BERAT GECESİ
“Mübarek Gece” - “Sakk Gecesi” - “Rahmet Gecesi”
Yüce dinimizin mübarek ve mukaddes kabul et-tiği zamanlar ve mekânlardan biri de Berat gecesidir. Berat gecesi, şaban ayının on beşinci gecesidir. Şa-ban ayının on beşinci gecesinin fazilet ve üstünlüğü ile ilgili olarak, Duhan sûresinin dördüncü âyet-i kerîmesi ve birkaç hadis-i şerifin yanı sıra geçmiş ulemâdan bize aktarılan pek çok haber bulunmakta-dır. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor:
»إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ«
“Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Katımız-dan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedi-lir.”
Kur’an-ı Kerîm’in indirilmesi ile ilgili olarak iki değişik sûrede iki ayrı âyet-i kerîmenin altı özellikle çizilmektedir. Bunlardan bir tanesi Duhan sûresinin üçüncü ve dördüncü âyetleridir. Diğeri de Kadir sûresidir. Kadir sûresinin birinci âyet-i kerîmesinde şöyle buyrulmaktadır:
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.”
Bu iki âyet-i kerîme dikkatle incelendiğinde her iki âyetin farklı iki indirmeyi haber verdiği anlaşıl-maktadır. “Biz onu mübarek bir gecede indir-dik.” âyet-i kerîmesi, Kur’an’ın bir gecede indiril-diğini bildirmektedir. Oysa Cebrail Aleyhisselâm’ın, Kur’an’ı yirmi üç senede peyderpey indirdiği bilin-mektedir. Kadir sûresinde ise sadece “Kadir gece-sinde indirdik.” denilmektedir.
Bu konuda bize kadar ulaşan bir habere göre, Atiyye el-Harûrî, İbn Abbas Radıyallahu Anh’a şu soruyu sorar:
“Cenab-ı Hak, Kadir sûresinde, ‘Şüphesiz biz onu Kadir gecesinde indirdik.’ buyuruyor. Bu âyet de ‘Biz onu mübarek bir gecede indirdik.’ buyuruyor. Allah bu Kur’an’ı aylar boyunca indirdi-ğine göre, “bir gecede” denmesi nasıl doğru olur?”
İbn Abbas Radıyallahu Anh bu soruya şu cevabı verir:
“Ey İbnü’l-Esved! Eğer ben ölseydim ve bu soru senin kafana takılsaydı, sen bu sorunun cevabını bulamadan ölüp giderdin. Kur’an, toptan, bir defada Levh-i Mahfuz’dan Beyt-i Ma’mur’a indirilmiştir. Beyt-i Ma’mur da birinci kat gökte, en yakın semâdadır. İşte bundan sonra Kur’an, çeşitli hâdiseler hakkında zaman zaman, parça parça (dünyaya) inmeye başlamıştır.”
Bu rivayetten anlaşıldığı üzere ilk önce Kur’-an’ın tamamı “mübarek bir gecede” Levh-i Mah-fuz’dan dünya semâsındaki Beyt-i Ma’mur’a indiril-miştir. İşte bu indirildiği gece, şaban ayının on beşinci gecesidir. Bu geceye “Beraet”, “Mübarek”, “Sakk” ve “Rahmet” gecesi denilmektedir. Dünya semâsından yani Beyt-i Ma’mur’dan dünyaya, Resûlullah Sallal-lahu Aleyhi ve Sellem Efendimize indirilmeye baş-landığı gece de Kadir gecesidir.
»فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ«
“Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o ge-cede hükmedilir.”
Bu âyet-i kerîmenin tefsirini İsmail Hakkı Bursevî Rahmetullahi Aleyh şöyle yapmıştır:
“Bu geceden, gelecek senedeki aynı geceye kadar bedbahtlık ve saadet dışında kulların rızıkları, ecelleri, bütün işleri sağlam ve muhkem bir şekilde ayrıntılı olarak yazılır.
Bu işlerin yazılmasına Levh-i Mahfuz’da Berat gecesinde başlanır ve Kadir gecesinde bitirilir. Sonra rızıkların yazıldığı dosya Mikail Aleyhis-selâm’a, savaşların, depremlerin, yıldırımlar ve âfetlerin dosyası Cebrail Aleyhisselâm’a, musibetler ve ecelleri gelenlerin dosyası da Azrail Aleyhisselâm’a verilir. Öyle ki adamın birisi çarşıda gezer, diğeri evlenir, çocuğu olur; ama ismi ölecek kimseler arasına alınmıştır. O ise, başına geleceklerden habersizdir.
İşte bu gecede sene boyunca olacak olan olayların ayırımı; hayır-şer, sıkıntılar-rahatlıklar, zaferler-yenilgiler, bolluk-kuraklık şeklinde ayrıntılı bir şekilde yapılmaktadır.”
Şaban ayının on beşinci gecesi, dört farklı isim-le anılmaktadır. Bu dört ismi kelime mânalarıyla inceleyelim.
1. Berat: İlim ve fazilette üstünlük, emsalinden üstün olmak ve temize çıkmak, temizlenmek ve bir kimsenin temizlendiğini bildirir vesika.
2. Mübarek: İlâhî hayrın bulunduğu şey, bere-ketli ve uğurlu.
3. Sakk: Bir şeyin aslı, orijinali.
4. Rahmet: Merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek ve bağışlamak.
Berat Gecesinin Özellikleri
1- “Tefrîk-i külli emrin hakîm”: Her bir hik-metli iş bu gecede tasnif edilip ayrılır ve bir progra-ma bağlanır.
2- Bu gece yapılan ibadetin fazileti: Resû-lullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Her kim bu gece yüz rekât namaz kılarsa, yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya âfetlerini savar. On tanesi de ondan şeytanın tuzak ve hile-lerini savarlar."
3- Yeryüzüne rahmet iner: Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah bu gece ümmetime öyle rahmet eder ki, Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca insanı bağışlar."
4- Bu gece mağfiret ve bağışlanma gecesidir: Yine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimiz şöyle buyurmuştur:
"Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur; ancak kâhin, sihir¬baz yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan yahut ana-babasını inciten veya zinaya ısrarla devam eden müstesna."
5- Bu gecede Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimize şefaatin tamamı verilmiştir: Şöyle ki: Resûlullah şaban ayının on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti, üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka.
İnzal Ve Tenzil
Kur’an-ı Kerîm’in bir defada toptan indirilme-sine “inzal” denilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’in Levh-i Mahfuz’dan birinci kat semâya “inzal” edildiği gece şaban ayının on beşinci gecesi olan Berat gecesidir.
Bir de Kur’an’ın indirilmesi için “tenzil” söz-cüğü kullanılmıştır. Tenzil, Kur’an’ın birinci kat semâdan Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimize peyderpey indirilmesi için kullanılmıştır. Tenzil’in başladığı gece, Kadir gecesidir.
Bu Geceye Has Diğer
Özellikler
Bu gece ile alâkalı olarak, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının yarısı (Berat gecesi) gelince; ge-cesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenab-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne tecelli eder ve şöyle der: “Benden af dile-yen yok mu? Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu? Ona rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu? Ona şifa vereyim.”
Allah Teâlâ, şabanın on beşinci gecesi tecelli eder ve anne babasına âsi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar.
Hadis-i şerifte geçen bazı kavramların açıklan-masına ihtiyaç vardır. Özellikle günümüzde bazı din istismarcıları ve sözde din reformcuları bir kısım kavramları kendi emelleri için kullanmaktadırlar. Bunlardan bir tanesi de yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerifte geçen “Cenab-ı Allah o gece güneşin bat-masıyla dünya göğüne iner, tecelli eder” cümlesi-dir. Allah Teâlâ’nın zatı ile ilgili şekil, sûret ve yer isnadında bulunmak, şirk ve küfürdür. Hiçbir mü’min Hak Teâlâ Hazretlerine ne şekil, ne de yer isnadında bulunabilir. Şüphe getirmez bir gerçek var ki, İslâm inancına göre; Rabbimiz zaman ve mekân-dan münezzehtir. Bunun altını çizelim. Ancak bizim aklımız, duyularımız veya varlığımızla anlayıp, algı-layamayacağımız bazı hâller ve keyfiyetler meydana gelebilir.
Hâşâ şaban ayının on beşinci gecesi şekil ve mekân itibariyle, “Rabbimiz şimdi gökyüzündedir” gibi bir düşünce içinde olmak doğru değildir. Konumuzla alâkalı şöyle bir örnek vereceğiz: Âyet-i kerîmede “Biz insana şahdamarından daha yakınız.” buyruluyor. Bu âyetten ne anlıyoruz? Hâşâ Allah Celle Celâluhu’nu şahdamarımızın içinde olarak mı düşüneceğiz? İşte buradaki yakınlığın maddî ve mânevî boyutu ne ise, “birinci kat semâya iner” sözünün de maddî ve mânevî boyutu odur.
Berat gecesinde Rabbimiz, bilemediğimiz, anlayamadığımız bir tarzda, zaman ve mekândan münezzeh olarak dünya semâsına iner. Bunun detayını ve teferruatını bizim aklımız almaz ve anlamaz. Bizim de içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisi gibi gökyüzünde yüz milyarlarca galaksi vardır ve bu galaksileri gözümüzle görmemiz mümkün değildir. Bu galaksileri biz gözümüzle göremiyoruz diye bu galaksiler yok olmamaktadır. Bilim adamları yüz milyarlarca galaksinin varlığından bahsediyorlar. Allah bilir, belki trilyonlarca galaksi vardır. Şimdi bu konu ile ilgilenen bilim adamları trilyonlarca galaksiyi tespit edemediler diye bu galaksiler de yok olmuyor. İşte bunun gibi, kendini beğenmiş sözde bazı reformist geçinen insanların başta Berat gecesine ve “birinci kat semâya iner” cümlesine getirdikleri itiraz, yalan ve uydurmadan başka bir şey değildir.
Berat Gecesi
Gök Kapıları Açılır
Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh’dan rivayet edil-diğine göre; Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen¬dimiz şöyle buyurmuştur:
“Şaban ayının orta (on beşinci) gecesinin ilk vaktinde Cebrail bana geldi ve şöyle dedi:
“Yâ Muhammed, başını semâya kaldır.” Sordum:
“Bu gece nasıl bir gecedir?”
Şöyle anlattı:
“Bu gece Allahu Teâlâ, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayan-lardan başka hemen herkesi bağışlar. Meğerki bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap (bütün alkollü içkiler) içen, faizciliğe ve zi-naya devam eden kimselerden olmasınlar. Bu kimseler tevbe edinceye kadar Allahu Teâlâ onla-rı bağışlamaz.”
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra Cebrail tekrar geldi ve şöyle dedi:
“Yâ Muhammed başını kaldır”.
“Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cen-netin birinci kapısında bir melek durmuş, şöyle ses-leniyor:
“Bu gece rükû edenlere ne mutlu!”
İkinci kapıda da bir melek durmuş, şöyle sesle-niyordu:
“Bu gece secde edenlere ne mutlu!”
Üçüncü kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
“Bu gece dua edenlere ne mutlu!”
Dördüncü kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
“Bu gece Allah'ı zikredenlere ne mutlu!”
Beşinci kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
“Bu gece Allah korkusuyla ağlayan kimsele-re ne mutlu!”
Altıncı kapıda duran melek de şöyle sesleniyordu:
“Bu gece Müslümanlara ne mutlu!”
Yedinci kapıda da bir melek durmuştu. O da şöyle sesleniyordu:
“Hiç dilekte bulunan yok mu ki, kendisine dileği verilsin!”
Sekizinci kapıda duran melek de şöyle sesleni-yordu:
“Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın?”
Bunları gördükten sonra Cebrail'e sordum:
“Bu kapılar ne zamana kadar açık tutulur?”
Şöyle dedi:
“Gecenin başından, tanyeri ağarıncaya kadar.”
Sonra şöyle dedi:
“Yâ Muhammed, Allahu Teâlâ bu gece, Kelb kabilesinin koyun¬larının kılları sayısınca kimseyi cehennemden azat eder.”
Geceye Berat
İsminin Verilme Nedeni
Rivayet edildiğine göre; bu geceye Berat ismi-nin verilmesinin sebebi, bu gecede iki berat fermanı verilmesidir. Şöyle ki:
1-Bu gece Allah tarafından, pişman olup yaptık-larından tevbe etmeleri hâlinde fâsıklara ve günah-kârlara kurtuluş fermanı verilir.
2-Bu gece, Allah'ın velî kullarına zarar ve ziya-na uğramaktan yana kur¬tuluş fermanı verilir.
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Bu gece, Allahu Teâlâ, kullarına bakar. Mü’minleri bağışlar, kâfirlere mühlet verir. Kin ve haset sahiplerini de o halle¬rini terk edinceye kadar kendi hâllerine terk eder.”
Rivayet edilmiştir ki:
“Müslümanların yeryüzünde iki bayramı olduğu gibi se¬mâdaki meleklerin de iki bayram gecesi var-dır. Meleklerin bayram geceleri şunlardır:
- Berat gecesi.
- Kadir gecesi.
Müslümanların bayram günleri şu günlerdir:
- Ramazan bayramı günleri.
- Kurban bayramı günleri.
Meleklerin bayramları gece olur; zira onlar u-yumazlar. Mü’minlerin bayramları ise gündüz olur; zira onlar gece uyurlar.
Denilmiştir ki:
“Allahu Teâlâ'nın Berat gecesini açıktan bildi-rip, Kadir gecesini gizli tutmasında hikmetler vardır. Şöyle ki:
Kadir gecesi rahmet, mağfiret, cehennemden kurtulma gecesidir. Allahu Teâlâ onu saklı tuttu ki, onun üzerine kimse konuşamasın.
Berat gecesini de açıkladı; zira o gece, hüküm ve kaza gecesidir. Dargınlık ve rıza gecesidir. Kabul ve red gecesidir. Ka¬vuşmak ve kavuşmamak gecesi-dir. Saadet, şekavet, ikram ve paklık ge¬cesidir.
Bu gecede bir kimse saadet bulur; diğer kimse saadetten uzaklaşır.
Bu gecede bir kimse mükâfat alırken; diğer kimse ziyana uğrayıp kaybeder.
Bu gecede bir kimse ikram görürken; bir başka-sı mahrum kalır.
Bu gecede bir kimse ecir alırken; bir başkası kovulur.
Nice hazırlanmış kefen vardır ki, sahibi çarşı pazarda koşturup durur.
Nice kabir vardır ki, kazılıp hazırlanmıştır; ama sahibi sürur içinde aldanıp kalmıştır.
Nice gülen ağız vardır ki; yakında ölüp susacaktır.
Nice konak vardır ki, binası tamamlanmıştır; ama sahibine ölümün gelmesi çok yakındır.
Nice kul vardır ki, sevap bekler; ama karşısına ceza çıkar.
Nice kul vardır ki, müjde bekler; ama karşısına hüsran ve ziyan çı¬kar.
Nice kul vardır ki, cenneti bekler; ama karşısına cehennem çıkar.
Nice kul vardır ki, vuslatı, kavuşmayı bekler; ama karşısına ayrılık çıkar.
Nice kul vardır ki, ihsan bekler; ama karşısına belâ çıkar.
Nice kul vardır ki, mülk bekler; ama helâkle karşılaşır.
Hasan-ı Basrî Ve Berat
Şaban ayının orta (on beşinci) günü geldiği za-man Hasan-ı Basrî günün ortasında evinden çıkardı. Yüzünü gören, onu kabre girip de çıkmış sanırdı.
Kendisine bu hâli sorulduğu zaman şöyle derdi:
“Allah’a yemin ederim ki, gemisi parçalanıp da batan kim¬senin musibeti, benimkinden daha büyük değildir.” Kendisine:
“Neden böyle diyorsun?” diye sorulduğunda şöyle anlattı:
“Günahlarımı yakından biliyorum. İyiliklerim için ise endişeliyim. Bilemiyorum, yaptıklarım makbul müdür yoksa red mi edilmiştir.”
Kadir Gecesi
إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِّنْ كُلِّ أَمْرٍ سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Ka-dir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rable-rinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.”
Âyetlerde Kadir Gecesi
Mübarek Ve Mukaddes Gece
İslâm inancında mübarek ve mukaddes geceler-den biri de Kadir gecesidir. Tarih boyunca, mübarek ve mukaddes gece ve günlere hatta aylara dair anla-tılan haberlerin doğru olup olmadığı tartışma konusu olmuştur. Günümüzde de bu ay, gün ve gecelerin mübarekliği tartışılmaktadır.
Ehlisünnet itikadı bunları tartışmaya açmamış, geçmişten geldiği şekli ile kabul etmiştir. Biz bu mübarek ve mukaddes zamanları Rabbimizin rızasını kazanmaya bir vesile kabul ederiz. Bu gecelerin içinde tartışmasız en değerlisi, en mübarek ve mukaddes olanı Kadir gecesidir. Kadir gecesinin tartışmasız oluşunun yegâne sebebi, bu geceyi anlatan bir sûrenin bulunmasıdır.
Beş âyetten meydana gelen bu sûre, Kadir gece-sinin mahiyetinin yanı sıra mübarek ve mukaddesli-ğini de bize bildirmektedir.
Kadir gecesinin içeriği ile ilgili gelen rivayetler-de İslâm âlimlerinin ihtilafa düştükleri konular ol-muştur. Ancak Kadir gecesinin üstünlüğü ve varlığı konusunda ihtilaf olmamıştır. Kadir gecesi ile Berat gecesinden hangisine işaret ettiği konusunda ihtilaf edilen âyet-i kerîmeler, Duhan sûresinin üçüncü ve dördüncü âyet-i kerîmeleridir. Birçok İslâm âliminin Berat gecesine işaret ettiğini bildirdiği âyet-i kerî-melerde:
»إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ«
“Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik. Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir.” buyrulmaktadır. Bu âyet-i kerîmenin bazı âlimler tarafından Kadir gecesine işaret ettiği söylenmişse de, bu âyet-i kerîmelerin Berat gecesine işaret ettiğini söyleyenler de olmuştur. Her şeyin en doğrusunu Allah Celle Celâluhu bilir.
Bir başka ihtilaf ise, Kur’an-ı Kerîm’in indiril-mesi hâdisesinde meydana gelmiştir. Denilmiştir ki: Kur’an-ı Kerîm’in iki indirilişi vardır. Bunlardan birincisi; toptan indiriliş ki, bu, “Levh-i Mah-fuz”dan birinci kat semâya indiriliştir. İkinci indiri-liş ise, birinci kat semâdan peyderpey dünyaya indi-rilmesidir. İşte bu iki indirilişin biri, Berat gecesin-de, diğeri de Kadir gecesinde meydana gelmiştir. Âlimlerin çoğu demiştir ki, Levh-i Mahfuz’dan bi-rinci kat semâya indiriliş toptan indiriliştir ki, bu, Berat gecesinde meydana gelmiştir. İkinci indiriliş ise, birinci kat semâdan yeryüzüne indiriliştir ki, o da Kadir gecesinde meydana gelmiştir. Her şeyin en doğrusunu Allah Celle Celâluhu bilir.
“BİZ ONU KADİR GECESİNDE
İNDİRDİK”
»إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ«
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indir-dik.”
İndirilenin Kur’an-ı Kerîm olduğunda ittifak vardır. Kur’an-ı Kerîm Kadir gecesinde indirilmiştir. Ancak indiriliş şekli ve mekânı konusunda ihtilaf çıkmıştır. Önce Levh-i Mahfuz’dan dünya semâsına, oradan da peyderpey dünyaya indirilmiştir. Bu indirilişlerin tamamının mı Kadir gecesinde gerçekleştiği veya bir kısmının mı Kadir gecesinde gerçekleştiği ihtilaf konusu olmuştur. Biz burada Rabbimizin beyanı üzere olacağız. Allah, “Biz onu Kadir gecesinde indirdik.” buyurmaktadır. Ey Rabbimiz inandık ve iman ettik, her şeyin en doğrusunu sen bilirsin.
“KADİR GECESİNİN
NE OLDUĞUNU BİLİR MİSİN?”
»وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ«
“Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir mi-sin?”
Bunu Rabbimiz soruyor. Bu gecenin büyüklü-ğü, güzelliği, ululuğu, rahmeti ve bereketi o kadar çoktur ki, salt akılla bunu anlamak mümkün değildir. İşte onun için Rabbimiz soruyor:
“Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?”
Biz bilemedik yâ Rabbi. Bizleri bilenlerden ey-le. Amin.
“Ruhu’l-Beyan”da denilmiştir ki:
“Ey Muhammed! Onun ne olduğunu sana hangi şey bildirdi? Sen onun hakikatini bilemezsin. Çünkü onun kadrinin yüceliği, yaratıkların bilgi sınırının dışındadır. Onu, gaybleri bilen Allah’tan başkası bilemez.”
Peygamberin durumu bu ise, ya bizler… Bizler bu harikulade gecenin büyüklüğünü, mahiyetini, değerini ve yüceliğini nasıl bilelim? Biz bu gecenin kutsiyetini ancak Rabbimizin bizlere bildirmesi ile anlayabilmekteyiz.
“KADİR GECESİ BİN AYDAN
HAYIRLIDIR”
»لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ«
“Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.”
Bu gecenin bin aydan hayırlı olmasının sonucu olarak, o gecede yapılacak olan ameller, ibadetler, taatlar, hayır ve sevaplar, diğer zamanlarda bin ayda elde edilecek amellerden daha hayırlıdır. Bir mü’min, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin ayda her gece teheccüt namazı kılsa, bin ayın içinde otuz bin gece bulunmaktadır. Otuz bin gece demek, otuz bin teheccüt namazı demektir. Normal şartlarda otuz bin teheccüt namazı, Kadir gecesinde kılınan bir teheccüt namazına eş olamaz. Kadir gecesinde kılınan teheccüt namazı daha üstündür. Bu durum bütün ameller için böyledir. Bin aydan daha hayırlıdır ifadesini açtığımızda, otuz bin gün ve geceden daha hayırlıdır mânası çıkar. Bunu çoğaltabiliriz; otuz bin tane yatsı namazı bir yana Kadir gecesinde kılınan bir yatsı namazı bir yana. Otuz bin gecede yapılan zikir ve tesbihat bir yana, Kadir gecesi yapılan zikir ve tesbihat bir yana. Yapılan her ameli otuz binle çarpacağız. İşte Kadir gecesi böyle bir gecedir.
“O Gecede Rablerinin İzniyle
MELEKLER VE RUH
Her İş İçin İner Dururlar”
»تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِّنْ كُلِّ أَمْرٍ«
“O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar.”
Sûrenin birinci âyetinde “Bu gecede biz onu indirdik.” buyruluyor. Birinci âyette indirme var; dördüncü âyette de inme var, o da meleklerin ve ruhun inmesi. Buradan anlaşılan şudur: Kur’an’ın indirilmesi gibi melekler de yeryüzüne iniyorlar. Ne zaman? Kadir gecesinde. Meleklerin inmesi anlaşılır bir şekilde açıklanmış; yalnız Ruh’un kimliği tartışma konusu olmuştur. Bazı İslâm âlimleri “Ruh’tan kasıt, son derece büyük bir melektir.” demişlerdir. Buna benzer değişik görüşler de ileri sürülmüşse de bunlar zayıf kalmıştır. Çoğunluk, “Ruh’tan kasıt Cebrail Aleyhisselâm’dır.” demişlerdir. Âyet-i kerîmede geçen Rablerinin (onların Rabbinin) ifadesi çoğul bir ifade olduğu için birçok meleğin indiği mânası çıkmaktadır. O gece, sayılarını ancak Rabbimizin bildiği çok sayıda melek yeryüzüne iner.
Niçin inerler? Her iş için. “Her iş”ten kasıt, in-sanlığın başına gelecek bütün işlerdir. Ancak bütün işler bu gecede takdir edilmez, her iş ezelde takdir edilmiş ve saati zamanı kaydedilmiştir. Merhum Elmalılı Hamdi Yazır, tefsirinde konu ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır:
“Her işten açıkça anlaşılan, yalnız bir sene ile kayıtlanmış değil; birçok senelere, asırlara ve de-virlere ilgisi olan mühim ve büyük işlerdir. Mese-lâ: Kur’an’ın nüzûlünün senelerce devam etmesi takdir edilmiş, hükümleri kıyamete kadar eserlere ve senelere hâkim yapılmış; peygamberlik belir-lenmiş, aynı şekilde Bedir, bütün İslâm fetihlerinin başlangıcı olan bir zafer tayin edilmiştir. Kadir gecesinin asıl kıymeti de böyle feyzi içeren hikmet-li emirlerin yerine getirildiği hüküm ve kaza gecesi olmasından ileri gelmektedir.”
“O GECE ESENLİK DOLUDUR
TA FECRİN DOĞUŞUNA KADAR”
»سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ«
“O gece, esenlik doludur ta fecrin doğuşuna kadar.” Bu gece bir selâmet gecesidir, inen melekler mü’minlere selâm verirler. Bu geceyi idrak eden ve gecenin gereğini yerine getiren mü’minlere müjde verirler, onlar için esenlik dilerler. Çünkü bu gecenin büyüklüğünü ve mahiyetini melekler çok daha iyi bildikleri için bu geceyi hakkıyla idrak edenleri de kutlarlar ve onları müjdelerler. Tefsir âlimleri demişlerdir ki, bu gecede belâ inmez, hastalık olmaz. Rüzgâr, yıldırım ve doğal âfetler olmaz. Aksine bu gece sadece selâmet, fayda ve hayırdır. Bu gece şeytan kötülük yapamaz, hiçbir sihirbazın sihri etkisini göstermez. Ayrıca bu gece inen Cebrail Aleyhisselâm ve melekler, mü’minler için dua ederler. Bütün bu güzellikler ve sıra dışılıklar fecrin doğuşuna kadar sürer.
Hadislerde Kadir Gecesi
NİÇİN BİN AYDAN HAYIRLI BİR GECE?
İmam Mâlik'in “Muvatta”da kaydettiğine göre; şu rivayet kendine ulaşmıştır:
"Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem'e ümmetinin ömrü gösterildi. Resûlullah Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem, önceki ümmetlerin ömrüne nispetle kendi ümmetinin ömrünün kısa olduğunu gördü. Amelde onların uzun ömürde işlediklerine yetişemezler diye, ümmetinin ömrünü kısa buldu. Bunun üzerine Cenab-ı Hak bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini verdi."
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efen-dimiz, ümmetine olan düşkünlüğü, sevgisi ve şefkati sebebiyle ümmetinin diğer ümmetlere karşı üstün olmasını istemiştir. Hatta geçmiş ümmetlerde yaşa-yan insanların ömürleri uzun, ümmet-i Muham-med’in ömrü ise, onlara oranla kısa olduğu için uzun ömürde işlenen sevaplar çok, kısa ömürde işlenen sevaplar da az olacağından, bu durum Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in üzülmesine sebep olmuştur. İşte geçmiş ümmetlerle aradaki farkı ka-patmak için Allah Celle Celâluhu bu ümmete o açığı kapatma fırsatı vermiştir. Bu fırsat, bin aydan hayırlı bir gece olan Kadir gecesidir.
KADİR GECESİ HANGİ GECEDİR?
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Kadir gecesi ramazanın neresinde? diye soruldu.
"O, ramazanın tamamında." diye cevap verdi."
Kadir gecesinin hangi gece olduğuna dair sorular, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sıkça sorulmuştur. O da bu sorulara muhtelif cevaplar vermiştir. “Ramazan ayının içinde”, “tek gecelerinde” ve bilhassa “son on gününde” olabileceğine dair rivayetler vardır. Ancak hangi günde olacağına dair gelen rivayetler o kadar farklı ve o kadar çoktur ki, ümmet, bunlardan hareketle, İbn Hacer'in belirttiği üzere bazısı bâtıl olmak üzere kırktan fazla görüş ileri sürmüştür. Bâtıl görüşlerden birine göre; Kadir gecesi ramazanda değil, yılın herhangi bir gecesindedir. Bâtıl olduğu belirtilen bir diğer görüşe göre de, bu gece bir kereye mahsustur, o da Kur'an'ın indiği gecedir, artık bir daha aranmamalıdır.
Kadir gecesi, ramazan ayının herhangi bir gece-sinde olabilir; ama kesinlikle ramazan ayındadır. Hatta Aliyyü'l-Kârî, yukarıdaki hadise dayanarak şöyle demiştir:
"Faraza bir kimse ramazan ortalarında veya daha önce, hanımına: ‘Sen Kadir gecesinde boş-sun.’ diyecek olsa, müteakip senenin ramazanı gelinceye kadar hanımı boş olmaz. Bu durumda talak, yeni ramazanda, o sözü sarf etmiş olduğu günde vukua gelir.”
Kadir gecesi ile ilgili bize kadar ulaşan rivayet-lerden birkaçını nakledelim:
İbn Ömer Radıyallahu Anhümâ anlatıyor:
“Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından bazılarına, rüyalarında, Kadir gecesinin ramazanın son yedisinde olduğu gösterildi. Rüyalar kendisine anlatılınca Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Görüyorum ki, rüyanız son yediyi göstermektedir. Öyleyse, Kadir gecesini aramak isteyen son yedide arasın." buyurdu."
Hz. Aişe Radıyallahu Anhâ'dan nakledilen bir rivayette Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
"Kadir gecesini, ramazanın son onunda ara-yın."
Ebû Saîd Radıyallahu Anh anlatıyor:
"Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyur-dular ki:
"Kadir gecesi bana (bugün rüyamda) gösteril-di, (şu anda hangisi olduğunu unuttum). O gecenin sabahında kendimi su ve toprak içinde secde e-derken buldum."
Derken hava bozdu, yağmur başladı. Zaten mescit çardak şeklindeydi, üstü ağaç dallarıyla örtü-lü idi. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in burnu (alnı) üzerinde ve burun yumuşaklarında su ve toprak bulaşığını gördüm. O gün ramazanın yirmi birinci sabahıydı."
Zirr b. Hubeyş anlatıyor:
"Übey b. Ka'b Radıyallahu Anh'a dedim ki:
‘İbn Mes'ûd, "Senenin bütün gecelerinde kal-kan kimse Kadir gecesine tesadüf edebilir.” di-yormuş. Siz bu konuda ne dersiniz?” Bana şu cevabı verdi:
“Kendisinden başka ilâh olmayan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, Kadir gecesi ramazan ayındadır. O gece, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize kalkmamızı emrettiği gecedir ki o da yirmi yedinci gecedir. Bunun alâmeti, o ge-cenin sabahında güneşin beyaz ve ışınsız olarak doğmasıdır."
Ulemânın Kadir Gecesi
Hakkındaki Görüşleri
TAHMİN EDİLEN GECELER
Kadir gecesinin ramazan ayı içinde olduğu ko-nusunda çok az bir kimse hariç ittifak vardır. Bunun bu şekilde olduğunun en açık delili yine Kur’an’dan getirilmiştir. Âyet-i kerîmede Rabbimiz:
“Ramazan ayı; insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır.” buyurmaktadır. Kur’an-ı Kerîm’in ramazan ayında indirildiği açık bir gerçektir. Gelelim bir başka âyet-i kerîmeye:
»إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ«
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.” buyrulmaktadır. Kur’an ramazan ayında ve Kadir gecesinde indirilmiştir. Burada zikredilen iki âyet arasında bir çelişkinin olmaması için Kadir gecesinin ramazan ayı içinde olması gereklidir. Rabbi-mizin âyetlerinde çelişki olmayacağına göre; Kadir gecesinin ramazan ayı içinde olduğu kesindir.
Ramazan ayı içinde hangi gecenin Kadir olduğu hususunda ise, ihtilaf edilmiştir. Çoğunluğun, üze-rinde ittifak ettiği birkaç gece vardır. Bunlardan ba-zılarını açıklayalım:
Ramazanın ilk gecesi:
Bu cümleden hareketle İbn Rezîn; Kadir gece-sinin ramazanın ilk gecesi olduğunu söylemiştir. Kadir gecesinin ramazanın ilk gecesi olduğunu söy-leyenler şöyle bir açıklama getirmektedirler.
“Hz. İbrahim’in sahifeleri ramazanın ilk gece-sinde indi.
Hz. Musa’nın Tevrat’ı ramazanda nazil oldu.
Hz. Davud’a inen Zebur ramazanda nazil oldu.
İsa’ya indirilen İncil de ramazan ayında nazil oldu.
Kur’an’ın ise, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e tamamlanıncaya kadar her sene Kadir gecesinde indiğini, Cebrail Aleyhisselâm, Kur’an’ı Beytü’l-İzze’den, yedinci kat gökten, en yakın semâya indirmiş, oradan da Cenab-ı Hak, Kur’an’ı yirmi yıl, yirmi ayda inzal etmiştir. Şimdi bu ay, bu kadar yüce şeylerin kendisinde meydana geldiği bir ay olunca, hiç şüphesiz son derece kıymetli, şerefli ve muazzam olmuş olur. Dolayısıyla da bunun ilk gecesi Kadir gecesi olmuş olur.”
Yirmi yedinci gece:
Hasan el-Basrî, Kadir gecesinin ramazanın yir-mi yedinci gecesi olduğunu söylemiştir. Bu gecenin sabahında, Bedir savaşı olup bittiği için bu gecenin ramazanın yirmi yedinci gecesi olduğu söylenmiştir. Rivayet olunduğuna göre; Hz. Ömer Radıyallahu Anh, bu meseleyi sahâbeye sormuş, sonra da İbn Abbas’a dönerek:
“Ey ilimler dalgıcı, bu konuya bir dal.” de-miş. Bunun üzerine orada bulunan Zeyd b. Sabit itiraz ederek:
“Muhacirinin çocukları bu mecliste bulun-duruldu da bizim çocuklarımız bulundurulma-dı.” deyince Hz. Ömer Radıyallahu Anh:
“Sen bu sözünle, İbn Abbas’ın bir çocuk ol-duğunu söylemek istiyorsun; ama ne var ki, onda bulunan ilim sizde yoktur.” buyurmuştur. Ardın-dan İbn Abbas söze şöyle girer:
“Allah’a en sevimli sayı, tek olan sayıdır. Tek olan sayıların en sevimlisi ise, yedidir. İşte bundan dolayı o, yedi kat göğü, yedi kat yeri, yedi günden oluşan haftaları, yedi tabakalı cehennemi, sayısı yedi olan tavafı ve yedi uzvu zikretmiştir. Böylece, bu gecenin ramazanın yirmi yedinci olduğuna delalet eder.”
İbn Abbas’ın şöyle dediği de rivayet edilmiştir:
“Kadir gecesi ifadesi dokuz harften oluşmak-tadır. Bu ifade, bu sûrede üç defa geçmektedir. Do-kuzu üçle çarptığımızda yirmi yediyi buluyoruz.”
Ramazanın son gecesi:
Kadir gecesinin ramazanın son gecesi olduğunu söyleyenler ise şöyle demektedirler: “Çünkü bu ge-ce, bu aya ait taatların kendisinde tamamlandığı bir gecedir. Daha doğrusu, ramazanın bu işi tıpkı, pey-gamberlerin ilkinin Âdem Aleyhisselâm, sonuncu-sunun da tıpkı Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem olması gibidir. İşte bundan ötürü, bir hadiste, “Ramazanın sonunda, başından itibaren bugüne kadar cehennemden azat edilen nefisler sayısınca insan, sadece bu gecede azat edilir.” buyrulmuştur.
Daha doğrusu ramazanın ilk gecesi, bir oğlu olan kimse gibidir. Binaenaleyh bu gece, şükür gecesidir. En son gecesi de, bir çocuğu ölen kimsenin hâli gibi ayrılık gecesidir. Bu sebeple bu son gece, sabır gecesidir. Şimdi sen, herhalde sabırla şükür arasındaki farkı anlamış bulunuyorsun.”


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla