• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
23 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7

    Rahmet, Şefaat ve Mağfiret

    (aşağıda yazmış olduğum, ALLAH TEALA'nın mehdi hazretlerine öğretisidir.)

    sevgili kardeşlerim,

    hepimiz rahmet, şefaat ve mağfiret kavramlarını sıkça duymaktayız. fakat hiçkimse bunların, tam olarak ne demek olduğunu bilmemektedir. Bugün, ne bir üniversitede, nede din adamları tarafından bu kur’an hakikatleri öğretilmemektedir. Sebebi ise kimse tarafından bilinmemesidir.

    insanlar, yaşadıkları müddetçe derece kazanmakta, yada kaybetmektedirler. sevap işlenince, derece kazanılır, günah işlendiği takdirde derece kaybedilir. bu dereceler bizim hayat kitabımıza sevaplar ve günahlar olarak yazılır. kıyamet günü teraziler çıkartılır ve kimin günahları sevaplarından fazlaysa, o cehenneme gider. kiminde sevapları günahlarından fazlaysa, cennete girer.

    ALLAH bunu bildirmiştir:

    [müminun 102-103]
    Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.


    demekki, cennete girebilmemiz için, muhakkak surette sevaplarımızın günahlarımızdan fazla olması gerekmektedir. peki, bu hesap sistemi hep böyle mi çalışmaktadır? yani, hep kazandığımız bize mi verilmektedir? yoksa ALLAH TEALA bazı hususlarda torpil yaparmı?


    RAHMET
    evet, sevgili kardeşlerim. ALLAH TEALA, sevdiği kulları için torpil yapmaktadır. bu torpilin adına "rahmet" denir. peki ama, nedir bu rahmet? rahmet, ALLAH TEALA'nın rahmet ettiği kişinin kazanmış olduğu günahları örtmesi, yani SIFIRLAMASI olayıdır. şu şekilde düşünebiliriz:

    diyelim ki, bir insanın 140 sevap derecesi var, buna karşılıkda 750 günah derecesi var. bu kişi kıyamet günü mutlaka cehenneme gidecek. ama eğer, ALLAH TEALA bir sebepden dolayı bu kişiye rahmet ederse, rahmetten sonra bu kişinin 140 sevap derecesi ve 0 günah derecesi olacaktır. yani cehennemlik bir kulken, cennetlik bir kul olacaktır.

    insanı ALLAH’ın rahmetine kavuşturacak olgu ise çok önemlidir. buna HİDAYET denir. Bir insan hidayet üzere değilse, ALLAH ona rahmet etmez.

    Peki, insanın hidayet dışında, yaptığı amellerle cennete girebilmesi mümkünmüdür? Hayır, mümkün değildir! Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “ey sahabe, biliniz ki, hiçbir insan kendi amelleri ile cennete girebilmesi mümkün değildir”. Sahabe soruyor: “sende mi, ya resulallah?”, “evet, bende. Ama ALLAH beni rahmetine gark etti.”

    Peki neden insanların kendi amelleri ile cennete girebilmesi mümkün değildir? Çünkü, bir insanın işlediği iyi ameller ona derece kazandırır, fakat günahlarını örtmez. Bir insan

    1. namaz kılabilir
    2. oruç tutabilir
    3. hacca gidebilir
    4. zekat verebilir
    5. kelime-i şehadet getirebilir
    6. bunun dışında hertürlü hayrı işleyebilir

    insanın bu tutumu, sadece derece kazanmasına, yani amel defterindeki sevapların çoğalmasına sebep olur. fakat, hiçbir insan işlediği iyi amellerle günahlarının yok olmasını sağlayamaz. Bu sadece ALLAH’ın rahmeti ile mümkündür. Ve insan, ne kadar sevap işlerse işlesin, nefsi itibari ile günahları sevaplarından ağır basacağı için, insanın bu sevapları bir işe yaramayacak ve cehenneme gidecektir. Ayrıca, ALLAH rahmet etmediği kişiye GAZAP eder. Bu ise, rahmetin tam tersi, yani sevaplarının sıfırlanması ve günahlarının kalması durumudur.

    ALLAH kur’anda rahmeti anlatıyor:

    [enfal 29]
    Ey âmenû olanlar, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve (sizin) günahlarınızı örter (size Rahmet eder) ve (sonra) size mağfiret eder. Ve Allah, büyük fazl sahibidir.



    bugün, camilerimizde hocalarımız tarafından iyi amel işlemek tavsiye ediliyor ve müslümanlar bunu yapmaya çalışıyorlar. Fakat eğer hidayet yoksa, hepsi cehenneme gidecektir, çünkü ozaman, ALLAH’ın rahmeti yoktur. Rahmet olmadığı yerde ise ALLAH’ın gazabı vardır.

    ALLAH, bu ayette gazabı anlatıyor:

    [furkan 23,24]
    (Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir. Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız).


    Rahmet ise ancak hidayet ile oluşur. Fakat, hidayet tamamen unutulmuş. bugün yaşanan islam'da hidayetten eser yok. Hidayetin ne olduğunu açıklayacağım inşaallah.





    ŞEFAAT

    Çok sık kullandığımız kavramlardan bir tanesi de şefaat dir. “şefaat ya resulallah” sözündende anlaşılacağı gibi, şefaat ALLAH’tan değil, onun resulunden istenir. Belli ki bu söz sahabe tarafından söylenmiş ve günümüze kadar gelmiştir.

    Şefaat, rahmetin üzerinde bir olgudur. Yani, bir kimse rahmet sahibi olmadan, şefaat sahibi olamaz. Peki öyleyse nedir şefaat?

    Şefaat, insanın günahlarının örtüldükten sonra, sevaba çevrilmesi olayıdır. Yani bir kimsenin 140 sevap ve 750 günah derecesi varsa, bu kişiye önce ALLAH TEALA rahmet eder. böylece 140 sevap ve 0 günah derecesi kalır. Bu durumda kişi artık cennetliktir. Ayrıyeten şefaat gerekmez. Fakat ALLAH mutlaka bu kişiyi arındıracak (yani kişi nefs teskiyesi yapacak) ve ona şefaat edecektir.

    Şefaat edilen kimsenin 750 günah derecesi sıfırlandıktan sonra, sevaba çevrildiği için, bu kişinin

    Rahmet öncesi 140 sevap 750 günah
    Rahmet sonrası 140 sevap 0 günah
    Şefaat sonrası 890 sevap 0 günah

    Dereceleri mevcuttur.

    ALLAH TEALA kur’anda şefaati tarif ediyor:

    [furkan 70]
    Ancak tevbe ve iman edip iyi davranışta bulunanlar başkadır; Allahı onların kötülüklerini iyiliklere çevirir (onlara Şefaat eder). Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.


    Peki şefaate nasıl ulaşılır?

    ALLAH TEALA buyuruyor:

    [meryem 87]
    Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.


    Bu ayete göre, ALLAH’tan şefaat yetkisi alacak olanlar şefaat hakkına sahip olacaktır. Ayrıca şefaat edecek kişinin ALLAH’ın katında olması gerekmektedir. Bu ne demek? Bunu açıklayacağım inşaallah.

    Peygamber efendimiz (s.a.v) sahabe için şefaatçi olmuştur. Ama artık vefatından sonra şefaat edecek yetkisi yoktur. Müslümanların çoğu, peygamber efendimizin kıyamet günü şefaat edeceğine inanmaktadır. bu pekçok mevzu hadislere dayanır.

    Halbuki ALLAH TEALA buyuruyor:

    [bakara 254]
    Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.


    Sevgili kardeşlerim, mehdi hazretlerinden kur’an hakikatleri öğrendikçe, şeytanın dini 14 asır içerisinde ne denli tahrif ettiğini, müslümanları nasıl kandırdığını gördükçe, gerçekten hayrete düşmemek mümkün değil. Mehdi hazretlerinin dediğine göre, dinin tahrif olması, şeytanın istediği gibi derleyip düzenlediği din kitapları ile olmuştur. Bu sayede şeytan, kur’anı unutturmayı başarmış.

    ALLAH TEALA mehdi hazretlerinin „kur’an unutulmuş“ diyeceğini bizzat kur’anı kerimde bildiriyor:

    [furkan 30]
    Ve Resul dedi ki: „Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.“


    Şimdi, şefaatin nasıl vuku bulacağını anlatmak istiyorum inşallah.

    Hidayet üzere olan ve ALLAH’ın rahmetine kavuşan kişi bundan sonra hacet namazını kılacak ve ALLAH’tan MÜRŞİDİNİ soracaktır. ALLAH ona mürşidini gösterecek ve bu kişi gidip mürşide tabi olacaktır. Bunun üzerine devrin imamı (şu anki devrin imamı mehdi hazretleridir), ALLAH’tan bu kişi için mağfiret dileyecektir. ALLAH’ta bu kişiye mağfiret edecek ve onun günahlarını sevaba çevirecektir. İşte şefaat budur.

    Şefaatle beraber devrin imamının ruhu, o kişinin başının üstüne gelir. Bunu sonra açıklayacağım inşallah.


    MAĞFİRET

    Şefaat, devrin imami ile kul arasında olan münasebettir. devrin imamı ALLAH’tan o kişi için mağfiret diler. Buna şefaat denir. Aynı olay ise, ALLAH ile kul arasında mağfiret adını alır.

    ALLAH razı olsun.
    Bu mesaj en son " 08.03.06 " tarihinde saat 02:37 itibariyle dabbetülarz tarafından düzenlenmiştir...
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  2. #2
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    birşeyler yazmayacakmısınız?
    Bu mesaj en son " 13.03.06 " tarihinde saat 10:34 itibariyle dabbetülarz tarafından düzenlenmiştir...
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  3. #3
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    (aşağıda yazmış olduğum, ALLAH TEALA'nın mehdi hazretlerine öğretisidir.)

    Şimdi, şefaatin nasıl vuku bulacağını anlatmak istiyorum inşallah.

    Hidayet üzere olan ve ALLAH’ın rahmetine kavuşan kişi bundan sonra hacet namazını kılacak ve ALLAH’tan MÜRŞİDİNİ soracaktır. ALLAH ona mürşidini gösterecek ve bu kişi gidip mürşide tabi olacaktır. Bunun üzerine devrin imamı (şu anki devrin imamı mehdi hazretleridir), ALLAH’tan bu kişi için mağfiret dileyecektir. ALLAH’ta bu kişiye mağfiret edecek ve onun günahlarını sevaba çevirecektir. İşte şefaat budur.

    Şefaatle beraber devrin imamının ruhu, o kişinin başının üstüne gelir. Bunu sonra açıklayacağım inşallah.


    MAĞFİRET

    Şefaat, devrin imami ile kul arasında olan münasebettir. devrin imamı ALLAH’tan o kişi için mağfiret diler. Buna şefaat denir. Aynı olay ise, ALLAH ile kul arasında mağfiret adını alır.

    ALLAH razı olsun.
    uydurma mehdiyi af edici, bağışlayıcı haline getirmek için bayağı uğraşmışsınız be . Aynı papazlar gibi bağışlanmak için önce günah çıkartılr sonra papaz seni affettim evladım der ve iş biter.ve ya Hurûfî tarîkatinin babaları, papaslar gibi günâh çıkartırlar. Günâh sanılan bir şeyi yapınca, babanın önüne gelir. Baba, kulağını çekerek afv eder. Günâhı büyük ise, al malını gör yolunu der veyâ yalvarır. Baba da kırklar kurbanı kes, yâhud üçyüzler nezri ver der. Birkaç lirasını alıp, afv etdim derdi. Hurûfî tarîkatindeki kadınlardan biri, Hurûfî olmıyan bir adam ile buluşsa, babaya gelip, üzerimden bir köpek atladı der. Baba, para alır, afv olur. Her babanın yolu başka idi. Bir toplantı gecesinde, babanın önüne bir kadın gelip baş eğdi. Baba buna, bukağı çöz dedi. Baba dilediği birine, kalk şu bacıyı tomruğa vur dedi. Adam, kadınla bir odaya çekildiler. Bir derdine dermân arayan bir kadın, bir hurûfî kadınına sorar. O da, bizim baba iyi büyü yapar diyerek, tekkeye götürür. Soyun! Baba geliyor derler. Kadın olmaz der ise de, sakın ha. Buradan sır çıkmaz, cenâzen çıkar diyerek korkuturlar. Kadın teslîm olur. Sonra, getiren kadın, buna, babanın işi, kötülük değildi. Hazret-i Alînin sünnetini yapdı der. Bunlarda, halâl, harâm diye birşey olmadığından, en aşağı kâfirlerin bile yapamıyacağı, çirkin, alçak işleri yapmakdan çekinmezler! [(Kâşif-ül-esrâr)

  4. #4
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    uydurma mehdiyi af edici, bağışlayıcı haline getirmek için bayağı uğraşmışsınız be . Aynı papazlar gibi bağışlanmak için önce günah çıkartılr sonra papaz seni affettim evladım der ve iş biter.ve ya Hurûfî tarîkatinin babaları, papaslar gibi günâh çıkartırlar. Günâh sanılan bir şeyi yapınca, babanın önüne gelir. Baba, kulağını çekerek afv eder. Günâhı büyük ise, al malını gör yolunu der veyâ yalvarır. Baba da kırklar kurbanı kes, yâhud üçyüzler nezri ver der. Birkaç lirasını alıp, afv etdim derdi. Hurûfî tarîkatindeki kadınlardan biri, Hurûfî olmıyan bir adam ile buluşsa, babaya gelip, üzerimden bir köpek atladı der. Baba, para alır, afv olur. Her babanın yolu başka idi. Bir toplantı gecesinde, babanın önüne bir kadın gelip baş eğdi. Baba buna, bukağı çöz dedi. Baba dilediği birine, kalk şu bacıyı tomruğa vur dedi. Adam, kadınla bir odaya çekildiler. Bir derdine dermân arayan bir kadın, bir hurûfî kadınına sorar. O da, bizim baba iyi büyü yapar diyerek, tekkeye götürür. Soyun! Baba geliyor derler. Kadın olmaz der ise de, sakın ha. Buradan sır çıkmaz, cenâzen çıkar diyerek korkuturlar. Kadın teslîm olur. Sonra, getiren kadın, buna, babanın işi, kötülük değildi. Hazret-i Alînin sünnetini yapdı der. Bunlarda, halâl, harâm diye birşey olmadığından, en aşağı kâfirlerin bile yapamıyacağı, çirkin, alçak işleri yapmakdan çekinmezler! [(Kâşif-ül-esrâr)
    sevgili kardeşim,
    yukarıda yazdığın bu bir sürü zırvalığa din demiyorsun herhalde. islam dinini bilmediğin belli. şefaat hakkındada hiçbirşey bilmediğinde belli. neden öğrenmeye çalışmıyorsun?

    şefaat nedir sence? peygamber efendimiz bize ne zaman şefaat edecek? söyleyebilrimisin?
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  5. #5
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Bütün Ehl-i sünnet âlimleri, ittifakla, hepsi şefaati kabul etmişlerdir. Sadece nakilden çok akla tâbi olan Mutezile denilen sapık bir fırka ve Vehhabiler şefaati inkâr etmiştir.

    Yeni türedi bazı yazarlar da Peygamber efendimize düşmanlık ederek, “Kur'anı getirmekle onun vazifesi bitmiştir. Kimseye faydası olmaz, şefaat edemez” diyorlar. Onun, âlemlere rahmet olarak geldiğini kabul etmiyorlar, Mutezileye, Vehhabilere inanıyorlar da, şefaatin hak olduğunu bildiren âyet ve hadisleri inkâr ediyorlar.

    Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

    (Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
    (De ki; “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]

    {Bu âyet-i kerime gelince, münafıklar, “Muhammed kendisine tapılmasını istiyor” dediler. [Şimdiki mezhepsizler de, “Peygamber, Allah’tan üstün tutuluyor” diyorlar.] Bunun üzerine aşağıdaki âyet-i kerime inmiştir. (Şifa-i şerif)**
    (De ki; “Allah’a ve Peygambere itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çeviren [kâfir olur] Elbette Allahü teâlâ kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Allahü teâlâ, şefaat edene ve şefaat edilene izin vermedikçe, hiç kimse şefaat edemez. Kalblerindeki müthiş korku giderilince, [şefaat bekleyenler, şefaat edenlere] “Rabbiniz şefaat hakkında ne buyurdu?” diye soracaklar. Onlar [şefaat edenler] ise, “Hak olanı buyurdu [şefaate izin verdi]” diyecekler.) [Sebe 23]

    (O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]

    (Rahman olan Allah’ın nezdinde söz ve izin alanlardan başkası şefaat edemez.) [Meryem 87]

    (Allah’ı bırakıp da, taptığı putlar şefaat edemez. Ancak hak dine inanıp ona şahitlik eden kimseler şefaat eder.) [Zuhruf 86]

    (Onlar, Onun [Allah’ın] rızasına kavuşmuş olandan başkasına şefaat etmezler.) [Enbiya 28]

    (Sadece Allah’ın dilediği ve razı olduğu kimselere şefaat etmesi için izin verilen, göklerde nice melekler vardır.) [Necm 26]

    (Allah’ın izni olmadan kim şefaat edebilir?) [Bekara 255]
    (Allah’ın izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz.) [Yunus 3]
    (Bütün şefaatler Allah’ın iznine bağlıdır.) [Zümer 44]

    Bu âyet-i kerimelerde görüldüğü gibi, şefaat yetkisine sahip olanlar, (Peygamberler, âlimler, şehidler gibi) ancak Allahü teâlânın izni ile şefaat edeceklerdir.

    Yukarıdaki âyet-i kerimelerde, Allah’ın izni olmadan kimsenin şefaat edemiyeceği açıkça bildirilmektedir. Ancak Allah’ın izin verdiklerinin bundan müstesna oldukları, yani ancak Allah’ın izni ile şefaat edecekleri bildirilmiştir.

    Kimler şefaate kavuşur?
    Kâfirlere şefaatçi olmadığını ve putların şefaat edemiyeceğini gösteren âyetleri vehhabiler müslümanlara yüklemeye çalışıyorlar, Peygamberler de şefaat edemez diyorlar. Şefaate sadece iman ehli kavuşacak, kâfirler şefaatten mahrum kalacaklardır.
    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Artık şefaat edicilerin [Peygamberlerin, meleklerin, salihlerin, şehidlerin] şefaati, onlara [kâfirlere] fayda vermez.) [Müddesir 48]

    (O gün zalimler [kâfirler] için, müşfik bir dost, sözü dinlenecek şefaatçi de yoktur.) [Mümin 18]
    (Kâfir için dost ve şefaatçi yok) demek, (Müminler için dost ve şefaatçi var) demektir. Mesela Mümin suresinin 7, 8 ve 9.âyet-i kerimelerinde, meleklerin müminler için dua ettiği bildirilmektedir. Meleklerin duası elbette kabul olur.

    (Kitabın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Haber verilenler ortaya çıktığı gün, önce onu unutmuş olanlar, “Rabbimizin Peygamberleri elbette bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek [dünyaya tekrar gitsek] de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek” derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler [putlar] onları koyup kaçmışlardır.) [Araf 53]

    (Orada putlarıyla çekişerek derler ki: “Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da, inananlardan olsak.) [Şuara 96-102]

    (Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçi çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir.) [Rum 13]

    (Ondan başka ilahlar mı edineyim? O Rahman olan Allah, eğer bana bir zarar dilerse putların şefaati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramaz.) [Yasin 23]

    Yukarıdaki âyetler, kâfirlere putların şefaat edemiyeceğini göstermektedir. Bu âyetleri ileri sürerek, (Müslümanlara Peygamberler, melekler, âlimler, evliya, şehidler, Kur’an-ı kerim şefaat edemez) diyerek cahilce iftira ediyorlar.

    Resulullah efendimiz açıklıyor
    Allahü teâlâ, (Ey Resulüm, Kur’anı insanlara açıkla) buyuruyor. Resulü de açıklıyor:
    (İsra suresinin (yakında Rabbin sana makamı mahmudu verecektir) [mealindeki] âyet-i kerimedeki "Makamı mahmud" bana verilecek şefaat hakkıdır.) [Tirmizi]

    (Ahirette ilk şefaat eden ve şefaati kabul olan ben olacağım.) [İbni Mace]
    (Kıyamet günü en önce ben şefaat edeceğim.) [Müslim]
    (İmanla ölen herkese şefaat edeceğim.) [Buhari, Müslim]

    (Her Peygamberin, müstecab [kabul olan] bir duası vardır. Ben duamı, ümmetime şefaat etmek için ahirete sakladım.) [Buhari]

    (Ümmetimin yarısının Cennete girmesi ile şefaat etmem arasında serbest bırakıldım. Şefaat etmeyi seçtim. Çünkü şefaatimle daha çok kimse Cennete girer.) [İbni Mace]

    (Benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen beş şeyden biri şefaattir. Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [Bezzar]

    (Ümmetimden büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [İmam-ı Ahmed, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud]

    Peygamber efendimiz, günahkârlara şefaat edeceğini bildirince, Hz. Ebüdderda, (İmanı olan hırsız ve zâniler de şefaate kavuşacak mı?) diye sual etti, (Evet, onlara da şefaat edeceğim) buyurdu. (Hatib)

    (Nefslerine aldananlara şefaat edeceğim.) [Deylemi]
    (Kıyamette, kum sayısından daha çok kimseye şefaat ederim.) [Taberani]

    (Ehl-i beytimi sevenlere şefaat edeceğim.) [Hatib]
    (Eshabımı kötüleyenden başka, herkese şefaat edeceğim.) [Buhari]

    (Kabrimi ziyaret edene şefaatim vacip oldu.) [Buhari, Müslim]
    (Kabrimi ziyaret edenin şefaatçisiyim.) [Taberani]

    (Sırf beni ziyaret için gelen, Allah’ın izniyle şefaatime kavuşur.) [Müslim]
    (Medine’de ölenlere şefaat ederim.) [Tirmizi]

    (Medine’nin sıkıntılarına katlanana, şefaat ederim.) [Müslim]
    (Sünnetimi [imanını] elinden kaçıran kimseye [kâfire] şefaatim haram oldu.) [Şir’a]

    (Şefaatime inanmayan kimse, ona kavuşamaz.) [Şir’a]
    (Şefaatime kavuşmak isteyen kızını fasıka vermesin!) [Şir’a]

    (Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.) [Tirmizi]
    (Cuma günü ve gecesi çok salevat getirene şefaat ederim.) [Beyheki]

    (Ümmetimden geri kalan olur korkusu ile Cennete girdiğim halde tahtıma oturmam. Allahü teâlâya, "Ya Rabbi ümmetim ümmetim" derim. Rabbim "Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?" buyurur. Ben de "Ya Rabbi onların hesaplarını çabuk gör, sıkıntıdan kurtulsunlar" derim. Cehennemliklerin listesi bana verilir. Onlara şefaat ederim. Hatta Cehennem hazini Malik "Ümmetinden cezalanacak kimse bırakmadın" der.) [Beyheki, Taberani]

    (Rabbin sana [ahirette çeşitli nimetler, şefaat izni] verecek, sen de hoşnut, razı olacaksın) mealindeki Duha suresi beşinci âyet-i kerimesi inince, Resulullah efendimizin, (Ümmetimden bir kişi Cehennemde kalsa razı oldum demem) diye söylediği tefsirlerde bildirilmiştir. (Tibyan)
    Putlarla ilgili âyet-i kerimeleri gösterip, (Resulullah müminlere şefaat edemez) demek, mezhepsizliğe has bir taktiktir.

    Duha suresinin, (Sen razı olana [yeter diyene] kadar, her dilediğini vereceğim) mealindeki 5. âyeti, Allahü teâlânın, Peygamberine bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, ahkam-ı İslamiyeyi, düşmanlarına karşı yardım ve ümmetine kıyamette her türlü şefaat ve tecelliler ihsan edeceğini vaad etmektedir.
    Bu âyet-i kerime gelince, Cebrail aleyhisselama bakıp, (Cehennemde bir müminin kalmasına razı olmam) buyurdu.

    Yine buyurdu ki:
    (O kadar çok kimseye şefaat ederim ki, Rabbim Allahü teâlâ, bana, “Razı oldun mu?” diye sorunca, “Evet razı oldum” derim.) [Beyheki, Bezzar, Taberani]

    (Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır" buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlasla bir defa "La ilahe illallah" diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]

    (Allahü teâlâ bana, "Ümmetinin üçte ikisini sorgusuz sualsiz Cennete koymamı mı istersin, yoksa şefaat izni mi istersin?" buyurdu. Ben de şefaat hakkı vermesini istedim. Şefaatim elbette bütün müslümanlaradır.) [Taberani]

    (Şirk üzere ölmeyen [imanla ölen] herkese şefaat edeceğim.) [İbni Hibban]

    Resulullahı vesile edenlerin, onun şefaati ile tevbelerinin kabul olunacağını şu âyet-i kerime de göstermektedir:
    (Nefslerine zulmedenler, sana gelip, Allah’tan af diler ve Resulüm olarak sen de, onlar için af dilersen, Allahü teâlâyı, tevbeleri kabul edici ve merhamet edici bulurlar.) [Nisa 64]

    Resulullah gibi şefaatçi olmasaydı
    Kabirden, önce Resulullah efendimiz, üzerinde Cennet elbisesi ile kalkacak. Burak üzerinde, elinde liva-ül-hamd isimli bayrakla mahşer yerine gidecek, Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracak, hepsi, beklemekten çok sıkılacak, önce Peygamberlerden Hz. Âdem, sonra Hz. Nuh, sonra Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa’ya gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler, şefaat edemiyecekler, sonra Resulullaha gelip yalvaracaklardır.

    Önce, Onun ümmeti, Sırattan geçip Cennete girecektir. Sonra bütün Peygamberler şefaat edecektir. (Buhari)

    Peygamber efendimizin şefaati şöyle olacak:
    1- Makam-ı Mahmud şefaati ile, mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.
    2- Çok kimseyi, sorgusuz, sualsiz Cennete sokacaktır.
    3- Azap çekmesi gereken müminleri azaptan kurtaracaktır.
    4- Günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.
    5- Sevapla günahı eşit olup, Araf’ta bekleyen kimselerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.
    6- Cennete girmiş olanların derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir.

    Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi sorgusuz, sualsiz Cennete girecektir.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    (Peygamberlerin sonuncusu gibi bir şefaatçi olmasaydı, bu ümmetin günahları kendilerini helak ederdi. Bu ümmetin günahları çok ise de, Allahü teâlânın af ve mağfireti de sonsuzdur. Allahü teâlâ, bu ümmete af ve mağfiretini o kadar saçacak ki, geçmiş ümmetlere böyle merhamet ettiği bilinmiyor. Doksandokuz rahmetini, sanki bu günahkâr ümmet için ayırmıştır.

    Allahü teâlâ, af ve mağfiret etmeyi sever. Günahı çok olan bu ümmet kadar af ve mağfirete uğrayacak hiçbir şey yoktur. Bunun için, bu ümmet, ümmetlerin en hayırlısı oldu. Bunların şefaatçileri olan Peygamberleri, Peygamberlerin en üstünü oldu.

    Furkan suresi, 70. âyet-i kerimesinde mealen, (Allahü teâlânın, günahlarını iyiliklerle değiştireceği kimseler, onlardır. Onun mağfireti, merhameti sonsuzdur) buyuruldu.) [C.2, m.3]

    İmanlı ölen herkese şefaat
    İmanını muhafaza ederek ölen herkes şefaate kavuşacaktır. Şefaate kavuşabilmek için imanlı ölmek şarttır. İmanlı ölenler de ebedi kurtuluşa kavuşmuş demektir.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (O gün Allah, Peygamberlerini ve iman edip onunla beraber olanları rüsvay etmez.) [Tahrim 8]

    Peygamber efendimiz, (Ya Rabbi, ümmetimin kusurlarını başkalarının duymaması için onların hesaplarını bana ver!) deyince, Allahü teâlâ, (Onlar senin ümmetin ise, benim de kullarımdır. Ben onlara senden daha merhametliyim. Ne sen, ne başkaları onların kusurlarını bilemez, hesaplarını gizli görürüm) buyurdu. (İ. Gazali)

    (Kıyamette “Ya Rabbi, zerre kadar imanı olanı Cennete koy!” diyeceğim. Hepsi şefaatimle Cennete girecek.) [Buhari]

    Hz. Ebu Hüreyre anlatır:
    Resulullah efendimizden, kıyamette şefaatine kavuşacak en mutlu kişinin kim olduğunu sordum. (Senin hadislerime olan sevginin çokluğunu bildiğim için, böyle bir soruyu senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. O mesud kişi, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyerek imanla ölen kişidir) buyurdu. (Buhari)

  6. #6
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    sevgili kardeşim,
    kur'anı bilmediğin belli.

    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    Bütün Ehl-i sünnet âlimleri, ittifakla, hepsi şefaati kabul etmişlerdir. Sadece nakilden çok akla tâbi olan Mutezile denilen sapık bir fırka ve Vehhabiler şefaati inkâr etmiştir.

    Yeni türedi bazı yazarlar da Peygamber efendimize düşmanlık ederek, “Kur'anı getirmekle onun vazifesi bitmiştir. Kimseye faydası olmaz, şefaat edemez” diyorlar. Onun, âlemlere rahmet olarak geldiğini kabul etmiyorlar, Mutezileye, Vehhabilere inanıyorlar da, şefaatin hak olduğunu bildiren âyet ve hadisleri inkâr ediyorlar.

    Halbuki Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

    (Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
    (De ki; “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]

    {Bu âyet-i kerime gelince, münafıklar, “Muhammed kendisine tapılmasını istiyor” dediler. [Şimdiki mezhepsizler de, “Peygamber, Allah’tan üstün tutuluyor” diyorlar.] Bunun üzerine aşağıdaki âyet-i kerime inmiştir. (Şifa-i şerif)**
    (De ki; “Allah’a ve Peygambere itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çeviren [kâfir olur] Elbette Allahü teâlâ kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]
    bu ayetlerin şefaatle hiçbir alakası yok. bu ayetlere, peygambere itaat etmemizi söylüyor. bunun şefaatle ne alakası var?

    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    (O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]
    işte problem burda başlıyor. "o gün" diye belirtilen gün kıyamet günü degil. "izin günüdür"! izin günü ise, insanın mürşidine tabi olduğu, ve ALLAH'a ulaşmak için yola çıktığı gündür. yani insan, ALLAH' ulaşmak ve onun cennetine girmek için ALLAH'tan tabi olarak izin alır. sevgili kardeşim, din alimleri dediğin kişiler izin günü ile, kıyamet gününü birbirine karıştırmışlar ve insanlara yanlış şeyler öğretmekte devam ediyorlar. bak bakalım, ALLAH kıyamet günümü diyor:

    [taha 109]
    Yevme izin lâ tenfauş şefâatu illâ men ezine lehur rahmânu ve radıye lehu kavlâ(kavlen).

    İzin günü, Rahmân’ın kendisine izin verdiği ve sözünden razı olduğu (tasarruf rızasının sahibi) kimseden başkasının şefaati bir fayda vermez.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  7. #7
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sevgili kardeşim,
    kur'anı bilmediğin belli.

    (O gün, kimse şefaat edemez. Ancak Rahman olan Allah’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığı kimse şefaat eder.) [Taha 109]


    işte problem burda başlıyor. "o gün" diye belirtilen gün kıyamet günü degil. "izin günüdür"! izin günü ise, insanın mürşidine tabi olduğu, ve ALLAH'a ulaşmak için yola çıktığı gündür. yani insan, ALLAH' ulaşmak ve onun cennetine girmek için ALLAH'tan tabi olarak izin alır. sevgili kardeşim, din alimleri dediğin kişiler izin günü ile, kıyamet gününü birbirine karıştırmışlar ve insanlara yanlış şeyler öğretmekte devam ediyorlar. bak bakalım, ALLAH kıyamet günümü diyor:

    [/b]
    bAK GÖRÜYORSUN İŞTE AYETLERE KENDİ KAFANIZA GÖRE MANA VERİYORSUNUZ.Daha doğrusu iskender sahte mehdisi size böyle öğretmiş ve yutturmuş . İslam alimlerini kabul etmessin, hadislere uydurma dersin ,ayetlerin türkçe mealinden mana çıkarmaya kalkarsın,herkesi şirk ehli görürsün ben sana ne diyeyim sen uçmuşsun.YAni size göre şimdi cennete girmek için iskenderden izin alacağız ve şefaatına kavuşacağız öylemi ve bu kur'anı kerim de bildiriliyormuş öf bee,hakikaten kendine çok yazık etmişsin.

  8. #8
    shabab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-03-2006
    Mesajlar
    65
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    bAK GÖRÜYORSUN İŞTE AYETLERE KENDİ KAFANIZA GÖRE MANA VERİYORSUNUZ.Daha doğrusu iskender sahte mehdisi size böyle öğretmiş ve yutturmuş . İslam alimlerini kabul etmessin, hadislere uydurma dersin ,ayetlerin türkçe mealinden mana çıkarmaya kalkarsın,herkesi şirk ehli görürsün ben sana ne diyeyim sen uçmuşsun.YAni size göre şimdi cennete girmek için iskenderden izin alacağız ve şefaatına kavuşacağız öylemi ve bu kur'anı kerim de bildiriliyormuş öf bee,hakikaten kendine çok yazık etmişsin.

    arkadas diyorum ya bu gibi sahislar intihara cok kolay sürüklenirler,hatta kendilerini birden mehdi olarak görmeye baslar ve beyazit bestami gibi Allah bisiz cünki Allah bize kendi ruhundan üflemistir o halde bizler Allahiz derler ve harbi kafir olurlar


    Allah ümmeti böyle kisilerin serrinden korusun ve sahih müslümanlarin eliyle bu ümmetii korumayi nasip etsin

  9. #9
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    bAK GÖRÜYORSUN İŞTE AYETLERE KENDİ KAFANIZA GÖRE MANA VERİYORSUNUZ.Daha doğrusu iskender sahte mehdisi size böyle öğretmiş ve yutturmuş . İslam alimlerini kabul etmessin, hadislere uydurma dersin ,ayetlerin türkçe mealinden mana çıkarmaya kalkarsın,herkesi şirk ehli görürsün ben sana ne diyeyim sen uçmuşsun.YAni size göre şimdi cennete girmek için iskenderden izin alacağız ve şefaatına kavuşacağız öylemi ve bu kur'anı kerim de bildiriliyormuş öf bee,hakikaten kendine çok yazık etmişsin.
    sevgili kardeşim,
    sende kafa çalıştırmak diye birşey yokmu? madem körükörüne inanıyorsun, bazı şeyleride mi farketmiyorsun? eğer ALLAH [taha 109]'da kıyamet günündeki şefaatten bahsediyorsa, o zaman başka bir ayette neden kıyamet günü şefaat yok desin? bu bir çelişki olmazmı o zaman? kur'anda çelişkilere yer yoktur biliyorsun. hiçmi düşünmüyorsun? hem sonra okusana, ayette "izin günü" yazıyor. kıyametin izin günüyle ne alakası var?

    sadece ayet kıyamet gününden bahseden ayetlerin hemen arkasında duruyor diye, senin din alimlerin öyle zannedtmiş. sende onların izinden gidiyorsun.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  10. #10
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    birşeyler yazmayacakmısınız?
    Esselamun aleyküm kardeş.

    Lütfen bize söyle : Açtığınız konuyu birileri sizi destekler nitelikte yorum yazsın diye mi yada size birileri muhalefet etsin diye mi açıyorsunuz ki, birilerinden yorum bekliyorsunuz ? (Yada ne maksatla konu açıyorsunuz onu söyleyin ? )

    Bize bunun cevabını verin ki bizde bilelim : dabbetülarz kardeş konu açınca yorum bekler diye aklımızın bir köşesine yerleştirelim de sen konu açtıkça bizde yorum yapmayı unutmayalım .

    Slm ve dua ile...
    Bu mesaj en son " 02.04.06 " tarihinde saat 19:28 itibariyle b_simsek81 tarafından düzenlenmiştir...
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Krİzden Rahmet
    2006 Konuları bölümünde tacenc tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 05.03.06, 09:09
  2. Burası Türkiye! Allah Rahmet Eylesin
    2005 Konuları bölümünde LITTLEBULLET tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 18.07.05, 15:44
  3. Eylemci imamlara rahmet engeli...
    2003 - 2004 Konuları bölümünde emosh-gs tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 15.07.04, 20:09

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •