Kamu, özel sektörü solladı. Özel sektördeki büyük işletmelerin satış karlılığı son 10 yıldır geriliyor. Kamudaki şirketlerin karlılığı, 2001 krizi sonrasında hızla özel sektörün üzerine çıktı. 20 yıllık karlılık ortalaması kamuda 7.6, özel kesimde yüzde 12.2 olmasına rağmen 2004'te bunlar sırasıyla yüzde 11.6 ve yüzde 7.7 oldu.

Milli gelire katkıları arttı

500 büyüğün milli gelire katkısı düzenli şekilde artarak 2002-2004 döneminde yüzde 13'lerin üzerine çıktı. Yaratılan net katma değerdeki özel sektör payı da 1985'ten itibaren hızla yükseldi ve 2001'de yüzde 87 ile zirveye ulaştı. 2004'te ise bu oran yüzde 81 ile tarihindeki en yüksek ikinci seviyeyi gördü.

Şirketler parayı hızlı çeviremiyor

  • Şirketlerin parayı ne kadar verimli kullandığını gösteren varlık devir hızı 1984-1997 döneminde hem kamu hem özel kuruluşlarda ortalamaların üzerinde seyretti.
  • 1998-99 yıllarında yavaşlayan varlık devir hızı, izleyen yıllarda belirli bir seviyeye oturdu ve herhangi bir artış eğilimi sergilemedi.
  • Varlık devir hızı genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'de şirketlerin varlıklara bağladıkları paraları yeterince hızlı çeviremedikleri ortaya çıktı.
  • Paranın yavaş döndürülmesinde finansman araçlarının yetersizliği etkili.
  • Varlık devir hızı ve satış k‰rlılığı faktörünün bileşimi olan varlık k‰rlılığı ise 1997 yılından bu yana hızlı bir düşüş trendi yaşadı.
  • Kamu işletmelerinin, satış karlılığını hızla artırsalar da varlıklarını özel sektörden daha az değerlendirebildikleri gözlendi.


500 Büyük firmanın milli gelire katkısı

Katma değer Pay

Yıl........(Milyon YTL).....(%)

1983.........14,968 ........7.7
1984.........17,671 ........8.5
1985.........18,404.........8.5
1986.........25,265........10.9
1987.........30,861........12.1
1988.........32,248........12.5
1989.........31,987........12.2
1990.........32,020........11.1
1991.........32,984........11.4
1992.........36,504........11.9
1993.........39,984........11.9
1994.........34,926........11.2
1995.........37,456........11.1
1996.........44,479........12.1
1997.........50,584........12.8
1998.........43,575........10.4
1999.........42,942........10.7
2000.........45,095........10.6
2001.........40,074........10.8
2002.........52,676........13.7
2003.........51,875........13.1
2004.........57,973........13.5

Özel sektördeki büyük işletmelerin satış karlılığı son 10 yıldan bu yana sürekli gerileme gösterdi. Kamudaki şirketlerin k‰rlılığı 2001 krizi sonrasında hızla özel sektörün üzerine çıkarken, özel kesim zaten uzun yıllardır yaşanan düşük trendini kıramadı. Sanayi devlerinin toplam satışları içinde ihracatın payı ise 1993 yılından bu yana sürekli bir yükseliş kaydetti.

İstanbul Sanayi Odası (İSO), 1983-2004 arasındaki İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışmalarından yola çıkarak, söz konusu 20 yıllık dönemi değerlendiren bir kitapçık hazırlattı.

Kitapçığı hazırlayan Prof. Dr. Özer Ertuna'ya göre, 2004 itibariyle milli gelire katkısı yüzde 13.5 düzeyinde gerçekleşen ve Türkiye ihracatının yarısından fazlasını sırtlayan 500 büyük, 1980'lerden sonra oluşan 'yeni dünya düzeni'nde kendisine iyi bir yer edinemedi. Ertuna bu durumu, "Türk firmalarının, rekabet konusunda oluşan iki ayrı saha olan 'fosonculuk' ve 'marka üretimi'nden herhangi birisini seçememesi" olarak özetliyor. "Türkiye kendi hedeflerine yönelik stratejiler geliştireceğine, yeni dünya düzeninin fırsatlarından yararlanabilenlerin stratejilerine hizmet ediyor" diyen Ertuna'nın tespit ve değerlendirmeleri özetle şöyle:


Katma değer yaratma yetenekleri azalıyor


  • 500 büyüğün katma değer yaratma güçleri gitgide azalıyor. Bu azalma, kuruluşların üretimlerinin giderek artan bir kısmını başka kuruluşlardan aldığının işareti.
  • Özel sektör şirketlerinin katma değer yaratma potansiyeli 1997'ye kadar yavaş da olsa yükseldi, izleyen yıllarda hızlı bir düşüş ortaya koydu.
  • Kamu kuruluşlarının değer yaratma güçleri 1987'ye dek yükselirken, izleyen yıllarda özelleştirme politikaları nedeniyle ancak düzeyini koruyabildi.


Marka ve tasarım yetersizliği

  • Katma değer yaratma gücündeki azalma, marka, tasarım ve imaj üstünlüğü sağlayamamaktan kaynaklanıyor. Bir diğer neden de TL'nin aşırı değerlenmesi.
  • Kamu kuruluşları, satış gelirleri açısından özel şirketlerin ortalama 4.2 katı büyüklükte. 500 büyük, 1998-1999 hariç istikrarlı şekilde büyüdü.
  • 20 yılda özel şirketler 2.9 kat büyüdü. Kamu şirketlerinde ise durum çok farklı. Özelleştirmeler, ortalama büyüklüğü düşürücü etki yaptı.
  • İhracatın satışlardaki payı yükseliyor

  • 1994 ve 2001'deki kriz dönemlerinde 500 büyük kuruluşun satışları azalmadı. Bu dönemler kurların yükseldiği ve ihracatın arttığı yıllar oldu.
  • İhracat artışında 500 büyük firmanın payı giderek arttı. Özel sektör firmalarının yaptığı katkının artışı çarpıcı düzeyde yüksek.
  • Toplam satışlar içinde ihracatın payı 1993'ten sonra hızlı bir artış trendine girdi. Tek istisna 2000 yılı oldu. 2004'te bu pay özel sektörde yüzde 30.4, kamuda yüzde 9.7 seviyesinde gerçekleşti.


Satış karlılığı kamuda artıyor, özelde düşüyor

  • 20 yıllık dönemde 500 büyük kuruluşun ortalama satış k‰rlılığı özel kesimde yüzde 12.2, kamuda ise yüzde 7.6 oldu. Ancak 2004'te bu oran özel sektör için ortalamanın altında yani yüzde 7.7, kamuda ise yüzde 11.6 ile ortalamanın üzerinde gerçekleşti.
  • Özel sektör şirketlerinin satış k‰rlılığı, 1985-1989 döneminde kamu işletmelerinin üzerindeyken, 1990-2002 döneminde sürekli gerileme yaşadı.
  • Bu durum, şirketlerin katma değeri yüksek ürün ve marka geliştirme gibi yeni dünya düzeninin fırsatlarını iyi değerlendirememesine bağlandı.
  • Kamu şirketleri, 2001 krizi sonrasında satış k‰rlılığı oranlarını hızlı şekilde yükselterek özel sektörün üzerine çıkardı. Özel sektörde ise ondan önceki 10 yıl içinde yaşanan düşüş trendi kırılamadı.


Özel sektör hızlı önlem alabiliyor


  • Kamu kuruluşlarının satış k‰rlılığı 1991 ve 2001'de zarara dönüştü. Bu durum 1991'de kamudaki yüksek maaş artışı ile 2001'de kriz yaşanmasına bağlandı.
  • Kriz yılı 1994'te, hem kamu hem de özel sektörde satış k‰rlılığı artarken, diğer bir kriz yılı olan 2001'de ise sadece özel sektörde k‰rlılık arttı.
  • Krizde k‰rlılığı koruyabilmesi, özel sektörün daha kolay önlem alabilmesine yoruldu. Bu önlemler ise ihracata yönelme ve işçi çıkarma oldu.


Şirketler parayı hızlı çeviremiyor


  • Şirketlerin parayı ne kadar verimli kullandığını gösteren varlık devir hızı 1984-1997 döneminde hem kamu hem özel kuruluşlarda ortalamaların üzerinde seyretti.
  • 1998-99 yıllarında yavaşlayan varlık devir hızı, izleyen yıllarda belirli bir seviyeye oturdu ve herhangi bir artış eğilimi sergilemedi.
  • Varlık devir hızı genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'de şirketlerin varlıklara bağladıkları paraları yeterince hızlı çeviremedikleri ortaya çıktı.
  • Paranın yavaş döndürülmesinde, finansman araç ve kurumlarının eksikliği etkili. Uluslararası rekabet gücü için şirketlere paranın hızlı döndürülmesine önem vermeleri önerildi.
  • Varlık devir hızı ve satış k‰rlılığı faktörünün bileşimi olan varlık k‰rlılığı ise 1997 yılından bu yana hızlı bir düşüş trendi yaşadı.
  • Kamu işletmelerinin satış k‰rlılığını hızla artırsalar da varlıklarını özel sektörden daha az değerlendirebildikleri gözlendi.


Ücretlerin satış gelirindeki payı


  • Ücretlerin satış gelirinden aldığı payın özel kesimde yüzde 7.6, kamu kesiminde ise yüzde 12.4 seviyesinde olduğu tespit edildi.
  • 1980'lerin başında her iki kesimde yaklaşık aynı seyreden bu oran, 1988'den 1993'e kadar kamu kesiminde çok ciddi bir yükselişle özel kesimin neredeyse üç katına ulaştı.
  • 1994'ten itibaren kamuda ücretlerin satış gelirlerindeki payının gerilemesi, 1996'larda iki kesimi birbirine neredeyse yeniden eşitledi.
  • 1998 sonrası kamu çalışanları lehine fark yeniden açılırken, genel trend her iki kesimde de çalışanların satışlardaki payının düştüğünü ortaya koydu.
  • İstihdam yoğunluğundan kaynaklansa da, satış gelirleri içindeki ücret payının kamuda daha yüksek oluşunun, bu kesimdeki çalışanların verimsizliğiyle açıklanamayacağı belirtildi.



-dünyagazetesi-