Bir düşünce atkının, eyleminin, yani yargının sonucu formal bilgidir. İki kavramın birbirine bağlanması ise bir yargıdır: Özne – Yüklem kavramları. Kant’tan başlayarak düşünen özneye daha çok önem verilmesi, yargıya tanınan özerkliğin kuşkuyla karşılanmasına yol açtı: yargı, bir alta koyma işlemine dönüştü ve bu altakoyma işlemiyle, duyusal ya da sezgisel nesneler, aklın denetimi altına girmiş oldu. Bununla birlikte bütün bilgilerimizin aynı değere sahip olduğu da söylenemiyordu. Aralarındaki farkı anlamak için analitik yargıları sentetik yargılardan ayırt etmek gerekti ve bu ayrım, özneyle yüklem arasındaki ilişkiye bağlı olarak belirlendi: Bütün yargılarda, bir öznenin bir yükleme bağlantısı söz konusudur; bu bağıntı iki biçimde olabilir: ya B yüklemi ya A öznesine aittir, yani A kavramında içerilmiş her hangi bir şey gibidir; ya da B, A kavramının bütünüyle dışında olmakla birlikte, gene de onunla bağlantılıdır. Birinci durumda yargı analitik, öbüründe ise sentetik olur.