(aşağıda yazmış olduğum, ALLAH TEALA'nın mehdi hazretlerine öğretisidir.)
sevgili kardeşlerim,
hepimiz rahmet, şefaat ve mağfiret kavramlarını sıkça duymaktayız. fakat hiçkimse bunların, tam olarak ne demek olduğunu bilmemektedir. Bugün, ne bir üniversitede, nede din adamları tarafından bu kur’an hakikatleri öğretilmemektedir. Sebebi ise kimse tarafından bilinmemesidir.
insanlar, yaşadıkları müddetçe derece kazanmakta, yada kaybetmektedirler. sevap işlenince, derece kazanılır, günah işlendiği takdirde derece kaybedilir. bu dereceler bizim hayat kitabımıza sevaplar ve günahlar olarak yazılır. kıyamet günü teraziler çıkartılır ve kimin günahları sevaplarından fazlaysa, o cehenneme gider. kiminde sevapları günahlarından fazlaysa, cennete girer.
ALLAH bunu bildirmiştir:
[müminun 102-103]
Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
demekki, cennete girebilmemiz için, muhakkak surette sevaplarımızın günahlarımızdan fazla olması gerekmektedir. peki, bu hesap sistemi hep böyle mi çalışmaktadır? yani, hep kazandığımız bize mi verilmektedir? yoksa ALLAH TEALA bazı hususlarda torpil yaparmı?
RAHMET
evet, sevgili kardeşlerim. ALLAH TEALA, sevdiği kulları için torpil yapmaktadır. bu torpilin adına "rahmet" denir. peki ama, nedir bu rahmet? rahmet, ALLAH TEALA'nın rahmet ettiği kişinin kazanmış olduğu günahları örtmesi, yani SIFIRLAMASI olayıdır. şu şekilde düşünebiliriz:
diyelim ki, bir insanın 140 sevap derecesi var, buna karşılıkda 750 günah derecesi var. bu kişi kıyamet günü mutlaka cehenneme gidecek. ama eğer, ALLAH TEALA bir sebepden dolayı bu kişiye rahmet ederse, rahmetten sonra bu kişinin 140 sevap derecesi ve 0 günah derecesi olacaktır. yani cehennemlik bir kulken, cennetlik bir kul olacaktır.
insanı ALLAH’ın rahmetine kavuşturacak olgu ise çok önemlidir. buna HİDAYET denir. Bir insan hidayet üzere değilse, ALLAH ona rahmet etmez.
Peki, insanın hidayet dışında, yaptığı amellerle cennete girebilmesi mümkünmüdür? Hayır, mümkün değildir! Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “ey sahabe, biliniz ki, hiçbir insan kendi amelleri ile cennete girebilmesi mümkün değildir”. Sahabe soruyor: “sende mi, ya resulallah?”, “evet, bende. Ama ALLAH beni rahmetine gark etti.”
Peki neden insanların kendi amelleri ile cennete girebilmesi mümkün değildir? Çünkü, bir insanın işlediği iyi ameller ona derece kazandırır, fakat günahlarını örtmez. Bir insan
1. namaz kılabilir
2. oruç tutabilir
3. hacca gidebilir
4. zekat verebilir
5. kelime-i şehadet getirebilir
6. bunun dışında hertürlü hayrı işleyebilir
insanın bu tutumu, sadece derece kazanmasına, yani amel defterindeki sevapların çoğalmasına sebep olur. fakat, hiçbir insan işlediği iyi amellerle günahlarının yok olmasını sağlayamaz. Bu sadece ALLAH’ın rahmeti ile mümkündür. Ve insan, ne kadar sevap işlerse işlesin, nefsi itibari ile günahları sevaplarından ağır basacağı için, insanın bu sevapları bir işe yaramayacak ve cehenneme gidecektir. Ayrıca, ALLAH rahmet etmediği kişiye GAZAP eder. Bu ise, rahmetin tam tersi, yani sevaplarının sıfırlanması ve günahlarının kalması durumudur.
ALLAH kur’anda rahmeti anlatıyor:
[enfal 29]
Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve (sizin) günahlarınızı örter (size Rahmet eder) ve (sonra) size mağfiret eder. Ve Allah, büyük fazl sahibidir.
bugün, camilerimizde hocalarımız tarafından iyi amel işlemek tavsiye ediliyor ve müslümanlar bunu yapmaya çalışıyorlar. Fakat eğer hidayet yoksa, hepsi cehenneme gidecektir, çünkü ozaman, ALLAH’ın rahmeti yoktur. Rahmet olmadığı yerde ise ALLAH’ın gazabı vardır.
ALLAH, bu ayette gazabı anlatıyor:
[furkan 23,24]
(Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir. Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız).
Rahmet ise ancak hidayet ile oluşur. Fakat, hidayet tamamen unutulmuş. bugün yaşanan islam'da hidayetten eser yok. Hidayetin ne olduğunu açıklayacağım inşaallah.
ŞEFAAT
Çok sık kullandığımız kavramlardan bir tanesi de şefaat dir. “şefaat ya resulallah” sözündende anlaşılacağı gibi, şefaat ALLAH’tan değil, onun resulunden istenir. Belli ki bu söz sahabe tarafından söylenmiş ve günümüze kadar gelmiştir.
Şefaat, rahmetin üzerinde bir olgudur. Yani, bir kimse rahmet sahibi olmadan, şefaat sahibi olamaz. Peki öyleyse nedir şefaat?
Şefaat, insanın günahlarının örtüldükten sonra, sevaba çevrilmesi olayıdır. Yani bir kimsenin 140 sevap ve 750 günah derecesi varsa, bu kişiye önce ALLAH TEALA rahmet eder. böylece 140 sevap ve 0 günah derecesi kalır. Bu durumda kişi artık cennetliktir. Ayrıyeten şefaat gerekmez. Fakat ALLAH mutlaka bu kişiyi arındıracak (yani kişi nefs teskiyesi yapacak) ve ona şefaat edecektir.
Şefaat edilen kimsenin 750 günah derecesi sıfırlandıktan sonra, sevaba çevrildiği için, bu kişinin
Rahmet öncesi 140 sevap 750 günah
Rahmet sonrası 140 sevap 0 günah
Şefaat sonrası 890 sevap 0 günah
Dereceleri mevcuttur.
ALLAH TEALA kur’anda şefaati tarif ediyor:
[furkan 70]
Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allahı onların kötülüklerini iyiliklere çevirir (onlara Şefaat eder). Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.
Peki şefaate nasıl ulaşılır?
ALLAH TEALA buyuruyor:
[meryem 87]
Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.
Bu ayete göre, ALLAH’tan şefaat yetkisi alacak olanlar şefaat hakkına sahip olacaktır. Ayrıca şefaat edecek kişinin ALLAH’ın katında olması gerekmektedir. Bu ne demek? Bunu açıklayacağım inşaallah.
Peygamber efendimiz (s.a.v) sahabe için şefaatçi olmuştur. Ama artık vefatından sonra şefaat edecek yetkisi yoktur. Müslümanların çoğu, peygamber efendimizin kıyamet günü şefaat edeceğine inanmaktadır. bu pekçok mevzu hadislere dayanır.
Halbuki ALLAH TEALA buyuruyor:
[bakara 254]
Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.
Sevgili kardeşlerim, mehdi hazretlerinden kur’an hakikatleri öğrendikçe, şeytanın dini 14 asır içerisinde ne denli tahrif ettiğini, müslümanları nasıl kandırdığını gördükçe, gerçekten hayrete düşmemek mümkün değil. Mehdi hazretlerinin dediğine göre, dinin tahrif olması, şeytanın istediği gibi derleyip düzenlediği din kitapları ile olmuştur. Bu sayede şeytan, kur’anı unutturmayı başarmış.
ALLAH TEALA mehdi hazretlerinin „kur’an unutulmuş“ diyeceğini bizzat kur’anı kerimde bildiriyor:
[furkan 30]
Ve Resul dedi ki: „Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.“
Şimdi, şefaatin nasıl vuku bulacağını anlatmak istiyorum inşallah.
Hidayet üzere olan ve ALLAH’ın rahmetine kavuşan kişi bundan sonra hacet namazını kılacak ve ALLAH’tan MÜRŞİDİNİ soracaktır. ALLAH ona mürşidini gösterecek ve bu kişi gidip mürşide tabi olacaktır. Bunun üzerine devrin imamı (şu anki devrin imamı mehdi hazretleridir), ALLAH’tan bu kişi için mağfiret dileyecektir. ALLAH’ta bu kişiye mağfiret edecek ve onun günahlarını sevaba çevirecektir. İşte şefaat budur.
Şefaatle beraber devrin imamının ruhu, o kişinin başının üstüne gelir. Bunu sonra açıklayacağım inşallah.
MAĞFİRET
Şefaat, devrin imami ile kul arasında olan münasebettir. devrin imamı ALLAH’tan o kişi için mağfiret diler. Buna şefaat denir. Aynı olay ise, ALLAH ile kul arasında mağfiret adını alır.
ALLAH razı olsun.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

