Bu yazı Allah’a inanmayanlar için değil, kafası karışık olanlar içindir.
Bir ses: Kesinlikle katılmıyorum. Din ile bilim farklı konjonktür. Birbiriyle bağdaştırılamaz. Diğer ses: Hayır, sen komünistsin, Kur’an’da her şey yazıyor. Bilim de var Kur’an’da. Embriyo ve evren genişlemesinden bahsetmiş Allah…
İkiniz de susun. Susun iki. Bilmeden konuşmayın, düşünmeden hiç konuşmayın. Şimdiki bilimin kuralları 2500 yıl önce Yunan’da belirlendi. Aristo, bitki ve hayvanları sınıflandırdı. Gözlem yaptı. Verileri değerlendirdi. "Göremeyip, araştıramadığıma inanmam" dedi. Doğru, ama nereye kadar doğrudur bu mantık? Yunan bilimi mantığına göre konuşalım: Bilim adamı ‘nasıl’ı araştırır, araştırsın, insanın hayatına konfor katsın, insanı doğaya hakim kılmaya uğraşsın, mevcut fizik yasalarından optimum faydalanmamıza katkıda bulunsun.
AMA Allah’a inansın. “25 yıldır fizik alanında çalışmalarda bulunuyorum. Birçok şey keşfettim. Yıldız tayflarındaki renk kaymasındaki gözlemlerim sonucu Tanrı’nın olmadığına kanaatine vardım, insanlar binlerce yıldır kendilerini kandırıyormuş. Hatta Marx’ın deyimiyle din denilen üstyapı ile insanlar sömürülüyormuş.” demesin. O zman ben de derim ki; milyar kere milyar metrelik dalgaboyu aralığı olan elektromanyetik dalgaların orantılarsak sadece 20 metrelik kısmını algılayabilen insan, bu beceriksiz gözüyle Allah'ı görmeyi mi umuyor. Eğer Allah, bizim aciz gözümüzün algı aralığına sıkışsaydı siz ona Allah der miydiniz? Allah'ın tam da sınırsız olması gerekmez mi? Necip Fazıl'ın deyişiyle "Allah tam da göremediğimiz için var." Allah'a meydan okuyan tüm forum elemanlarına sesleniyorum, okuyanlar okuyamayanlara söylesin: Ben size bir şişe gösterip, tanrınız budur deseydim, görebildiğiniz için oturup ona mı tapacaktınız? Evet buyurun, yarım litrelik pet şişe, haydi tapın ona! Göremediğim için yoktur diyorsunuz, sanki görseniz inanacaktınız.Siz önce bu soruma cevap verin.
Buradan ilan ediyorum: Tanımı gereği, içinde barındırdığı özellikleri gereği Allah, zamandan ve mekandan bağımsızdır. (Dikkat edin Allah’ın varlığını tartışmıyorum). Zaman ve mekana, atomlarına varıncaya kadar bağımlı olan insan; en temel fen branşı olan fiziğin en temel değişkenlerinin, tüm sistemin bina edildiği temellerin zaman ve mekan olduğu insan, tanımı gereği sınırsız olan Allah hakkında, yukarıda tanımladığım Yunan bilimi mantığıyla ahkam kesemez. Aksini iddia eden varsa buyursun.
İnsan Allah’a inanır, ve inancın kuvveti zamanla artabilir, azalabilir. Tabii ki tabiata bakıp –ki zaten ibret olsun diye var- bunun Allah’ın bir hikmeti olduğunu düşünebilir. Ama sözde bilim adamlarının dediği gibi, onların dilini kullanarak Allah’ı ispatlayamaz. En fazla varlığı yönünde kuvvetli deliller öne sürebilir. İkinci ses bunları sana söylüyorum. Allah’a sadece inanırsın, bunu kalbinle yaparsın. Burası çok önemli, ilk adım kalpten gelir. Sonra akıl bunu devam ettirir.
Allah’ın olmadığı da ispatlanamaz. Dediğim gibi bahsettiğimiz varlık zaman ve mekan dışı. Biz ise ikisine de bağlıyız. Allah’ı mevcut bilimin kurallarına göre sorgularsak akıl boşta çalışmaya başlar, saçmalar, illa ki saçmalar. Çünkü zaman ve mekan gibi iki dayanak noktasından yoksundur. Ezeli insan hatası: Kategorize etme sonucu bulaştığı anlam karmaşası. Niye ayırıyorsunuz ki? Ayırmayın, sentezleyin.
İşte hayalimdeki bilim adamı profili: En başta Allah’a inanır. Çünkü, Allah’a inanmayanın sırayla ahiret inancı olmaz, davası olmaz, amacı olmaz, kendine çevresine faydası olmaz. Bulduğu virüsü teröristlere satan ve hesap vereceği hiçbir mercii olmadığına inandığı için bunu yaparken rahatsızlık duymayan maddeci bir bilim adamı olur. Hayalimdeki bilim adamı pozitif bilimlere hakimdir. Her şeyi yaratanın Allah olduğunun bilincinde olarak fizik kurallarından insanlık için optimum faydalanır. Sitoplazmayı incelerken, “dur şu neydi” deyip Kur’an’a başvurmayacak kadar aklı başındadır. Araştırma yaparken Aristo mantığının gözlemleme-araştırma kısmını kullanır. Aristo gibilerinden en büyük farkı ise kalbini, nefsini ihya etmek için Kur’an okuması ve araştırma azmini artırması için Allah’a dua etmesidir. Kur’an’da astronomi, jeofizik, anatomi dallarından verilen örneklerin, kalbe hitap tarzı olduğunu, değişken kalbi sabit kılmak için Allah’ın gücü ve hikmetinin vurgulanmasından başka amacı olmadığını bilir. Karıştırmaz, basitleştirir. Kendini toplumdan soyutlamaz, tam tersi kendini insanlığa (ve böylece Allah’a) adar. Ayet sayısını, sure sayısına bölüp şifre buldum diye zıplamaz, bunun için vakit bile harcamaz. Her gece Allah’a kendisini sapkınlıktan alıkoyması için yalvarır.
Baştaki iki ses birden: Ne yaptın be petud? Din ile bilimi iyice birbirine bulaştırdın! Nasıl ayıklayacağız?!
Hala uykudasınız. Daha hatanızı anlamamışsınız. Sentezlemeniz gerekiyordu, hala ayıklayacağım diyorsunuz.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



