• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Doucann adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-01-2006
    Mesajlar
    3,712
    Karizma Gücü
    7

    Erdal SAĞLAM

    Kur ve cari açık tartışması


    FARKINDA mısınız, cari açık ve kura ilişkin tartışmalar birdenbire alevleniverdi.

    Niye şimdi derseniz, bizce en büyük nedeni buradan kaynaklanan sorunların giderek büyümesi. Tabi, tekstil sektörüne ilişkin tartışmalar ve ardından, tahmin ettiğimiz gibi, yeni yeni sektör taleplerinin gündeme gelmesi de bu tartışmaları alevlendirdi.

    Dün otomobilcileri kabul eden Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’e bu tartışmaları ve Başbakanın İzmir’de tekstil ihracatçılarına söylediği, "Merkez Bankası Başkanının değişmesiyle para politikasının da değişeceği" haberlerini sormuşlar. Tüzmen de kur konusunda bir şey söylemeyeceğini, 2.5-3 yıldır zaten aynı şeyleri söylediğini kaydetmiş.

    Şimdi tekstilciler "KDV indiriminin yetmeyeceğini kurda düzeltme olması gerektiğini" söylüyorlar. Aslında bakanları gibi onlar da 2,5-3 yıldır bunları söylemeye devam ediyorlar.

    Yani ihracatçıların kura bakış açıları hep aynı ve söyledikleri pek dikkate alınmıyor.

    Ancak bir sorun olduğu da ortada ve akıllı uslu üzerinde durulup, değerlendirilmesi gerekiyor.

    Dün CNN Türk’e konuşan Kemal Derviş, her zamanki "sermaye hareketleri kaygısı"nı açıkca dile getirdi. Milli gelirin yüzde 7’sine yaklaşan bir cari açığın sürdürülebilir olmadığını hatta tehlikeli olduğunu ve Türkiye’nin o noktaya geldiğini kaydeden Derviş, bunun yılda, bir o kadar sermaye girişi anlamına geldiğini kaydetti. Derviş, enflasyondan ve mali disiplinden kesin taviz verilmemesini istedi ancak "hafif rota değişikliği"ne ihtiyaç olduğunu da kaydetti.

    Tabi aynı zamanda en azından Asya ülkeleri gibi, yılda yüzde 7 büyümek gerektiğini de kaydetti. Yani Derviş, biraz da "fazla zor olanı" istiyor gibi gözüktü bize.

    Ancak kura ve sermaye hareketlerine ilişkin söylediklerine de dikkat etmek gerekiyor.

    Sadece Derviş değil, dün tartışılan Dünya Bankası’nın Türkiye Raporu sayesinde de yine cari açık ve kur yoğun biçimde tartışıldı. Rapor zaten AB yolunda cari açık ve işsizliğe dikkat çeken bir rapor gibi gözüküyor, yanısıra eksik yapısal tedbirlere de vurgu yapıyor.

    Ancak cari açık konusunda sert uyarı ünlü iktisatçı ve Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezi Başkanı Daniel Gros’dan gelmiş. Gros ekonominin gereğinden fazla ısındığını belirterek, "Koşular değiştiğinde krediler birden çekilecek. O zaman ekonominin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olabilir" demiş ve "cari açıkta tuzağa düşüyorsunuz" uyarısı yapmış.

    EKONOMİ YÖNETİMİNİN BAKIŞI

    İşin yanlış tarafı, ekonomi yöneticilerinin bu cari açık sorununa ilişkin verdiği yanıtlar. Sanki hiç bir sorun yokmuş gibi, "nasıl olsa finanse ediliyor" havasında verilen yanıtlar, cari açık konusunda önlem alınmayı engelleyen, sanki sorun yokmuş gibi göstermeye çalışan bir anlayışın ürünü. Dün Gros’un bu sözlerine Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakçı, "Petrolden kaynaklanıyor", Yardımcısı Cavit Dağdaş ise "Cari açık ihracatın azalmasından değil, ithalatın artmasından kaynaklanıyor, büyük ama sürdürülemeyeceğini söyleyemeyiz" diye yanıt vermişler. Bu savunmalarına ve bakış açılarına, bu kişileri yetiştiren eski DPT’li abileri, arkadaşları ne diyor acaba?

    DPT’liler gerçekten ne düşünüyor bilmiyoruz ama piyasaların gün içindeki bu tartışmalara tepki vermediğini açıkca görebiliyoruz. Aslında asıl piyasaların tepki vermesi gereken dünkü gazetelere yansıyan, Başbakanın İzmir’deki tekstil ihracatçılarına söylediği, "Merkez Bankası Başkanı değişecek o zaman faiz politikası da değişir" yönündeki haberiydi.

    Piyasaların buna tepki vermesi beklenirdi, hatta, "Buna tepki vermeyecek de neye verecek" denirdi ama piyasalar hiç tepki vermedi. Yabancı sermaye girişi devam etti ve "sıcak para narkozu" yine etkisini gösterdi, kıllarını kıpırdatmadılar.

    İşin özeti şu ki; kur ve cari açık tartışmaları alevleniyor, daha da alevlenecek. Sektör talepleri birbiri ardına gelirken, Merkez Bankası Başkanı’nın neden değiştirileceği de ortaya çıktı. Bütün bunlar olurken ekonomi yönetimi ise basmakalıp gerekçelerle tartışmaları savuşturmaya çalışıyor. Sizce bu ne kadar gider? Narkozun etkisi ne zaman geçer?

    07.03.2006
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu


    Kısa bir süre yoktum ! Geri döndüm

    Genç Panda

  2. #2
    Doucann adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-01-2006
    Mesajlar
    3,712
    Karizma Gücü
    7
    9. Kalkınma Planı hedefleri belli oldu


    ESKİDEN 5 yıllık kalkınma planları vardı, artık 7 yıllık planlar yapılıyor.

    1980’den önce çok daha belirleyici olan bu planların 9’uncusu, geçtiğimiz pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na sunuldu. Öğrendiğimiz kadarıyla cari açıkla ilgili biraz tartışma olmuş ama genelde mutabakat sağlanmış, önümüzdeki pazartesi günkü toplantıda metne son şekli verilecekmiş.

    Yakında son şekli verilecek olan 9. 7 Yıllık Kalkınma Planı Stratejisi Taslağı’nda yine yuvarlak, iddialı hedefler yer alıyor. Bir anlamda ekonomide girilen yolun devamı niteliğinde hedeflere yer verilmiş ve bu planın uygulaması 2007-2013 yıllarını kapsıyor.

    Strateji taslağında vizyon "İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye" olarak özetleniyor. Bu vizyonu gerçekleştirmek için ise "Rekabet gücünün artırılması", "İstihdamın artırılması", "Beşeri gelişme ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi" ve "Kamu hizmetlerinde kalite ve etkinliğin artırılması" başlıkları altında önümüzdeki 7 yılda yapılacaklar sıralanıyor.

    Önümüzdeki 7 yıllık dönemde istihdam üzerindeki yüklerin kademeli olarak indirilmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve yeni bir unsur olarak bölgesel asgari ücret olarak bilinen "farklılaştırılmış asgari ücret" uygulamasına olanak sağlanacağı yazıyor.

    Stratejide sanayide ciddi bir dönüşüm olduğuna dikkat çekiliyor ve geliştirilecek bazı sektörler sıralanıyor ama somut, araştırılmış hedeflere yer verilmediği de dikkat çekiliyor. Tekstil, hazır giyim, deri gibi emek yoğun geleneksel sektörlerde katma değeri yüksek ürün ve faaliyetlere ağırlık verilerek uluslararası rekabete uyum sağlayacak yapının destekleneceği belirtilirken, "Türkiye’nin orta ve ileri teknoloji seviyesindeki otomotiv, beyaz eşya, makine ve elektronik sektörlerinde önemli üretim merkezlerinden biri olması ve dünyadaki ağırlığını artırması amaçlanmaktadır" deniyor. Ancak, ne ileride dünyada etkin olacak sektörlerin ne de Türkiye’nin iddialı olabileceği yeni sektörlerin planda yer almaması, bizce büyük eksiklik.

    BÖLGESEL KALKINMAYA AĞIRLIK

    "İstanbul’un uluslararası finans merkezi olması" gibi artık klişe haline gelmiş hedeflerin de yer aldığı strateji belgesinde, cari açığın devamının bir veri olarak kabul edildiği görülüyor.

    Dalgalı kurun ve açık enflasyon hedeflemesinin önümüzdeki 7 yılda da devam edeceği belirtilen stratejide "sürdürülebilir ve sağlam kaynaklarla finanse edilen cari açık" için yapısal reformların sürdürüleceği, ihracat içinde katma değeri yüksek ürünlerin payının artırılacağı ve ihracat artışının sürekli kılınmasının sağlanacağı belirtiliyor.

    Kayıtdışı ile "topyekûn mücadele" için ciddi önlemlerin alınacağı ifade edilen, siyasi iradenin bu yönde oluşturulacağı belirtilen strateji belgesinde; 2007-2013 yılları arasında borç stokunun milli gelire oranını düşürme sürecini devam ettirecek şekilde mali disipline uyulacağı, bu amaçla vergi tabanının genişletilip, kayıtdışı ekonomiyle mücadele edilerek vergi gelirlerinin artırılacağı ve kamu harcamalarında etkinlik sağlanacağı kaydediliyor.

    İşletmelerin kazanç ve işlemleriyle, istihdam üzerindeki vergi ve yüklerin rekabet gücünü olumsuz etkilemeyen bir yapıya kavuşturulacağı belirtilen stratejide, KOBİ’lere de özel önem verilmiş. KOBİ’lerin uygun koşullarla çeşitlendirilmiş finansman imkanlarına erişiminin kolaylaştırılacağı, girdi maliyetlerinin düşürülmesine önem verileceği ifade ediliyor.

    Tarımda ölçek ekonomisine geçileceği belirtilen belgede, " Örgütlü ve rekabet gücü yüksek bir tarımsal yapı oluşturulacağı" belirtiliyor ama nasıl yapılacağı çok fazla yer almıyor.

    Stratejide dikkat çeken bir başka unsur ise bölgesel kalkınmaya verilen ağırlık. Bölgesel gelişmenin sağlanması amacı doğrultusunda bölgesel gelişme politikasının merkezi düzeyde etkinleştirilmesi, yerel dinamiklere ve içsel potansiyele dayalı gelişmenin sağlanması ve yerel düzeyde kapasitenin artırılması, kırsal kesimde kalkınmanın sağlanması hedefleniyor.

    27/04/06
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu


    Kısa bir süre yoktum ! Geri döndüm

    Genç Panda

  3. #3
    Doucann adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-01-2006
    Mesajlar
    3,712
    Karizma Gücü
    7
    Çeyreklik indirim daha önce belirlenmişti


    MERKEZ Bankası’nın çeyrek puanlık indirimi ve ardından Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Durmuş Yılmaz’ın açıkladığı yeni enflasyon raporunu bir süre tartışacağız herhalde.

    Her şeyden önce şunu söyleyelim ki; bankaların çeyrek puanlık indirimi beklentisi vardı ama aklı başında iktisatçılar bu konuda biraz tedirgindiler.

    Aslında geçtiğimiz ay yayınlanan raporda düşme ihtimalinin yüksek olduğu belirtiliyordu. Yani indirim yapılmamıştı ama retorik olumlu düzenlenmişti. Şimdi ya yine indirim yapmayıp retoriği olumlu kılacaklardı ya da indirim yapıp retoriği karamsarlaştıracaklardı.

    Peki, Merkez Bankası açıklamasında indirime karşılık retorik olumsuz kılındı mı?

    Buna yanıt veren iktisatçılar, indirime karşılık retoriğin biraz daha karamsar kılınabileceğini, son açıklamada bunun biraz yapıldığını söylediler. Yani yeni açıklamadan edindiğimiz izlenim o ki; gelecek ay mevcut faiz oranını koruma oranı daha yüksek bir ihtimal.

    Anladığımız kadarıyla açık enflasyon hedeflemesi ile birlikte Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu’nun daha önce yaptığı tartışmalarda, bu ay çok büyük bir değişiklik olmadığı takdirde, faiz oranlarında çeyrek puanlık bir indirim önceden belirlenmişti. Yani Durmuş Yılmaz Başkanlığında yapılan ve normalden daha uzun süren son toplantıda, daha önce mutabık kalınan indirim kararının hayata geçirildiğini söyleyebiliyoruz.

    Bu indirimi savunan iktisatçılar, önceki gün ABD Merkez Bankası FED’den gelen "faiz artışlarına ara verileceği" mesajının, indirim kararını kuvvetlendirdiğini söylediler.

    Buna karşılık gerek FED’in tavrına, gerekse de faiz indirimine ilişkin değişik görüşler bulunuyor. Para politikası konusunda uzman bir akademisyenle konuştuğumuzda FED’in mesajının o kadar olumlu karşılanmaması gerektiğini söyledi. FED’de kafa karışıklığının devam ettiğini, FED içinde tartışmalar yaşandığını kaydeden aynı iktisatçı, ABD’deki faiz oranlarının, bu açıklamaya bakılarak durduğunu söylemek için, henüz çok erken olduğunu söyledi. Bu nedenle Merkez Bankası’nın faiz kararının bundan çok fazla etkilenmemesi gerektiğini kaydeden aynı iktisatçı, "Zaten Merkez Bankası faiz oranlarıyla piyasa faiz oranları arasında doğrudan bir ilişkinin oluşamadığını" söyledi. Bu nedenle reel faizlerin düşürülmesi için Merkez Bankası’nın faiz indirmesinin yeterli olmayacağını kaydeden aynı iktisatçı, Türkiye’de reel faizlerin yüksek olduğu görüşüne katılmadığını, son üç ayda tüketici kredilerinde kaydedilen yüzde 20’lik artışın da bunun kanıtlarından biri olduğunu söyledi.

    Aynı iktisatçı, "Merkez Bankası yarım puan indirse piyasa faiz oranları çıkabilirdi" dedi.

    DURMUŞ YILMAZ’IN DURUŞU

    Faiz indiriminin, siyasi tavırların, "menfaat odaklı" tartışmaların dışında, "saygın iktisatçılar" tarafından tartışılması bizce yararlı olacak. Çünkü bu konuda belli ki bizi zor günler bekliyor.

    Olaya Yeni Başkan Durmuş Yılmaz’ın performansı açısından bakacak olursak; genelde olumlu bulduğumuzu söylemeliyiz. Ancak "kur rejimi", "kur politikası" ayrımı gibi bazı terminolojik desteklere ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Yani Araştırma Bölümü ile biraz daha sıkı çalışmasının, bilimsel terminoloji üzerinde durmasının yararlı olacağını sanıyoruz.

    Buna karşılık "YTL’den Y’nin atılması" konusunda, gazetecilerin "Başbakan 9 ayda atılacağını söylemişti" hatırlatmasına rağmen, henüz böyle bir karar almadıklarını, bunun için erken olduğunu, benimseme sürecinin devam ettiğini söylemesi, bizce çok olumlu bir tavırdı.

    Yine kurumsal bağımsızlık adına, atanacak başkan yardımcılıkları konusunda, "Ben üzerinde çalışıyorum en kısa sürede önereceğim" demesi de, olumlu bir mesaj oldu.

    Bizce Durmuş Yılmaz’ın performansını göstermesi açısından, alınan son faiz kararı, her ne kadar tartışmalı da olsa, olumsuz bir puan olmadı. Gazetecilerin açıkca soramadıkları, asıl soru olan "Hükümetin isteği doğrultusunda mı faiz indirdiniz?" sorusunun yanıtı bizce olumsuz, yani evet değil. Ama bağımsız karar alındığını söylemek için de henüz erken. Kısacası; çeyrek puanlık indirim piyasalara mesaj açısından çok önemli değildi. Başkan, piyasalara asıl mesajı ise atayacağı Başkan Yardımcılarının nitelikleri ile vermiş olacak.

    29/04/06
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu


    Kısa bir süre yoktum ! Geri döndüm

    Genç Panda

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Belçika, Erdal’ı yargılamayacak
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 09.11.05, 21:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •