• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    Tandogan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-12-2005
    Mesajlar
    2,112
    Karizma Gücü
    0

    Diyanet İşleri Başkanı : İslam Rejim Değildir!..

    Diyanet İşleri Başkanı : İslam Rejim Değildir!..


    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu , karikatür krizinin Batı'daki İslam karşıtlığını ortaya çıkarırken İslam dünyasının ruh halinin de bozuk olduğunu gözler önüne serdiğini söyledi. Prof. Bardakoğlu, Fethullah Gülen 'le aynı karede yer almadıklarını, İslamın hiçbir uluslararası projenin bir parçası olamayacağını vurguladı ve ''İslamiyet bir siyasal rejimin adı değildir'' dedi. Prof. Bardakoğlu, cemevinin bir gerçeklik olduğunu, ama caminin alternatifi olarak görmediklerini belirtti.

    Karikatür krizi, İslam dünyasıyla Hıristiyan dünyası arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. İşi medeniyetler çatışmasına vardıran oldu. 3-4 aydır devam eden karikatür sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    * Karikatür krizi artık sosyal bilimci gibi davranmamızı ve olayların arka planını tahlil etmemizi gerektiriyor. Karikatür krizi kendiliğinden spontane, tesadüfen ortaya çıkmış bir yanlışlık, münferit bir olay da değil. Bunun arkasında çok tarihi derinliği olan bir yanlış zihniyet de var.

    Şimdi tabii ortaçağda kalması gereken o dinler arası kavga, gerilim, birbirini rakip görme, birbirini yok etme mücadelesi ve haçlı seferleri zihniyeti artık bu çağda sona ermeli.

    Bilimde, teknolojide ilerleme Batı'ya bir özgüven kazandırdı. Bu özgüven din alanına da sirayet etti ve Batılı kendini bütün insanlar için model toplum olarak görmeye başladı. Özgüven, Batı'nın giderek kibire dönüşen anlayışına hizmet etti. Toplumları çok geri kalmış, az geri kalmış diye ayırdı, hep Batı'nın kendi modelini, kendi hayat tarzını esas aldı. Antropoloji de buna hizmet etti. Bu din alanında da benzeri bir anlayışı besledi.

    Bunlara güvenlik kaygılarını da eklemiş görünüyorlar...

    * Tabii 11 Eylül'den sonra Madrid, Londra olaylarından sonra Batıda güvenlik kaygısı ile öteden beri derinden gelen İslam karşıtlığı birleşti.

    Bu karikatür krizinin arkasında uzun bir tarihi geçmiş var, zihniyet bulanıklığı var. Ben bütün bunlardan sonra Batı'yı bütünüyle suçlamak gibi bir yanlışlığa düşmek istemem. Bu zihniyet bulanıklığını da tamamen Batı'ya mal etmiyoruz, suçlamıyorum ama Batıda bu damar azaldı, çoğaldı, hiç eksik olmadı ve 11 Eylül olaylarından sonra Ortadoğu'daki kargaşadan sonra bu daha çok zemin buldu. Demek ki bu haklı bir endişeymiş gibi kamuoyu oluştu.

    Aktardığınız derinlik bağlamında karikatür olayına verilen tepkiyi nasıl görüyorsunuz?

    * Batı'da ötekini anlama ve zihniyet bulanıklığını giderme noktasına gelmediğimiz sürece, karikatür yanlışlığı gibi yanlışların olması kaçınılmaz. İslam dünyası buna karşı haklı olarak tepki gösterdi, bu doğrudur. Ama İslam dünyası tepkisini makul, meşru zeminde göstermelidir. Şiddete bulaşmadan göstermelidir. Türkiye'de genelde böyle oldu. Üzüldüğümüz, Trabzon'da bir papazın öldürülmesi oldu. Tabii bunu doğrudan karikatür kriziyle ilişkilendirmemiz zor. Ama bize şu açıdan üzüntü veici oldu: Bir din adamı ilk defa Türkiye'de mabette öldürüldü ve asırlardır yaşattığımız, övünç duyduğumuz tolerans, hoşgörü, barış içinde birlikte yaşamak, ötekine saygı geleneğimiz biraz gölgelenmiş oldu.


    İSLAM DÜNYASININ RUH HALİ BOZULDU

    Batı'daki bir eğilim de, İslama farklı roller biçmek değil mi? Örneğin ılımlı İslam gibi...

    * Gayet güzel sordunuz. Batı'nın bu adam etmeci üstten bakan tavrının ve uluslararası stratejileri, uzun vadeli çıkar hesaplarının ürünü olarak birkaç şey var. Ortadoğu ve İslam dünyasına uzanan eller ve onun üzerinde cereyan eden planlamalar, hesaplamalar eksik olmadı. Bu anlamda Batı'yı eleştirdik ama, şu anda İslam dünyasının da ruh hali bozulmuş durumda. Yani Irak'taki mezhep çatışmaları, kanlı trajediye dönüşen olaylar, kargaşa, bardağın taşmaya başladığını gösteriyor. Bardak artık en küçük damlada taşıyorsa, demek ki bardak dolmuş ve bir dizi yanlışlar var.

    Tabii Diyanet İşleri Başkanlığı olarak müteaddit defalar dedik ki, ılımlı İslam gibi tabirleri doğru bulmuyoruz. İslam tek bir dindir. İslamı siyasi bir rejim olarak algılama ve tanıtma çabaları ve gayretleri doğru değildir.

    İslam siyasi bir rejim değildir diyorsunuz ama, içte ve dışta bunun dışında hareket eden eğilimler yok mu?

    * İslam bir dindir. İslam siyasi bir rejimin adı değildir. Din olarak algılanmalı ve sunulmalıdır. Onun için radikal İslam, ılımlı İslam gibi tabirleri doğru bulmuyoruz.

    Örneğin Büyük Ortadoğu Projesi'nin içinde de konuşuldu...

    * Evet, çok konuşuldu, biz Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) olarak Cumhuriyetin temel ilkelerine, laikliğe, Atatürkçülüğe bağlı olduğumuz gibi, laikliği sadece ulusal laiklik diye değil, uluslararası siyasetin dışında kalmayı da yine kendimize, kurumumuza, dinimize saygının gereği görüyoruz.

    Onun için biz ulusal siyasetin, uluslararası siyasetin dışında kaldık. Büyük Ortadoğu Projesi gibi uluslararası projelerin ucundan kenarından hiçbir zaman bir yerinde yer almadık, alamayız da. Bizim dikkat ederseniz misyonerlikle ilgili eleştirimiz de bundandır.

    Din adamı ve din kurumları ulusal ve uluslararası stratejilerin, hesapların, planlamaların dışında kalmalıdır. Bırakın siyasetçiler, devlet adamları kendi hesaplarını yapsınlar, kendi kavgalarını yapsınlar, kendi çıkar ilişkilerini denkleştirsinler. Ama din din olarak anlatılsın, din olarak yaşansın.

    Din kurumu uluslararası siyasetin içine girince yıpranmaya başlıyor.


    CEMEVİNİ REDDETMİYORUZ

    DİB'nin birleştiriciliğinden söz ettiniz. Alevi yurttaşların bu konuda kaygıları var. DİB'de temsil edilmediklerini düşünenler var. Buradan hareketle, kimileri DİB kaldırılsın diyor, kimileri de herkesi temsil etsin diyor. Siz bu yaklaşımlara ne diyorsunuz?

    * Türkiye'de DİB olmasın diyenler aslında iki uçta yer alanlardır. İkisinin de ne dediğini, ne istediğini görürsek DİB'in niçin olması gerektiğini, Cumhuriyetin bu önemli projesinin ne anlama geldiğini, önemini daha iyi kavrarız. Aslında DİB, vatandaşlık esasına göre hizmet sunan bir yapıda oluşmuş.

    DİB bir mezhebin başkanlığı olmamalı. Onun için biz DİB'nin Sünni bir kuruluş ve kurul olmadığını ısrarlı bir şekilde söylüyoruz. Sünni bir kurum değiliz. Genel anlamda en büyük ayrışma Sünni dünya ile Şia dünyası arasındadır. Yani İran merkezli anlayış ile diğer İslam coğrafyası arasında tarihte yaşanmış ve hâlâ izleri devam etmekte...

    Ama Alevilik, Şia kanadında yer alan bir oluşum değildir. Türkiye'deki Alevilik, Şia grubunda yer alan bir kanat, bir yol değildir. Alevilik, İslamın bilhassa Anadolu'da İslam içi bir inanç ve dini pratik, mistik ve kültürel zenginlik olarak ortaya çıkmıştır. İslamın içindedir, İslamın dışında asla değildir. İslamın dışında asla gösterilmemelidir.

    Hazreti Ali sevgisi ortak paydalardan bir tanesidir ama şimdi Alevilik bilhassa Osmanlı'nın orta dönemlerinden itibaren bir bakıma kültürel ve mistik özellikleri ön plana çıkan, onun için de mezhepten çok mistik karakteri ağır basan bir inanç ve dini gelenek şeklinde ortaya çıkmıştır. İnanç oluşumu, bir İslam içi inanç farklılaşmasıdır. Dini gelenek farklılaşmasıdır.

    Sizin deyiminizle bu farklılaşmayı kucaklıyor musunuz?

    * DİB mademki laiklik esasına göre hareket ediyor, onları da elbette kucaklamalıdır. Mademki laik vatandaşlık esasına göre istihdam politikası izliyor, istihdam politikasında da, sunduğu hizmette de herhangi bir mezhebi esas alamaz. Birçok sınavımızı ÖSYM yapar, KPSS sınavı açılır, buna göre elemanları istihdam ederiz. Kimin ne kadar dindar olduğunu, kimin namaz kılıp kimin kılmadığını takip de etmeyiz. Şimdiye kadar DİB'nin Alevi kardeşlerimizi şu veya bu kesimi kucaklamakta, bunlara hizmet götürmekte bir kusuru olmuşsa onları biz bilemeyiz. Her şeyi mükemmel yaptık gibi bir iddiaya sahip değiliz. İnanç oluşumlarını mezhep ve meşreplere göre yapmamalıyız. O kapıdan girdik mi artık hangi kapıdan çıkacağımızı bilemeyiz.

    - Somut durumlarla konuyu açmak gerekirse, örneğin cemevleri sizin hizmet sahanıza giriyor mu?

    * Cemevlerine biz DİB olarak hiç karşı olmadık, cemevlerini kınayan, cemevlerine eleştirel bir yaklaşımımız hiç olmadı. Biz cemevlerini yaşatılması, korunması gereken bir zenginlik olarak gördük.

    Ancak cemevlerini caminin alternatifi olarak tanıtmayı da doğru bulmuyoruz. Sünniler namazını camilerde kılar, Aleviler cemevinde ibadetini yapar şeklinde bir ayrışmayı da doğru bulmuyoruz. Cami hepimizin ortak ibadet yeridir. Ama cemevleri de camiye ilave olarak camiden sonra yer almalıdır.

    Tarihimizde dikkat ederseniz cemevlerinin olduğu yerde camiler de vardır, camide namaz kılmışlardır, cemevinde niyaz yapmışlardır. Yani onun için de madem bir cemevi var, o halde cami olmasın değil, cami olsun ama cemevi de olsun. Camide namazınızı kılın, ihtiyaç duyuyorsanız cemevinde de niyazınızı yaparsınız. Biri diğerine engel değil.

    Hakimiyeti Milliye
    Her başarı ilk başta bir hayaldi. En büyük çınar bir dalda, en güzel kuş bir yumurtada saklıdır. Hayaller de gerçeklerin tohumu ve yumurtasıdır.
    D.Carnegie

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    13-03-2006
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    0
    burda yazıya katılıyorum yanlızca şu dikkatimi çekti karikatür krizi gerçi fazla bir rağbet görmedi ortalık daha fazla bulanmadan önlendi demekki ufak tefek yanlışlar düzeltilir cem evleri ve camilerde ayrı bir konumu oluşturmamalıdır. alevisi sünnisi kopuşmalara meydan vermemek için direndiler çünkü türkiye bu konuma sahip olmamalı günümüz şii ve sünniler gibi ırakta yaşanan olaylar gibi evet doğrudur islam bir rejim olmamalı rejim kopuk bir anlayışın mühürüdür bu mühür vurulduğunda silinmez islam özgür kılınan anlayışlarda ne laik nede siyaset aracı yapılmamalı özellikle terör guruplarına malzeme olmamalıdır. islamı din dışına rejimdiye yaftalanmamalı bu görüşte olanları uyarılmalıdır.

  3. #3
    Tekbir adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-03-2006
    Mesajlar
    83
    Karizma Gücü
    0
    Bence saçmalamış..Ne yani şimdi Kuranda Allahın indirdikleriyle hükmedeceksiniz derken acaba siyasi olarak hükmedemessiniz..devlet işlerinde kendiniz kurallar koyun diye bi ayrım var mı..varsa ben görmedim ,duymadım bilmiyorum..

  4. #4
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Tekbir tarafından gönderildi.
    Bence saçmalamış..Ne yani şimdi Kuranda Allahın indirdikleriyle hükmedeceksiniz derken acaba siyasi olarak hükmedemessiniz..devlet işlerinde kendiniz kurallar koyun diye bi ayrım var mı..varsa ben görmedim ,duymadım bilmiyorum..
    güzel bir noktaya değinmişsin sormayayım dedim ama al bendende aynı soru

  5. #5
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Din adamı ve din kurumları ulusal ve uluslararası stratejilerin, hesapların, planlamaların dışında kalmalıdır. Bırakın siyasetçiler, devlet adamları kendi hesaplarını yapsınlar, kendi kavgalarını yapsınlar, kendi çıkar ilişkilerini denkleştirsinler. Ama din din olarak anlatılsın, din olarak yaşansın.
    Din kurumu uluslararası siyasetin içine girince yıpranmaya başlıyor.

    konunun özü burada net anlatılmış.

    "Diyanet İşleri Başkanı Saçmalamış" diyerek fütursuzca saçma fikir belirten arkadaşlara sesleniyorum..!

    Uzağa bakmayın hemen etrafınıza bir bakın. Dinle yönetilmeye çalışılan ve kan revan içinde batılıların oyuncağı olan diğer islam ülkelerine bakarak Diyanet İşleri Başkanımızın ne kadar doğru söylediğini anlarsınız..
    İslam tabiki rejim değildir.. yok eğer rejimdir derseniz topraklarınızda bir tane bile gayrimüslüm barındırmamanız gerekir.. yoksa kanunen rejime uymayan cezalanacaktır. buda ülkeyi iç savaşa kötürür.. örnekleri ise her islam ülkesinde mevcut.

    o nedenle saçmalamış derken ne demeye çalışıyorsunuz?

    Yada, siz Bu ülkeler gibi mi olmamızı istiyorsunuz?
    Ülkenin otoritesine ve bu otoritenin diyanet İşleri Başkanına "saçmalamış" diyerek hangi ülkenin veya bölücü-yıkıcı tarikat tayfasının fikrini belirtmeye çalışıyorsunuz.??
    Rejim düşmanlığını artık satır aralarında alanen ylapmaya başladınız.. Ama yakındır Allah sizin gibi düşünenlerin cezasını öncedende verdiği gibi gene verecektir.

  6. #6
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı NO_ESCAPE+ tarafından gönderildi.
    Din adamı ve din kurumları ulusal ve uluslararası stratejilerin, hesapların, planlamaların dışında kalmalıdır. Bırakın siyasetçiler, devlet adamları kendi hesaplarını yapsınlar, kendi kavgalarını yapsınlar, kendi çıkar ilişkilerini denkleştirsinler. Ama din din olarak anlatılsın, din olarak yaşansın.
    Din kurumu uluslararası siyasetin içine girince yıpranmaya başlıyor.

    konunun özü burada net anlatılmış.

    "Diyanet İşleri Başkanı Saçmalamış" diyerek fütursuzca saçma fikir belirten arkadaşlara sesleniyorum..!

    Uzağa bakmayın hemen etrafınıza bir bakın. Dinle yönetilmeye çalışılan ve kan revan içinde batılıların oyuncağı olan diğer islam ülkelerine bakarak Diyanet İşleri Başkanımızın ne kadar doğru söylediğini anlarsınız..
    İslam tabiki rejim değildir.. yok eğer rejimdir derseniz topraklarınızda bir tane bile gayrimüslüm barındırmamanız gerekir.. yoksa kanunen rejime uymayan cezalanacaktır. buda ülkeyi iç savaşa kötürür.. örnekleri ise her islam ülkesinde mevcut.

    o nedenle saçmalamış derken ne demeye çalışıyorsunuz?

    Yada, siz Bu ülkeler gibi mi olmamızı istiyorsunuz?
    Ülkenin otoritesine ve bu otoritenin diyanet İşleri Başkanına "saçmalamış" diyerek hangi ülkenin veya bölücü-yıkıcı tarikat tayfasının fikrini belirtmeye çalışıyorsunuz.??
    Rejim düşmanlığını artık satır aralarında alanen ylapmaya başladınız.. Ama yakındır Allah sizin gibi düşünenlerin cezasını öncedende verdiği gibi gene verecektir.
    rejim düşmanlığı birazdan söyleyeceğin sözde atatürk düşmanlığı ondan sonrada ülke elden gidiyor bu kelimeler olmadı

    nur suresi mealen

    24/2. Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.
    24/3. Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, müminlere yasak edilmiştir.
    24/4. İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir.

    bunları uygula diyen Allah yok ben uygulamam diyen insan şeytan ademe secde et dendi etmem diyerek şeytan oldu.biz Allah'a senin yap dediğini yapmam senin indirdiğin beni ilgilendirmez diyerek ne oluyoruz acaba

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Diyanet İşleri Başkanı: 'Yeter ki gönül dünyamızın fayı sağlam olsun'
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde Culinary tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 28.10.11, 19:18
  2. İslam’da reform: İslam = türban
    2006 Konuları bölümünde dana22 tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 28.02.06, 07:40
  3. Diyanet, Papa’yı dinlemeye gelen Katolik gençlere İslam’ı anlatıyor
    2005 Konuları bölümünde selcuktr61 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 18.08.05, 18:01
  4. Diyanet İşleri Çanakkale Zaferi İle İlgili Hutbesinde Atatürk'ün Adı Hiç Geçmiyor
    2005 Konuları bölümünde İzmirin_Kartalı tarafından açılmış
    Yanıt: 45
    Son Mesaj: 22.03.05, 13:04

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •