Mortgage Yasa Tasarısına İtiraz Var...
Hükümet'in Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'ne sevkettiği İpotekli Konut Finansmanı Yasa Tasarısı'ndaki eksiklikleri değerlendiren uzmanlar, bu kez görüş birliğine varamadı
"İşleyişin sağlığı açısından en başından kusursuz bir kanun çıkmalı" diyen de var, "Kanun çıktıktan sonra değişir" diyen de... Ancak uzmanlar, tasarıda hayati eksiklikler olduğu konusunda hemfikir
İpotekli Konut Finansmanı yani bilinen adı ile Mortgage Yasa Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Alt Komisyonu'nda görüşülüyor. Ancak Sermaye Piyasaları Kurumu'nun (SPK) Hükümete sunduğu tasarı ile Hükümetin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'ne görderdiği tasarı arasındaki farklar kamuoyunda endişe yaratıyor.
Özellikle ilk ve ikinci konutunu alacak olan tüketicilere sağlanacak olan vergi teşviğinin yasa tasarısından çıkartılmasının sistemden yararlanacak olan dar ve orta gelir grubundan tüketicilerin sayısını azaltacak olması duyulan endişelerin başında geliyor.
Yasa tasarısındaki değişikliklerden ikincil piyasaların da kötü etkileneceğini söyleyen uzmanlar, mortgage kredilerinin menkulleşmesi ile doğacak menkul kıymetlere (covered bond) uygulanacak yüzde 15'lik stopajın, yabancı yatrımcıyı Türk mortgage piyasasından uzaklaştıracağı görüşünde. Ayrıca Hazine garantisinin öngörülmemesinin de piyasadaki güveni sarsacağı kaydediliyor.
'Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olabiliriz'
Hakan Kodal - "Bizim de GYODER olarak temsil edildiğimiz alt komisyondan mayıs ayında çıkacağını tahmin ettiğimiz İpotekli Konut Finansmanı Yasa Tasarısı'nın en kritik boyutu bana göre vergi boyutu. Biz bu yasada vergi avantajının sağlanması gerektiği hakkındaki görüşlerimizi her fırsatta bildiriyoruz. Ancak son birkaç aydır hükümetin vergi ayağında bazı tedirginlikler sergilediğini görüyorum. Soğuk bir bakış açıları var. Birkaç kez basına da yansıyan yeni görüşler ortaya atılıyor. 'Gayrimenkul değer artışından vergi alalım' deniyor, 'gayrimenkul yatırım ortaklıklarının vergi avantajını kaldıralım deniyor. Dimyata prince giderken elimizdeki bulgurdan da olacakmışız gibi bir durum var ortada. Umarım böyle bir sorunla karşılaşmadan yasa vergi avantajı ile birlikte çıkar."
'Stopaj sorunu çözülecek gibi görünüyor'
"Alt komisyonda tabii ki bizim de görüşlerimize başvuruluyor ve teknik düzeyde birtakım görüşlerimizi bildirdik. Sadece şunu söyleyebilirim ki covered bond'lara uygulanacak yüzde 15 stopaj sorunu çözülecek gibi görünüyor. Vergi avantajı konusundaki çalışmalarımız da devam ediyor. Eğer bu bu sorun alt komisyonda çözülemezse tabii ki sektörün önemli temsilcilerini de konuya dahil ederek bir konuyu kamuoyuna taşımak ve bir tepki oluşturmak niyetindeyiz. Ancak komisyon çalışmalarını sürdürürken böyle bir şey yapmak ters tepki verebilir.
Sistemin eksikleri ve aksaklıkları ile bile olsa bir an önce devreye girmesi çok önemli. Eksiklikler daha sonra da giderilebilir."
'Dar gelirli için destek programı şart'
Bahadır Teker - Sermaye Piyasaları Kurulu eski Daire Başkan Yardımcısı
"İpotekli Konut Finansmanı Yasa Tasarısı'nda vergi indirimi avantajının olamaması ve covered bond'lara uygulanacak yüzde 15'lik spopaj uygulanması gibi sorunların olmasının yanısıra dar ve orta gelir grubuna yönelik bir destek programının olmaması da büyük bir eksiklik. Vergi avantajı en azından dar ve orta gelir grubu için sağlanabilir ya da içinde Toplu Konut İdaresi (TOKİ), Devlet Planlama Teşkilatı, Bayındırlık Bakanlığı, Dünya Bankası, Habitat gibi kurumların bulunduğu veya etkin olduğu bir destek programı oluşturulabilir. Türkiye'de kuvvetli altyapıları olan pek çok gayrimenkul kuruluşu da bu programda yer alabilir. Bu mutlaka yasanın içinde olmak zorunda da değil. Gerekirse daha sonra kanun da değiştirilebilir."
'Vergi, bir hükümet politikası'
"Vergi avantajı hakkındaki sorun aslında Hükümetin ve IMF'nin bakış açısından kaynaklandı. Yoksa İpotekli Konut Finansmanı Yasa Tasarısı'nın eksikliği anlamına gelmiyor. Sistem bu haliyle de rahatlıkla işler ancak bu çok uzun bir yolun başlangıcı. Doğru bir yol ama daha çok çalışma gerektiriyor. Örneğin Türkiye'de konut politikaları belirleyen bir kurum yok. Kentsel dönüşümün çerçevesi belirlenmeli, toplu konut uygulamalarında mortgage'ın yeri saptanmalı. Bütün bunlar motrgage sisteminin meselesi de değil. Ancak sistemle paralel yürütülmesi gereken meseleler."
'Bizden görüş alınmadı'
Fuat Engin - Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği Başkanı
'İpotekli Konut Finanasmanı Yasa Tasarısı'nda somut olarak gördüğüm yasa tasarısının hazırlanış sürecinde hazırlayanların bilgi paylaşım eksikliğidir. Bir yasa çıkarma çalışmaları yapıyorsunuz, var olan konuya ilişkin deneyimlerden yararlanıyor musunuz, bilgiyi paylaşıyor musunuz ya da teorik olarak dünyanın en iyi yasasını yaptığınızı düşünürken uygulamada çıkabilecek sorunların olasılığını değerlendirebiliyor musunuz? Bu ve benzer çerçeveleri doğru çizerseniz, sanırım içini de o ölçüde doğru, uygulanabilir ve yaşamla örtüşebilecek şekilde doldurabilirsiniz
Bilgiyi paylaşarak tüm kesimlerin hazırlama sürecine katılımı sağlanırsa, çıkarılacak yasada toplumsal ihtiyaçlara o ölçüde yanıt verecektir. Bu aşamada geç kalınmış sayılmaz, yetkilileri iyi bir yasa düzenlemesi için görev başına davet ediyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ya da genel kurulundaki çalışmalara ilgili örgütlerin davet edilmesi hep öngörülür ancak pratikte bu gerçekleşmez. İlgili örgütler takip ederek randevu almak koşuluyla görüşlerini iletebilirler. Değerlendirilmesi tamamen komisyon üyelerinin, özellikle de hükümet üyelerinin keyfiyetindedir. Bu nedenle de ilgili tasarı kapsamı için ilgili meslek örgütleri, tüketici örgütleri ve tüm ilgili kesimlerin yazılı görüşlerinin alınmasının tasarının içeriğinin nitelikli olmasına yarar sağlayacağını düşünüyorum.
Tasarıda var olan aksaklıklar komisyonda ya da genel kurul gündemine geldiğinde görüşmeler sırasında verilecek önergelerle düzeltilebilir. Bunun için de konuyla ilgili tüm tarafların görüşü alınarak, ortak payda yaratılmalıdır. Aksi durumda tasarı ihtiyaçlara yanıt vermez ve sorunlara çözüm üretmez."
Doğan Cansızlar - Sermaye Piyasaları Kurumu Başkanı
- İpotekli Konut Finansmanı Yasa Tasarısı'nda gördüğünüz eksiklik ve aksaklıklar nelerdir?
- Bilindiği üzere Kurulumuzca, kişilerin sahip olacakları ilk ya da ikinci konut için kullandıkları kredilerin yüzbin YTL'ye kadar olan kısmına isabet eden faiz ödemelerini gelir vergisi matrahından indirebilmelerine imkân sağlayacak, İpotek finansmanı kuruluşları, konut finansman kuruluşları ve konut finansman fonları tarafından yurt dışında ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçlarının, alım satımı, itfası sırasında elde edilen getirileri ile bunların dönemsel getirilerinin tahsilinde, Hazine tarafından yurtdışında ihraç edilen menkul kıymetlere (Eurobond vb.) paralel olarak, yüzde 15 oranındaki stopajın yapılmamasına ilişkin madde değişiklikleri önerilmişti. Ancak tasarının mevcut halinde bu hükümlere yer verilmemiştir.
Bunlardan ilki bu tür vergi kolaylıklarının dar ve orta gelirli kesimin konut edinmesine destek olmak amacını içeren sosyal yönüdür. Konut finansmanı sistemlerindeki vergi teşvikleri ile ilgili olarak diğer ülke uygulamalarına bakıldığında Kanada, İngiltere ve Fransa dışında hemen hemen tüm ülkelerde konut kredisi faizlerinin vergi matrahlarından indirilebildiğini görmekteyiz. Söz konusu avantaj, dar ve orta gelir düzeyindeki tüketicilerin kredi kullanmak suretiyle ev sahibi olmaları yönünde çok önemli bir teşvik niteliğini taşımaktadır.
Bununla birlikte vergi indirimi mevzuunun aslında bir maliyet unsuru olarak değerlendirilmemelidir. Vergi teşviğinin, artan konut talebine cevap vermek üzere, kayıt altında yeni konut üretimini teşvik etmek suretiyle ekonominin inşaat sektörünü kayıt altına alacağı dikkate alınmalıdır. Bu sayede, kredi ile satılmış olan konutlar kayıt altına alınmış olacak olup alım satım harcı, emlak vergisi, müteaahhit ve tedarikçilerin karından alınacak kurumlar vergisi, katma değer vergisi gibi vergilerin tahsilatında ciddi artışlar yaşanması ve vergi gelirlerinde yaşanacak artışların gelir kaybından daha yüksek olması beklenmektedir.
İkinci olarak ise tasarrufların yatırımcılardan tüketicilere aktarımı aracı durumundaki finansal kuruluşlarca ihraç edilecek borçlanma senetleri vasıtasıyla gerçekleşecektir. Tüketicilerin uzun vadeli sabit faizli borçlanabilmesi için 15-20 yıl gibi uzun vadeli sabit faizli borç vermeye hazır tasarruf sahiplerine ihtiyaç vardır. Ancak mevcut durumda orta ve uzun vadeli sabit faizli borç vermeye istekli tasarruf sahipleri yeterli değildir, temin edilebilen fonlar da yüksek maliyetlidir. Banka mevduatının ortalama vadesi 2-3 ay civarında olup, son zamanlarda mevduat vadelerinin 1 yıla kadar uzadığı görülmektedir. Ülkemizde ihraç edilen sabit getirili devlet tahvillerinin vadesi ise 5 yılı geçmemektedir. Bu durumda kredi verenlerin ülkemiz piyasalarından sağlayamadıkları 15-20 yıl gibi uzun vadelerdeki kaynaklar için uluslararası piyasalara başvurmaları zorunluluğu kaçınılmazdır.
Finansal kuruluşların uluslararası piyasalardan kaynak temin edebilmesi için, ihraç edecekleri orta ve uzun vadeli borçlanma senetlerinin stopaj kesintisinden muaf tutulması zorunludur. Getirilecek stopaj muafiyeti ile, bu senetlerin daha ucuz maliyetler ile, uluslararası piyasalarda diğer ülkeler tarafından ihraç edilecek orta ve uzun vadeli araçlar arasında bir rekabet avantajına sahip olması mümkün olacaktır.
Diğer taraftan, tasarıya bağlı olmaksızın, sistemin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için en önemli koşul ekonomik istikrarın devam etmesidir. İpotekli konut finansmanı sisteminin, gelişmiş ülkelerde en iyi ifadesini bulduğu, gelişmekte olan ülkelerde ise ancak ekonomik istikrar ve düşük faiz ortamı yakalandığı ölçüde başarılı olabildiği unutulmamalıdır. Sistem piyasa koşullarında doğacak ve piyasa koşullarında nefes alıp verecektir. Dolayısıyla ülkemizde bu sistemin hayata geçirilmesi ve gelişmesi, ancak istikrarın ve düşük faiz ortamının süreklilik kazanması ve yerleşmesiyle mümkün olabilecektir.
Diğer önemli bir konu ise konut ve arsa arzı ile ilgilidir. İpotekli konut finansman sistemi özü itibariyle konut talebini destekleyen bir finansman sistemidir. Ancak sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve artan talebin konut fiyatlarında aşırı değerlenme yaratmaması için konut arzının da desteklenmesi gerekmektedir. Özellikle kamu arazilerinin piyasaya arz edilmesi ve altyapılı arsa üretiminin hızlandırması bu açıdan büyük önem taşımaktadır.
İşte bu noktada, TOKİ, belediyeler ve Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından arsa maliyetlerini azaltmak üzere kamu arazilerinin kullanıma sunularak konut yapımına elverişli altyapısı hazır arsa stokunun artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması konut arzının artırılması ve böylelikle fiyatların gereğinden fazla şişmesinin önlenmesi açılarından kilit öneme sahiptir. Ayrıca, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından TOKİ ve belediyelerle ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, konut yapımında kullanılmak üzere Hazine arazilerinin devredilmesi yönünde çalışmalar yapılması ve böylelikle Hazine arazilerinin Belediyelerle birlikte altyapısı hazır arsa üretiminde ve kat karşılığı olarak kullanılabilmesinin sağlanması önümüzdeki dönemde hem konut arzını artıracak ve konuttaki hızlı talep artışını karşılayacak, böylece orta vadede emlak fiyatlarının aşırı artışı da ortadan kalkacak, hem de ucuz sosyal konutların yapımı ile daha düşük gelirli vatandaşların kolay konut sahibi olmasını sağlayacaktır.
Ayrıca, arz edilen konutların inşaat aşamasında imar mevzuatına, depreme ilişkin düzenlemelere ve ilgili diğer mevzuatlara uygunluğuna ilişkin gerekli denetimlerin usulüne uygun yapılması önem taşımaktadır.
- Yasa tasarısı yasalaşmadan önce bu aksaklıkların giderilmesi ve eksikliklerin tamamlanması için ne gibi girişimlerde bulunulabilir? Bu konuda etkili olabilecek kişi ve kuruluşlar kimlerdir?
- Yasa tasarısı ile ülkemizde kurumsal bir konut finansman sistemi kurulması için gerekli yasal altyapının oluşturulması amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklikler öngörülmüştür. Bunun yanısıra, sistemin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi, tüm unsurlarıyla bir bütünlük içerisinde işleyebilmesi ve etkinliğinin artırılabilmesi amacıyla, tasarı ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na, Hazine Müsteşarlığı'na, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na verilmiş olan çeşitli görev ve yetkiler bulunmaktadır.
Bunlara ek olarak, hükümet tarafından görevlendirilmek üzere Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na da gerekli altyapının kurularak sistemin aksamadan işlemesinin sağlanması için önemli roller düşmektedir.
Adı geçen kurum ve kuruluşlarla birlikte bu alanda yürütülecek işbirliği ve uyumlu çalışma sonucunda sistemin başarılı bir şekilde hayata geçmesini beklemekteyiz.
- Bu aksaklıkların TBMM Komisyonu'nda düzelebileceğine inanıyor musunuz? (Özellikle vergi avantajı ve covered bond'lardaki yüzde 15'lik stopaj uygulaması konularında Komisyon nasıl bir tavır alacak?)
- Komisyon yasa tasarısını değerlendirirken ülkemiz gerçeklerini ve buna mukabil olarak da ülkemiz ihtiyaçlarını gözönünde bulundurmaktadır. Belirtilen konular bu kapsamda Komisyon tarafından değerlendirilmektedir.
- TBMM Komisyonu'ndaki çalışmalar hakkında bilgilendiriliyor musunuz? Görüşlerinize başvuruluyor mu? Bu konudaki bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaşır mısınız?
- Komisyon çalışmalarına Kurulumuz temsilcileri ile birlikte ilgili diğer kamu kuruluşları ve sektör temsilcileri de çağrılmaktadır. Tasarı, komisyona katılan tarafların görüşleri alınmak suretiyle değerlendirilmektedir.
'Mortgage böyle çıkacaksa hiç çıkmasın'
İpotekli Konut Finansmanı'nın işleyişi sırasında doğabilecek aksaklıkları gözönünde bulundurarak, hiç bir bahaneye meydan vermeyecek, dünya standartlarında bir yasa çıkartılması gerektiğini söyleyen Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları Derneği (GYODER) Başkanı Haluk Sur, mevcut tasarıyı değerlendirerek "Yasa böyle çıkacaksa hiç çıkmasın" dedi.
Meclis Alt Komisyonlarında görüşülmekte olan İpotekli Konut Finansmanı Yasa Tasarısı hakkında henüz kesinleşmiş bir karar olmadığın belirten GYODER Baykanı Haluk Sur, bu güne kadar olan gelişmelerle ilgili görüşlerini Milliyet Emlak'a değerlendirdi. Yasa tasarısındaki en önemli eksikliklerin ilk konutunu alan tüketicilere sağlanacak vergi avantajı, ikincil piyasalarda mortgage'tan doğacak menkul kıymetlere uygulanacak yüzde 15 stopaj ve temerrüte karşı hazine garantisi öngörülmemesi olarak sırayan Sur, "Gördüğüm kadarıyla kanun yapıcılar vergi teşvikini vermekten yana değiller. Stopaj konusunda da çok olumlu düşünülmüyor" dedi.
'Boş bir hayalmiş dedirtmeyelim'
Sistemin sağlıklı işleyebilmesi için, daha sonra işleyişten doğabilecek aksaklıklar hakkındaki tüm bahaneleri ortadan kaldırabilecek, dünya standartlarında bir yasa yapılmasının önemini vurgulayan Haluk Sur, "Altyapısını kurmadan kanunu çıkartacaksak "Mortgage da boşuna bir hayalmiş" denecekse o zaman hiç çıkmasın. Açık söylüyorum çıkmasın" şeklinde konuştu.
Sermaye Piyasaları Kurumu (SPK)'nın hazırladığı yasa tasarısında ilk kez konut alacak kişilerin kredilerinin 100 bin YTL'ye kadar olan kısmının geri ödemedeki faizinin gelir vergisinden düşülmesinin öngörüldüğünü anlatan Haluk Sur, sözlerini söyle sürdürdü:
"Şimdi 'Aman zinhar olmaz' deniyor. Neden olmaz? 'Vergi geliri düşer'. Hangi vergi kaybından bahsediyorsunuz. Bırak sistem yürüsün, bırak ekonomiye katkısı olsun, canlansın, bir kendini göstersin."
'Gökten para yağmıyor'
Bu sistemin en önemli iki ayağından birinin ikincil piyasalar olduğunu vurgulayan Haluk Sur, "Öncelikle yurt dışından kaynak girdisi sağlayacak ortamı hazırlamamız lazım" dedi. Şu an hükümet kanadında gözledikleri "Biz gereken kuralları koyarız, yabancı yatırımcılar ister gelsinler istemezlerse gelmesinler" şeklindeki konuşma ve tavırların hatalı ve yanlış bir tavır olduğuna değinen Sur, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Global yatırımcıya gereken ortamı hazırlamak gerekiyor. Gökten para yağmıyor. Belli bir yatırım kapasitesi var, bütün ülkeler bunu ülkelerine çekebilmek için birbirleri ile kıyasıya rekabet halindeler. Bu sistemden doğacak menkul kıymetlere yatırım yapacak yatırımcı, 1-2 yıllık değil 15-20 yıllık riski gözönüne alarak yatırım yapacak. Belli bir güven ve istikrar ortamının olması şart. Ayrıca yabancı yatırımcıyı bu kadar uzun soluklu bir yatırım enstrümanına yatırım yapmaya davet ederken bu uygulamayı nasıl yapacaksınız. Yatırımcı Amerika'da yüzde 7-8 ile bu fonları bulacaksa yüzde 9'la niye Türkiye'de yatırım yapsın. Stopaj çıktıktan sonra karı yüzde 7'ye düşüyor. Niye Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonominin risk primini bunun üzerine eklesin. Olası bir temerrüte düşme halinde devlet belli bir hazine garantisi vermeli. Tamamına değil ama Mesela 50 milyar dolar gibi bir hacim için en azından 1 milyar dolarlık, yüzde ikilik sembolik bir hazine garantisi olmalı. Zaten buna ihtiyaç bile olmaz."
'Mortgage popülizmin en kolay yolu'
Dünya üzerinde mortgage'ın uygulanıp da insanı mutsuz olan hiç bir ülke olmadığını söyleyen Haluk Sur, sistemin uygulandığı her ülkede konut sorunun çözüm anahtarı olarak görüldüğünü ancak zamanla toplumsal bir dönüşüm modeli haline geldiğini vurguladı. "Bu model sayesinde sağlıklı bir çevrede sağlıklı bir ruh ve beden yapısına sahip sağlıklı nesiller yetişiyor. Dolayısıyla Türkiye için bir umut ve sürekli bir umut" diyen Haluk Sur, hükümetin eksiksiz bir yasa hazırlamasının neden önemli olduğunu ise söyle anlattı:
"Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir zaman diliminde herhangi bir siyasi grup iktidar olması halinde kendi insanına popülizm yapmak istiyorsa mortgage'tan daha iyi güzel bir şey olamaz. İnsanları ev sahibi yapıyorsunuz, bundan daha güzel birşey var mı?"
'Likit yumurtanın KDV sorunu çözüldü, GYO'ların KDV sorunu çözülemedi'
Her fırsatta gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO) şirketlerinin KDV konusunu gündeme getirdikleri halde sonuç alamadıklarını dile getiren Haluk Sur, "Yıllardır 'canımız yanıyor, dönün bakın' diyoruz, bu hükümet zamanında da geçmiş hükümet zamanında da görüşmediğimiz yetkili kalmadı, dosya geçen hükümetin maliye bakanının önüne kadar gitti bu konu çözülmedi. Nelerin nelerin konusu çözüldü, pastörize yumurtanın KDV meselesi çözüldü ama GYO'ların KDV sorunu çözülemedi. Bu kadar kayıtsızlığı, ilgisizliği anlayamıyorum." dedi.
'Bu şartlarda kimse GYO işletmez'
GYO'ların gayrimenkul sektöründe modernizasyonun başlangıcı, uluslararası piyasalara entegrasyonun anahtarı olduğunu söyleyen Haluk Sur, "Malesef GYO'lara da Kurumlar Vergisi stopajıyla ek vergi getirilmesi sözkonusu" dedi. Bu konunun Bakanlar Kurulu'nun inisiyatifinde olduğunu ve konulacak yüzde 15'lik stopajın aşağı çekebileceğini hatırlatan Sur, şöyle devam etti:
"Ya çekmezlerse. Ya çıkacak Kurumlar Vergisi ile ilgili kanun bir şekilde Anayasa Mahkemesi tarafından iptale uğrarsa. O zaman GYO'ların vergi avantajı nerede kaldı. Yüzde 7 kurumlar vergisi, yüzde 15 stopaj. Yüzde 5 için kusura bakmayın kimse GYO işletmez. Şirketi kuracaksınız, yüzde 49'unu en az halka açacaksınız, üç ayda bir bağımsız denetimden geçeceksiniz, ekspertiz değerleri dışında alım satım yapamayacaksınız, gayrimenkul dışında hiç bir şeyle ilgilenmeyeceksiniz, Yönetim kurulunun üçte birini bağımsız üyeler oluşturacak, dolayısıyla şirketi alabildiğine şeffaf ve denetlenmeye açık hale getireceksiniz, kayıt içinde kalarak kayıt dışına karşı alabildiğine mücadele edeceksiniz sonra da yüzde 5 vergi avantajı. Bunu kime söyleseniz güler."
Esra Özsümer


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla