• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
65 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0

    Kur’anda her şey açık değildir

    Kur’anda her şey açık değildir

    Hadis-i şerifler olmadan Kur’an-ı kerimle amel etmek mümkün olmadığı gibi, mezhepler olmadan da hadis-i şeriflerle amel etmemiz mümkün olmaz.
    İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
    İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:
    Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:
    - Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.
    İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:
    - Sen Kur’anı okudun mu?
    - Evet.

    - Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekat olduğuna rastladın mı?
    - Hayır.

    - Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı?
    - Hayır.

    - Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi deva tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?
    - Hayır.

    - Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı?
    (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

    Hz. İmran daha sonra buyurur ki:
    Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır. (Mizan-ül-kübra)

    Bir âyet-i kerime meali:
    (Size, âyetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir resul gönderdik.) [Bekara 151]
    İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmetten maksat, Resulullahın sünnetidir. Önce Kur’an zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor.

    Kur’an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir. İki ayet meali şöyledir:
    (Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44]
    (Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64]

    Bu âyet-i kerimeler, açıklamayı gerektiren âyetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resulullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir. Kur’an-ı kerimde her bilgi vardır. Ancak açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahiy ile öğrenmiş ve ümmetine bildirmiştir. İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]
    (Cebrail aleyhisselam, Kur’an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]

  2. #2
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    sevgili kardeşim,
    kur'anda hiçbir ayet açık değildir diye olaya yaklaşmak, son derece tehlikelidir. bu, insanları ister istemez kur'andan soğutmakta ve aynı zamandan kur'anı eline almaya karşı içten bir korku hasıl etmektedir. oysa ki "kur'an" kelimesi mana itibari ile "çok okunan" anlamına gelir. ALLAH TEALA bu hak kitabı elimizden düşürmememizi emretmiştir.

    "kur'an anlaşılmaz, onu ancak alimler anlar. siz bu konuda alimlerin kitaplarını oukuyun" tarzındaki açıklamalar şeytanın ekmeğine yağ sürmekten başka birşey değildir. bu sayede kur'an rafa kaldırılmış, ve ortalığı doğru yanlış bir sürü din kitabı kaplamış ve kur'an yerine, müslümanlar üzerinde onlar hakimiyetini sürdürmektedir. dine bir sürü hurafelerin karışması ve dinin gerçek unsurlarını yitirmesinde birinci derece sorumlu bu zihniyet ve o din kitaplarıdır.

    sevgili kardeşim, sana din kitaplarının bir sürü hurafe yaydığını yakın geçmişte göstermiştim. şefaatden tutda, hayrın ve şerrin ALLAH'tan olarak bilinmesinde bu din kitaplarının rolü vardır. bunlar kur'ana ters düşen şeyler. eğer ALLAH'tan korkan bir müslüman isen, doğruyu konuşmalısın.

    bakın ALLAH kur'anda ne buyuruyor:

    [furkan 30]
    Resul de: "Ya Rabbi, kavmim şu Kur'anı terketti" dedi.


    bunu söyleyen mehdi resul burada, insanların kur'anı rafa kaldırıp, diğer kitapları din adına okumaya başladıklarını ve bu duruma düştüklerini söylüyor. bunu ALLAH TEALA kur'anda bildiriyor. sevgili kardeşim, eğer ALLAH korkun varsa, bu gerçeği gizlemeden insanlara açıklamalısın.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  3. #3
    xPowermanx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    156
    Karizma Gücü
    0
    Peygamber efendimiz, kuranin ta kendisidir!
    ?pitney
    Gurbetciler Birligi


    Bakara
    6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler

    13. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

  4. #4
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sevgili kardeşim,
    kur'anda hiçbir ayet açık değildir diye olaya yaklaşmak, son derece tehlikelidir. ...
    "kur'an anlaşılmaz, onu ancak alimler anlar. siz bu konuda alimlerin kitaplarını oukuyun" tarzındaki açıklamalar şeytanın ekmeğine yağ sürmekten başka birşey değildir. bu sayede kur'an rafa kaldırılmış, ve ortalığı doğru yanlış bir sürü din kitabı kaplamış ve kur'an yerine, müslümanlar üzerinde onlar hakimiyetini sürdürmektedir. dine bir sürü hurafelerin karışması ve dinin gerçek unsurlarını yitirmesinde birinci derece sorumlu bu zihniyet ve o din kitaplarıdır.

    sevgili kardeşim, sana din kitaplarının bir sürü hurafe yaydığını yakın geçmişte göstermiştim. şefaatden tutda, hayrın ve şerrin ALLAH'tan olarak bilinmesinde bu din kitaplarının rolü vardır. bunlar kur'ana ters düşen şeyler. eğer ALLAH'tan korkan bir müslüman isen, doğruyu konuşmalısın.
    ...
    bunu söyleyen mehdi resul burada, insanların kur'anı rafa kaldırıp, diğer kitapları din adına okumaya başladıklarını ve bu duruma düştüklerini söylüyor. bunu ALLAH TEALA kur'anda bildiriyor. sevgili kardeşim, eğer ALLAH korkun varsa, bu gerçeği gizlemeden insanlara açıklamalısın.
    Allahü tealadan korkuyorum ve bunları yazmayıda görev biliyorum.Kur'an-ı Kerim de hiç açık bildirilmiş bir şey yok demedim.Her şey açık bildirilmiş değil dedim. E ğer her şey açıksa yukarıda namazla, zekatla vs. gibi ibadetlerle ilgili açık bildirilmeyen şeyleri bul da görelim.Kur'anı kerim-i okumanın sevabını ve gerekliliğini her müsliman bilir .Ama eline kur'an meali alıp ta dinöğrenmeye çalışanın ,ahkam çıkarmaya çalışanın hali ne olur apaçık ortada ;sahte mehdi olur, mehdinin müridi olur,olurda olur...
    Kur'anı kerimi öğrenmek isteyen ,Onu anlamak için gerekli ilimleri tahsil etmiş, islam alimlerinin kitablarını okur ve ayetlere kendi aklına göre mana vermekten kurtulmuş olur ve sapıtmaktan kendini korumuş ,olur.Bazıları bırakın kur'anı kerim-i anlamak için gerekli ilmi öğrenmeyi arabi dil bile bilmeden herhangibir dildeki mealini eline alıp,daha önce bütün islam alimleri burayı yanlış anlamış diyerek kur!anı kendine göre tefsir etmeye çalışıyor.Bu ya çok cahilllikten yapılıyor ya da müsliman gençleri dininden koparmak için kasıtlı yapılıyor.
    Ayrıca hayrın ve şerrin Allahtan olmadığını yazmışsın ki ,bu küçük çocukların bile hemen inkar edeceği bir şey , bu da kur'anı kerimi yanlış anlamadan doğan ,kendi aklına uymadan olan sapık bir inanış. İmanın bir şartı da hayrın şerrin Allahü tealadan geldiğine inanmaktır.Allahü teala bize dinimizi öğreten islam alimlerinden razı olsun.Rahmetullahi teala aleyh.

  5. #5
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Kur'an da her şeyih apaçık olduğu belirtilmiş ama nedense anlamamız bir şekilde engelleniyor gibi..

    Bakın İslam olmanın yöntemlerini zorlaştırmanın bir anlamı yok. Kur'an dinin anayasasıdır, Peygamberimiz (sünnetler) uygulayıcı ve pratik bilgilendiricimiz.. hadisler ise aklımızda kulağımızda kalması gereken en iyi islami öğütlerimmiz..

    Bunun dışında bilgilenmeye kalkıldığında veya Kur'an açık değil gibi bir ibare kullanılıp, denildiğinde bu çok anlamsız ve günah olur.

  6. #6
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    Allahü tealadan korkuyorum ve bunları yazmayıda görev biliyorum.Kur'an-ı Kerim de hiç açık bildirilmiş bir şey yok demedim.Her şey açık bildirilmiş değil dedim. E ğer her şey açıksa yukarıda namazla, zekatla vs. gibi ibadetlerle ilgili açık bildirilmeyen şeyleri bul da görelim.Kur'anı kerim-i okumanın sevabını ve gerekliliğini her müsliman bilir .Ama eline kur'an meali alıp ta dinöğrenmeye çalışanın ,ahkam çıkarmaya çalışanın hali ne olur apaçık ortada ;sahte mehdi olur, mehdinin müridi olur,olurda olur...
    Kur'anı kerimi öğrenmek isteyen ,Onu anlamak için gerekli ilimleri tahsil etmiş, islam alimlerinin kitablarını okur ve ayetlere kendi aklına göre mana vermekten kurtulmuş olur ve sapıtmaktan kendini korumuş ,olur.Bazıları bırakın kur'anı kerim-i anlamak için gerekli ilmi öğrenmeyi arabi dil bile bilmeden herhangibir dildeki mealini eline alıp,daha önce bütün islam alimleri burayı yanlış anlamış diyerek kur!anı kendine göre tefsir etmeye çalışıyor.Bu ya çok cahilllikten yapılıyor ya da müsliman gençleri dininden koparmak için kasıtlı yapılıyor.
    Ayrıca hayrın ve şerrin Allahtan olmadığını yazmışsın ki ,bu küçük çocukların bile hemen inkar edeceği bir şey , bu da kur'anı kerimi yanlış anlamadan doğan ,kendi aklına uymadan olan sapık bir inanış. İmanın bir şartı da hayrın şerrin Allahü tealadan geldiğine inanmaktır.Allahü teala bize dinimizi öğreten islam alimlerinden razı olsun.Rahmetullahi teala aleyh.
    sevgili kardeşim, yapma bunu.

    eğer ALLAH'tan korkuyorsan, kur'an hakikatlerini insanlardan saklama, vebal altına girersin. bir sefer yığınla, peygamber efendimizin kıyamette bize şefaat edeceği şeklinde uydurma hadisler getirmiştin. bende sana kur'an hakikatleri ile cevap vermiştim. istersen tekrarlayayım:

    [bakara 254]
    Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.


    işte yukarıda yazıyor, değilmi sevgili kardeşim? daha öncede "hayır ve şer ALLAH'tandır" diye bir söz sarfetmiştin. gerçi bunu herkes böyle zannediyor. ama kur'an bunun tersini söylüyor:

    [nisa 79]
    İyilik ve güzellikten (hayırdan) sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten (şerden) sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.


    oku kardeşim bunuda. öyle demiyormu? ALLAH'ını seviyorsan ve ondan korkuyorsan, artık bu kur'an ayetlerini inkar etme ve tövbe et.

    sevgili kardeşim, bana kızma, ama sen bu hurafelerle dolu din kitaplarının okunduğu zaman insanın kur'an hakikatlerinden ne kadar uzaklaştığını gösteren canlı bir vak'a sın. sakın bunu hakaret olarak algılama. üzülerek söylüyorum kardeşim. artık uyanda haline bir bak. yoksa hala inanmıyormusun yukarıdaki ayetlere, kıyamette şefaat olamaycağına, yada hayrın ALLAH'tan, şerrin ise insandan olduğuna?

    kur'an bunu bu kadar açık yazdığı halde nasıl inanmıyorsun sevgili kardeşim, anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum. lütfen bunu bana anlatırmısın, merak ediyorum. kur'an seninde kitabın değilmi?

    bir kez daha soruyorum sevgili kardeşim: eğer davanda samimi isen, elini vicdanına koy ve bana yukarıdaki kur'an ayetlerini okuduktan sonra hala neden inanmadığını ALLAH huzurunda açıkla lütfen.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  7. #7
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Kur’an-ı kerimde de, hadis-i şeriflerde de hayrın ve şerrin Allah’tan olduğu açıkça bildiriliyor. Şimdiye kadar gelen istisnasız bütün İslam âlimleri, (Hayır da şer de Allah’tan) demişlerdir. Şerrin Allah’tan olmadığı inancı Hıristiyanlık ile Mutezile ve bazı sapık fırkaların görüşüdür. Hiçbir Ehl-i sünnet âlimi şer Allah’tan değildir dememiştir. Çünkü hiçbir âlim, Kur’an ve hadise aykırı konuşmaz. Kul kendi kaderini yaratamaz. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah’tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. “Küllün min indillah [Hepsi Allah’tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.) [Nisa 78]

    (Lut’un karısının azaba uğramasını takdir ettik.) [Hicr 60] (Yani kaderini öyle kötü yazdık)
    (Güzel akıbet takdir ettiklerimiz [kaderi güzel olanlar] Cehennemden uzak tutulur.) [ Enbiya 101]

    (Eğer Allah insanlara, hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat bize kavuşmayı ummayanları biz, azgınlıkları içinde bocalar bir halde bırakırız.) [Yunus 11]

    (Rabbin, kendi istediğini yaratır, dilediğini seçer. Onların seçim hakkı yoktur.) [Kasas 68]
    (Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
    (Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.) [Zümer 62, Mümin 62]

    Müfessirlerin şahı imam-ı Kadı Beydavi hazretleri bu âyet-i kerimeyi şöyle açıklıyor:
    (Hayrı, şerri, imanı, küfrü ve her şeyi yaratan ancak Allahü teâlâdır. Her şey Onun tasarrufu altındadır.)
    Bütün canlıların rızkı ancak Allah’a aittir. Allah o canlıların karar kıldıkları yerleri de, emaneten durdukları yerleri [ana rahmindeki hallerini] de bilir. Hepsi açık bir kitapta [levh-i mahfuzda] dır.) [Hud 6]

    (Yeryüzünde hiçbir olay ve başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta [levh-i mahfuzda] yazmış olmayalım. Elbette bu, Allah’a göre kolaydır.) [Hadid 22]
    Allahü teâlâ Ebu Leheb’in akıbetini Kur’an-ı kerimle bildirdi. Diğer insanlarınkini ise Levh-i mahfuza yazdı. İnsanların başlarına gelecek bütün işlerin levh-i mahfuzda yazılı olması onları o işleri yapmaya mecbur kılmaz. Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri, (Kader, ilim-i mütekaddimdir, cebr-i mütehakkim değildir) buyuruyor. Yani kader, Allahü teâlânın ezeli ilmi ile kullarının başına gelecek işleri bilmesi demektir. Yoksa başına gelecek şeyleri onlara zorla yaptırması demek değildir.
    Mektubat-ı Rabbanide buyuruluyor ki:
    İmam-ı a'zam hazretleri, imam-ı Cafer-i Sadık hazretlerine sordu:
    - Allah, insanların istekli işlerini, onların arzusuna bırakmış mıdır?
    - Hayır, rübubiyetini, [yaratmak ve her istediğini yapmak büyüklüğünü] aciz kullarına bırakmaz.

    - O zaman kullarına, işleri zorla mı yaptırıyor?
    - O adildir. Kuluna zorla günah işletip, sonra da Cehenneme sokmaz.

    - O halde, insanların, istekli hareketini kim yapıyor?
    - İşleri ne insanların arzusuna bırakmış, ne de kimseyi, o işleri yapmaya mecbur bırakmıştır. İkisi arası olagelmektedir. Yaratmayı kullarına bırakmadığı gibi, zorla da yaptırmaz.

    Mutezile’den Abdülcebbar Hemedani, Ehl-i sünnet âlimlerinden Ebu İshak İsferaini'ye sordu:
    - Allah, kötülüğü, günahı istemez ve yaratmaz. Bunları şeytan yaratmıyor mu?
    - Hayrı da, şerri de, her şeyi yalnız Allah yaratır. Başkası bir şey yaratamaz.

    - Allah kendine isyan edilmesini diler mi?
    - Allahü teâlâ, küfrü ve günahları dilemese ve yaratmasa, kul, zorla Ona isyan edebilir mi? Kul, irade-i cüziyyesi ile küfür, günah, kötülük yapmak ister. Allah da dilerse, onun istediğini yaratır.

    - Bir kimse hidayet istediği halde, Allah ona hidayet dilemese, ona kötülük etmiş olmaz mı?
    - Kulun hakkını vermemeyi dilemez, ama kendi hakkını almayı dilemeyebilir. Zerre kadar iyilik yapana karşılığını verir. Küfürden başka günahların çoğunu da affeder. Küfrü dilemesine gelince, Hak teâlâ âlimdir, ileride olacak her şeyi bilir. Hakimdir, her şeyin en iyisini yapar. Dilediği kuluna hidayet verir. Sapıklıktan dönmeyeceğini bildiği kulu da sapıklıkta bırakır. Bir âyet meali:
    (Dilediğini sapık yolda bırakır, dilediğine de, hidayet eder.) [Fatır 8]

    Allahü teâlâ, iyiliği ve kötülüğü, kulların irade etmesi, dilemesi ile yaratır. Kulun iradesi yaratmaya sebeptir. Müminler, irade-i cüziyyeleri ile imanı ve itaati dileyince, Allahü teâlâ da, diler ve yaratır. Kâfir, küfrü ve fasık, günahı dileyince, O da irade ederse, yaratır. Yalnız kulun dilemesi ile bir şey var olmaz. O da dileyince var olur. Allahü teâlâ dilemedikçe, bir sinek, kanadını kımıldatamaz. İnsanların yaptıkları bütün iyilikler ve kötülükler, hep Onun dilemesi ile oluyor. Kullar bir şey yapmak irade edince, O irade etmezse o iş olmaz. Var olmasını dilemediği şey, var olmaz. Var olursa, gücü yetmemek olur. Allahü teâlânın her şeye gücü yeter.

    Eshab-ı kiramdan bir zat, (Ya Resulallah, yaptığımız ve yapacağımız işler önceden takdir edilip yazıldığına göre, iş yapmanın ne önemi var) diye sual etti. Peygamber efendimiz, (Herkes, kendi işine hazırlanır) buyurdu. (Müslim, Tirmizi)

    Aynı suali soran Hz. Ömer’e de buyurdu ki:
    (Herkes önceden takdir edilmiş olan işlere hazırlanır. Saadet ehlinden olan, saadet için çalışır; şekavet ehlinden olan da şekavet için çalışır.) [Tirmizi]

    Aynı suali soran, başka birine de, Şems suresini okudu. İlgili kısmın meali şöyle:
    (İnsana iyilik ve kötülükleri [hayrı ve şerri] öğreten ve bu ikisinden birini tutmak için, ihtiyar [seçme hakkı, irade-i cüziyye] veren Allah’a and olsun ki, nefsini kötülüklerden temizleyen kurtuldu. Nefsini kötülükte bırakan, ziyan etti.) [Şems 7-10 Beydavi]

    İnsan, irade-i cüziyyesini kullanmakta serbesttir, mecbur değildir. Bu irade, iyiliğe kullanılırsa Allahü teâlâ iyilik, kötülüğe kullanılırsa, kötülük yaratır. (İrade-i cüziyye risalesi M.Akkermani
    Muhammed Masum-i Faruki hazretleri buyuruyor ki:
    Cebriyye fırkası, her şeyi Allah yaptığı için, insanlarda cüz’i irade, seçme hakkı yoktur diyerek, Mutezile fırkası da kaza ve kadere inanmayıp, doğru yoldan ayrılarak bid’at ehli oldular. Biri ifrata, diğeri tefrite düştü. İkisinin arasında kalan doğru yolu bulmak, Ehl-i sünnet âlimlerine nasip oldu. (2/83)

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    K.Kerim'de müteşebih ayetlerin varlığı konusunda icma vardır dense yeridir.
    itiraz eden arkadaşların neye itiraz ettiğini anlayamadım.
    belli arkadaşlara karşı önceki toiklerde sürdürülen muhalefet sırf mühalefet olsun diye burda da sürdürülmek istenmiş gibi bir hava var.

    rica ediyorum biraz daha ilmi bir hava oluşturma gayreti içinde olalım.
    kimse kimseyi fikirsel bazda ithamlarıyla altetmiş olmayacak nihayetinde.
    iman gibi ancak Allah'ın bilebileceği durumlarda ithamları ise hiç anlayamıyorum.
    bu kadar Kuran meali yazan arkadaşlar hangi Kuran ayetine dayanarak kendilerinde böyle bir güç görebiliyor anlayabilmiş değilim. Sözleriniz, Allah ı bağlamayacak, nasıl insanları küfre girmekle itham edebiliyorsunuz. ne yapıyorsunuz siz? fikrinizi kabul ettirebilme gayreti böyle bir riske girmeye değecek mi yani?
    Allah a ve Hz. Muhammed'e sav. inanan insanların -birbirlerinin de inandıklarına bilmesine rağmen- ilginçtir dinden çıkmakla, küfre girmekle itham edebiliyor.
    özellikle dabbetülarz kardeşim bu metodu son zamanlarda sıklıkla kullanıyorsun. Şahsen; uslubun anlatılan değerli fikirleri değersizleştirebileceğini düşünüyorum. Özellikle Mehdi konusunda sana katılmadığımı belirtmekle birlikte diğer arkadaşlar gibi sert bir uslup kullanmadım. Ama son bir rica ile "dinen de uygun olmayan" şu tekfir etme olayına bir son vermeni özellikle rica ediyorum.

    bu ricamı bir editör olarak değil de bir din kardeşiniz olarak görmenizi tercih ederim.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  9. #9
    alpar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-05-2005
    Mesajlar
    151
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    Kur’anda her şey açık değildir

    Kur’an-ı kerimde her bilgi vardır. Ancak açık değildir.

    Kuran'da Herşey Açıklanmıştır

    Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)

    Allah tüm insanların karanlıklardan nura çıkmaları için her konunun açıklamasını ve çözümünü Kuran'da bildirmiştir. Nahl Suresi'nde Rabbimiz Kuran için şöyle buyurmaktadır:

    Biz Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)

    Enam Suresi'nde ise, "... Biz Kitap'ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır." (Enam Suresi, 38) şeklinde bildirilmiştir. Kuran'da herşey en mükemmel, en hikmetli ve en özlü şekilde açıklanmıştır. Bu, Allah'ın kullarına olan rahmetinin bir tecellisidir.

    Allah, gerçek imanın şartlarını, insanların dünyadaki ve ahiretteki yaşamlarına ilişkin pek çok konuyu, iman sahibi bir insanın nasıl bir ahlaka sahip olması gerektiğini ve bir insana hayatı boyunca yol gösterecek birçok konuyu bizlere Kuran'da detaylı olarak bildirmektedir. Allah ayrıca, Kuran vasıtasıyla bize Kendisini tanıtır, tüm kainatı yoktan var eden, alemlerden müstağni, tüm eksikliklerden münezzeh, herşeyden haberdar olan, gizlinin gizlisini gören, işiten olduğunu bize ayetlerle açıklar

    Bunun yanı sıra Kuran'da, insanların niçin ve nasıl yaratıldıkları, nasıl bir hayat sürerlerse Allah'ın rızasını kazanabilecekleri, ibadet şekilleri, güzel ahlakın tarifi, beden ve ruhça sağlıklı olmanın yolları, zor anlarda ve beklenmedik durumlarda alınması gereken önlemler, çeşitli insan karakterleri detaylı olarak açıklanmıştır. Ayrıca bilimsel gerçeklere işaret eden ayetler, günlük hayata ve toplumsal sorunlara dair bilgiler, kıyamet günü, cennet ve cehennem gibi daha pekçok konu hakkında bilgiler verilmiştir. Yani Kuran'da bir insanın yaşamının her anında gereksinim duyacağı temel bilgilerin tümü mevcuttur. Ayetlerde şu şekilde bildirilir:


    Böylece Biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur. (Taha Suresi, 113)

    Andolsun, bu Kuran'da her örnekten insanlar için çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)

    Andolsun, bu Kuran'da insanlar için biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk... (Kehf Suresi, 54)


    Kuran'da insana, Allah'ın hükümlerini kayıtsız şartsız kabul etmesi, sadece Allah'ı dost ve vekil edinmesi, hayattaki tek amacının Allah'ın rızası, rahmeti ve cenneti olması gerektiği bildirilir. Kuran ayetlerinde bildirildiği gibi bir hayat süren insan için tek ölçü Kuran, izlenecek tek yol da Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in yoludur. Kuran'da gerçek Müslümanların her dönemde içinde yaşadıkları toplumun batıl dininden kopup, katıksız olarak Allah'a ve O'nun emirlerine yöneldiklerinden bahsedilir. Örneğin Kuran'da, yaşadıkları toplumun batıl dinini kabul etmedikleri için kınanan ve ölüm tehdidi altında kalarak bir mağaraya sığınan salih gençlerin durumları Kehf kıssasında haber verilir. (Kehf Suresi, 13-16) Kuran'ın başka ayetlerinde de Hz. Yusuf'un katıksızca Allah'a ve O'nun emirlerine yönelmesi iman edenlere örnek olarak verilir:

    ... Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terk ettim. Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil... (Yusuf Suresi, 37-38)

    Elbette ki içinde yaşadığı toplumun batıl dininden kopup ayrılmak demek, manevi olarak bu dinin mensuplarından kopmak anlamındadır. Bir diğer deyişle onların Allah'ın hak dini olan İslam'ın dışındaki ibadet şekillerini, inançlarını, değer yargılarını, düşünce yapılarını, ahlak anlayışlarını, gelenek ve adetlerini, davranış şekillerini, konuşma üsluplarını benimsememeleri, kendilerine temel kaynak olarak Allah'ın vahyini ölçü almalarıdır.



    Allah Kendisi'ne kulluk edenlere din olarak İslam'ı seçip beğenmiş, başvuracakları rehber olarak Kuran'ı indirmiş, Peygamber Efendimizin hayatını da örnek kılmıştır. Tek doğru ve hak yol, Allah'ın yoludur. Allah'ın Kuran'da bildirdiği yollar dışındaki tüm yollar batıldır, yanlıştır. Ve yalnızca hurafelere, bidatlara ve zanlara dayalıdır. Dolayısıyla insan ancak Kuran ayetlerini kendisine tek ölçü olarak aldığı, Allah'ın buyruklarını titizlikle yerine getirdiği, her an O'nun rızasını kazanacak salih amellerde bulunduğu ve kendisine Peygamber Efendimizi örnek aldığı takdirde Allah Katından güzel bir karşılık umabilir.


    Kuran'da bildirildiği gibi Allah'ın sözleri "tastamamdır" ve ancak Kuran'ı ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini kendisine rehber edinen bir insanın en doğru ve en gerçek bilgilere ulaşması mümkündür. Allah'tan başka bir "hakem" olmadığı Kuran'da şöyle haber verilmiştir:

    Allah'tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (Enam Suresi, 114-115)

    Peygamberimiz Hz. Muhammed de kavmine, başvurulması gereken tek kaynağın Kuran olduğunu söylemiştir. Peygamberimiz (sav) bazı hadis-i şeriflerinde Müslümanlara şu öğütlerde bulunmuştur:

    "Kuran'a sımsıkı bağlı olunuz ve Onu kılavuz ve rehber edinin. Zira O, Alemlerin Rabbi'nin kelamıdır. Ondandır ve O'na döner. (Sizi de Ona çeker.)" (Ramuz El-Ehadis, 2. cilt, s. 317, no. 10)

    Ve yine buyurdu: "Bu kalpler demir gibi pas tutar." Ne ile pası çıkarılır ya Resullullah?" dediler. Buyurdu ki: "Kur'an-ı Kerim okumakla ve ölümü hatırlamakla" (Beyhaki) Yine buyurdu: "Ben giderim ve size iki vaiz bırakırım, daima size nasihat verirler. Biri konuşarak söyler, diğeri susarak: Konuşan vaiz Kuran-ı Kerim'dir. Susan vaiz ise ölümdür." (İmam-ı Gazali, Kimya-yı Saadet, s. 141)

    Allah'tan başka ilah olmadığına ve Benim O'nun elçisi olduğuma şehadet ediyorsunuz değil mi? Öyle ise müjdeler olsun. Bu Kuran öyle bir iplik ki, bir ucu Allah'ın elinde, bir ucu da sizin elinizdedir. Ona yapışınız. Ondan sonra dalalet ve tehlikeye asla düşmezsiniz. (Ramuz El-Ehadis, 1. Cilt, s. 7, no.4)

    http://www.harunyahya.org/imani/rehber3.html#7
    !!!! YANLIŞ BİLGİ FELAKET KAYNAĞIDIR. Herişin evvela HAKİKATİNİ ARAŞTIR VE ÖĞREN; sonra tartışmasını istediğin gibi yap!!! 1. si VİCDANINA, 2. si İLİM ve irfanına dayanır...

  10. #10
    shabab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-03-2006
    Mesajlar
    65
    Karizma Gücü
    0
    kurani kerimde her ayetin manasinin acik olmamasi ,herseyin aciklayicisi olusunu örtmez ki

    bilip bilmeden konuya balikla girmeyin ,hasa yanlis istemedende olsa ayeti inkar edersiniz Allah korusun

    Elif, Lâm Mîm, Âl-i İmran 1

    buyrun bu size özeti

    Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez. Âl-i İmran 7

    yetermi cevap yerine vardimi


    fakat suda var kurani kerimi herkes anlayamaz su an alim gördügüz insanlar bile tam olarak anlayamiyorsa bu sizin tartismanizin aslinda bir anlami olmadiginin göstergesidir

    eger hala iddanizda kararli iseniz benim actigim bir topicdeki ayeti kerimelerin ne oldugunu ve ne yapilmasi gerektigini orda yazin ,eger o yani kuran tam anlasilsa ide 1.5 milyar su an abd ve diger batili kafirler tarafindan sömürülmezlerdi

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Attilâ İLHAN da “Türkiye’de basın Türk değildir!” demişti
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde Dostluk ve barış tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 02.08.11, 18:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •