• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Alİmlerİn Dİndekİ Yerİ

    ALİMLERİN DİNDEKİ YERİ

    “Âlimlere tabi olun!”
    İslamiyetin nakil dini olduğunu, yani dini bilgilerin Allahü teâlâdan vahiy yolu ile Peygamber Efendimize geldiğini, dini tebliğde muhatabın O olduğunu, Kur’an-ı kerimin gerçek tefsirini sadece O’nun yapabileceğini bildirmiştik.

    Nasıl ki, Kur’an- kerimin muhatabı peygamber Efendimiz ise, Kur’an-ı kerimin tefsiri olan, Hadis-i şeriflerin muhatabı da alimlerdir. Bizler, doğrudan Kur’an-ı kerimden hüküm çıkartamayacağımız gibi, hadis-i şeriflerden de doğrudan hüküm çıkartamayız. Bizler alimlerin çıkarttığı hükümlerle ancak amel edebiliriz.

    Mahkemelik bir işimiz olduğunda, hemen ilgili kanuna, Anayasaya müracaat etmeyip avukata başvuruyor isek; sağlık problemimiz olduğunda, uzmam d*****a mücaat edip, onun bilgisinden tecrübesinden istifade ediyorsak, dinimize ait emir ve yasaklarda konunun uzmanı olan, fıkıh alimlerine müracaat etmemiz gerekir. Akıl da mantık da bu yolu gösterir.

    Sağlık problemimizi tıp kitaplarından kendimiz halletmeye kalktığımızda canımızdan olduğumuz gibi, dinimize ait meselelerde de, âlimleri devre dışı bırakıp doğrudan Kur’a-ı kerim ve Hadis-i şeriflerle halletmeye kalkarsak, dinimizi, imanımızı kaybederiz.

    Bunun için dinimizde alimin yerini nedir, önemi nedir? Biraz da bunun üzerinde durmak istiyorum. Kur'an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç olduğu gibi, hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Zaten Peygamber efendimiz, İslâma, Kur'ana tabi olmak isteyenin bir âlime, bir mezhebe bağlanmasını emrediyor. “Âlimlere tabi olun!” buyuruyor.

    Allahü teâlâ da, âlimlere uymayı emrediyor, “Âlimlere sorun!” ve “Peygamberin emrettiğini yapın, yasakladığından sakının!” buyuruyor. (Nahl 43, Haşr 7)

    Ahmed Tahtavi hazretleri, Kur'an-ı kerimdeki, “Allahın ipine sarılın!” emri, “Fıkıh âlimlerinin, bildirdiklerine uyun!” demektir, buyurdu. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

    “Bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.” (Ankebut 43) “Bilmiyorsanız âlimlerden sorun!” (Nahl 43) “Bunun hükmünü peygambere ve ülül-emre (âlimlere) sorsalardı, öğrenirlerdi.” (Nisa 83) Ayet-i kerimesinde geçen ülül-emrin âlim demek olduğu tefsirlerde yazılıdır. Peygamber efendimiz de “Ülül-emr, fıkıh âlimleridir” buyurdu.


    Cahilliğin kurbanı olmamak için
    İslâm âlimleri, kalb, ruh mütehassıslarıdır.Herkesin bünyesine uygun ruh ilaçlarını, hadis-i şeriflerden seçerek bildirmişlerdir. Peygamberimiz dünya eczahanesine yüzbinlerce ilaç hazırlıyan baş tabib olup, evliya ve âlimler de, bu hazır ilaçları, hastaların dertlerine göre dağıtan, yardımcı tabibler gibidir.

    Hastalığımızı bilmediğimiz, ilaçları tanımadığımız için, yüzbinlerce hadis-i şerif içinden, kendimize ilaç aramaya kalkarsak alerji hasıl olarak, cahilliğimizin cezasını çeker, fayda yerine zarar görürüz.

    Bunun için âlimlere uymamız gerekir. Kendi hastalığını ve kalbindeki hastalığın ilacını bilmiyen cahillerin hadis-i şeriflerden kendine uygun olanları seçip alması imkansız gibidir.

    Âlimlere uymak, dört mezhebden birine uymak demektir. Asırlardan beri bütün İslâm âlimleri, dört mezhebden birine uymuşlar ve müslümanların da uymalarının gerektiğini bildirmişlerdir. Bunlara uymakta icma, ittifak hasıl olmuştur. İcmadan, cemaatten, topluluktan ayrılan helak olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    “İki kişi, bir kişiden, üç kişi, iki kişiden iyidir. O hâlde cemaatle birlikte olun! Allahın rızası, rahmeti, yardımı cemaattedir. Cemaatten ayrılan Cehenneme düşer.” (İbni Asakir)

    “Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.” (Taberânî)

    “Ümmetimin âlimleri, hiçbir zaman dalalette birleşmezler.” (İbni Mace)

    Bunun için her müslümanın dört hak mezhebden birine uyması şarttır. Dört mezhebden birine uymıyan Ehl-i sünnetten ayrılır. Ehl-i sünnetten ayrılanın da sapık veya kâfir olacağı S. Ahmet Tahtavi hazretlerinin Dürr-ül-muhtar haşiyesinde yazılıdır. Abdülgani Nablüsi hazretleri de, “Bugün dört mezhebden başkasına uymak caiz değildir. Kur'an-ı kerimin manasını öğrenmek isteyen, Ehl-i sünnet âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okumalıdır!” buyuruyor.

    Kur'an-ı kerimi ancak Resulullah efendimiz anlamış, hadis-i şeriflerle açıklamıştır. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına tabi olmuşlardır.

    Şu hâlde, Kur'andan, hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz. Her müslüman dinini Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihallerden öğrenmelidir!



    Âlimler peygamberlerin varisleridir
    Doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ancak Ehl-i sünnet âlimleri ayırt edebilir. Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde bu âlimler övülmüşlerdir. Bunların sözleri senettir. Bunlar peygamberlerin varisleri, vekilleridir. İctihadlarında isabet etmeseler de yine sevap alırlar. Bunlara tabi olanlar da kurtulur. Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:

    “Dindeki dört delil, müctehid âlimler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz, ayetten ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için, mezhebimizin bir hükmü, ayet ve hadise uymuyor gibi görünse de, mezhebimizin hükmüne uyulur. Yahut başka bir ayet veya hadisle değişmiştir, yahut tevil edilmesi gerekir. Bunları da ancak müctehid âlimler anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil, âlimlerin kitaplarını okumamız gerekir.”

    Ehl-i sünnet âlimleri çok yüksek insanlardır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    “Âlimin âlim olmıyana üstünlüğü, peygamberin ümmetine üstünlüğü gibidir.” (Hatib)

    “Âlimin abide üstünlüğü, dolunayın, yıldızlara olan parlaklığı gibidir.” (Ebu Nuaym)

    “Âlim, abidden yetmiş derece üstündür. Bid'at ortaya çıkınca âlim, halkı ikaz eder. Abid bid'atten habersiz, ibâdetle meşgul olur. Bu bakımdan da âlim, abidden kıymetlidir.) [Deylemî]

    (Âlimlerin mürekkebi, şehidlerin kanı ile tartılır, âlimlerin mürekkebi, ağır gelir.” (İ.Neccar)

    “Allahü teâlâ, âlimleri almak suretiyle ilmi ortadan kaldırır. Âlim kalmayınca da, cahiller bilmeden yanlış fetva verir, hem kendilerini, hem de başkalarını sapıtırlar.” (Buharî)

    “Âlim, Allahın emin olduğu, güvendiği kimsedir.” (Deylemî)

    “Âlimler, yeryüzünün kandilleri, peygamberlerin halifeleri, benim ve diğer peygamberlerin varisleridir.” (Ebu Nuaym)

    “Âlim ölünce,denizdeki balıklar bile, kıyamete kadar ona istiğfar eder” (Deylemî)

    “Kıyamette abide Cennete gir, âlime ise halka şefaat için bekle! denir.” (İ Maverdi)

    “Âlimlere tabi olun! Onlar, dünyanın ışığıdır.” (Deylemî”

    “Âlimler (ebedi saadet yolunu gösteren, Cennete götüren) birer kılavuzdur, rehberdir.” (İ.Neccar)

  2. #2
    BITURBO adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    19
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşim için tşkler

  3. #3
    samiramis adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    369
    Karizma Gücü
    0
    verdiğin bilgiler için Allah razı olsun
    Bizler umutsuzlugun oldugu yerde,umudumuzu kaybetmeden yürüyenlerdeniz.Her yolda çakıllar,her durdugumuz yerde çakallar olsa ne yazar,ya ölümüne severiz yada tek kalemde sileriz.Tarihi biz yazdık tarihtende sileriz ...

  4. #4
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur’andan söyle” der.) [Ebu Ya’la]

    (Bu Kur’an, hoşlanmayana zor gelir. Onu sevene ise gayet kolay gelir. Hadisimden hoşlanmayan için de hadislerim zor gelir. Sünnetime uyana ise çok kolay gelir. Hadisimi dinleyip ona uyan, mahşerde Kur‘anla haşrolur. Hadisime önem vermeyen ise Kur’anı hor görmüş olur. Kur‘anı hor gören ise, dünya ve ahirette hüsrana uğrar.) [Hatib]

    (Sünnetimi öldürüp dini bozmaya çalışanlara lanet olsun.) [Deylemi]
    (Ümmetim bozulunca, sünnetimi ayakta tutana şehid sevabı verilir.) [Hakim]

    (İhtilaflar çıkınca, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın!) [Tirmizi]

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    02-03-2006
    Mesajlar
    1,614
    Karizma Gücü
    0
    "Alim"ler kimler.?..Kuran ve dolayısıyla Allah'la kulu yani inanan arasındakiler.Bu araya girme ve dolayısı ile Allah adına konuşma yetkisini nereden alıyorlar.? Kendilerinden..(Zira Allah Kuran'da herşeyi "anlaşılır ve apaçık" biçimde söylediğini belirtiyor. Zaten ifadeye bakın: "..Alimin alim olmayana üstünlüğü, peygamberin ümmetine üstünlüğü gibidir.." Yani peygamber yetkisini ve üstünlüğünü ayrıcalığını aynen taşıyor. (Peygamber Allah elçisi,sözcüsüdür.Ona bu ayrıcalık Allah tarafından tanınmıştır.Alime yetki bizzat kendisi tarafından veriliyor ve Allah adına üstelik Peygamberle ümmeti arasındaki ilişki kategorisinde/düzeyinde veriliyor.İnandırıcı mı.?Tartışılır.Allah, bu kerameti kendinden menkul "alim"lerden habersizmidir de peygamberler gönderiyor.Allah kulu ile kendisi arasında peygamber ve kitap dışında neden aracıya ihtiyaç duysun.?O zaman peygamberin ne önemi var, kitabın ne önemi var.) "..Alim, Allah'ın emin olduğu, güvendiği kimsedir.." Kim söylüyor bunu:alimin kendisi. "Alimlere tabi olun! Onlar dünyanın ışığıdır.."?? Kim söylüyor bunu "alim"in kendisi. Bu mantık nereye varıyor:Alimlerin yarattığı,yorumladığı,sunduğu "din"i gerçek din sanmak yanılgısına.İranda mollalar, Suudide şeyhler,sultanlar..Orda taliban,burda Ladin..Seçin beğenin..Sonuç nereye gidiyor: benim alimim seninkinden iyidir.Ortada tek bir din, kitap, peygamber kalmıyor.Hepsi birbiriyle kanlı bıçaklı alimler,mollalar,şeyhler..Gerçek din konuşulmuyor bile..Fatura kime çıkıyor: bizzat dinin kendisine, saf inananlara..Bu da din diye, İslam diye, din adına ortaya karışık servis yapılıp sunuluyor..Bravo..!!

  6. #6
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı northest tarafından gönderildi.
    "Alim"ler kimler.?..Kuran ve dolayısıyla Allah'la kulu yani inanan arasındakiler.Bu araya girme ve dolayısı ile Allah adına konuşma yetkisini nereden alıyorlar.? Kendilerinden..(Zira Allah Kuran'da herşeyi "anlaşılır ve apaçık" biçimde söylediğini belirtiyor. Zaten ifadeye bakın: "..Alimin alim olmayana üstünlüğü, peygamberin ümmetine üstünlüğü gibidir.." Yani peygamber yetkisini ve üstünlüğünü ayrıcalığını aynen taşıyor. (Peygamber Allah elçisi,sözcüsüdür.Ona bu ayrıcalık Allah tarafından tanınmıştır.Alime yetki bizzat kendisi tarafından veriliyor ve Allah adına üstelik Peygamberle ümmeti arasındaki ilişki kategorisinde/düzeyinde veriliyor.İnandırıcı mı.?Tartışılır.Allah, bu kerameti kendinden menkul "alim"lerden habersizmidir de peygamberler gönderiyor.Allah kulu ile kendisi arasında peygamber ve kitap dışında neden aracıya ihtiyaç duysun.?O zaman peygamberin ne önemi var, kitabın ne önemi var.) "..Alim, Allah'ın emin olduğu, güvendiği kimsedir.." Kim söylüyor bunu:alimin kendisi. "Alimlere tabi olun! Onlar dünyanın ışığıdır.."?? Kim söylüyor bunu "alim"in kendisi. Bu mantık nereye varıyor:Alimlerin yarattığı,yorumladığı,sunduğu "din"i gerçek din sanmak yanılgısına.İranda mollalar, Suudide şeyhler,sultanlar..Orda taliban,burda Ladin..Seçin beğenin..Sonuç nereye gidiyor: benim alimim seninkinden iyidir.Ortada tek bir din, kitap, peygamber kalmıyor.Hepsi birbiriyle kanlı bıçaklı alimler,mollalar,şeyhler..Gerçek din konuşulmuyor bile..Fatura kime çıkıyor: bizzat dinin kendisine, saf inananlara..Bu da din diye, İslam diye, din adına ortaya karışık servis yapılıp sunuluyor..Bravo..!!
    No- escape , çırakmi üstün yoksa ustami????

    Bide o dedigin ifade Hadisi şerif!!!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. tatil yerı ararnıyorrr!!!
    2008 Konuları bölümünde MEMAK tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 31.01.06, 13:48

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •