Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’ndeki 10 yılını değerlendiren İktisatçı Mustafa Sönmez, Türkiye’nin, AB dışı ülkelerin, özellikle de Çin ile Hindistan’ın yıkıcı rekabetine karşı Gümrük Birliği yüzünden bir şey yapamadığını bildirdi.
İktisatçı Mustafa Sönmez, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği yaptığı son 10 yıllık dönemi değerlendirdi. Gümrük Birliği’nin, özellikle son 5 yıldır Türkiye’nin aleyhine işlediğini belirten Sönmez, Türkiye’nin AB’ye ihracatının son 10 yılda 8 milyar Euro’dan 31 milyar Euro’ya, ithalatın 12 milyar Euro’dan 39 milyar Euro’ya, dış ticaret açığının da 4 milyar Euro’dan 8 milyar Euro’ya çıktığını vurguladı. On yılda Türkiye’nin AB’ye ihracatının 3.8 kat, ithalatının ise 3.2 kat arttığını ve açığın da ise 2 katına çıktığını belirten Söönmez AB ile dış ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranının da yüzde 66’dan yüzde 78’e tırmandığını bildirdi.
Bu dönemde AB dışında kalan ülkelerle dış ticarete bakıldığında ise ihracatın 3.6 kat, ithalatın da 3.9 kat arttığına, dış ticaret açığının 5.3 kat büyüdüğüne dikkat çeken Sönmez, şunları söyledi: "Hata! Yer İmi tanımlanmamış.Bu resme bakınca, 10 yılda Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde ihracatını daha çok artıran taraf olduğu, buna karşılık AB dışı ülkelerle ticarette Türkiye’nin daha ithalatçı bir ülke olduğu izlenimi edilmektedir. Bu durumu ’Türkiye Gümrük Birliği’nin kazanan tarafı olmuştur’ diye yorumlayanlar vardır. Görüntüye aldanmamak gerekir. AB ile dış ticarette daha ihracatçı bir ülke durumuna geçmek, AB’ye ihracatımızı daha çok artırmış olmamız matah bir sonuç değildir. AB dışı ülkelerle dış ticarette neden daha ithalatçı durumuna düştüğümüz sorusunun yanıtı da AB’nin "tedarikçisi" (ihracatçısı) olmamızla ilgilidir. Türkiye, özellikle son yıllarda AB dışı ülkelerle, Çin ile Hindistan ile olan dış ticaretinde, onların yıkıcı rekabetine karşı bir şey yapamıyor. Çünkü GB’ye göre, AB, bu ülkelere ne tarife uyguluyorsa Türkiye de ona uyuyor. AB, Asya girişli ithalata dayanıklı ve toleranslı. Ya Türkiye? Türkiye, aynı ücret malı ürünleri üreten bu ucuz emek ülkelerine karşı rekabet edemiyor ama gardını da alamıyor, çünkü GB elini kolunu bağlıyor. Türkiye gardını alamadığı gibi, bu ülkeler, AB üyesi olmayan Türkiye’ye karşı çok daha yüksek koruma oranları da uygulayabiliyorlar."
UCUZ KUR
Bu manzaranın üstüne bir de ucuz kur politikasının bindiğini belirten Sönmez, "Türkiye, sözde sanayi ürün ihracatçısı ama sanayi ürün ihracatı ile imalat sanayinin büyüme tempoları aynı değil. Aralarındaki kayış iyice zayıflamış, ihracat, sanayiyi harekete geçirmiyor. Sanayici birçok girdiyi ithal edip içeride ucuz emekle son ürün haline getirip çoğunu da AB’ye satıyor. AB’ye karşı ihracatçı görünüyor ama Asya’nın ithalatçısı aslında. Bunu yaparken kendi ara malı sanayicisini, iplikçisini, kumaşçısını, onların yanında çalışan işçileri işsiz bırakıyor" dedi.
Mustafa sönmez ülkenin ayakta kalmış ve kalmaya niyetli sanayicilerinin hükümetten vergi medeti ummak yerine, sanayiye yıkıcı etki yapan ülkelere AB’nin dayattığı gümrük tarifelerini uygulamak zorunda bırakan Gümrük Birliği’ni masaya yatırmalarında yarar bulunduğunu söyledi.
Sönmez üzerine cesaretle yürünmesi gereken ikinci konunun da ucuz kur olduğunu belirtti. 1998-2005 arasında dövizin reel fiyatının, 2001’deki yüksek devalüasyona rağmen yüzde 25’e yakın oranında ucuzlatıldığını belirten Sönmez, "Bu ucuz dövizi, enflasyonla mücadelenin biricik aracı olarak gören at gözlüklü IMF ve takipçisi Merkez Bankası’nı sorgulamadan, bu kur politikasının Türkiye’nin üretim gücünü nasıl erittiğini, bütün gelişme potansiyellerini nasıl körelttiğini görmeden sorunlarla baş etmek mümkün değil" dedi. Sönmez, bu "ucuzluğa" kaynaklık eden sıcak para girişine imkan veren sermaye hareketleri serbestisinin de masaya yatırılması gerektiğini söyledi.
Kaynak:www.hurriyet.com.tr


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla