Türkiye 5 yılda önemli gelişme kaydetti ancak daha alması gereken çok yol var
Dünya Bankası (DB), Türkiye Raporu'nu yayınladı. Türkiye'nin 2000-2001'den bu yana uygulamadaki reform programıyla çok önemli gelişmeler kaydettiğinin altını çizen Dünya Bankası, AB'ye üyelik müzakereleri sürecinde Türkiye'nin daha atması gereken adımlar olduğunu belirtti.
Dünya Bankası (DB), Türkiye Raporu'nu yayınladı. "Sürdürülebilir Büyümeyi Teşvik Etme ve Avrupa Birliği ile Uyum" başlıklı, 9 bölüm ve 48 ara başlıktan oluşan raporda AB ile üyelik müzakerelerinde Dünya Bankası, Türkiye'nin siyasi önceliklerinin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlıyor.
AB üyelik sürecinin 2001 yılında uygulanmaya başlanan reform çabalarında itici güç olmaya devam edeceği ifade edilen raporun, çok çeşitli alanlarda içerdiği karmaşık adımların belirli bir zaman içinde gerçekleştirilebilmesi için oluşturulan yol haritasının bir parçası olduğu kaydedildi.
İleride açıklanacak raporların yeni konular içereceği anlatılan DB raporunda, 2000-2001 döneminde meydana gelen krizlerden bu yana Türkiye'nin yakaladığı büyüme hızıyla çok güçlü bir preformans gösterdiğine dikkat çekildi. Raporda, siyasi alanda yapılan reformlarla daha da güçlendiği belirtilen Türkiye'nin, daha alacağı çok yol olmasına rağmen işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu ifade edilirken, AB ortak pazarında rekabet edilebilmesi için daha fazlasının gerektiği vurgulandı.
Türkiye 90'lardaki fırsatı kaçırdı
Benzer ülkelerin 1990'larda kullandığı uyum fırsatını Türkiye'nin kaçırdığını hatırlatan DB, Toplam Verimliliğin artırılmasıyla hem işsizlik sorununun çözümünde yol alınacağını, hem de sağlıklı yatırım ortamı oluşturularak büyümeye hız kazandırılabileceğini belirtti.
AB üyeliğinin Türkiye için hem ekonomik, hem de sosyal açıdan önemli faydalar sağlayacağını vurgulayan raporda, AB üyelik sürecinden reform, ekonomik istikrar ve hızlanan büyüme için faydalanılması gerektiği tavsiyesinde bulundu.
AB hayat standardı ortalamasına uyum hızının yapısal reformlara bağlı olduğu kaydedilen DB raporunda, temel senaryoya göre Türkiye'nin kişi başına düşen milli gelirde 2004'teki AB ortalamasının yüzde 29.1'i seviyesinden, 2015'te yüzde 34.2'ye yükselmesinin beklendiği, ancak iyimser senaryoya göre bu oranın yüzde 40.4'e kadar çıkabileceği bildirildi.
Hızlı büyüme senaryosuna göre iç talebin devam etmesini bekleyen DB, bu durumda cari açığın sürdürülebilmesinin hem makroekonomik hem de politik açıdan mücadele yaratacağı tahmininde bulundu.
Bölgesel eşitsizliklerin giderilmesinin de AB yolunda önemine dikkat çeken DB, AB sürecinde uyum çabalarının koordinasyonunda kamu kurumlarına önemli rol düştüğünü bildirdi.
Harcamaları kontrol altına almak yerine gelirleri artırma yolunu seçti
Türkiye'nin mali konsolidasyon için harcamaları kontrol etmek yerine gelirleri artırma yoluna gittiğine işaret eden banka, bütçe yönetiminde kalite artışının kalkınmada büyük yardımları dokunacağını belirtti.
Sosyal güvenlik alanında daha basit ve şeffaf bir sisteme geçişin kamuda maaş yükünü hafifleteceği öngörüsünde bulunan DB, vergi verimliliğindeki artışın vergi tabanını genişlettiğine dikkat çekerken, bu alandaki gelişmenin sürdürülmesi gerektiğini bildirdi.
Borcun azaltılması alanında önemli gelişme kaydedildiği halde hala önemli bir sorun olduğunun altını çizen DB raporu, temel senaryoya göre 2008'de borç oranının yüzde 60'a gerilemesinin beklendiğini hatırlattı.
DB'nin raporunda iş dünyasına ilişkin gelişmelere de yer verildi. Buna göre Türkiye'de yeni bir işe girişte, devamında ve çıkışında bürokratik engellerin azaldığına işaret edilirken, daha atılması gereken bazı adımlar olduğu belirtildi.
Sözleşmelerdeki yükümlülüklerin uygulanması alanında çeşitli ilerlemeler kaydedildiği, ancak hala ticaret mahkemeleri ile kararların uygulanması alanlarında eksikliklerin devam ettiğini anlatan DB, piyasada güçlü rekabet koşullarına da istikrar kazandırılmasını tavsiye etti.
Doğrudan yabancı sermayede, yabancı örnekler incelenecek
Doğrudan yabancı sermaye yatırımı için şartların daha da iyileştirilmesi gerektiğini belirten banka, bunun için yabancı ülkelerdeki uygulamaların yakından incelenmesinin iyi olacağını belirtti.
İstihdam piyasasının performansının AB ile müzakerelerde endişe yaratan bir konu olduğu kaydedilen raporda, yeni iş alanları yaratabilmek için gerekli reformların çok taraflı yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Halen yürülükteki istihdama ilişkin kanunlarda korumanın işten ziyade çalışana kaydırılması ilkesinin benimsenmesini isteyen banka, çalışanın üzerindeki vergi yükünün kayıtlı sektörlerde iş alanı yaratılmasını engellediğinin altını çizdi.
Finans sektörü bekleneni vermedi
2000-2001 krizinden bu yana finans sektöründe önemli reformlar yapıldığını, ancak bu sektörlerin verimlilik ve büyümeye katkılarının beklenen seviyede olmadığını anlatan Dünya Bankası, Türkiye'yi çok yönlü bir finans sektöründe reform paketi beklediğini kaydetti.
Rekabet gücünü artırmak için şirketlerin ve kamunun teknoloji yatırımı yapmasının şart olduğunu belirten DB, Türkiye'nin modern kalite standartları rejimi alanında kayda değer gelişme gösterdiğini, ancak hala alınacak yol olduğunu ifade etti.
İş gücünün iş dünyasının taleplerini karşılayacak donanıma sahip şekilde eğitim görmesi gerektiğini anlatan DB, bunun için daha esnek bir eğitim sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Rekabet için teknoloji yatırımı şart
Dünya Bankası, Türkiye'nin rekabet gücünü artırabilmesi için altyapısında alması gereken tedbirlere de değindi.
Buna göre Türkiye AB standartlarına ulaşabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin büyük bölümünü yerine getirdi.
Bilişim alanında büyümeyi teşvik etmenin önemli kazanımlar sağlayacağını bildiren banka, nakliyecilik sektöründe verilen mücadelenin oldukça iyi gittiğini ifade etti. Enerji sektöründe ise devam eden yeniden yapılanma çalışmalarının liberalizasyon ve gerekli düzenlemelerle uyum içinde sektörü daha rekabetçi ve daha yüksek kaliteye taşıması gerektiği bildirildi.
Tarımda sübvansiyonlar
Tarım alanında sübvansiyon olarak verilen doğrudan gelir desteğinin verimliliği artırmak için atılmış önemli bir başlangıç olduğunu belirten banka, gümrük duvarları gibi dolaylı yönden verilen sübvansiyonların hala çok yüksek olduğunu ileri sürdü.
Raporun sonunda ise sosyal güvenlik konularına değinildi. Sosyal katılımın teşvikinin Kopenhag Kriterleri arasında bulunduğunu hatırlatan rapor, bu alanda da Türkiye'nin önemli gelişim kaydettiğini, ancak hala alınacak yol olduğunu belirtti.
Sağlık harcamalarında eşitlik olmadığına dikkat çeken banka, sosyal güvenlik sisteminde yapılması planlanan ve sistemleri tek çatı altında birleştirmesi beklenen reform sayesinde halkın sağlık hizmetlerine erişiminin artacağını anlattı.
-dünyagazetesi-


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla