Küfür ehli İslâmı ve müslümanları kabul etmemiş, her zaman İslâmın ve müslümanların karşısında olmuş, hep tuzak kurmuş, dost olmamış, bilakis düşmanlık yapmıştır.
En büyük düşmanlığı yüzyıllar boyu İslâm�ın sancaktarlığını yapan bu necip millete yapmışlardır. Zamanında Osmanlı�yı yıkmak, yutmak için çevirdikleri entrikaların bir benzerini bugün de çevirmek istiyorlar. Dinimizi, vatanımızı paymal etmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Zira küffar İslâm�a ve müslümanlara karşı düşmanlıktan hiçbir zaman vazgeçmez. Vazgeçmemişlerdir, vazgeçmeyeceklerdir.
Çünkü Allah-u Teâlâ Kur�an-ı kerim�inde şöyle buyuruyor:
Birbirine hasım iki zümre.� (Hacc: 19)
Allah-u Teâlâ bize küfür ehlini tanıtıyor.
Eğer onların güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler.� (Bakara: 217)
Nitekim küffar milletleri bir kaz gibi senelerce bizi yoldular. Hem alay ettiler, hem de yoldular. Ellerinden gelse yolmaya devam edecekler ama artık yolunacak tüy kalmadı ki yolsunlar.
Alay ettiler ettiler, sonra da defettiler.
Amma bunca taviz ve bunca tâzim ne olacak?
Ve fakat biz bunların hepsini zamanında bildirmiştik.
Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime�sinde buyurur ki:
Yeryüzünde mütevâzi ol. Söz söylerken yavaş sesle söyle! Şüphesiz ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.� (Lokman: 19)
Küffara karşı vakur müslümanlara karşı mütevâzi olmak müslümanın vasfıdır. Hiçbir ikazı dinlemeyen, hak ve hakikati duyurmak isteyenleri mütekebbirâne bir şekilde bastırmaya çalışan, buna mukabil küffara karşı dostluk ve tevazu gösteren bir kimsenin yeryüzündeki en çirkin bir sesin sahibi olduğu şüphesizdir.
Halbuki Hazret-i Allah bize küffarı tanıtmıştı. Onlar düşmandır:
Şüphesiz ki kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.� (Nisâ: 101)
Bu ilâhî buyruklar, kâfirlerin müslümanlara düşmanlıkta ne kadar ileri gittiklerini, bâtıl inançlarında ne derece katı davrandıklarını, düşmanlıklarının sürekliliğini bildirmekte, müslümanları dinlerinden çeviremedikleri sürece bu savaşlara ara vermeyeceklerini beyan etmektedir.
Sen onların dinine uymadıkça ne yahudiler ne de hıristiyanlar aslâ senden hoşnut olmazlar.� (Bakara: 120)
İşte görüyorsunuz, hoşnut oldular mı? Olmadılar. �Olmazlar.� Bunu Hazret-i Allah buyuruyor, biz söylemiyoruz. Avrupa Birliği�ne girmek için ne istedilerse verildi. Küffar sözünde durdu mu? Bizden hoşnut oldu mu? Hayır!
Bu dostluk kuranlar, küffara yaranmaya çalışanlar Hazret-i Allah'tan daha mı iyi biliyorlar?
Allah düşmanlarınızı sizden çok daha iyi bilir.� (Nisâ: 45)
Biz Hazret-i Allaha iman ediyoruz ve ona teslim olmuşuzdur.
Gerçek bir dost olarak da Allah size yeter, hakiki bir yardımcı olarak da Allah size yeter.� (Nisâ: 45)
Bunlar kimin dostluğunu arıyorlar? Küffara teslim olanların Hazret-i Allah ile ne ilgisi olabilir?
Bunca ilâhî beyan ortada iken, küffar istihzâ ile bizi başından defetmeye çalışırken yapılan tâzim ve tavizler ne olacak?
Onlar müminleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Bilsinler ki şeref ve kudret tamamen Allah�a âittir.� (Nisâ: 139)
Binaenaleyh bu küfürde izzet ve şeref arayanlar onlardan olsun! Amma bunu İslâma atfetmesinler. İslâm bunu reddeder.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

