Çeşitli başlıklarda bu konuya ister istemez giren o kadar kişi gördüm ki, ayrı bir başlık açma ihtiyacı hissettim. Özellikle kafası karışmış iyi niyetli arkadaşlara yardımcı olabilirsem ne güzel. Sadece yorum yapmış olmak için yorum yapmayın, aynı şeyleri tekrarlamayın. Anlamadığınız yerleri sorun anlatayım.
Bu soru neredeyse insanlık kadar eski. İnsanlar bunu hep tartıştı. Cevaba gitmenin en kısa yolu soruyu doğru sorabilmektir. Soru yanlış!
Önce şunu belirtelim: Kadere bağlı olmak ile hür olmak zıt anlamlı kavramlar değil. İnsan zekası bu soruda da aynı tuzağa düşüyor. Kavramları, beyninde ayrı dosyalara koyuyor. Ve bu dosyaların üzerindeki etiketlerde yazandan farklı düşünemiyor. Birleştirip yeni sonuçlara varmak yerine ayırıp kategorize ediyor kavramları. Oysa amaç, fikirleri sentezleyip yeni açılımlara varmak olmalıdır.
Tamam! Önce, “insan hür olabilir mi ki?” sorusuna bakalım. Evet hürüm, çünkü meyve suyu içmeyip ayran içeceğime karar verebilirim. Hayır, yanlış! Seçebildiğin şey, iradenle alakasız, karmaşık, çok büyük bir sistemin içinde olan bitenler yanında neredeyse bir hiçtir. Seçtiğin şeyi yutana kadar senin kısıtlı iraden devrede. Ama, haydi midendeki kaslara komut versene, enzimlerine söyle: "sen değil, öbürü gelsin, bunu ayrıştırırken seni kullanacağım. Hormonlarını tek tek salgılat." Beynimle düşünüyorum demene rağmen sinir hücrelerinden bile bihabersin.Yeter! Bunun sonu gelmez. Konuşmak bile saçma. İnsan kendi vücudunda olanları bile kontrol edemiyor, her şeyin aksaksız işlemesine o kadar alışmışız ki. Ama her şey bilincimiz dışında gerçekleşiyor. Diğer doğa olaylarına girmeye gerek bile yok. Haber arşivindeki evrim konulu yazımda değindiğim gibi tam da evrim geçiren veya geçirmeyen bir sistemin içine monte edilmişiz gibi… Yani insan bu şekilde hür değildir, neredeyse tamamen tutsaktır.
Bir örnek verelim. Parmağınızı siz oynatmak isterseniz ve fizyolojik bir engel yoksa da büyük ihtimalle oynatırsınız. Ama yukarıda da yazdığım gibi siz bunu bilinçli olarak tek tek her kası kontrol ederek yapmazsınız. Bu tarafını Allah yaratır. Yani siz parmağınızı oynatmak istersiniz ve Allah da bu isteğinizi kabul eder ve parmağınızın oynamasını yaratır. Blackend kardeşim anlamamakta ısrar ediyor diyor ki:
Ama onun ve aslında içinde inananlar da olmak üzere çoğu kişinin anlamadığı yer de burası zaten. Körü körüne inananlar diyorlar ya "Allah yapıyor" diye. Ama bilmeden düşünmeden diyorlar. Yağmurun sebeplerini biz bulduk, keşfettik, evet Allah’ın yağmuru yağdırmak için nasıl sebepler yarattığını keşfettik. Bu, yağmuru Allah yağdırmıyormuş görüşüne değil, tam tersi Allah olayları demek böyle kontrol ediyormuş görüşüne dayanak oluşturur. Çok iyi tespit etmişsin: Kıyameti kendi ellerimizle oluşturuyoruz. Sera etkisi sonucu dünyanın dengesi bozuluyor. Peki Allah izin vermezse dünyanın dengesi bozurlu mu? Yani bizim dünyanın dengesini bozmamızla Allah’ın kıyametinin kopması aynı şey aslında. Sebepleri biz seçiyoruz. Allah da kısıtlı iradeyi bize verdiği için bizim seçimlerimizi yaratıyor. Aksi halde Allah müdahale etse imtihanın ve hür irademizin ne anlamı kalırdı? Şimdi soruyorum bu durumda kardeşim kurshat ve ben sorgulamadan mı inanmış oluyoruz?blackend_ tarafından gönderildi.
Çıkan sonuç: insan kendisi dışında bir şeylere bağlı olmak zorundadır. Buna ister kader deyin, ister biyoloji. Biyolojiden bahsettik zaten. Peki kadere nasıl bağlıyız? Aslında aynı şey, şöyle ki; bizim kısıtlı irademizle aldığımız kararlarımız var. Bunu kimse yadsıyamaz.Ancak biz en basit fizik, biyoloji kurallarına bile bağlı olduğumuza göre, bunlar tamamen kontrolümüz dışında geliştiğine göre tüm bunları yaratan bir varlık da olmalıdır. Öyle ya, yoksa sistem nasıl çökmeden devam edecek? Hiç öyle “seçtiğim için mi Allah yarattı, yoksa yarattığı için mi seçtim, önceden biliyorsa niye seçtim” gibi laflara girmeyeceğim. Biz seçeriz, Allah da seçtiğimiz şeyleri kainatta geçerli olan fizik kuralları (pozitif bilimler) çerçevesinde yaratır. Yoksa biz kısıtlı imkanlarımızla hiçbir şeye gerçekten hükmedemeyiz. Ayrıca Allah neyi seçeceğimizi de önceden bilir (kader). Bu Allah’ın bizim seçme özgürlüğümüze ket vurması demek değildir. “Ben uçmayı seçiyorum, niye uçamıyorum” hiç demeyin, burada dünya kurallarından bahsediyoruz.
Allah’ın zaten tanımında var. Bazı arkadaşlar yazmışlar bilemez falan diye. Siz her şeyi bilmeyene Allah der misiniz? Allah’ın tanımı gereği her şeyi bilmesi gerekmiyor mu? Gerekmiyor derseniz bu bizi bilmese Allah olmazdı gibi saçma bir sonuca götürür? Allah olmasa siz nasıl gerekmiyor diye konuşabiliyorsunuz? Din konusuna daha fazla girmek istemiyorum. Dikkat edin, sadece tanımı gereği, barındırdığı içsel özellikler sonucu Allah her şeyi bilir. Adı üstünde Allah! Allah’ın her şeyi bilmesi seçme özgürlüğümüze kısıtlama getirmez.
Özetleyelim: İnsan, son derece kısıtlı iradesiyle seçim yapabilir. Seçtiği şeyin fizik dünyada yürümesi, gerçekleşmesi Allah iledir. İnsan tabiatı gereği, monte edildiği ekosisteme, kainata, dünyaya (ne derseniz deyin) bağlıdır. Bu tarafıyla değiştiremeyeceği şeylere bağlıdır, kısıtlı iradesi tarafıyla da az derecede hürdür.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

A
Melüsünün kuzusuu 


