibi sonuçlara vardığı araştırmaların sayısı da az değil.

    Varoluşun temel çatışmalarından söz ederken özgürlüğün karşısına sorumluluğu da koyması, böyle yapmayı ihmâl eden hümanist psikolojiyi varoluşçu psikoterapiden ayrı tutması, terapide her şeyi mübah sayan Rogerian terapistleri şiddetle eleştirmesi... bütün bunlar kendi içinde tutarlı da, terapist olarak tıbbın pragmatizmini kaldıramayacak bir duruşu olduğundan, terapinin nasıl daha "verimli" olabileceği yolundaki araştırmaları beni hep şaşırtmıştır. Psikoterapide hiç araştırma yapılamayacağını herhalde iddia edemeyiz ama, ampirik araştırmanın varoluşçu terapinin bakış açısıyla (terapiyi, düzeltmekten çok onarmaya yönelik bir etkinlik olarak gören anlayışla) uyumsuz olduğunu da kabul etmek gerek. Nesne ilişkileri kuramcılarının tekniğindeki kişiliği -yeniden- düzenleme iddiası, ya da davranışçı terapinin "belirtilerden" kurtarmaya soyunmuşluğu ampirik araştırma yapmaya daha uygun alanlar açar belki. Oysa varoluşçu psikoterapinin ya da sözgelimi kendilik psikolojisinin anlama ve onarmaya dayalı tarzı araştırmadan çok anlatmaya uygundur. Tıbbın pragmatizminden uzak duruşlarıyla, babalığından çok bilgeliğiyle varolan terapistler gerektirmeleriyle... Yalom'un psikiyatri profesörlüğünden ayrılıp kendisini roman yazmaya vermesinde, belki bu çelişkiden duyduğu rahatsızlığın da payı vardır.

    Romanı bu çelişkiyi -ya da kararsızlığı- da hesaba katarak okuyunca, Yalom'un aslında kendi iki parçasını yazmış olabileceği aklıma geliyor. Breuer ile Nietzsche'nin yarı kurgusal kişiliklerinde birçok çatışmayı (birçok çatışmasını) somutlaştırmış oluyor çünkü. Mutlak-bilimsel gerçeklere karşı kişinin kendi hakikati; ampirik-deneysel bilime, pozitivizme karşı yorumsama; sorumluluğa karşı özgürlük; açıklamaya karşı anlama; modernizme karşı Nietzsche.

    Yalom romanın sonunda iki kahramanı da okurun gözünde eşit kılmaya özen göstermiş. İkisini de anlamamızı, sevmemizi bekliyor. Kendisi de öyle yapmak zorunda. Modern hekim-bilim adamı Yalom'la postmodern yazar-felsefeci Yalom'u nasıl ayrı tutsun? Ne de olsa o da ölümlü.

    Çeviren: Aysun Babacan
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...

    Kitabın İncileri...

    "Almanca konuşulan topraklarda son 150 yıldır hiçbir kadın, Petersburg'lu Lou von Salomé kadar güçlü ve dolaysız bir etki yaratmamıştır." Kurt Wolff 15

    Lou Andreas-Salomé ismini çevreleyen büyüklüğün kaynağı, genellikle ona eşlik eden ve aralarında Friedrich Nietzsche, Rainer Maria Rilke ve Sigmund Freud'un öne çıktığı isimlerdir. 15

    Lou Andreas-Salomé'nin yaşamı boyunca, tanımlanamayan, olağanüstü güçlü bir kişilik taşıdığı söylenebilir. 18

    "Hedefler, benim için asla bir seçim olmamıştır ve seçme duygusunu gerçekten hiç tanımadım, ama içimde, doğal kuvvetlerin zorunlu işleyişine çok benzeyen birşey buldum"
    Sadakat ve sevgi ortamı, Lou'da başkalarına güvenme eğilimi ve sürekli bir minnetarlık yarattı. 27

    Ancak gerçekte Lou'nun anne babası ona karşı yumuşaktılar ve annesi sonraları onun için "çok az genç kız onun gibi herşeyi kendi istediği biçime sokmuştur" diyecektir. 28

    "Gitmene izin verdiğimde, seni özgür bırakmıyorum. Uzaktayken bana iki kat daha fazla ait olacaksın. Verdiğin söz, ömrün boyunca geçerli." 43

    ..Elbette, zihninin cazibesinden başka bir cazibe sunmakla ilgilenmeyen genç ve çekici bir kadınla karşılaşmak şaşırtıcıydı, fakat bu kadar çok sayıda insanın Lou'nun zihninin büyük amaçlar için kullanılması gereken sıradışı bir güç olduğuna ikna olması yine de kayda değerdir. 47

    "Bir kartal gibi keskin zekalı, bir aslan kadar yürekli" Nietzsche 49

    ..Bu sırada Rée'de bir başka zihnin aydınlığını ve sıcaklığını arıyordu. 53

    Niyeti, küçük bir aydın topluluğu oluşturmaktı. 55

    Bu tür ruhları arzuluyorum. Hatta o ruhları bulmak için ava çıkmayı planlıyorum. 59

    Nietzsche'ninki bilinen aşklardan değildi, engin ve yüceydi. 65

    .."Arkadaşların herşeyi ortaktır" olan bir "Pisagorcu arkadaşlık"tı. 68

    Nietzsche daha sonra Overbeck'e o yaz yaşantıladığı en yararlı şeyin, Lou ile konuşmaları olduğunu bildirmişti: "Zekamız ve zevklerimiz en derin noktada birbirine bağlı...Bizim aramızdaki gibi bir felsefi açıklığın daha önce yaşanıp yaşanmadığını merak ediyorum." 73

    Yıllar sonra Lou, orta sınıftan kızlar arasında bekarete geleneksel olarak verilen değerden vazgeçilmesinin büyük bir hata olduğu görüşünü öne sürmüştür: Bekaret onları verimliliğe hatta kahramanlığa götürebilir. 74

    Cinsel aşk açısından büyük beklentileri olması kadının tüm uzak görüşünü bozar. 74

    Duygularımıza girmeyen şey, düşüncemizi fazla meşgul etmez. 78

    Bazen vicdanımızın büyüklüğü beynimizin büyüklüğüyle ters orantılıdır. 79

    "Kadınların düşünceleri kalplerinden doğar" gibi kimi ifadeleri onun hemcinsleriyle arasına mesafe koyduğunu gösterir. 80

    Evlilik, sevginin katilidir; evli eşler "birbirleri için önemsizdirler". Lou (Nietzsche'nin aksine) kadınların sevgide cinselliğe en son gelmeleri bakımından (erkekler onunla başlarlar) erkekelerden daha yüksek olduğunu söyler. Sevgi, arkadaşlığın bayağı alt sıralarındadır; arkadaşlık, sevgiye ve daha da kötüsü cinselliğe dönüşerek yok olma riskinden korunmalıdır, çünkü "bedensel tutkudan ruhsal sempatiye giden yol yoktur, ama ikinciden birinciye gidilebilir"
    Kendini bilmek, yani bu riski (ve ürünün&#252 önleme aracı, en temel değerdir. 81
    Lou'nun Rée için düşüncelerini kağıda geçirdiği süre boyunca Rée, platonik bir aşığın yazmaya cesaret edebileceği kadar bedensel aşk mektupları yazıyordu. 83

    ..Şen Bilim'de Nietzsche, gülebilen ve dans edebilen filozofu övmüştü; Zerdüşt kişiliğinde o filozof kendisidir. Kitapta acı vardır ve bunun bir parçası Lou von Salomé'nin yarattığı düş kırıklığının dolaysız yansımasıdır. 88

    "Soylu, ruhsal ve derin sevgi uyandıran bir kadınla ilişkilerimizde en sonunda onun mülkiyetini de elde ettiğimizde her zaman kazandığımızdan fazlasını yitiririz." 96

    Bu yıllar içinde Lou'nun cinsel tehlikeye karşı direnci yalnızca birkez kırılacak gibi oldu: Georg Ledebour ile ilişkisinde.. 109

    Yeterince açık görülüyor ki Lou bir erkekle genellikle arzu edilir ve normal kabul edilen tam evlilik birlikteliğini istemiyordu. Lou, çektiği güçlüklere ve kendisine ve başkalarına verdiği acıya karşın, belki de tamamen ideal bir başka aşk yaşamına işaret ediyor gibi görülmelidir. 110

    "Bir insan bilgisiyle ne kadar uzağa erişse de, kendisine ne kadar nesnel görünse de, en sonunda yanında götürebileceği tek şey kendi biyografisidir." Nietzsche 139

    "Benim işaretim ve habercim ol ve yaşamımı şenliğe dönüştür." Rilke'den Salomé'ye 157

    Lou'nun ve Rilke'nin ortak özelliği, yönlendirici bir kader duygusuyla suçluluk duymamalarıydı. 159

    Büyük zihinler buluştuğu zaman olanları duymak her zaman ilgi çekicidir. 178

    Lou, bundan on dokuz yıl önce Roma'da Gillot'ya mektup yazdığında gerçekten de ergenlik dönemindeydi ve bir ömür boyu aşkı reddetmeye ve yalnızca zeka için yaşamaya karar vermişti. 189

    Bana karşı çıkıyorsun, ama ben buyum ve bu olmaya niyetliyim ve haklıyım! Böylece Gillot'nun gösterdiği son ilgiyi kendinden uzaklaştırmıştı. 189

    Eğer sonraları bir gün kendini kötü hissedersen, en kötü saat için ikimizin bir yuvası olduğunu unutma. 190

    "Kişi en sonunda, arzu ettiği şeyi değil, arzusunu sever." Nietzsche 211

    Ama kadının erkekten daha az etkin olduğu söylenmemelidir. Kadın, çocuğu yaparken, doğrurken, beslerken ve büyütürken tamamıyla etkin, aslında erkeksidir.. 216

    Aşk tutkusu, benliğimize en derin giriştir, bin kat yalnızlıktır... Sevilen nesne..yalnızca buna yol açan nedendir. 220

    "Psikanalizin başka biri için bu kadar önemli olabileceğini asla düşünmezdim" Freud 229

    "İyimserler duyguya saygı gösterenlerdir."
    "Tutkudan ölmek yaşamdan ölmektir."
    "Acı, mutluluğun üzerindeki vurgudur."
    "Sevmek yüce tutmaktır" Lou Von Salomé
    283

    ..kadınlara özgü olmayan bir biçimde, aşık olmayı, aşık olunmaya yeğlemesi olduğunu söylediğini anımsar..
    Daha çok şuna benziyor: Eğer biri elini bir gül çalısının içine daldırırsa elini çiçekler dolduracaktır. Elindeki çiçekler ne kadar çok olsa da çalının bolluğuyla karşılaştırıldığında azdır. Yine de elini dolduran, onun çiçeklenmenin tamamını yaşantılaması için yeterlidir. ( 306

    Başıma her ne gelirse gelsin, arkamda beni kucaklamak için açık kollar olduğu inancını asla kaybetmem. 307
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  3. #3
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...

    Evlilik ve ona eslik eden mülkiyet ve kiskançlik, ruhu tutsak eder. ~ Lou Salomé. 21

    Ümit mi? Ümit en son kötülüktür. Insanca, Pek Insanca adli kitabimda Pandora’nin kutusu açilip Zeus’un içinde sakladigi bütün kötülükler dünyaya saçildigi zaman, orada son bir kötülük kaldigindan kimsenin haberi olmamisti: Ümit. O zamandan beri insanlar yanlislikla kutuyu ve içindeki ümidi iyi sans diye yorumladi. Fakat Zeus’un arzusunun, insanlarin kendisini iskenceye teslim etmeleri oldugunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü iskenceyi uzatir. ~ Nietzsche. 82

    Ölüm güç bir seydir. Ölümün son iyiligi, bir daha ölümün olmamasidir, diye düsünürüm her zaman. ~ Nietzsche. 82

    Breuer ölümü aklindan kovmaya çalisti. O çok sevdigi sihirli cümleyi, Lucretius’un o deyisini tekrarladi: “Ölüm varken, ben yokum. Ben varken, ölüm yok. O halde üzülecek ne var?” Ama bu da ise yaramadi. ~ Breuer. 87

    Insanin bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine-hizmettir, bütün sevmesi kendini sevmesindendir. ~ Nietzsche. 124

    Üç kadin arasinda parçalanmis, ama hala onlara minnet duyuyor. Onlarin kahrolasi zehirlerini emiyor. Bu kadinlarin biri ona gül kokulari yayiyor ve kurban kiligina sokuyor kendini. Köleligi “hediye”, “nimet” gibi gösteriyor. Ama adamin köleligini (:eva, eski sekreteri). Öteki kadin ona iskence ediyor. Yürürken koluna girmek için güçsüz birinin taklidini yapiyor. Onun erkekligine basini yerlestirebilmek için uyuyormus gibi görünüyor, bu iskencelerden sikilinca onu herkesin önünde küçük düsürme yoluna gidiyor. Oyun sona erince de, onu birakip hilelerini yen bir kurban üzerinde uygulama ya basliyor. Adam bütün bunlara kör kaliyor. Bu kadin ne yaparsa yapsin Breuer, hasta oldugunu düsünerek ona aciyor ve onu seviyor (bertha-eski hastasi). Üçüncü kadin ise onu sonsuza dek ele geçirmis ve elini kolunu baglamis. Ama ben bu kadini ötekilere tercih ederim. En azindan pençelerini saklamiyor (mathildé-esi) ! ~ Nietzsche. 192

    “Asik” “seven” kisi degildir; aslinda o, sevdigi kisinin mutlak sahibi olmayi amaçlar. Bütün istegi, tüm dünyayi o degerli malindan soyutlamaktir. Altinlari basinda nöbet tutan ejderha kadar alçak ruhludur. Dünyayi falan sevmez, tersine tüm diger canlilara karsi bir umursamazlik içindedir. Siz de bunu söylemiyor musunuz? Sizin -neydi adi- o sakattan hoslanmanizin sebebi bu degil miydi? ~ Nietzsche>Breuer. 199

    Kasvetli mi? Bütün büyük filozoflar neden kasvetli olurlar diye bir sorun kendinize. Sorun bakalim, kimler dah aemniyette, kimler daha rahat, kimler sonsuza dek mutludur? Ben size cevabini söyleyeyim: Yalnizca sig zihinli olanlar, yani siradan insanlar ve çocuklar! ~ Nietzsche. 204

    Dans eden bir yildiz dogurmak isteyen, önce kendi içinde büyük taskinliklar ve kaos yasamak zorundadir. ~ Nietzsche. 204

    Ona hakikat asiklarinin firtinali ya da çamurlu sulardan korkmayacagini ögretmeye çalisiyorum. Asil korkulmasi gereken sig sulardir! ~ Nietzsche. 208

    Tanrilar var osaydi bize yaratacak ne kalirdi... ~ Nietzsche.238

    Bizler arzu edilenden ziyade, arzulanmaya asigizdir. ~ Nietzsche. 261

    Kadin sevmek demek yasamdan nefret etmek demektir! ... Insan güzel bir tenin altindaki çirkinligi görmemek için gözlerini kör etmeden bir kadini sevemez; derinin altinda kan, damarlar, yag, sümük, diski; bu fizyolojik igrençlikleri görmez. Asik insan kendi gözlerini çikarmali, gerçeklerden feragat etmelidir. Benim için böyle bir gerçekdisi yasam, yasarken ölmek demektir! ~ Nietzsche. 273 (benim de agzim herkesinki gibi kokar~juliette binoche~bleu)

    Evliligi kurtarmanin en iyi yolu onu bitirmektir... Ideal evlilik iliskisi, her iki insanin da yasamini sürdürmesi için bu iliskiye muhtaç olmadigi zaman kurulandir... ~ Nietzsche. 313
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  4. #4
    ozipires adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    2,002
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...

    kitap gerçekten ömrümde okuduğum en mütiş kitaplardan biriydi..belkide insan ilişkilerindeki dönüm noktam..bu kitap hakkında tek beğenmdiğim şey arkasındaki özetleme kısmıydı gerçekten çok özensiz gelmişti bana o zamanlar... bu kitabı okuduktan sonra bayaa bi gaza geldim ama daha sonra yavaş yavaş ayaklarım yere indi..gerçekten ders die okutulması gereken bi kitap tıpkı yalomun diğer kitapları gibi.

  5. #5
    Lover_Man
    Ziyaretçi

    Cevap: Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...

    Kitabı okurken ne önsözünü okudum nede sonundaki açıklamayı..
    Ve yazara inandım.. Daha Nietzsche'yi tanımıyordum.. Ve orda anlatılan Nietzsche kitabın sonunda ağladığında bu insan nasıl ağlar demiştim.. Çünkü böle bir karakter ağlayamaz.. Daha sonra kitabın sonundaki açıklamayı okuyunca hayal kırıklığına uğradım.. Beni o kadar etkileyen bir kitap düzmecelerden kurulu bir kitap olamazdı.. Bunun üzerine Nietzsche'nin kitaplarını alıp okumaya başladım.. Anladımki bu kitabın yazarı Nietzsche'nin hayatını kullanıp Nietzsche'yide roman karakteri olarak istediği kılığa sokmuş.. Eğer aranızda Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Bu kitabı okuyanlar varsa benim gibi düşüneceklerine eminim.. Bir insanın hayatı ile ilgili bir kitabıniçinde varsayım olmamalı.. Ole yapacaksa Nietzsche adı yerine başka bir ad kullansaydı diye düşünüyorum...

    Kitap çok sürükleyici ve güzel bir hikayeden oluşuyor.. Seyreltilmiş Nietzsche sözleri insanın daha kolay anlayabildiği bir Nietzsche var kitapta.. Okumanızı tavsiye ederim.. Ama daha önce Nietzsche okumuşsanız hayal kırıklığı olabilir..

    Saygılar

  6. #6
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...

    Nietzsche Ağladığında/Irvin D. Yalom...



    Yayınevi : Ayrıntı

    BAsım Yılı : 1997

    Sayfa Sayısı : 342

    Çevirmen : Aysun Babacan

    Zen ve Motosikler Bakın Sanatı, Lila, Azizler ve Alimler ve Cuma'yı sevenler için yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Yine yoğun ve sürükleyici. Edebiyatla da düşünülebildiğini gösteren müthiş bir örnek...

    SAHNE

    Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana'sı. Entellektüel ortamlar. Hav soğuk.



    AKTÖRLER

    Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrıyı öldürmüş. "Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır," diyor. Daha sonra "kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?" diyecek. Ümitsiz.

    Breur: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizliklerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca "ama" pozisyonunda yaşamış biri.

    Freud: Breuer'in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul.

    Salome: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazan aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.

    KONU

    Ümitsizlik.

    Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salome, nietzsche'den habersiz Breuer'e gelir. "Avrupa'nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin," der. Breuer Salome'yi tekrar görebilmek umuduyla "peki" der.

    Ve varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...

    Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere
    ...

  7. #7
    her nefesim sanadır ... manolia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-12-2005
    Mesajlar
    148
    Karizma Gücü
    0
    super bi kıtap tavsıye ederım
    Bir çember çizilse,
    Merkezinde ben
    Kenarında sen
    Sen döndükçe beni
    Ben döndükçe seni görsem
    Öyle bir an gelse ki
    YARIÇAP SIFIR OLSA !

  8. #8
    melusina adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    525
    Karizma Gücü
    0
    kesinlikle cok sevdiğim bir kitaptı...ama sanırım lise zamanında okumstum..epey zaman gecti..tekrar okumak için en kısa zamanda alıcam....
    Dünya yuvarlak.Hayat da öyle.En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın.Nerden baktığına bağlı.Nerede doğduğuna.Dogdugun yerden ne kadar uzaklaştığına bağlı.Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı.

    “Gün olur..gelecek bir gün kalmaz artık..
    Eınsteın güler uzayın bir yerinden..
    Zamanlara sinekler üşüşür..
    Ve seni anlamaları, insanların
    Beklenti senfonisine dönüşür..”

    İlhan İrem

  9. #9
    eroluz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-06-2005
    Mesajlar
    14,476
    Karizma Gücü
    9
    çok güzel bir kitap freud ve niçe yi çok güzel bir şekilde roman a dökmüş..... yalom un sevdiğim kitaplarından birisi........

  10. #10
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Bu kitabı okumaya başladığımda birden beni içine çekti, okumaya başladığım gün bıraktığımda kendimi 190.sayfada buldum. Çok etkilendim, okuduğum en harika kitap budur diyebilirim. Kitaptaki dikkat çeken bölümlerden biraz alıntı yapayım dedim ama kitabın neredeyse tüm sayfaları buraya alıntı yapılacak kadar değerli
    İşte birazı..


    "Sevdiğiniz insanları düşünüyorsunuz, ama daha derine inin, sonunda sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz, siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz..!"

    "Hegel ölüm döşeğindeyken, kendisini bir tek öğrencinin anladığını, ama onun da yanlış anladığını söylemiş!"

    "Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir."

    "Yalnızlık, hastalıkların üreyebileceği en uygun ortamdır."

    "İnsan dostunu, düşmanından daha zor affediyor."

    "Ruhunda sükünete kavuşmak ve mutlu olmak isteyen insanlar inanmalı ve iman etmelidir, ama hakikatin peşindeki insanlar iç huzurdan vazgeçip yaşamlarını bu sorgulamaya adamak zorundadır."

    "İnsan ruhu yaptığı seçimlerle belirlenir."

    "Kemikleri, eti, bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa, ruhun ajitasyonu ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır; kibir, ruhu kaplayan deridir."

    "Bağımsızlığa damgasını vuran şey nedir?"
    "-İnsanın Kendinden Artık Utanmıyor Olmasıdır!"

    "Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."

    "Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır."

    "Ölüm varken, ben yokum. Ben varken, ölüm yok. O halde üzülecek ne var?"

    "Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
    ..Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladı. Fakat Zeus'un arzusunun, insanların, kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •