• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 4 1234 SonSon
31 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7

    Mehdi hazretlerinin tebliği

    sevgili kardeşlerim,
    mehdi hazretleri tebliğine başlamıştır.

    şimdi, çoğu müslüman diyorki:
    "bu mehdi olduğunu söyleyen adama da ne oluyor yani? çıkmış bir şeyler anlatıyor! biz zaten mü'miniz elhamdülillah!

    biz

    1. namazımızı kılyoruz
    2. orucumuzu tutuyoruz
    3. hacca gidiyoruz
    4. zekatımızı veriyoruz
    5. La ilahe illallah, Muhammeden resulallah diyoruz

    öyleyse bu adama ne oluyor ki?"

    sevgili kardeşlerim, işte mehdi hazretleri de bunu söylüyor zaten. mü'minler cennete girer. fakat, bir insan sadece kelime-i şehadet getirmekle ve ibadetlerini yapmakla mümin olamıyor. bu, şeytanın müthiş bir tuzağıdır, sevgili kardeşlerim! insanlar, bu ibadetleri yaptıkları halde cehennem yolundalar maalesef!

    belli kur'an hakikatleri varki, tamamiyle unutulmuş. bugün yaşanan islam, kur'andaki islam değil artık. din adamları kur'anı bilmiyor. içindeki HİDAYETİ bilmiyor! şeytan, kur'andaki hidayeti gizlemiş! bunu bize öğretmesi için, ALLAH mehdi resulunu gönderiyor.

    sevgili kardeşlerim, ben ayeti kerimeyi daha önce yazmıştım. fakat kimse gayleye almamış anlaşılan. bir daha yazıyorum:

    [duhan 12-14]
    İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz mü'minleriz” derler. (Fakat) Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir resul gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.


    sevgili kardeşlerim, yukarıda yazdığım duhan suresinin 12,13 ve 14 üncü bu ayetlerini iyice okuyun! iki sefer, üç sefer, hatta 10-20 sefer okuyun. anlayana kadar okuyun. ve ALLAH TEALA'nın ne dediğini anlayın. burada bahsi geçen bu insanların kim olduklarını ve bu resulun kim olduğunu anlamaya çalışın.

    şeytan, mehdi resulun tanınmaması için resul ve nebi kavramlarını altüst etmiş. ama bunu açıklığa kavuşturduk hamdolsun.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  2. #2
    Red Fox heskin35 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2004
    Mesajlar
    3,641
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    ama bunu açıklığa kavuşturduk hamdolsun.
    Nasıl kavuşturduğunuzu da belirtir misiniz?
    Return of The King...

  3. #3
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı heskin35 tarafından gönderildi.
    Nasıl kavuşturduğunuzu da belirtir misiniz?
    bunu oku sevgili kardeşim:
    http://www.turkyasam.com/showpost.ph...29&postcount=7
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  4. #4
    Tekbir adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2006
    Mesajlar
    83
    Karizma Gücü
    0
    Devrimizde birçok kişi birilerini mehdi olarak görmüştür.Devrimizdede bu mevcuttur.Bu arkadaşlarımız,bu kişileri, çok sevdiklerinden dolayı mehdi olduklarını zannederler.Mehdi ortaya çıkınca zaten tüm müminler bunun farkında olacaktır diye düşünüyorum.Ki şuanda böyle bir insan ortada yok.Ancak gelecektir.Ama biz onun gelmesini beklemek yerine ,İslam için Allah rızası için ,çalışacağız.Çünkü dünyaya huzuru,refahı,saadeti ancak İSLAM getirebilir.

  5. #5
    xPowermanx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    156
    Karizma Gücü
    0
    كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ ءَايَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

    Kema erselna fıküm rasulem minküm yetlu aleyküm ayatina ve yüzekkıküm ve yüallimükümül kitabv vel hıkmete ve yüallimüküm ma lem tekunu ta'lemun

    Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik (Bakara 151)
    __________

    وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَى بِآيَاتِنَا إِلَى فِرْعَوْنَ وَمَلَئِهِ فَقَالَ إِنِّي رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Ve le kad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihı fe kale inni rasulü rabbil alemın

    (Musa'yı mucizelerimizle Firavun ve topluluğuna gönderdik. Musa, "Ben âlemlerin Rabbinin resulüyüm" dedi.) [Zuhruf 46] (Bu âyette de, Hz. Musa’nın resul olduğunu açıkça bildiriyor.)

    _______________________

    فَنَادَتْهُ الْمَلَائِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ

    Fe nadethül melaiketü ve hüve kaimüy yüsallı fil mıhrabi ennellahe yübeşşiruke bi yahya müsaddikam bi kelimetim minellahi ve seyyidev ve hasurav ve nebiyyem mines salihıyn

    Hz. Harun, Musa aleyhisselamın getirdiği dini, yani Museviliği tebliğ eden bir nebi idi.
    (Zekeriyya mihrabda namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, Kelimullahı [İsa’yı] doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir nebi olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.) [Al-i İmran 39] (Hz. İsa’nın kitap gönderilen bir resul olduğu yukarıdaki âyetlerde bildirildi. Hz. Yahya ise, Hz. İsa’nın getirdiği dini, yani İseviliği tebliğ eden bir nebi idi.)

    ______________


    وَقَالَ مُوسَى يَافِرْعَوْنُ إِنِّي رَسُولٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

    Ve kale musa ya fir'avnü innı rasulüm mir rabbil alemın

    Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”

    ____________
    وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَـكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلاَّ اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِيناً

    Ve kavlihim inna katelnel mesıha ıysebne meryeme rasulellah ve ma kateluhü ve ma salebuhü ve lakin şübbihe lehüm ve innellezınahtelefu fıhi le fı şekkim minh ma lehüm bihı min ılmin illettibaaz zann ve ma kateluhü yekıyna

    Biz Allah’ın peygamberi Meryemoğlu İsa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. (NISA 157).

    _____________________

    Nebî, haber anlamındaki nebe’, kökünden gelen bir kavram olarak, haberci, haber getiren demektir. Farsça karşılığı peygamber’dir. Rasûl (Türkçede Resül) ise, bir görevle gönderilen kimse anlamındadır. Kura’nı Kerim’de peygamberler için her ikisi de kullanılır. Ve ilginçtir ki, hem Farsça’da hem de Türkçe’de her ikisi birden peygamber olarak ifade edilir.

    Kurân-ı Kerim’de mesela, Hz. Musa (as) (Meryem 19/51), Hz. İsmail (Meryem 19/54) ve Hz. Muhammed (A’râf 7/158) (as) aynı anda hem rasûl, hem de nebî olarak zikredilmişlerdir. Buradan hareketle bazı alimler aralarında bir farkın olması gerektiğini düşünmüşler ve Kurân-ı Kerim’deki kullanılışlarına bakarak bu farkı tespit etmeye çalışmışlardır. Bazılar; Nebî’nin yeni bir kitap ya da yeni bir şeriat getirmeyen, kendinden önceki peygamberin kitabını ve şeriatını uygulayan peygamber, rasûl’ün ise yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla gelen peygamber olduğunu söylerken, bazılar da bunun tam aksini anlamışlardır. Kurân-ı Kerim’de her iki görüşü destekleyen deliller de vardır. Pek çok ayette rasûl’ün yeni bilgilerle geldiğine işaretler bulunur. Mesela Bakara 2/87, Nisa 4/59, 136 gibi ayetlerde bu durum çok açıktır. Bazı delillere bakıldığında rasûl’ün daha kapsamlı ve sanki daha büyük bir manaya sahip olduğu anlaşılırken, bazılarına bakıldığında da tam aksi anlaşılır. Kurân-ı Kerim’de Hz. Peygamber’in büyüklüğü “Muhammedün Rasulüllah” diye anlatılır. Biz kelime-i tevhidi söylerken de “Muhammedün Rasûlüllah” deriz. Ama yine Kurân-ı Kerim’de Allah “Biz hiçbir kavme rasûl/elçi göndermedikçe onlara azab etmeyiz” (İsra 17/15) derken anlaşılan şey, davetle görevli elçilerdir ve bunların peygamber olması şart değildir. Bu anlamda Hz. Peygamber (sav) Muâz b. Cebel’i davetçi olarak Yemen’e gönderirken onun için “Allah Rasûlü’nün rasûlü” ifadesini kullanmıştır ki, Allah’ın elçisinin elçisi demektir.

    Bu iki kavramın kök anlamlarına bakarak aralarında şu farkın bulunduğu da söylenmiştir: Nebînin mutlaka mucizesi olmalıdır, rasûl ise Allah’tan başkası adına da olabileceği için o takdirde onun mucizesi olmaz. (Askerî el-Furûk s.222)

    Sonuç olarak diyebiliriz ki, hem rasûlün, hem de nebînin Türkçe’deki karşılığı peygamberdir. Her ikisi de Allah’ın elçisidir. Rasûl kelimesi Allah’a nispet edildiği ve ‘rasûlüllah’ dendiği zaman nebi ile hemen hemen aynı anlamdadır ve bu anlamda Hz. Muhammed’den sonra hiç kimse için nebî ya da rasûl denmez. Bu anlamda onun son nebî oluşu, Allah’ın son peygamberi yani, hem son nebîsi, hem de son rasûlü olması demektir.

    Ama İslam’ı anlatma misyonu yüklenen insanlara, Muâz gibi elçi anlamında rasûl denebilir. Bu anlamda herkes elçi olabilir. Her kim kendisini İslamı anlatmak ve duyurmak/davet ile görevli görüyor ve bunu hakkıyla yapmaya çalışıyorsa bu insan İslam’ın ve Hz. Muhammed’in elçisi, yani rasulüdür. Ama bu insan “Rasûlüllah/Allah rasûlü” değildir. Yani ontolojik açıdan bu insanın diğerlerinden farkı yoktur, doğrudan Allah’la irtibatı olan manevi bir şahsiyet değildir. Dolayısıyla birisi çıkar ve “bana Allah’tan haberler geliyor, ben Allah tarafından görevlendirildim, ben bu anlamda rasûlüm” gibi sözler söylerse bu insanın ya aklından bir zoru vardır, tedavi edilmesi gerekir, ya da Allah’ın değil de, şeytanın rasûlüdür, yani Müseyleme gibi rasûlü’ş-Şeytândır ve Hz. Peygamber’i ve onun getirdiğini inkar etmiş demektir. Tarihte böyle yalancı peygamberler çokça çıkmıştır. Hepsinin de gittiği yer bellidir. Bu insanların özelliklerinden birisi de, böyle ünvanlara doymamalarıdır. Kendisine resül, üstat vb bir ad takar. Bir süre bunları kullanır, ama tatmin olmaz. Bir başka ünvan daha takar. O da yetmez, üçüncüsünü, dördüncüsünü... takar ve resullüğü de bırakıp küçük bir tanrı olur, etrafındaki insanları köle gibi, kul gibi kullanır.
    ?pitney
    Gurbetciler Birligi


    Bakara
    6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler

    13. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

  6. #6
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    (Davaları bir olan iki büyük ordu, çarpışmadıkça ve kendilerine ben resulüm [peygamberim, elçiyim] diyen yalancılar çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İ.Ahmed] (Bu hadis-i şerifler Resulullah efendimizin mucizelerindendir.)

    (Resulüm diyen yalancılar çıkacaktır. Benden sonra resul yoktur.) [Nesai, İ.Ahmed, Taberani]

    (Deccal gelmeden otuz kadar veya daha fazla kendilerine resul [elçi] diyen yalancılar çıkar. Bunlar, sizde olmayan âdetler, bid’atler çıkarır ve dininizi değiştirirler. Bunlardan sakının ve onlara düşman olun.) [Taberani] (Mesela bunlar imanın şartını eksiltir veya çoğaltırlar, kaderi inkâr ederler, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğunu kabul etmezler. 19 un katı olmayan âyetler uydurma derler. Hadisleri inkâr ederler. İslâm âlimleri dini yanlış bildirmiş derler.)

    (Kıyametten önce resulüm diyen yalancılar çıkar. Onlardan sakının.) [Müslim, Taberani]

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    insanlar şaşırdıklarında sanal kahraman ararlar. Teksas tommiks gibi. İşte mehdide gelecek diye sanal kahraman aramak hiç bir iş beceremeyen zavallıların beklentisidir. Onlar hazırcıdırlar. Her şeyi Allahtan veya br başkasından hazır beklerler.

    Beyinleri yoktur düşünemezler ve üretemezler. Teksas tommiks nasıl kanunsuzların hakkından geliveriyorsa mehdide gelecek kanunsuzların kakkından gelivercek. Bunlara yerlere yatıp yuvallanıyoruz diye ödül verecek sanırlar.
    Ne yapalım gönül bu masumdur. Abdülpaşadan şey umar.

  8. #8
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    directsoz bu din düşmanlığınız nereden kaynaklanıyor acaba.siz bu cümleler ile insanları çileden çıkarmaya yetersiniz.ne demek --- beyinleri yoktur----,bu basbaya hakarettir bana,sizi bunu ispata davet ederim.bir de alemin akıllısı kendi gibi düşünenleri varsayar ya işte burası tam bir muaamma.siz gidin biraz din bilimi ve felsefe okuyun.sonra dini konular üzerine cahilane cahilane yazmamayı öğrenirsiniz.
    Sana burada mehdi hakkında sayfalar dolusu yazı yazsam sen yine inanmayacan, zaten senin amacın anlamak değil açık aramak.
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    "zaten senin amacın anlamak değil açık aramak."

    Bu kadar büyük bir yaratıcının açığı olurmu ? Niye korkuyorsun.


    Beyinsiz dediğim senin veya başkasının değil. Her şeyi başkasından hazır bekleyenler için.

  10. #10
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    açık aramak tan nedemek istediğimi aslında anlarsın,biraz derinlemesine düşünsen.senin aradığın ve kendince kıstas kabul ettiğin ve tek doğru kabul ettiğin bilimsellik maskesi ve bunu takınan toplumlarla değerlendirmendir.işte efendim bakın dünyanın en medeni toplumlarında bile bunlar kalmadı diyerek,müslümanlara saldırıyorsun.işte sen bu açıkları arıyorsun.senin en mükemmel fabrikaların bile olanca hızıyla çevreyi kirletirken ağaçlardan nedense böyle bir şey görmezsin bile.

    beyinsiz meselesine gelince herşeyi kendin sağlayamazsınki.mesela soluduğun oksijeni kendinmi üretiyorsun.yoksa başkasından mı bekliyorsun.Evet ben herşeyi ALLAH tan isterim o dilemezse ben ne kadar çalışırsam çalışayım bir sonuca ulaşamam.ve bunun altında da aslında benim için çok faydalar gizlidir.bir musibet bin nasihattan iyidir.atasözü sana bunu açıklar herhalde
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •