Hepimiz zaman zaman; özellikle zihnimiz bir şekilde boş kaldığında zaman içinde söyle bir dolaşırız. Bu tur bizi öyle yerlere götürür ki; kah gülümseriz kah gözyaşları akar yanaklarımızdan ister istemez.Genellikle de bu zaman yolculuğunu kırklı yaşlarda kendimizle yüz yüze kaldığımızda yaparız.
Nereden nereye geldik?
Neler isterdik?
Var olduğumuz yerden mutlu muyuz?
Hayaller…
Var olan gerçekler…
Gerek yaşam otomasyonu ile gelen ve gerek se kendi kendimize yarattığımız sorumluluklar silsilesi…
Ve…
Yaşam!
Nedir Yaşam?
Adına satırlar dolusu şiir,deneme,makale, hikaye yazılmıştır.Anlatırlar ne de güzel olduğunu,kıymetinin bilinmesi gerektiğini…Hele de ne kadar kısa
olduğunu hatırlatır dururlar habire.
Doğduğumuz günden beri bir koşturmaca bir arayış sürer gider,anlamayız seneler nasıl gider.Gün gelir başlarız yaşam muhasebesine.İşte o zaman tıpkı bir kış uykusundan uyanırcasına yaşam tüm gerçekliği ile çıkar karşımıza.Bu uyanış kimimiz için acıdır kimizi için yeniden doğuş ama yaşam ne dışarıda yürüdüğümüz sokaklarda ne de çalıştığımız iş yerindedir.
Yaşam, akşam sessizliği çöktüğünde içine girdiğimiz dört duvarın içindedir.Bu bir çokları için hafif ironik ve belki de ‘’ Bu da ne demek oluyor? ‘’ gibi yorumlara yol açabilecek bir söylem ama gerçek olan şudur ki; günün o inanılmaz devinimi bittikten, telefonlar sustuktan, bilgisayarlar kapatıldıktan ve biz kapımızı açıp evimize girdiğimizde herkes kendini yaşamaya başlar ve evet…işte gerçek yaşam buradadır.
O duvarların dili olsa da söyleseler bize içerde ne fırtınalar eser ya da ne güzel bahar çiçekleri açar.Yaşantımız boyunca ektiklerimizin acı ya da tatlı meyveleri bu dört duvar arasında saklıdır. Kimse bilmez biz söylemedikçe…
Nedendir bilinmez, yaşamda bizi en çok etkileyen ve sürekli sorguladığımız,gerçeklğini araştırdığımız olgudur sevgi…Sevip sevildikçe daha bir çok bağlanırız hayata.Gün içinde öylesine bir döngü vardır ki zaman olur hiç aklımıza bile gelmez sevgi ama demin de dile getirdiğim gibi sukunet çökünce ruhlara başlarız düşünmeye.Gün içinde gülen gözler hala gülüyorsa o saatlerde, telefonumuz çalıyorsa hatır sormak için, mailler geliyorsa sevgi adına işte o dört duvarı arası yaşıyor demektir.
Ama akşam olunca duvar duvara bakıyorsa, seviyorum diyen diller susuyorsa varsın gün içinde de sevilmesinler sevmesinler…Bu aynen senede bir gün hatırlanan anneler, babalar ya da sevgililer gibi…eğer senede bir öylesine ya da zoraki hatırlanacaksa yürekler; varsın hiç hatırlanmasınlar…
Kıssadan Hisse,
Sevelim, sayalım ama sevgimiz duvarların arasına da girsin, ışık saçsın evlerin içine.Yaşama gerekli olan can suyu asıl orada lazım!


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
