RUS TİYATROSU
18. yüzyılda Rusya’da da Tiyatro ve oyun yazarlığı yaygınlaşmıştır. Yüzyılın başlarında Rostovlu Ermiş Toptalo’nun barok öğretici oyunları yanı sıra, İtalyan örneklerine ve yeni Aristotelesci ilkelere göre yazılmış trogikomedyalara rastlanır.
Rus tiyatrosu XIX. Yüzyılla birlikte gelen altın çağından önce bu çağı hazırlayan belirtileri yaşamaya başladı. Rus tiyatrosunun ilk dikkate değer yazarları ve tiyatro adamları ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan ilki Feofan Prokopoviç (1681 - 1736) oldu. Bu yazar dinsel konularda oyun yazdı. Ve musikisini de kendi besteledi. Yaşadığı sürece yazdığı oyunların Rusya’nın çeşitli kentlerinde oynandı. Oyunların en tanınanı Vlamidir’dir. Rus dilinde oynanmasına karşın bu oyun çeşitli kentlerde Danzig’den gelen ve Johnn Kunscht adlı bir alman sancteisinin yönetiminde ki topluluk tarafından oynanmıştı.
Ramp işgına çıkan ikinci yazar Çek asıllı bir prensti. Dimtriyeric kontemir (1708-1744) adlı yazar taşlama oyunları yazdı ama o tiyatro alanında önemli bir yazar değildi daha çok çevirileri ve besteleri ile seviliyordu.
1725 – 1750 yılları arasında Rusya’da ki teotral aktiviteler yalnızca krallık bünyesinde gerçekleşiyordu.
Örneğin imparatoriçe Anna’nın taç giyme töreni için Polonya kralı bir Commedia Dell’arte topluluğu göndermişti. Bu topluluğun başarısı ise diğer batı eğlenti türlerine karşı krallık içerisinde bir talep oluşturmuştu. Sonuçta 1735 yılında neo-politan bir opera bestecisi olan Francesco Anaia 1738 yılında ise Rus balesinin kurucusu olan Fransız dans ustası Jeon – Bostiste Landet ülkeye davet edilmişti. Ayrıca 1740 yılında Nevber topluluğu St. Petersburg’a çağrılmış ancak imparatoriçe Anna’nın ölümüyle anlaşma iptal edilmiştir.
İmparatoriçe Elizabeth’in yönetimi (1741 - 1762) döneminde İtalyanlar ve Fransızlar Rus Kraliyet Tiyatrosunda bir üstünlük savaşı veriyorlardı. Dolayısıyla 1750’lere gelindiğinde Rus Kraliyet erkanının, batıdaki en son opera, dans ve tiyatro akımlarından haberleri vardı. Ancak henüz ortada ne bir Rus halk tiyatrosu ne de Rusya’ya özgü bir repertuar vardı. 1750’lerde meydana gelen Rus tiyatrosunda yeni bir dönem başlamıştı. İlk kayda değer yazarlar arasında Aleksis Petroviç Sumarkov’u (1718 - 1777) ve Mikael Vasilyeviç Lomonosov’u (1714 - 1765) sayabiliriz.
Lomonosov, Alman etkisiyle tragedyalar yazan bir ozandı. Sumarokov için Rus tiyatrosunun babası denebilir. Hiçte alçak gönüllü olmayan Sumarokov kendini “Kuzey Racine”i olarak tanıtıyordu. Bu yazar Voltoire ile Racine’e öykünüyordu. Sumarokov’un önemi ilk Rus Tiyatro Topluluğunu ortaya çıkarmış olmasındaydı. Önce küçük bir yapıyı bozup amatörlere oyunlar oynamaya başlayan Sumarokov kısa bir süre için saray tarafından tanındı. Saray tarafından Petrograd’a çağrılarak yeni yaptırılan tiyatronun başına yönetici olarak getirildi.
Sumarokov Fransız tiyatrosuna özenen ama Racine, Corneille, Voltaire gibi dehası olmayan bir yazardı. Sumarokov komedya alanında da Moliere’yi örnek aldı. Başarısızlıkları dışında bu komedyalar Moliere’nin komedyalarına tıpatıp uyuyordu.
Diğer bir gelişme de yine 1750'ler civarında, bir tüc¬carın oğlu olan Fyodor Volkov'un (1729-1763), St. Petersburg'da yabancı toplulukları görüp de, kendi kasabası olan Yaroslavl'da da oyunlar sahnelemek istemesiyle başlamıştı. Aile ve arkadaşları arasından bir topluluk oluşturan Volkov oyunları sahnelemek için. ahırdan boz¬ma bir yer bulmuştu. Zaman içerisinde bu işin heveslileri öylesine çoğalmıştı ki. Volkov'dan 1752 yılında imparatoriçenin huzurunda oynaması istenmeden önce, daha uygun bir yere taşınması gerekmişti. Topluluğun çalışma¬larından son derece etkilenen imparatoriçe, kimi aktörleri gerekli eğitimi alabilmeleri için Kraliyet Akademisine göndermiş, daha sonra da onlara, halka açık oyun sahne¬lemeleri için izin vermişti. Sonuç olarak Volkov, profes¬yonel Rus tiyatrosunun kurucusu olarak değerlendiril¬mektedir.
Bir sonraki önemli gelişme ise 1756 yılında, İmparatoriçe'nin yalnızca Rus oyunları için bir devlet tiyatrosu kurması ile gerçekleşmişti. Çoğunluğunu Volkov'un oyuncularının oluşturduğu topluluk, Sumarokov'un yönetimine verilmişti, ancak, mutlak kararlar yine de bir kraliyet görevlisi tarafından alınıyordu. Fakat, bu Rus tiyatro topluluğuna verilen önemin yetersizliği, Fransız aktörlere verilen 20.000 ruble ve İtalyan topluluğuna öde¬nen 30.000 rublelik bedellere karşın, onlara layık görülen 5.000 rublelik parasal yardımdan anlaşılmaktaydı. Çün¬kü. Rus oyunları daha çok orta sınıfın ilgisini çeken, kra¬liyet erkânının da görmeye ancak tenezzül ettiği tarz eser¬ler olarak kabul ediliyordu.
II. Katerina'nın hükümdarlığı döneminde (1762-1796). tiyatro Rusya'nın birçok bölgesinde yaygınlık ka¬zanmıştı. Aynı şekilde, oyun yazarlarının sayısında da belli bir artış gözlemlenmiş, ancak içlerinden çok azı kalıcı bir üne sahip olmuşlardı. Zaman içerisinde yönetim, Sumarokov'dan, damadı olan Yakov Kniazhnin'e (1742-1791) geçmişti. Kniazhnin, 1769 yılından sonra, neoklasik tarzda yedi adet tragedya ve birkaç komedya yazmıştı. Fakat, onsekizinci yüzyıl Rus oyun yazarları arasında en iyisi, 1761 yılında yazmaya başlayıp 1766 yılında ilk başarısını Albay’la [Brigadir] elde etmiş olan Deniş Fonvizin'di (1745-1792). Oyun, yeni zengin sınıfı¬nı ve Rusların, Batı Avrupa'ya ait her şeye hayranlık beslerken, Rusya'ya ait her şeyi küçük görme eğilimlerini taslama niteliğindeydi. Ancak, yazar asıl etkinliğini, kaba ve eğitimsiz orta-sınıf köylüsünü hicvettiği Anasının Ku¬zusu [Nedorosl, 1781] adlı oyununa borçluydu.
1760'lardan sonra, topluluğun repertuarının büvük bir bölümü Rusçaya çevrilmiş oyunlardan meydana geliyordu. Özellikle o yıllardan sonra çevrilen Diderot. Destouches, Mercier. Lillo, Lessing ve Beaumarchais'nin oyunları, ülke çapında domestik tragedyaları ve sentimental komedyaları en beğenilen türler arasına sokmuştu. Bunlardan başka, balad-opera, ya da komik opera tar¬zında müzikal oyunlar da son derece büyük ilgi görmeye başlamışlardı. Bu eserlerin en önemlilerinden olan ve ondokuzuncu yüzyıl boyunca Rus sahnelerinden inmeyen, A. Ablsesimov'un (1742-1783) The Miller, The Witchdoctor, the Cheater and the Matchmaker [De¬ğirmenci, Büyücü, Dolandırıcı ve Çöpçatan, 1799] adlı oyununu örnek vermek mümkündür.
Katerina'nın yönetimindeki devlet, tiyatronun ve top¬luluğun kontrolünü sıkı bir şekilde elinde tutuyordu. Tüm oyunlar, sıkı bir sansürden geçiriliyor ve devlet ya da krallığın yönetiminde olan tüm tiyatrolar ise krallığın koyduğu yasalara göre yönetiliyordu. Opera, hâlâ aris¬tokrat sınıfın en beğendiği tür olmasına karşın, diğer tür¬leri sahneleyen tiyatro topluluklarının yeri de, gittikçe daha çok sağlamlaşmaya başlamıştı. 1776 yılında emek¬lilik sistemi getirilmiş, 1789 yılından sonra ise, yıllık ola¬rak, fazladan kâr amaçlı özel günler düzenlenmeye, bura¬dan elde edilen gelir ise, oyuncular arasında paylaşılmaya başlanmıştı. 1779 yılında bir aktör okulu, 1790'lardaise St. Petersburg'da ikinci bir devlet tiyatrosu açılmıştı. Tiyatro toplulukları ise, genellikle, Fransa'da da geçerli olan "mesleki düzey" sistemine göre çalışıyordu. 1766 yılına ait bir devlet belgesinde belirtildiğine göre, bu dü¬zeyler şu şekilde belirlenmişlerdi: Birinci, ikinci ve üçün¬cü sınıf komik ve trajik sevgili rollerine çıkanlar: birinci ve ikinci sınıf domestik karakter rolüne çıkanlar, ahlaki mesajlar verenler, memur ve sırdaş rollerine çıkanlar, birinci ve ikinci sınıf trajik ve komik kadın karakterler, birinci ve ikinci sınıf oda hizmetçileri, yaşlı kadınlar ve kadın sırdaşlar.
Volkov 1763 yılında ölünce, kariyerine Volkov'un Yaroslavl topluluğunda başlamış olan Ivan Dmitrevski (1734-1821) ülkenin en ünlü aktörü konumuna gelmişti. 1765'le 1767 yıllan arasında yurt dışında bulunan Dmit-revski'nin, oralarda Clarion, Lekain ve Garrick'i oyna¬yabilmek için eğitim aldığı söylenmişti. 1787 yılından sonra, çok az sayıda role çıkmayı kabul eden aktör, daha çok son derece etkin bir öğretmen kimliğine bürünmüştü.
1791 yılında ise, tüm devlet tiyatro topluluklarının yapım¬larından sorumlu başdanışman olarak atanmıştı. Son dere¬ce kontrollü bir oyuncu olan ve her efekti önceden planla¬yan Dmitrevski, özellikle klasik repertuarlarda son derece başarılıydı. Diğer taraftan, Yakov Shusherin, örneğin, duy¬gusal rollerin canlandırılması konusunda daha başarılıydı. Öyle ki, 1787 ile 1810 yıllan arasında St. Petersburg sahne¬lerinin en başanlı aktörü olarak isim yapmıştı.
Onsckı/ıncı yüzyılın sonlarına doğru, gezgin toplu¬luklar Rusya'nın belli başlı şehirlerine turneler düzen¬lemeye başladılar. Ayrıca, birtakım özel tiyatro top¬lulukları da kurulmaya başlanmıştı: aralarından bazıları halk gösterimleri yaparken, bazıları da özel eğlence par¬tilerinde gösteri yapmaları için, soylular tarafından tutu¬luyordu. Halk gösterimleri yapan topluluklardan ancak birkaç tanesi başarılı olabilmişti. Örneğin, Moskova'daki halk tiyatrosu yalnızca ara ara gösterimler düzenliyordu. Ancak. 1759-1761 yılları arasında gerçekleşen başarısız bir girişimden sonra, 1 786 yılına kadar. Moskova'da hiç¬bir profesyonel tiyatro topluluğu kurulmamıştı. O yıl ku¬rulan VI. E. Medox'un topluluğu ise ancak 1796 yılına kadar dayanabilmişti. Bundan başka ondokuzuncu yüz¬yıla gelinceye kadar Moskova'ya devlet destekli bir tiyat¬ro da açılmamıştı.
Özel tiyatrolara gelince; parasal bakımdan onlar da genellikle büyük toprak sahipleri tarafından destekleni¬yordu. II. Katerina'nın gayretleri sonucunda ise, aristok¬rat sınıf, kendi aydın görüşlülüklerinin bir göstergesi ola¬rak. sanata destek vermeye, malikânelerinin avlularında. serflerden oluşan küçük çaplı tiyatro toplulukları barın¬dırmaya başlamışlardı.
Avrupa'da serflik, rönesansın başlamasıyla birlikte neredeyse tamamen ortadan kalkarken, on altıncı yüzyıl Rusya'sında serflik, daha yeni çıkartılan bir dizi hükümle köleleri toprağa bağlayan ve dolayısıyla yeni oturmakta olan bir kurumdu. Bir süre sonra ise serflik, Rus ekono¬misinin temel taşı, toprak sahibinin ise zenginliğinin gös¬tergesi haline gelmişti. Onsekizinci yüzyılın son zaman¬larında, birçok soylu, seriler arasından seçim yapmaya ve onları oyuncu olarak yetiştirmeye başlamışlardı. Böy¬lelikle, herkesin kendi topluluğu olmaya başlamıştı. 1797 yılında, sadece Moskova'da tam on beş adet serf toplu¬luğu oluşmuş ve bu topluluklar St. Petersburg'daki kral¬lık ve devlet tiyatrolanyla boy ölçüşecek düzeye gelmiş¬lerdi. Maiyetinde, tam 21000 adet serfi olan Prens Yus6-pov, kendi özel bale, opera ve tiyatro topluluklarını kur¬muş ve bir de okul açmıştı. Kont Peter Sheremetyev ise üç ayn tiyatro binası yaptırmış, bunlardan bir tanesine de tam üç sıra loca yerleştirmişti. Asıl topluluğu 230 kişi¬den oluşmaktaydı. Bunların yanı sıra. Paris'te bir ajan bulunduruyor ve ondan Batı Avrupa'daki en son geliş¬meler konusunda bilgi alıyordu. Son derece şatafatlı ol¬malarıyla bilinen yapımlarına ise, seyirci plaraLkrg ailesi;, örienrti s'^jf'felaf ve yabancı temsilci leyordı) bazeisi halk gösterimleri için la faaliyet göstermişlerdi, ancak ba/ılan 1861 yılında sertlik kurumu 'tamamıyla ortadan kalkıncaya kadar gösterim¬lerine devam etmişlerdi.
Sonuç olarak, 1800'lcre gelindiğinde, artık Rus tiyat¬rosunun ayağını yere sağlam basacak temelleri oluştu¬rulmuştu. Sahnede, yalnızca birkaç önemli oyun yazan bulunmasına ve tiyatrolarda hâlâ Fransız ve İtalyan tek¬niklerinin kullanılmasına karşın, gelecekle ilgili gelişirler şimdiden belirginleşmişti. Ayni zamanda, Rus tiyatro¬sunun bu durumu, 1800'lerde profesyonel tiyatronun ar¬tık tüm Avrupa'da yaygınlık kazanmış olduğunun göster¬gesiydi. Bunun ürününü almak ise. ancak on dokuzuncu yüzyılda gerçekleşebilecekti.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla