İçinizdeki çocuğa uymayın
İçimizde hiç uslanmayan, sürekli bir şeyler isteyen küçük bir çocuk var. Her sabah sucuklu yumurta, her akşam o eğlence senin, bu bar benim deyip gezmek isteyen bir çocuk... Sürekli ona uyarsanız genç yaşta kalp-damar sorunları olan, ruh ve beden arasındaki hassas dengeyi kuramamış, sağlıksız biri olup çıkarsınız...
MUTLULUĞUN sözlük tanımı ‘Kişinin kendi kendinden mutlu olmasıdır’ diyor A. C. Ding, ‘Be’ (Ol) isimli kitabında ve mutluluğun, ‘mutlu olmaya niyet etmek ve olayların değiştirilebilir olduğuna inanmakla ilişkili bir şey’ olduğunu belirtiyor. Ding’e göre mutlu olmak istiyorsanız eğer, yapmanız gereken ilk ve en önemli şey ‘niyet etmek’ olmalıdır. Mümkünse sadece kuru bir niyetle de yetinmemeli, niyetinizi ‘ tutku düzeyine’ taşımalısınız. Yüreğinize, beyninize mutluluk tutkusu aşılamalı, ciğerlerinizi mutluluk rüzgárı ile doldurmalısınız.
Mutlu olmak, her şeyden önce hayattan zevk almaktır diye düşünüyorsanız haklısınız, ama küçük bir farkla: Zevk odaklı bir yaşam sürmek (Hedonizm), binlerce parçadan oluşan mutluluk legosunun parçalarından sadece biridir. Hayatta elde etmeyi düşündüğünüz tüm zevklere sahip olabilir, size zevk veren her şeyin tadına bakmak fırsatını bulabilirsiniz. Bize zevk veren, ‘ruhumuza çok ama çok iyi gelen’ şeylerin bazen bedenimize zarar da veren şeyler olması ise kabullenilmesi en zor çelişkidir. Kalbinize zevk veren, ona keyifli kıpırtılar yükleyen pek çok hazzın aynı zamanda onu zehirleyen şeyler olması çok üzücüdür! Kalbin beslendiği damarları tıkayan, enerji iletim hatlarını bozan, nefes almasını imkansız kılan keyifli şeylerin başında tereyağı, sucuk, pastırma, pirzola ya da kebabın gelmesi bazıları için ‘kaderin acı bir cilvesi’dir.
ZEVK ODAKLI YAŞAMAK
Ruhunuz da kalbinize benzer. Yaramaz, uslanmaz, ders almaz çocuklar gibidir. Her zaman daha güçlü hazların, en farklı coşkuların, çılgın kıpırtıların peşindedir. Hep yeni heyecanlara yelken açmak, sıçramak, koşmak, uçmak ve yeni yeni oyuncaklarla tanışmak ister. Bütün bunların bazen onun için zararlı olabileceğini ise pek düşünmez. İçinizdeki çocuk her oyuncakla oynamak peşindedir. Bu oyuncakların bazen soluğunu tıkayabileceğini, onu düşürüp kolunu kırabileceğini veya elini kesip kanatabileceğini hiç düşünmez.
Kalbinizi, hayatınızı sadece ‘zevk odaklı’, salt keyif için yaşayan içinizdeki o yaramaz çocuğa bırakmamalısınız. Onu çok sıkmamalı, duygusal gelişiminin bu oyuncaklardan beslendiğini unutmamalı, ama onu başıboş da bırakmamalısınız. Yeteri kadar ilgilenilmemiş, gelişmesi, büyümesi kendi haline bırakılmış çocukların sorunlu, çelimsiz ve sağlıksız olabileceklerini hep hatırlamalısınız.
Özellikle genç yaşlarda oluşan kalp krizlerinin çoğunda ruhsal hazlar ve bedensel ihtiyaçlar arasındaki hassas dengeyi koruyamamak, önemli bir etkendir. Sağlıklı ama kalp-damar hastalığı riski yüksek bir aileden gelen ‘kalp mirası kötü’ arkadaşların veya koroner kalp hastalığına yakalanmış dostların, akrabaların çok genç yaşta aramızdan birer birer ayrılmalarında bu zor dengeyi gözetmemek, ciddiye almamanın rahatlığı veya boşvermişliği vardır.
HAYIR DEMEYİ ÖĞRENİN
Kalp krizi adaylarının veya kalp krizinin acısını tadanların sağlığa müthiş zararlar veren sigarayı hálá nasılda keyifle içtiğini anlamak çok zordur. Kalp hastası birisinin neden kolesterol, kan basıncı, kan şekeri kontrollerini boşverdiğini izah etmek, stresi, uykusuzluğu, öfkeyi, hiddeti, terk etmediğini bilmek mümkün değildir. Kolesterol ve doymuş yağ yüklü besinlerle (yumurta, sakatat, kabuklu deniz ürünleri, yağlı kırmızı et ürünleri, sucuk, salam, sosis, yağda kızartılmış kırmızı veya beyaz et...) damarlarını iyice tıkamalarının, kilo fazlalığının zararlarına bu kadar duyarsız kalmalarının izahı ise olanaksızdır. Bütün bu yanlışları, onların duygusal hazlara fazlaca takılıp kalmaları veya içlerindeki çocuğa iyi bakmamaları olarak değerlendirebilirsiniz.
Sorun, bunları ne sıklıkta ve miktarda yiyeceğinizi bilmemek, gerektiğinde çatalı bıçağı bırakıp masayı hemen terk edememektedir. Çözüm, duygusal hazların fazlasının zararlı olduğunu fark edip size iyi gelen ve ruhunuza keyif veren, güzel ama zararlı olabilecek bazı keyiflerin bir miktardan sonrasına ‘Hayır’ diyebilmektedir. Kolesterol yüksekliği sorunu olan, yüksek riskli bir koroner kalp hastası adayı mısınız? Koroner damarları ileri derecede daralmış biri misiniz? İşte o zaman içinizdeki çocuğa hemen uyan, kalbe zararlı günahları sık sık işleyen biri olmayı bırakmalısınız.
Eğer koroner arter hastalığı için en ufak bir genetik risk taşımayan, kilo sorunu olmayan, HDL kolesterolü yüksek, LDL kolesterolü düşük, düzenli egzersiz yapan zımba gibi biriyseniz bu günahları korkmadan her gün işlemenizde bir mahsur yoktur!
SİZİ RAHAT BIRAKMAZ
Unutmayın! İçinizdeki çocuk hiç durmayacak, sizi asla rahat bırakmayacaktır. Sizin yanlış şeyler yapmanızda çok ısrarlı olacaktır. Yürümeniz, koşmanız, kaslarınızı güçlendirmeniz gereken boş zamanlarınızı televizyon izleyerek, pişti-konken partileri düzenleyerek veya pinekleyerek geçirmenizi isteyecektir. Her sabaha sucuklu yumurta ile başlayıp, her akşamı ‘kebap-rakı muhabbeti’ ile bitirmenizi arzu edecektir. Uykusuzluğu sevecek, sık sık küsecek, kızıp hiddetlenecektir. Ve bütün bunları kalbinize zarar verdiğini bilmeden sürdürecektir.
Lütfen, içinizdeki çocuğu birazcık dizginleyin!
Her gece barda
İçinizdeki uslanmaz çocuk, yürümeniz, spor yapmanız, kaslarınızı güçlendirmeniz gereken yerde, sizi tembelliğe yöneltecektir. Her sabah güne sucuklu yumurta ile başlamayı, her geceyi bir barda bitirmenizi arzu edecektir. Uykusuzluğu sevecek, sık sık küsecek, kızıp hiddetlenecektir. Oysa bütün bunlar, kalbiniz başta olmak üzere tüm organlarınıza ve ruhunuza zarar veririr.
Yazan: OSMAN MÜFTÜOĞLU


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


