Kültür
Bu kelime için pek çok tanım vardır. Longman çağdaş İngilizce için sözlükte kültür kelimesi “belirli bir grup insan tarafından belirli bir zamanda yaratılmış olan adetler, inançlar, sanat, müzik ve insan düşüncesinin tüm ürünleri” olarak tarif edilmektedir.
“Günümüzde kültürle ilgili olan herkesi tatmin edecek şekilde yapılmış bir kültür tanımı bulmak zordur. Nitekim kültürle ilgili konularda çalışan bilim adamlarından hemen hepsinin kültürü yeniden tanımlama çabası, bunu göstermektedir. Bununla beraber şimdiye kadar ortaya atılan bütün tanımlar gözden geçirildiğinde hemen hemen hepsinde ortak olan yönleri ve kültürden neyin anlaşılması gerektiğini görmek mümkündür. Kültürü tanımlamada karşılaşılan zorluk, bilgi ve malzeme eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu zorluğu yaratan başlıca sebep; kültürün tanımını yapanların temelde konularının farklı olması ve kendi bilimsel sahalarıyla ilgili tanımlar yapmalarından kaynaklanmaktadır.”
Kültür kavramı insanlığın var oluşundan beri vardır. Sosyal bir varlık olan insa topluluklar oluşturması ve bu topluluklarda yaşaması için belli bir yaşam tarzı benimsemek durumunda kalmıştır. Bu benimseme öğrenilen ve kazanılan bir dizi davranış göstermesini gerekli kılmıştır. Topluluğu, bir arada tutan bu kavramla kültürün özelliklerinden bir kaçıdır.
Kültür sözcüğünün oldukça uzun bir tarihçesi vardır. Sözcük, Latince deki “Culture” den gelmektedir. Türk Dil Kurumu sözlüğü, bu kelimeyi “ekin” karşılığım vermiştir. Ancak bugünkü anlamda kültür kelimesini ilk kez Voltaire kullanmıştır. Voltaire' ye göre “Culture” insan zekâsının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi anlamına gelmektedir. Sözcük buradan Almanca' ya geçmiş ve 1973 tarihli bir Alman sözlüğünde “Cultur” olarak kullanılmış daha sonra da bu sözcük, diğer milletlerin sözcüklerine de geçerek kültür halini almıştır.
Sözlük kültürü bir milletin (toplumun) manevi varlığını ve düşünce birliğini meydana getiren ve sanat ürünlerinin, geleneklerinin tamamı olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım oldukça geniş kapsamlıdır ve sayılamayacak kadar çok unsurları, ortak değer yargılarını ve davranış biçimlerini içermektedir. Bununla birlikte bir ulusu göz önüne aldığımızda, yöresel olarak da farklılıklar gözlemlenmektedir. Bunları da o ulusun genel kültürünün çerçevesi içerisinde alt kültürler olarak nitelendirebiliriz.
Alt kültürler ait oldukları temel kültür değerlerini paylaşan fakat kendini diğer gruplardan farklı değer, norm ve yaşam tarzı benimsemiş gruplardır. Alt kültürler, ulus kültürünün genel çizgilerini taşımasına rağmen bulundukları çevre ile etkileşimlerine göre oluşturdukları özelliklerde mevcuttur. Bu nedenle ulusal kültür, alt kültürlerin bir toplamı olarak değerlendirilemezler. Etnik ve dinsel gruplar, politik partiler, ekonomik kuruluşlar birer alt kültürdür. Ulusal kültürün genel yapısına ve değerlerine uymakla birlikte, her alt kültürün kendine özgü amacı ve buna bağlı olarak da kendi geliştirdiği değerler sistemi ve özellikleri vardır.
Kültür, insan ve çevresi ile ilgili her şeyi kapsamına almaktadır. İnsanların tüm yaratıcı etkinlikleri ve bu etkinlikler sırasında ortaya çıkan değer yargıları kültürün birer parçasıdır. Kültür, insan topluluklarının tarihsel geçmişi, gelişme özellikleri, üretim biçimleri ve toplumsal ilişkileri ile ilgilidir.
Geniş ve sınırları belirlenemeyen bir kavram olması nedeni ile kültürün çok değişik ifadelerle yapılan tanımlarım görmekteyiz. Kültürle ilgili olarak yapılan çalışmaların pek çoğunda değinilen, geniş ve yapılan ilk tanımlardan biri E.B. Taylor' a ait olanıdır: “Kültür” toplumun bir üyesi olarak insanoğlunun kazandığı bilgi, sanat, ahlak, gelenek ve benzeri alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür." Bu tanımda dikkati çeken nokta gelenek, alışkanlık ve benzeri unsurların kültürün kapsamına alınabilmesi için bir toplumun söz konusu olması gerekmektedir. Daha dar kapsamlı düşünüldüğünde, kültür, örgüt, etnik gruplar gibi alt toplum birimlerine ait bir kavram olarak ele alınmaktadır. Bu durumda kültürü, bir toplumda grup ya da örgütle paylaşılan düşünce, tutum, davranış, alışkanlık, ilkeler ve benzeri mantıksal ve duygusal özelliklerin tümü olarak ifade etmek daha açıklayıcı olacaktır. Bireylerin doğal yetenek ve özellikleri, sonradan edindiği bilgi ve deneyimler ile, doğal, toplumsal, yasal, ekonomik ve benzeri çevre koşullarının eseri sayılabilir.
Kültür kavramının yönetim bilimleri açısından bir tanımı yapılacak olursa : Kültür kişiden kişiye aktarılan bir yaşam tarzı olup, insanın insan tarafından oluşturulan çevresini ifade eder. Şu durumda kültür; bir toplumu (veya örgütü) oluşturan bireylerin kendi aralarında ya da kendileri ile toplum arasındaki ilişkileri, toplum içerisinde kazanılan bilgiyi, normları, görüş ve bakış açısını ve davranışları kapsar. Böylece kültür o toplumda bireylerin çoğunluğunda ortak olan ve diğer toplumlardan (örgütlerden) farklı kılan bir yaşam tarzı oluşmasını sağlar.
Örgüt
Örgüt kavramı ilgili literatürlerde çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Bunlar; “örgüt belirli amaçlar doğrultusunda kişilerin gayretlerini birleştirdikleri yapılandırılmış süreçtir” Örgüt insan-iş-teknoloji faktörlerini birleştiren bir sistemdir. “Örgüt kişilerin tek başlarına gerçekleştiremeyecekleri amaçları, başkaları ile bir araya gelerek bir grup halinde gayret, bilgi ve yeteneklerini birleştirerek gerçekleştirmelerini sağlayan bir iş bölümü ve koordinasyon sistemidir.”
Örgüt; Sistemli ve planlı olarak işlerin yönetilmesi, yürütülmesi ve tamamlanması için kuralların toplamına göre insanlar ve maddeler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, düzenin kurulması, kuralların konulması ve tertiplerin yapılmasıdır.
Teknik olanaklar, zaman, çalışma yeri ve elemanlar bakımından işletmenin durumu göz önünde tutularak, alım, depolama, mal yapımı ve pazarlama ile ilgili fonksiyonlann yerine getirilmesine çalışılır. Örgütün tümü göz önünde tutularak yapılan iş bölümü ile görevler ayrılacak-ayrıldı sı yapılacak-tahsis edilecek türlü faktörlerin birbirlerine olan durumları ve uygunluğu görülebilmelidir.
Örgüt; Organik ve mekanik terim olarak düşünülürse de, onun işletmenin amaçlarını gerçekleştirecek biçimde kurulması gerekir. Nitekim Junckersdorff a göre düzenleniş olarak kuruluş amacını göz önünde tutan, teşebbüsün kazancının güvenliğini sağlayan, ticaret yarışması çalışmalarında ve müşteri için oturmuş-yerleşmiş-durumu gösteren pazar (piyasa) olmalıdır. Bunun için organizatörden; değişen duruma uyması, gereken düzeltmeleri yapması ve bunu yapacak güce sahip olması beklenir. Planlanan işin yürütülmesinde ve hedefe yaklaştırılmasında, örgütün ise başlı başına amaç olmasından daha çok bu amacın gerçekleştirilmesinde araç olması düşünülebilir.
Amaçların gerçekleştirilmesi; İşletme örgütünün yapısı ve hareketleri, işletmenin tümü göz önünde tutularak düzenlenen iş bölümü, görevler ve fonksiyonlar ile ilgili konuların planlanması ve uygulanması, iyi işleyen kontrol mekanizmasının kurulması, ticaret yarışması savaşında çeşitlerin ayarlanması, müşterilerin çoğaltılması, kazancın optimal düzeye ulaştırılması ile sağlanır.
Örgüt kavramı ile ilgili tipolojilerde farklı aşamalar bulunmaktadır. Klasik örgüt kuramı; örgütü biçimsel çatısı ile Neo-klasik örgüt kuramı ise insan davranışları açısından ele alıp incelemelerine karşın Modem örgüt yaklaşımı örgüt ile ilgili akla gelen tüm unsurları ve bu unsur1ann birbiri ile olan etkileşimlerini bütün olarak ele alır. Bu unsurların sistematik incelenişi temelde en genel anlamda işletme olmak üzere bütün işletme faaliyetlerinin bir sistem çerçevesinde yürütüldüğü ortaya çıkmıştır.
Örgüt Kültürü
"Bir örgütle 'İnsan ile ilgili her şey kültür olarak nitelenir. Örgütün üretim biçimi, gereksinimleri ve amaçlarını destekleyen bir çalışma ortamı yaratılmaya çalışılır. Bunlann gerçekleştirilmesi için çalışma ortamının bir sisteme oturtulması gerekir. Yönetsel politika ve stratejiler, çalışma ilkeleri, tutum ve davranışlar, roller, değer ve normlar, semboller, gelenekler ve alışkanlıklar bu sistemin parçalarını oluşturur. Örgütün her bir üyesinin uyum göstermesinin beklendiği bu unsurların oluşturduğu bütün “Örgüt Kültürüdür”.
Örgüt kültürü ilk kez 1939 yılında Lewin, Lipitt White tarafından liderlik tarzları ve örgüt iklimi arasındaki ilişkinin araştırılması ile ele alınmış sonradan özellikle Ouchi (1980)'nin "2 kuramı" Deal and Kennedy (1982)' in "ortak kültür, Peters and Waterman (1982) in "Mükemmeli Arayış" adlı eserleri ile güncel hale gelmiştir. Ancak örgüt kültürünün liderlikte sinerjik bir etkisi olduğunun anlaşılması için oldukça uzun bir süre geçmesi gerekmiştir.
Örgüt kültürünün benzer özellikleri içeren pek çok tanımı yapılmıştır. Örneğin Peters and Waterman (1982) örgüt kültürünü “paylaşılan değerler bütünü Deal and Kennedy (1982) örgütle gerçekleştirilen her şeyin yapılış biçimi” Koz1u (1986) paylaşılan temel değerler, inançlar, kahramanlar, merasimler, öyküler ve efsaneler olarak tanımlarken, Louis (1981) paylaşılan değer, inanç, norm ve semboller, sistemi olarak tanımlamıştır.
Bu tanımlar arasında, en kapsamlı ve kabul gören tanım Schein (1985) tarafından yapılmıştır. Schein örgüt kültürünü; Bir örgütün etkin bir biçimde çalışabilmesi için gerekli olan ve yeni üyelerce de kabul gören, dışa karşı bütünleşme ve içsel bütünleşmeyi ve içsel uyumlaşmayı sağlamaya yönelik temel yaklaşımlar şeklinde tanımlamıştır. Schein' a göre bir örgütün dışsal uyum ve varlığını sürdürme konusunda karşı karşıya olduğu temel sorunlar şunlardır.
Örgütün gizli - açık temel amaçları, görevleri stratejileri
- Bunların gerçekleşmesinde kullanılacak yol ve yöntemler (örgütün yapısı, işlerin bölümlenmesi, ödül - ceza sistemi, otorite sistemleri vb.)
-* Başarı ve performans değerlendirilmesinde kullanılacak ölçütler
“Örgütün işlevlerini yerine getirirken meydana gelen aksaklıkları giderme ve düzeltme konusunda izlenecek yöntem ve çareler gibi konularda uzlaşma sağlanması temel gerekler olmaktadır.”
Kültür, ortak değer ve inançlar olarak algılandığı zaman, bir takım fonksiyonları yerine getirmektedir. Bu fonksiyonlar;
-Organizasyon üyeleri için bir tanıtım özdeşleşme hissi yaratması,
-Bireyin kendi dışında bir “şeye” bağımlılığı sağlamakta,
-Sosyal sistem dengesini güçlendirmekte,
-Davranışları yönlendiren bir mantık aracı olmaktadır
Bu dört unsur, bir örgüt kültürünün, onun kendi yapısı içerisinde bireyleri birbirine bağlayan, bir grup olma hissi uyandırarak, onları aynı zamanda motive eden ve örgütün koordineli bir şekilde çalışmasını sağlayan bir olgudur. Örgüt kültürünü temsil eden normlar ve değerler, örgüt üyeleri tarafından paylaşılan güçlü bir kontrol aracıdır.
Örgüt kültürü ile ilgili iki tür düşünceden söz etmek uygun olur. Birincisinde kültür o örgütün sahip olduğu bir değişken olarak ele alınacağı, ikincisinde ise kültür örgütle özdeşleştirilmektedir.
Kültür bir değişken olarak düşünüldüğünde, toplumdan örgüte geçen ya da yönetim tarafından yaratılan bir olgudur. Kültürün bireylerle gelen bir takım sembol ve ifadelerin ürünü olduğu savunulduğunda, kaynağın sosyal bütünleşme olduğu kabul edilir. Bu durumda örgüt ve kültürü özdeştir. Örgüt üyeleri sembol ve ifadelerle bütünleşmekle kalmaz. Kültürü zaman içerisinde yeniden ve değiştirerek yaratırlar.
Örgütlerin kendine has kültürel özelliklerinin oluşmasında temel faktör, toplumsal değerler yani ulusal kültürdür. Bu nedenle oluşan örgütsel kültürün pek çok özelliği ulusal kültür ile örtüşmektedir. Örneğin; Toplumdaki otoriter aile yapısı örgütlerde otoriter yönetici tipinin ortaya çıkmasında sebep teşkil eder. Toplumsal gelenek ve göreneklerde örgütlerde etkilerini gösterir. Bizim toplumumuzda gelenekselleşmiş olan bayramlar, örgütlere yasal izin süresi olarak yansımaktadır. İngiliz geleneği olan beş çayı da çalışma ortamlarında titizlikle sürdürdüğü bilinmektedir.
Örgüt kültürünün oluşumunda rol oynayan ve örgütün kontrol etmesi gereken iç ve dış çevre enstrümanları örneğin doğal çevre, tarihi olaylar, ekonomik çevre, teknoloji, siyasal yapı, hukuki yapı, globalleşme örgütlerde işlerin ve personelin nitelikleri ya da davranışlarındaki bağımsızlık boyutlarım belirlemektedir. Örgütün geçmişi, isim ve olaylarla kurulan güçlü bağlantısı değer, inanç, sembol ve alışkanlıklarda kendini gösterir.
Örgüt kültürü, belirli bir zamanda bir örgütün özelliklerini oluşturmakta 3 önemli boyuttan oluşur.
*Örgütsel Değerler; Değer, davranışlar konusundaki kapsamlı ve genel inançlardır. Kişiler bu sonuçlara ulaşmayı amaç edinirler, örgütsel değerlerde buna benzemektedir. Fark ise örgütsel değerlerin örgütteki kişilerin inançlarından oluşmasıdır. Bu değerler çoğu kez sloganlar haline gelir. Örneğin; müşteri her zaman haklıdır gibi bu sloganın anlamı, müşteriye değer verildiğini ve memnuniyetinin söz konusu örgütün temel prensibinin olduğudur. Merasimler (törenler); Merasimler çeşitli sembolik faaliyetlerdir. Çeşitli merasimler, örgüt çalışanlarının birlikte eğlence düzenleyerek bütünleşmeyi sağlama faaliyetleri örgüt kültürünün diğer boyutunu oluşturur.
Kahramanlar, Liderler; Örgüt kurucusunun o örgütün sürekliliğini ve başarısını sağlamak için yapabileceği en etkin işlev; sağlam ve kalıcı, yenilik ve büyümeye açık, katılımcı, destekleyici, yol gösterici, bireyi ön plana çıkmasını sağlama, yalın organizasyon yapısı doğrultusunda örgüt kültürü oluşturmak ve oturtmaktır. Temel değerler ve inançlar, nasıl örgüt kültürünün özünü oluşturursa, lider ve kahramanlarda, bu değerleri simgeleyen, ortaya koyup vizyon oluşturan ve o kültürün gücünü temsil eden kişilerdir.
İnsanlar bir örgütün mensubu olduklarında kendi değer yargılarını inançlarını ve düşünce yapılarını da beraberlerinde getirirler. Bununla beraber, bu değerler veya inançlar kişinin örgüt içerisinde başarılı olmasında yetersiz kalmaktadır. Kişiler katıldığı örgütün faaliyetlerini nasıl yürüttüğünü öğrenmeye de ihtiyaç duyarlar. Her örgütün kültürü farklı özellikleri yansıtmaktadır. Bu farklılıkta temel kaynak amaç ve gereksinimlerin farklı oluşundandır. Örgüt kültürü pek çok özellikleri bünyesinde bulundurmasına rağmen, bunlardan en çok bilineni aşağıdadır.
Gözlenen Davranışların Düzenliliği
Örgüt üyeleri birbiri ile ilişkide bulunurken davranışlarında ortak bir dil, terminoloji adet kullanırlar. Bu tür davranışlar onlar için zamanla bir alışkanlık halini alır. Örneğin; “Askerlerin minnet duygusunu belirtirken sürekli sağol dedikleri gibi”
Normlar; Örgüt üyelerinin standart davranışlarda bulunmasını sağlayan kılavuzdur. Örneğin; “çok fazla iş yapma”, “çok az iş yapma” gibi.
Hâkim Değerler; Bir örgüt tarafından benimsenen ve üyelerine paylaştırdığı değerler vardır. Örneğin; yüksek ürün kalitesi, müşteri odaklı olma veya disiplin gibi.
Felsefe; Bir örgütün çalışanlara veya müşterilere nasıl davranması gerektiği konusundaki politikası
Kurallar; Örgütte anlaşmayı sağlayan olmazsa olmaz, kuralıdır. Örgütün yeni üyesi bu kuralları, gruplar tarafından kabul edilmek için bu davranışları benimsemek durumundadır.
Örgüt İklimi; Fiziksel yerleşim, üyelerin birbirleriyle anlaşma şekilleri ya da örgüt dışındaki kişilerle ilişki kurma şekli gibi konularda oluşan genel hislerdir.
Yukarıda belirtilen özelliklerin hiç birinin tek başına örgüt kültürünü yansıtmadığını söylemek doğru olur. Bununla birlikte örgüt kültüründen bahsedebilmek için yukarıdaki özelliklerin hepsinin birden anlaşılması gerekir. Örgüt kültürünü iş görenler ve örgüt açısından önemini belirlemek için bir örgütsel kültür profili çıkaracak olursak, bu profildeki faktörler;
-Risk üstlenme ve yenilik yanlısı olma,
-Ayrıntıya dikkat etme,
-Sonuç, ürün merkezli olma,
-Yarışmaya ve hırsa dayalı olma,
-Destekleme,
-Ödüllendirme,
-İşbirliği ve takım merkezleri olma,
-Kararlılık, olarak adlandırılmıştır.
Çalışma hayatım etkileyen teknolojik ve sosyal gelişmeler, bireyin ön plana çıkmasına sebep olmuşlardır. Bir örgütün başarılı olmasında nitelikli insan gücünün önemi tartışılmaz bir gerçektir. Ancak bugün bireyler çalışma hayatındaki ilişkilere örgüt içindeki kurallara, normlara, çalışılan örgütün ahlaki yapısına en az maddi çıkarları kadar önemli saymaktadırlar. Manevi tatminde, maddi tatmin kadar önemli bir değer yargısı olarak görülmektedir. Örgüt kültürü bunu sağlayabildiği ölçüde toplumun başarılı olmasında büyük katkılar sağlayabileceği kuşkusuzdur.
-maximumbilgi-


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla