• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    lider adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-02-2006
    Mesajlar
    45
    Karizma Gücü
    0

    Kuyruklu Yildizin Bombalanmasi

    NASA Halley kuyruklu Yıldızında varolan gazlar hakkında inceleme yapabilmek için bugün tonlarca patlayıcıya eşit bir düzine bomba ile Halley kuyruklu yıldızının kuyruk kısmına hedef alıp takriben 200 mt genişliğinde çukur açabilecek bombaları patlatmaktadır.


    Gecenin zifiri karanlığı, gündüzün tüm kirliliğini, gürültüsünü örtüyordu sanki. Hafifçe esen bir meltem gecenin bu kavurucu sıcaklığına yeterli gelmiyordu. Sanki bu gece bunalttıkça bunaltan, nem oranının belki de maksimum seviyeye çıktığı, bulutsuz, son derece berrak, bir hava hakimdi Cemil beyin gecesine. Oldukça yoğun, koşuşturmacalarla geçen bir günün ardından Cemil bey uzunca bir zamandır bir türlü fırsatını bulamadığı, özlemini çektiği balkonuna çıkıp, güzel bir demlik çay demleyip, ayaklarını uzatıp, sanki üzerine iniverecekmiş gibi duran yıldızları yattığı yerden seyretmek, adeta elini uzatıp onlara dokunuvermek istiyordu. Özellikle milyonlarca yıldızın iç içe olduğu, birbirine çarpmadan gökyüzünü donatması, kayan bir yıldızı seyretmek düşündürüyordu Cemil beyi.
    Bunlar Rabbinin ayetlerinden başkası olamazdı. Tüm bunlara rağmen insanlar hala neden akletmezdi ki?. İnsan fıtratı nasıl olurda Allah'ın bu ayetlerine karşı ilgisiz kalabilirdi ki? Milyonlarca, milyarlarca kilometre ötelerde bulunan hatta üzerinde yaşadığımız dünyamızdan kat kat büyüklükte olan bu ateş kütleleri gecenin zifiri karanlığında adeta dünyamızı aydınlatan sokak lambaları gibi durmaktaydı gökyüzünde.
    Cemil bey hafifçe tebessüm etti. Bir dönem insanların taptıkları, hayatlarını yönlendirdikleri, tapınılan nesneler olduğunu düşündükçe de tebessüm etti. Geceleri var olan, gündüzleri varlığından izi bile kalmayan bu ateş kütlesine insanlar nasıl tapardı ki?.
    Cemil bey bir an o günlerden bugünlere geldi. Ya günümüzde Allah'ın bu ayetleri karşısında insanoğlunun takındığı tavır neydi ki? Farklımıydı? Daha o gün sabah gazetede okuduğu bir haber gözünün önüne geldi. Hem de öyle bir başlık atılmıştı ki işi yapanla–yazan aynı düşünceye sahip olsa gerek. "İnsanoğlu:1 Kainat:0" sanki bir spor müsabakası gibi göstermek istiyordu. Haberin devamında;
    "ABD'nin uzay araştırma merkezi NASA Halley kuyruklu Yıldızında varolan gazlar hakkında inceleme yapabilmek için bugün tonlarca patlayıcıya eşit bir düzine bomba ile Halley kuyruklu yıldızının kuyruk kısmına hedef alıp takriben 200 mt genişliğinde çukur açabilecek bombaları patlatmaktadır."
    Üstelik bu eylemin ABD'nin 229. ulusal bağımsızlık gününde gerçekleştirilmesi de ayrıca düşündürücüydü.
    Belki de günün en önemli haberiydi bu. İnsanlar çarşıda, pazarda bu haberi konuşmakta; ABD'nin büyüklüğü, gücü enselerine silah dayanmaksızın tüm insanlarca gönül rahatlığıyla ifade edilmekteydi. Zaten amaçlanan da bu değil miydi?
    Sözde yeryüzünün hakimi olan ABD, göklerinde hakimi olma yolundaydı. Cemil bey tüm bunları gündüz düşünemediğinin, gecenin karanlığında yüzünü semaya çevirdiğinde dünya istikbarı, büyük şeytan ABD'nin maksadını şimdi daha iyi anlıyordu. Halbuki Kainatta Rabbe teslim olmuş, onun gösterdiği istikamette varlığını sürdüren adeta eli kolu bağlı, savunmasızdı. Bu ayetlere karşı takınılan vahşi tavırlar elbette karşılıksız kalmayacaktı. Dünyada en fazla doğal afetlere uğrayan ülke hangisidir dediğimizde ABD'nin başı çekmesi düşündürücüydü. Cemil bey düşündükçe, düşünüyor, gözleri semada yıldızları seyrederken sanki ayetleri okuyordu. Öyle ya sadece Kur'an'ın yazılı satırları değildi ki ayet; vahyin ifadesiyle bunlar kainatın ayetleriydi. Bu arada Cemil beyin daha geçen akşam okuduğu, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayatından bir kesit geldi gözünün önüne. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabına eliyle işaret ederek Uhud dağını gösterir ve:
    "Uhud dağı cennette bir dağdır. O bizi sever, biz de onu severiz." buyurur.
    Cemil bey geçen akşam okuduğu bu satırların işaret ettiği manayı şimdi daha iyi anlıyordu. Ne müthiş bir diyalog diye düşündü. Kainatla barışık olmak, ona dost kardeş olmak, bunu hissedebilip ifade edebilmek bunu eylemlere satırlara yazıp yaşayabilmek. Kainatı varlığının bir parçası görmek. Varlığını ona bağlamak. Onun olmadığı bir ortamda varlığının sebeplerini bulamamak, idrak edememek değil miydi?
    Tüm bunlar Cemil beyi ürkütüyor, yaşantısını gözden geçiriyordu. Öyle ki bilinçsizce budadığı bahçesindeki meyve ağacını düşündü. Rabbim merhametlilerin en merhametlisi iken bana ne oluyor ki bu alemde, diye düşünüyordu. Tüm benliğinde hissettiği ürperti ile doğrulup;
    –"Ey ABD sen nesin ki, kimsin ki savunmasız bir yıldıza bombardıman yapabiliyorsun? Yetmedi mi yeryüzündeki zulmün, yetmedi mi tonlarca bombayı Felluce, Bağdat halkının üzerinde patlattığın. Yetmedi mi? Yetmedi mi?" Diye gecenin karanlığında sessizliği bozdu haykırışları. Kendiyle savaşan, fıtratıyla savaşan felah bulabilir mi ki? Cemil bey ilerleyen zamanı ancak kainatla ahenk içerisinde okunan sanki tüm yıldızların, ayın da iştirak ettiğini hissedercesine okunan ezan ile kendine geldi. Gün ağarmakta, artık yavaş yavaş yıldızlar sönmekte, gözün görme idrakinin dışına çıkıp kaybolmakta. Rabbin kainat ayetlerinden biri kendisine verilen görevi yerine getirmenin huzuru içerisinde adeta görev yerini terk ederken yeni günle beraber bir başka ayet olan Güneş ufuktan yavaş yavaş yükselerek yıldızların görevini, devralacaktır.
    Cemil bey oldukça yoğun, tefekkür ağırlıklı bir gece geçirmiş olmanın haşyetiyle balkonda uyuya kalmış, şiddetli bir patlama ile uyanabilmişti. Gözlerini açtığında adeta gökyüzü kapkara oluvermiş, simsiyah bulutlar gökyüzünü kaplamış, durmaksızın çakan şimşekler ve ardından tonlarca bombanın patlamasıyla dahi erişilemeyecek gürültü ile gelen gök gürültüsü. Cemil bey bir an sanki kainat ayetlerinin bombardımanına tutulduğunu düşündü. Hafifçe mırıldanarak;
    –Ey dünya müstekbirleri; kendinize gelin. Fert ve toplumlar için bir işaret olan rabbin bu ayetlerine karşı savaşmayın. Unutmayın ki sessiz duran, rabbin teslimiyetinin dışına çıkmayan bu rabbani işaretler bakarsın bir anda rabbin orduları oluverir de seni ve zulmündeki ortaklarını bir anda yok ediverir. Zamanının zalimi olan Ebrehe'yi, Fravun'u düşün. Kuşlar, çamurlar, filler, denizler, dağlar dile gelmesin, hele ki harekete geçmesinler, işte vay o zaman zamanın zalimlerinin haline......



    KÖŞE YAZISI

    imam birgivi

    Vasiyetimdir!

    "Kardeşlerime, evlâdıma ve âhiret yolcularına vasiyetimdir ki, Allahu Teâlâ'nın emrettiği şeyleri yapınız".
    Kazâya kalmış namazlarınızı kılınız, kalmış zekâtlarınızı veriniz.
    Oruçlarınızı tutunuz. Üzerinize farz oluyorsa hac yapınız.
    Her müslümanın öğrenmesi farz–ı ayn olan ilmihâl bilgilerini öğreniniz.
    Güvenilir ve sağlam âlimlerin fetvâsıyla amel ediniz. Herkesin fetvâsıyla amel etmemelidir.
    Allah–u Teâlâ'nın ismi anıldığı zaman "Teâlâ ve Tebâreke" veya "Azze ve Celle", "Sübhânallah", "Cellecelâluh" diyerek tâzim ediniz.
    Resulullah'ın ve diğer Peygamberlerin isimleri anıldığı zaman salevât getirmelidir. Diğer âlimler ve mesâyih anıldığı zaman, rahmetullahi aleyh demelidir.
    Akrabâyı ziyâret etmeli, sıla–ı rahmi, akrabâ ziyâretini terk etmemelidir. Anne ve babanın da haklarını gözetmeli, onlara karşı yüksek sesle konuşmamalı ve kızgın bakmamalı, günah olmayan emirlerini yapmalıdır.
    Komşuların haklarını da gözetmeli. Mümkün olduğu kadar komşuların ihtiyacını görmeli ve zarara uğrarlarsa yardım etmeli ve iyilik gelirse sevinmelidir. Diğer din kardeşlerini de sevmelidir. Kusurlarını mümkün mertebe affetmelidir.
    Çok gülmekten, faydasız konuşmaktan sakınılmalıdır. Alış verişte dînin emirlerine uymalı ve cemâate devâm etmelidir.
    Duâya, Allah–u Teâlâ'ya hamd ve senâ ile Resûlüne salât ve selâm ile başlamalıdır. Duâ ederken bütün müminlere duâ etmeli, anneyi, babayı ve iyilik gördüğü kimseleri de duâlarında anmalıdır. Yalvararak ve gizli duâ etmelidir. Yalnız iken Allah–u Teâlâ'ya yalvararak duâ etmeli, âcizliğini ve günahlarını düşünerek ağlamalıdır.
    Allah–u Teâlâ'dan istikâmet, af, âfiyet, rızâsını ve muvaffakiyet istemelidir. Îmânın gitmesinden korkup, dâimâ hüsn–i hâtime, son nefeste îmân ile gitmeyi istemeli, İslâm nîmetine her zaman şükretmelidir. Çoluk–çocuğuna ilmihâlini öğretip, İslâmiyet'e uymayan şeylerden korumalı ve sakındırmalıdır. Dâimâ istiğfâr etmelidir.

  2. #2
    burakyesilcay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2005
    Mesajlar
    1,153
    Karizma Gücü
    0
    Tüm bunlar Dünyaya düşecek olan gök taşına karşı alınmış bir önlemir.
    Çünkü bu gök taşını engelleyemezlerse Tüm Dünyada her şey alt üst olacaktır.
    Gök taşından dolayı atmosfer bugünkü grevini yerine getiremeycek şekilde bozulacaktır. Sinyalleri iletmeyecek uçakları uçurmayacaktır.
    Böylece Silah ve Bombalı batı Müslümanlarla eşit durumda savaşmak zorunda kalacaktır. Zalimler bundan çekindiği için bu çalışmalara yönelmiştir.
    TürkYaşam Tavsiyesi: Görüşlerinden Dolayı Karşı Tarafı Damgalayan Öküzlerden İnsanlık Namına Uzak Durun...

    Alıntı M. Fetullah Gülen tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yeryüzünde Müslümanın Saçı-Sakalı ile Uğraşıyorlar, Benim Şerefimle Uğraşmışlar Çok mu?..
    Zamanında Yöremize Halkı İrşad İçin Gelen Ancak Dilediğini Yapamayan Alimin Sözleri: "Ben Körler Çarşısında Ayna Satmışım, Keller Pazarında Tarak Satmışım" Nice Körler Varda, Bakar Kör


    Yüzyılın Sorusu Karga Hristiyan mı Müslüman mı? Cevabı 2 Ay Sonra

  3. #3
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Alıntı burakyesilcay tarafından gönderildi.
    Tüm bunlar Dünyaya düşecek olan gök taşına karşı alınmış bir önlemir.
    Çünkü bu gök taşını engelleyemezlerse Tüm Dünyada her şey alt üst olacaktır.
    Gök taşından dolayı atmosfer bugünkü grevini yerine getiremeycek şekilde bozulacaktır. Sinyalleri iletmeyecek uçakları uçurmayacaktır.
    Böylece Silah ve Bombalı batı Müslümanlarla eşit durumda savaşmak zorunda kalacaktır. Zalimler bundan çekindiği için bu çalışmalara yönelmiştir.

    Ne kadar yanlı ve taraflı bir yorum..

    zalimlerle birlikte alimlerde kurtulmayacakmı... Kısacası bu çalışmalar sonunda Müslümanlarda kurtulmayacak mı?
    mesela düşmekte olan göktaşının altında kalma ihtimalin varsa sen bile kurtulmayacakmısın.. zalim derken neyi kimi kastediyorsun?

    Bu durumda; senin varsayımına göre Düzce depreminde ölenlerin tamamı zalimdi öylemi?

    Lütfen biraz mantıklı ve akilane cevaplar verelim.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •