• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Fıkıh kitapları Kur'ân-ı kerîmin tefsîridir

    Eshâb-ı kirâm, Resûlullahtan öğrendikleri Kur'ân-ı kerîmin tefsîrini, müfessîrlerin ikinci kuşağını teşkil eden tâbiînin büyüklerine öğrettiler. Tabiînin büyükleri de, bu tefsîrleri, tebe-i tâbiîne ulaştırdı. Bunlar da müfessîrlerin üçüncü kuşağını meydana getirir. Bu kuşakta bulunanlar tefsîre dâir rivâyetleri topladılar.

    Kur'ân-ı kerîmin tefsîrine dâir Peygamber efendimizden ve sahâbe-i kirâmdan gelen rivâyetler fevkalâde bir tarzda kitaplara geçirildi. Sonra gelen âlimler de yine kendilerine ulaşan bu rivâyetlerle Kur'ân-ı kerîmi tefsîr ettiler. Böyle rivâyetlerle yapılan tefsîre rivâyet, me'sûr ve naklî tefsîr denir.

    İmâm-ı Taberî'nin Câmi-ül-beyân'ı, Begavî'nin Meâlim-üt-Tenzîl'i, Kurtubî'nin Câmi-ul Ahkâm'ı rivâyet tefsîrlerinden ba'zılarıdır.İlk asırda i'râb, belâgat gibi lisan bilgileri Arablarda meleke hâlinde bulunduğundan, bunları anlatan bir kitaba ihtiyaç yoktu. Fakat zamanla fetihler sebebiyle hudutlar genişledi.

    Yabancı milletlerle irtibat netîcesinde, arabî lisânının yanlış kullanılması ve bozulması durumu ortaya çıktı.Diğer taraftan Arap olmayanların arabîyi öğrenebilmeleri için bu lisânın gramerini bilmeleri îcâb ediyordu. Onun için arabî lisânına dâir kitaplar yazıldı. Bunun yanında tefsîr olan Resûlullahtan gelen rivâyetler esas alınarak, Kur'ân-ı kerîmin lisân ve daha başka bilgilerle de açıklamaları yapıldı. Bu îzâhlara, açıklamalara te'vîl denildi. Böyle yapılan tefsîrlere de dirâyet tefsîrleri denildi.

    Te'vîllerin doğruluğu, nakle, ya'nî Peygamberimizden gelen tefsîrlere uygunluğu ile anlaşılır. Tefsîr kitaplarını yazan âlimler, tefsîre uygun te'vîlleri de yine tefsîr olarak kabûl etmişlerdir. Te'vîl, nakle ve din bilgilerine uygun olmazsa tefsîr değil, yazanın kendi düşüncesi olur. Nitekim hadîs-i şerîfte; "Kur'ân-ı kerîmi, kendi görüşü ile açıklayan hatâ etmiştir" buyrulmuştur.

    Bunun içindir ki, Kur'ân-ı kerîmde ma'nâsı açık olmayan yerlerden, yalnız akla güvenip, yanlış te'vîl yapılarak, yanlış ma'nâlar çıkarılması netîcesinde yetmiş iki bid'at ve dalâlet fırkası ortaya çıktı. Bunlar, sırf akla güvenme, ona göre hareket etme yolu olan felsefenin de te'sîrinde kalarak, âhiret hâllerini dahî kısa akıllarıyle îzaha kalkıştılar. Hâlbuki ehl-i sünnet âlimleri nakli esas alıp, aklı onu îzâh etmekte yardımcı saydılar. Kur'ân-ı kerîmi bu esâsa bağlı olarak tefsîr ettiler. Dînî hükümlerin bu çoğunu ictihâd ederek bu yolla elde ettiler. Bu îtibârla kelâm, fıkıh ve ahlâk kitapları da Kur'ân-ı kerîmin tefsîridir.


    Dinin emirleri asra göre değişmez

    Zamanımızda çağa göre tefsir modası başladı. Halbuki, İslâm âlimlerinin yazdıkları tefsîrleri her asra uygundur ve kâfidir. Kur'ân-ı kerîmin emirleri her asırdaki her insan için aynıdır. Önceki asırlar için başka, sonraki asırlar için başka değildir.

    Kur'ân-ı kerîme inanan ve uymak isteyen tefsir okumada icazetli bir müslüman, aradıklarını mevcut tefsîrlerde bulur. Fakat bozuk kimseler kendi bozuk isteklerini, bu tefsîrlerde bulamazlar. Zaten herkesin tefsir okumasına lüzum da yoktur. Luzumlu bilgiler fıkıh kitaplarında bildirilmiştir.

    Herkesin kendi aklına ve asrın isteklerine göre tefsîr yapması câiz değildir. Bu, aslı değiştirip bozmaya kalkışmaktır. Tefsîr âlimleri, ehil olmayan kimselerin çıkıp, Kur'ân-ı kerîm tefsîri diye kendi şahsî düşüncelerini söyleyip, yazmalarına mâni olmak için, müfessirde, yanî tefsîr yapacak kimsede ba'zı şartların bulunması lâzım geldiğini bildirdiler.

    Bunlar, sekiz yüksek din bilgisini bütün incelikleriyle bilmek, on iki âlet ilmiyle bunların kolları olan yetmiş iki ilme vâkıf olmaktır. Bu sebeple tefsîr yapacak kimsenin lügat, metn-i lügat, bedî, beyân, meânî, belâgat, kırâat, kelâm, fıkıh, nâsih ve mensûh, usûl-i fıkıh, hadîs, usûl-i tefsîr, tasavvuf ve ahlâk ilmi gibi çeşitli ilimleri öğrenmek, sarf, nahiv, mantık gibi âlet ilimlerinde derinleşmek, zamanının fen bilgilerinde söz sahabi olmak, âyet-i kerîmelerin zâhirî, zımnî, murâdî, iltizâmî ma'nâlarını ve her âyet-i kerîmenin, ne zaman, ne sebeple ve kimler için nâzil olduğunu, âyet-i kerîmelerin hangi hadîs-i şerîflerle ve nasıl açıklandığını hakkıyla bilmek lâzımdır.

    Ayrıca Ehl-i sünnet itikâdında olup, kalbde Allah sevgisinden başka bir şeyin sevgisine yer verilmemesi ve ilm-i vehbîye, ya'nî Allah vergisi olan ilme sâhip olması lâzımdır.

    Bir de tasavvuf büyüklerinin yazmış oldukları te'vîl kitapları vardır ki, bunlara İşârî tefsîr denilmiştir. Bu te'vîller onların temiz kalblerine gelen ilhâmlar olup, Allahü teâlânın dilediği bilgiler olabilir, denilmiştir.

    Bunların sözleri vicdâna bağlı şeylerdir. Bunlara inanmak, vicdân sâhiplerinin vicdânlarına bırakılır, başkalarına senet olmaz. Ya'nî îmân olunacak şeyleri ispat etmezler ve amel ve ibâdetleri göstermezler. Onların hâlini, onları tanıyanlar anlar ve onların yüksek derecelerine erişenler bilir.

  2. #2
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Evet kardeşim yaşa ,esas olan budur işte,bizde bunu anlatmaya çalışıyoruz ,birileri güya dini aslına döndürmek için islam alimlerini bırakıp aklıyla dini kendine göre yorumlamaya çalışıyor.islam dini akla değil nakle dayanır ,yani nakil esasdır.

  3. #3
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Peygamber efendimiz zamaninda bile munafiklar vardi ,simdi neden olmassin!

  4. #4
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    ALAHÜ TEALA BİR İNSANIN İYİLİĞİNİ İSTERSE DİNDE ONU FAKİH YAPAR .bUNU PEYGAMBERİMİZ "A"LEYHİSSELAM "BİLDİRİYOR.İnsanların fıkıh tan haberi olmazsa haram ve helali ayıramaz. Günahtan kendini kurtaramayan da hakiki bir müsliman olamaz.İmanı kamil için ahkamı islamiyeyi bilip ona göre amel etmek ve ihlaslı olmak olmazsa olmazdır . Yani ilim ,amel ,ihlas.

  5. #5
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    Evet kardeşim yaşa ,esas olan budur işte,bizde bunu anlatmaya çalışıyoruz ,birileri güya dini aslına döndürmek için islam alimlerini bırakıp aklıyla dini kendine göre yorumlamaya çalışıyor.islam dini akla değil nakle dayanır ,yani nakil esasdır.
    işte şimdi saçmaladın. nakil esas değildir ve bozulmaya mahkumdur. nakil, emaniye bilgiyi teşkil eder. nakile güvenen, sapar. ALLAH nakilden uzak durmamızı söylüyor.

    [bakara 78]
    Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  6. #6
    xPowermanx adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    156
    Karizma Gücü
    0
    Şer'î hükümler için naklî delil esastır. Yalnız akıl ile din namına hüküm getirilmez ve böyle bir hükmün dinle alâkası olmaz. Dinî meselelerde aklın ve ilmin vazifesi; dinî hükümlerdeki hikmetleri ve hakkaniyet delillerini görüp izhar etmektir. Kur'anın bazı âyetlerinde yapılan akla havaleler ve Kur'andan herkesin istifade etmesine ait hususlar ise: Tefekkür, faziletler ve havf ü rica ve bilhassa, ahkâm-ı diniyenin hikmetlerini ve hakkaniyet delillerini görmek gibi ibret derslerine ait olup, ahkâm-ı şer'iyeye ait değildir.
    ?pitney
    Gurbetciler Birligi


    Bakara
    6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlarca aynıdır. İman etmezler

    13. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

  7. #7
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    Evet kardeşim yaşa ,esas olan budur işte,bizde bunu anlatmaya çalışıyoruz ,birileri güya dini aslına döndürmek için islam alimlerini bırakıp aklıyla dini kendine göre yorumlamaya çalışıyor.islam dini akla değil nakle dayanır ,yani nakil esasdır.
    İslam dini akla değil nakle dayanır diye ancak cahil insanlar söyleyebilir..

    Ben akla uymayan fikrime ters düşen bir dinin mensubu olamam.. Ama bakıyorum İslam akla ve fikre göre bir din.
    Sünnetlerinde bir anlamı ve manası var..

    1400 yıl önce herkes doğrumu söylüyordu? herkes inanılır, emin kişilermiydi ki nakle inanalım.

    Ayrıca Fıkıh kitapları tefsir felan da değildir. Dinde herşey kesin ve nettir.. Anlaşılır bir Kur'an ile uygulamadaki liderimiz Hz.Muhammed varken yeni uygulama, kitap, tefsir ve elçi çıkarmak dinden ayrılmaktan başka birşey değildir.

  8. #8
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Bakara 13
    Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler

  9. #9
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    ENF&#194
    (22) Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.
    ---------------------------------

    YÛNUS
    (100) Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.
    -------------------------------------

    YÛSUF
    (111) Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir.
    //////

    Bunlar apaçık iken nakile gerek varmı?

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •