Şanssız mısınız yoksa?
Hertfordshire Üniversitesi araştırmacısı Richard Wiseman, 8 yıl boyunca “şans”ın insan hayatındaki rolünü araştırdı. İki yıl önce yayınlanan kitap, insanın kendi şansını yarattığını vurguluyor.
Richard Wiseman'ın yaptığı bir çalışmada, kendini şanslı ve şanssız hisseden insanların eline bir gazete vermiş ve içinde ne kadar fotoğraf bulunduğunu saymalarını istemiş. Gazetenin ortalarında bir yere de kocaman puntolarla şu ilanı vermiş; "Deney görevlisine bu notu gördüğünüzü söyleyin 250 dolar kazanın!" Deneyin sonunda kendini şanssız görenler bu notu göremezken, şanslı hissedenlerin hemen notu farkettiği gözlenmiş.
"Aradığına odaklanırsan..."
Richard Wiseman bu deneyde şanssız insanların daha gergin olduğunu gözlemleyerek şu sonucu çıkarmış; "Kendini şanssız hisseden kişilerdeki endişeli ruh hali, beklenmeyeni fark etme yeteneğine zarar verir. Sonuç olarak, fırsatları kaçırırlar, çünkü başka birşeyi aramaya odaklanmışlardır. Partiye mükemmel eş bulma düşüncesiyle gidip, iyi arkadaş edinme şansından olurlar örneğin. Şanslı insanlar ise daha rahat ve açık insanlardır. Dolayısıyla aradıklarını değil orada ne varsa onu görürüler"
Richard Wiseman'ın kitabından...
“İnsanlar şanslı ya da şanssız doğmazlar. Düşünceleri, hisleri ve davranışlarıyla iyi ve kötü şanslarını kendileri yaratırlar” diyen Richard Wiseman, “Şanslı olmak için gelecekte iyi şans bekleyin. Kötü şansın iyi taraflarını görün. Şanssızlıklarınızın üzerinde durmayın” önerisinde bulunuyor.
Richard Wiseman, şanslı ya da şanssız olduklarını söyleyen binlerce insanla sekiz yıl boyunca yaptığı çalışmalarında bu kavramla ilgili birçok ilginç sonuca ulaşır. Binlerce insana sayısal oynatan, onların önünden kara kediler geçiren Wiseman, “Şans ya da şanssızlık kendimizdedir” diyor.
Hepimizin hayatında “ne şanslıyım” ya da “ne şanssızım” cümlelerini kullandığı anlar olmuştur. Şimdi ciddi ciddi düşünelim bakalım. Yaşamınızda bu sözlerden hangisini daha çok kullandınız. Defalarca ciddi kazalardan kılpayı mı kurtuldunuz? Tam parasız kalmışken talih hep yüzünüze mi güldü? Bir sevgilinizin ayrılık acısını yaşayamadan başka bir aşka mı yelken açtınız? O zaman siz ‘şanslı' bir insansınız. Eğer bu durumların tam tersleri hiç yakanızı bırakmıyorsa da ‘şanssız oğlu şanssız'ın birisiniz. Peki şanslı ya da şanssız olmak doğuştan gelen birer özellik mi insanoğlu için?
Doğuştan Şanslılar
Bu soruya cevap aramak için faraziyeleri bir kenara bırakan Dr. Richard Wiseman; binlerce denek üzerinde yaptığı çalışmalarda ve psikolojinin tüm imkanlarını seferber ederek ilginç bir tez geliştirdi. Bu tezini ve çalışmalarını da ‘Şans Faktörü' kitabında yayınlayan Wiseman'ın çalışması bu konu hakkında çoğumuzun peşin yargılarını değiştirecek kadar titiz ve akademik.
Sihirbazlardan esinlendi!
Wiseman sihirbazlık yaptığı dönemde sihir numaralarında kazanan insanların ‘ben şanslıyım zaten' demeleri üzerine hayatta şansın ya da şanssızlığın ne kadar etkin olduğunu araştırmaya karar verir. Bunu yaparken psikoloji bilmenin önemine inandığı için psikoloji okumaya başlar. Bir taraftan da çeşitli gazete ve televizyonlarla işbirliği yaparak yarışmalarda şanslı ve şanssız olduklarına inanan insanları denek olarak kullanmaya başlar. Sekiz yıl gibi uzun bir süre sonunda şans konusunda oldukça değişik sonuçlara ulaşan Wiseman şansın genetik olmaktan ziyade kişinin kendi kendine ulaştığı bir sonuç olduğunu keşfetmiş.
Piyangodan üst üste üç kere büyük ikramiye kazanan, istediği tüm işlere ilk başvurusunda kabul edilen çeşitli insanların yanı sıra bu durumlarda hep zarar gören insanların içseslerine güvendikleri, yılmadan birçok şıkkın peşinde koştukları, kendilerine inançlarının ve güvenlerinin maksimum seviyede olduğu vb. gibi etkenleri sistematik hale getirmiş.
Örneğin bir tv programında sayısal loto çekilişinde şanslı numaraları tahmin etmek için şanslı ve şanssız olduğunu söyleyen insanların aramasını isterler ve bir milyon kişi başvurur. Şanslıların doldurduğu loto kuponları sıfır çeker.
Yine kara kedinin şanssızlık getirip getirmediğini test etmek için binlerce kişinin önünden kara ve beyaz kedi geçirirler.
Sonuç beklenen gibi olur. Kara kedinin şanssızlıkla bir alakası yoktur. Şansın çeşitli argümanları kullanarak ‘kişisel şansımızı' kendi kendimize yaratabileceğimizi söyleyen Wiseman'a göre bunun dört ilkesi var:
"Tesadüflere bağlı fırsatları çoğaltmak, şanslı sezgileri dinlemek, iyi kader beklemek, kötü şansı talihe dönüştürmek. Bu dört ilkeyi ‘şans okulu' adını verdiği bir sistemle okurlarına öğreten Wiseman, kitapta onlarca pratik alıştırmayla herkesin kendi şans yüzdeliğini öğrenmesini ve kendi şansını kullanma aşamalarını gözlemlemesini sağlıyor.
Sonunda da sizi memnun ediyor. Kitapta, şans profili, açık fikirlilik puanlaması, şanslı ya da şanssızların asabiyet katsayıları gibi araştırma yöntemleri gibi ilk kez geliştirilen yöntemler de bulunuyor. Bunlar yazarın sekiz yıllık sürede gerçekten dolu dolu çalıştığını gösteriyor.
(2 Nisan 2004 tarihinde Adem Özbay'ın Radikal Kitap 'ta yayımlanan yazısından)
Şansı artırma ilkeleri!
Richard Wiseman, araştırmaları sonucunda şanslı bir hayat için şu ilkelere dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor:
Güçlü bir şans ağı için insanlarla iletişim kurmak için yoğun çaba harcayın.
Hayata daha esnek ve sakin bakın.
Hayatınızda yeni deneyimlere açık olun.
Sezgilerinizi ve içsesinizi dinleyin.
Sezgilerinizi yükseltecek adımlar atın. Meditasyon yapın.
Gelecekte iyi şans bekleyin. Şans telkininde bulunun.
Başarı şansı düşük de olsa hayatta istediklerinizi elde etmeye çalışın ve zorluklara göğüs gerin.
Başkalarıyla etkileşiminizin başarılı olacağını düşünün. İyi kaderi hayalinizde canlandırın.
Kötü şansın iyi taraflarını görün.
Hayatınızdaki talihsizliğin uzun vadede en iyi şekilde sonuçlanacağına inanın.
Şanssızlıklarınızın üzerinde durmayın.
Gelecekte kötü şansı engellemek için yapıcı adımlar atın.
Mel Gibson ve Kate Moss'un şansı
1979 yılında Hollywood yapımcısı George Miller, “Mad Max” filminde oynatmak üzere “savaşçı görünüşlü, yüzünde yara izleri olan, sert ifadeli” bir oyuncu arıyordu. Bu rol için yapılacak seçmelerden bir gece önce, o zamanlar adı henüz hiç duyulmamış olan Avustralyalı aktör Mel Gibson, sokakta üç sarhoşun saldırısına uğradı. Seçmelere yara bere içindeki yüzüyle ve yorgun bir halde katıldı. Miller rolü anında ona teklif etti. Böylece Mel Gibson'a sinema dünyasının efsanevi isimlerinden biri olma şansı verilmiş oldu.
İngiliz model Kate Moss'un şansı da babasıyla havaalanında beklerken dönmüştü. 1990'ların başında babasıyla tatile çıkmaya hazırlanan Kate Moss, havaalanında sırada beklerken, tesadüfen orada bulunan mankenlik ajansı tarafından keşfedildi. Moss bu şanslı karşılaşma sayesinde dünyanın en başarılı, en çok aranan modellerinden biri oldu.
İlginç şanslar
Wiseman'ın kitabında, olağanüstü şanslı insanların örneklerine de yer veriliyor.
1980 yılının Haziran ayında Mauren Wilcox, hem Massachuset'teki hem de Rhode İsland'daki çekilişler için piyango bileti aldı. İnanılmaz bir şekilde iki çekilişte de kazanan numaralar Mauren'in biletine vurmuştu ama tek bir kuruş bile alamadı. Çünkü Massachuset piyangosunda kazanan numara Rhode İsland biletindeki numaraydı. Rhode İsland piyangosunda kazanan numara da Massachuset biletindeki numaraydı.
1985'de Evelyn Marie Adams, New Jersey piyangosundan 4 milyon dolar kazandı. Dört yıl sonra çekilişe tekrar katıldı ve bu sefer 1,5 milyon dolar kazandı. Donald Smith ise Wisconsin piyangosunu 1993, 1994 ve 1995 yıllarında üç kez kazandı. Her defasında 250 bin dolar para aldı.
özlem gökdem'den...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

