• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor

Konu: cehalet

  1. #1

    Kayıt Tarihi
    26-11-2005
    Mesajlar
    400
    Karizma Gücü
    7

    cehalet

    Cehalet Üzerine
    George Orwell, 1984

    Kutsal değerlerin anası nedir? Ahlak? Din? Sevgi? Onur? Hiçbiri... Tüm kutsallıkların anası cehalettir .

    Cehalet olmasaydı kutsal değerler olmazdı; kutsallık ancak cehaletle mümkündür. İnancı mümkün kılan da cehalettir, bilge insan şüphecidir. İnsanların cehalete yatkınlığı bilgisizliğin ötesinde bir "cehalet istemi"ne varır.

    "Kutsallık istemi" insani "cehalet istemi"ne götürür; kendine kutsal alanlar yaratmak isteyen insan, gönüllü olarak cehaleti seçer; çünkü kutsal alanlar karanlık kalmalıdır. Eskiden bazı kutsal sayılan değerlere kimse dil uzatamazdı, bugün bile cehalet istemi çok güçlüdür. O öyle çekici ve sinsidir ki, insanların en bilgeleri bile onun büyüsüne kapılıverir, açıklama vadeden felsefelerin ve dinlerin derinliklerinde yiter gider. İçleri gerçeğe ulaşma isteği ile dolu nice üstün beynin sonu böyle oldu, gerçeğe ulaşacaklarını sanırken cehalet batağına saplandılar, güçlerini ve istemlerini anlamsız tartışmalarda harcadılar. Oysa algısı açık olana gerçek apaçık ortada; bilmenin yolu gözlem ve deneyden geçer.

    Oturup düşünerek, kolay yoldan evrenin sırlarının çözülebileceğine inanmak eskiden saflıktı, bugün ise ahmaklıktan başka bir şey değildir. İki türlü insan vardır: gerçeği arayanlar ve aramayanlar. İnsanların büyük çoğunluğu gerçeği aramaz ve gerçeğe ihtiyaç duyduğunda -çoğu zaman bilinçsizce- başkalarının formüllerini izler.

    Arayanlar ise ikiye ayrılır: gerçeğe deney ve gözlemle ulaşacaklarını düşünen bilimciler ve gerçeğe metafizikle ulaşacaklarına inanan felsefeciler ve din adamları.

    Bunların arasında en kötüsü din adamları ve peygamberlerdir. Gerçeği oturdukları ağaç dibinde veya dolaştıkları dağlarda bulduklarını iddia ederler. İnsanlara hep kan, acı ve düşmanlık getirdikleri halde kitlelerin bağırlarına bastığı da yine bunlar olmuştur, çünkü sistemleri sıradan insanın kutsallık ve aidiyet isteklerini karşılar.

    Felsefeciler ise gerçeği düşünerek bulduklarına veya bulacaklarına inanırlar. Kutsal alanlara girmeye meraklı olduklarından zaman zaman toplumla ters düşerler. Ancak metafiziğe saplanmış olmaları nedeniyle tarihin başlangıcından beri düşünmelerine karşın ürettikleri yararlı bilgi yok denecek kadar azdır. Bilim için, kutsallık kavramı ve metafizik yoktur. Bu nedenle bilimci, anarşisttir; kural, kutsallık ve sınır tanımadan her şeye analiz etmek, bilgi edinmek için saldırır. Gerçeğin gerçek aşığı, tarih boyunca onun peşinde sınır tanımadan en çok koşmuş olandır o. Bilimsel metodolojinin gelişmesi ile artık bilimcinin kişisel olarak gerçeği aramak istemesine de gerek kalmamıştır, sistemin parçası olması yeter. İnsanlar, kutsal değerlerine tecavüz eden, tatlı hayallerini yıkıp yerine katı gerçekliği getiren bilimden ve bilimciden haklı olarak nefret ederler. Bilimcilerin eskiden olduğu gibi bugün de kazığa bağlanıp yakılmamalarının tek nedeni, sonunda haklı çıkmalarıdır. Tarihteki ilerlemelerin neredeyse tümü, onların eseridir. Günümüzün insanı, gerçeğin yararlılığı ile kutsallığın çekiciliği arasında sıkışıp kalmıştır:

    Örneğin tip bilimi bir taraftan onu hastalıktan kurtaran ilaçlar geliştirirken, diğer taraftan da kutsal saydığı bilinç, ask gibi kavramları herkesin üzerinde söz sahibi olduğu büyülü olgular olmaktan çıkarıp birer uzmanlık alanına dönüştürmeye çalışmaktadır. Yine de geçen yüzyıllar kanıtlamıştır ki insanlar neye inanmak isterse istesin, gerçek sonunda galip gelecektir.

  2. #2
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Kısacası;
    Dünyevileşme, bütün kutsal değerlerin içini boşaltmıştır..

  3. #3
    Herdaim UNdocab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    2,141
    Karizma Gücü
    0
    Dikkat ettiysen bahsettiği ortaçağ dönemi ve sonrasındaki hristiyanlıktır. Belki bozulmuş bir din olarak hristiyanlık için söyledikleri doğru olabilir ama bunları Müslümanlık için söylemek hele hele senin gibi kuranın türkçesini okduğunu söyleyn biri için çokta mantıklı olmasa gerek.
    Kuran'da hadislerde kaç defa öğrenmek teşvik edliliyor. Evreni araştırmak için neler söyleniyor hiçmi haberin yok?
    Müslümanlık gibi ilime verdiği sana şununla anlatayım.
    Müslümanlıkta insanlardan en yücesi peygamberler kabul edilir onlardan sonra şehidler(Allah yolunda ölen,öldürülenler) gelir.
    Peki Müslümanlık nediyor.
    Alimin mürekkebi şehidin kanından kutsaldır.

    Bunu söyleyen yani mertebe olarak en üst kişiden daha yukarı ilimi koyuyorsa daha hangi akla hizmet İslam'ı cehaletle beraber anabilirsin?

    Düzenleme: Yazıda yazarın kendi ile çelişen bir sözü var diyor ki.
    Benim için kutsallık ve metafizik yoktur.
    ve sonra diyor ki Bilimci anarşist olmalı sınırtanımamalı.
    Ama daha en başından kendini metafiziğin olmadığına inandırarak sınırlıyor. Bunun yerine metafizik varmıdır diye araştırmayarak bilim adamına göre yanlış bir eylem yapıyor

  4. #4
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Charles Darwin:

    Bu mükemmel evreni, özellikle de insanın doğasını izlemekten mutlu olamıyorum� Herşeye dizayn edilmiş kanunların bir sonucu olarak bakmaya eğilimliyim� Ve bütün bu kanunlar açıkça herşeyi bilen, gelecekteki tüm olayları ve sonuçları gören bir Yaratıcı tarafından dizayn edilmiştir. Ama daha fazla düşündükçe daha fazla kafam karışıyor.

    Anthony Flew (Ünlü ateist felsefeci):

    İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Sadece evrenin bir sonunun ve başlangıcının olmadığını kabul ettiğimiz sürece, evrenin şu anki varlığının mutlak bir açıklama olduğunu savunabiliriz. Ben hala bu açıklamaya inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim.

    cehalet gerçeği kabullenmemektir var olanı sorgulamak akıl değildir akılsızlıktır hele aklın alamayacağı şeyleri sorgulamak cevabını asla bulamayacağın sorular getirir önüne.
    şeytanın oyunları kitabından bir paragraf yazayım (şeytan size gelipte seni kim yarattı Allah peki Allah'ı kim yarattı diye sorar) düşünmek sadece zaman kaybı ve devamla sizden birine böyle bir düşünce gelirse ben Allah ve resulüne iman ettim deyin

    Yüzlerinin ateşte evrilip çevrileceği gün, derler ki: "Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve Resûl'e itaat etseydik." Ve dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular. Rabbimiz, onlara azabtan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et." (Ahzap Suresi, 66-68)

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Bir Cehalet Öyküsü(gülmek için buyrun)
    2005 Konuları bölümünde biyonoglan tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 29.09.05, 02:17

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •