Saat 1’e 20 kala yayına girmesine rağmen, Okan Bayülgen’le Hakkı Devrim’in katıldığı ‘Genç Bakış’ı özellikle bekledim, izledim… Ne çare ki, programın son yarım saatinde verilen reklam arasında göz kapaklarıma daha fazla mani olamadım…

Aslında, çok seyredilen bir dizi kadar ilginç ve seyir zevki olan böyle bir programı, Kanal D nasıl gecenin 1’ine koyar anlamak mümkün değil… Hem de hafta içinde… Yani, sokağa çıkın sorun, 100 kişiden 1 veya 2’si izleyebilmiştir. O da yalnızca ilk bölümünü, sonunu getiren pek yoktur, benim gibi…

Konu bu değil, Okan Bayülgen, program boyunca magazin düşmanlığını sergiledi, özel hayatın gizliliğine atıfta bulundu, hatta gazetecilerin bile işlerine karışıp, “Neden o ciddi gazetelerin manşetlerinde, sürmanşetlerinde kameralara yakalanan kaçamaklar oluyor” diye de sordu. Sonra oldukça seçme bir saçmalama yaparak, “İzleyici bunu istiyormuş. O zaman doktorlar da hastalarını onlar nasıl istiyorsa öyle tedavi etsin” deyiverdi… Buna partneri Hakkı Devrim bile dayanamayıp, “Gazetecilik tıp mesleği değil” diye çıkıştı.

Aslında Okan Bayülgen böyle konuşurken, az evvel kendini yalanladığının farkında değildi.

Bir üniversiteli genç, “Neden programınızda popüler, reyting avcısı tipleri konuk ediyorsunuz” diye sorduğunda, “Biz bir eğlence programıyız, popüler kültür hayatın içinde var. Ancak şunu da unutmayın, geçen hafta Nermin Bezmen’in kitaplarını 40 dakika konuştuk. O bölümün izlenme payı yüzde 40’tı. Bir kültür-sanat programı değiliz ama tematik kanalların yüzde 1-2 seyredildiği bu ülkede, şov programının akışının içine koyup böyle bir kültür sanat hizmeti yaptık” dedi…

O arada programın sunucusu Abbas Güçlü devreye girip, “İşte gazetelerdeki magazin de böyle. En ciddi olaylar ve haberler o gazetelerde var. Magazin de var. Bu işin olmazsa olmazı. Burası hassas bir denge” dedi…

Taşı gediğine koyan ise yine her zamanki gibi Hakkı Devrim oldu: “Benim yazdığım Radikal gazetesi bir fikir gazetesi, 40 bin kişi okuyor, magazin haberleri yok denecek kadar az. Ama bu lüksünü, bağlı olduğu grubun diğer gazetelerinin yeterince magazin yapmasına borçlu. Yoksa tek başına yaşayamazdı.”

Son Söz: Dünyanın ve Türkiye’nin en güzel kızları ile birlikte olmanın bir bedeli vardır. Körü körüne magazin düşmanlığı, kişinin kendini kurtarmasına yetmez. Çırpındıkça boğulacaksın Okan Bayülgen!


Selametle!!