Bu yazımda, çocuk gelişimi konusunda manyetik alanların önemi ne
olabilir sorusunu cevaplamak istiyorum. Sonraki yazımda ise, çocuk
gelişimi ve evrenin zekası konusundan bahsedeceğim.
Vücudumuzdaki tüm hücreler, beslenme ve haberleşmelerini kendi
yarattıkları manyetik alanlar ile sağlayan birer küçük motor gibi
davranırlar.
Dünyanın da bir manyetik alanı var ve bu iki değerin yani insan
manyetik alanı ile dünyanın manyetik alan değerlerinin uyumlu olması,
sağlık açısından çok ama çok önemli.
Üstelik, beynimiz manyetik alanlara karşı savunmasız, yani manyetik
alanlardan doğrudan etkileniyor.
Çocuklarda beyin gelişimi
İnternet ortamında, çocuk beyin gelişimi ile ilgili arama yaparken
rastladığım bir bilgi şöyle idi:
"5 aylık fetus 5 duyunun duymak ve dokunmak olmak üzere ikisine sahip
olur. Küçücük kafasında her dakika 50.000 yeni hücre oluşmaktadır.
Beyin öyle hızlı gelişmektedir ki 6. ayda hızla büyüyen beyin kabuğu
kafatasına sığmak için kıvrımlar oluşturmaya başlar. 7. ayda fetus
beyni tüm yaşamı boyunca sahip olacağı 100 milyar beyin hücresinin
hemen tamamını oluşturmuştur.
Her bebek düşünme, görme, duygu gibi beyin fonksiyonlarından sorumlu
yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ile doğar. Hayatın ilerleyen
dönemlerinde ise bu doğuştan gelen 100 milyar sinir hücresinin
üzerine yenileri üretilmemektedir." (populer medikal)
Hamilelikte manyetik alanlar
Normalden düşük yada yüksek manyetik alan değerlerinin bizleri
olumsuz etkileyebileceğini söyleyebiliriz ve konuya çocuk gelişimi
açısından yaklaştığımız zaman, henüz daha fetusun yedinci ayında, 100
milyar beyin hücresinin oluştuğunu göz önüne aldığımızda ve her
hücrenin, beslenme ve haberleşmesini kendi yarattığı manyetik
alanlarla gerçekleştiren birer küçük motor olduğunu anladığımızda,
dış ortamın yani dünyanın manyetik alan değerleri ile arasında uyum
olmasının önemi daha da iyi anlaşılabilir.
En azından hamileliğin ilk yedi ayında yani 100 milyar beyin
hücresinin gelişimi sırasında, bayanlar ortam manyetik alan
değerlerinin kendi manyetik alan değerleri ile uyumuna ve bulunduğu
yerde uygun değerler yoksa, imkanları dahilinde daha uygun manyetik
alan şartlarında bulunmaya özen göstermelidirler.
Manyetik Alanların Önemi
Dünyanın sahip olduğu manyetik alan zamana ve mekana göre değişiyor.
İnsanların sahip olduğu manyetik alan değeri ise bazı organlarda
küçük farklılıklar göstermekle birlikte değerini değiştirmiyor. O
nedenle de, yaşanılan mekan ve zamanın manyetik alan değerlerinin
vücut manyetik alan değerleri ile uyumlu (dengeli) olması şart.
Denge bozulduğu zaman çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkıyor.
Bağışıklık sisteminin çökmesi, çok sık hastalığa yakalanma, genç
yaşta kalp krizi, MS, beyin tümörlerinde artış ve göz hastalıkları
ile ayrıca vücudun hemen her eklemini etkileyen akut ve kronik
ağrılar bunların başlıcaları.
Enerji eksikliği, baş ağrısı, yorgunluk da manyetik alan eksikliğinin
belirtileridir.
Manyetik Alanlar ve Öğrenme
Beynimizdeki öğrenme ile ilgili aksonlar birer küçük manyetik plaka
görevi yapmakta ve tüm kayıtlar bu plakalar üzerinde tutulmakta.
Manyetik alanlara karşı korumasız olan kafatasımız nedeniyle
aksonlar, manyetik alanların düşük yada yüksek olmasından doğrudan
etkilenmektedirler. Ayrıca aksonları çevreleyen ve bilginin daha iyi
iletilmesindeki önemi kanıtlanmış olan miyelin kılıflar da manyetik
alanlardan etkilenmektedir.
Ülkemiz, genel itibariyle olması gereken değerlere yakın manyetik
alanlara sahip.
Çocuk gelişimi ve manyetik alanlar
Yukarıda da belirttiğim gibi bebek doğduğu anda, yaşamı boyunca
kullanacağı ve kaybettiği zaman yenilerine sahip olamayacağı, beyin
fonksiyonlarından sorumlu yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ile
doğuyor ve yazının başında da belirtmiş olduğum gibi vücudumuzdaki
her hücre gibi sinir hücreleri de beslenme ve haberleşmelerini kendi
ürettikleri manyetik alanlar sayesinde gerçekleştiren birer küçük
motorlar.
Dünyanın manyetik alanı burada çok büyük önem kazanıyor. Dünyanın
manyetik alanı zamana ve mekana göre değişen bir yapıya sahip.
Konumuzla ilgili örnek verecek olursak, bir zihin hastalığı olan MS,
genelde dünya manyetik alan değerlerinin çok düşük olduğu yerlerde
görülüyor.
Çocuk gelişir ve sürekli yeni şeyler öğrenirken, bu beyin hücreleri
arasında da sürekli yeni haberleşme ve bilgi aktarım bağlantıları
oluşacak. Bu bağların sağlıklı oluşmasında ise, dünya ile insan
manyetik alan değerlerinin dengede olması önem kazanmaktadır.
Özellikle okul çağında yaşanan öğrenme güçlüklerinde sadece diğer
etkenlere değil, bulunulan ilin manyetik alan değerlerine de
bakılması gerekir. İllerimizin manyetik alan değerleri genelde olması
gereken değerlere yakın ancak tabi ki manyetik alan değerleri zamana
ve mekana bağlı olarak sürekli değişiklik göstermektedir. Bu nedenle
öğretmenler ve yöneticiler ile öğrenci aileleri manyetik alanlar
konusu hakkında bilgilendirilmeli ve varsa yaşanan öğrenme
güçlüklerinde bu faktör de dikkate alınmalıdır.
Tatiller, manyetik alan değerlerine göre belirlensin
Özellikle ilk ve orta öğretim çağındaki çocuklar için, okulların uzun
dönemli iki tatilinin yada en azından yazın uygulanan en uzun tatilin
her ilde ve bölgede aynı tarihlerde olması yerine, illerin manyetik
alan değerlerinin en düşük olduğu zamanlarda olmasının, bu dönemlerde
yaşanabilecek öğrenme güçlükleri ve ayrıca sağlıkla ilgili
sorunlardan kaynaklanabilecek eğitim problemlerini önlemede faydalı
olabileceğini düşünüyorum. Hücrelerimiz manyetik alanla beslenen ve
haberleşmesini de bu sayede gerçekleştiren birer küçük motor gibiler.
Nasıl ki yakıtı kalitesiz olan motor düzgün çalışmazsa, manyetik
alanın normalden düşük yada yüksek olduğu zamanlarda da hücrelerimiz
düzgün görev yapamayacaktır. Bu nedenle çocuk gelişimi gibi önemli
bir konuda, bulunduğumuz bölgenin manyetik alan değerlerini sıkı bir
şekilde takip etmeliyiz.
İller ve manyetik alan değerleri
İl il manyetik alan değerlerinin çıkarılarak normalden düşük yada
yüksek bölgelerde çocuk gelişimi konusuna daha da ağırlık verilmesi
gerekir. Bazı illerimizin 2005 yılı manyetik alan değerleri şu
şekildedir:
Mersin: 48.2 nT (nanoTesla), İstanbul: 44.0 nT, Ankara: 46.7 nT,
İzmir: 41.8 nT,
Antalya: 45.0 nT, Niğde: 48.4 nT.
Avrupa'da durum kötü görünüyor
İnsanların ortalama manyetik alan değerlerinin 50 nT olduğunu ve bu
nedenle dünyada da bu değerlere yakın yerlerin çocuk gelişimi için
daha uygun olduğunu düşünecek olursak (diğer bazı faktörleri gözardı
ettiğimiz zaman), Avrupa ülke başkentlerinden bazılarındaki değerlere
baktığımızda, değerlerin oldukça düşük olduğunu görüyoruz:
Paris: 28.0 nT, Londra: 30.2 nT, Amsterdam 33.5 nT, Roma: 34.1 nT,
Berlin: 37.5 nT.
Ertuğrul Şahin
Turizm Araştırmacısı ve Yazar
(Eğitime manyetik alan katkısı yazımdan uyarladım).


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla
KaN KaRDeŞLeR BiRLiĞi
CUKTA GÜ
EN DUYGUSU Çocuğu doğurmak ve karnını doyurmak önemli değildir. Önemli olan çocuğun gönlünü doyurmaktır. Farkında olmadan çocuklarımıza karşı öyle sözler söylüyoruz ki, yıllarca hatta bir ömür boyu sürecek kişilik bozukluklarına ve özgüven yoksunluğuna yol açabiliyoruz. Amerika'da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan sebebi soruyorlar, başarısının sırrını söylemesini istiyorlar. Çok ilginç bir cevap veriyor : "Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni dövmedi, kızmadı. Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?" Bir süre oynadıktan sonra annem : "Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu ?" Elimden geldiğince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süş şişesinin, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır" Evet mucit profesör başarısının sırrını bu şekilde ifade ediyor. Bu olay sadece ona mahsus bir özellik değildir. Onun annesi büyük bir eğitimcidir. Çocuğunun kendisine olan güven duygusunu yıkmadan bir şey öğretmiştir. Şunu kabul etmeliyiz ki, hata yapmaktan korkan bir insan hiçbir şey yapamaz. Çocuğun hata yapmaktan korkmayacağı bir ortam oluşturmak biz büyüklerin en büyük görevlerinden biridir. Böylece çocuğun girişimcilik ruhunu öldürmemiş oluruz. Bugün toplumumuzdaki kişilik bozukluklarının sebebi ailelerin eğitim hatalarıdır. Çocuğumuzun hatalarını olabildiğince görmezden gelelim. Onların olumlu taraflarını fark edip takdir edelim, motive edelim, onore edelim. Japonların başarı sırlarından biri bir şirkette çaycısından mühendisine kadar herkesin takdir edilmesidir. Birkaç gün önce benim de yukarıda anlattığım olay başıma geldi. 8 yaşındaki oğlum kuruyemişi halıya döktü. Kızmadan toplamasını istedim. Sonra şarjlı süpürgeyle, daha sonra da deterjanlı bezle halıyı elinden geldiğince temizledi. Olaydan haberdar olan titiz eşim geldi ve "bu ne biçim temizlik, zaten elinizden hiçbir şey gelmez, sakar şey" gibi sözler söyledi. Oysa çocuk yaptığı temizlik için övgü bekliyordu. Dikkat ederseniz bir çocuğa söylenebilecek en zararlı sözü söyleyen eşim açıklamalarıma aldırış bile etmiyordu. Birkaç gün önce 7 yaşındaki kızım mutfak musluğunu açık unutmuş ve mutfak göl haline gelmişti. Bu olaylar aklıma geldi ve hiç kızmadım. Mutfağı temizleyip kurutup eski haline getirmem saatlerimi, günlerimi aldı ama ben de bu arada kendime hakim olarak hiç kızmadığım için kendimi tebrik ettim. Sadece yumuşak bir sesle "Bundan sonra daha dikkatli ol tamam mı?" dedim. Birden bir yakın arkadaşımın anlattığı benzer bir olay aklıma geldi: "13-14 yaşlarındaydım. Evimizin bahçesini uzun süre uğraşarak belledim. Babam gelince en azından bir aferin demesini bekliyordum. Babam geldi, bahçeye şöyle bir baktı. Hiçbir şey söylemeden beli eline aldı ve benim bellediğim yerlerin bir kısmını tekrar belledi. O kadar bozuldum ki anlatamam. Ayakta öylece yıkılmış bir durumda bir süre kaldım. O sırada karşı komşumuz Fadime Hanım durumu gördü ve bahçenin yanına gelerek babama "Ya İsmail Abi çocuk ne güzel bellemiş, niye sen tekrar belliyorsun ki?" Babam anlamazlıktan geldi ve "işte çocuğun yaptığı ne kadar olacak ki" benzeri bir söz söyledi. Bu olay o kadar ağırıma giti ki yıllarca unutamadım. İçimde bir ukde olarak kaldı. 7-8 yılsonra üniversitede öğrenci iken bu durumu en yakın birkaç arkadaşıma anlatarak rahatladım". Benzeri bir olayı da şu şekilde yaşamış arkadaşım. Yine kendisi anlatıyor : "12-13 yaşlarındaydım. Evimiz şehir merkezine uzaktı. Evimizin yakınında market yoktu. Babam beni çarşıya tavuk almaya yolladı. Otobüsle çarşıya gidip gelmeyi yeni yeni öğreniyordum. Tavuğu alıp eve gelirken zafer kazanmış bir komutan gibi gururluydum. Ama tavuğu istenilen şekilde alamamışım. O sırada evde komşu kızı da vardı. Babam "Gene becerememiş" dediğinde öyle yıkıldım, öyle utandım ki anlatamam. Bir çölde tek başına terkedilmiş gibi hissettim kendimi. Bu olay orada kalmadı. Aradan yıllar geçti. Başka bir şekilde üniversitede öğrenci iken ev arkadaşlarımla tavuk yemeği yapmaya karar verdik. Beni tavuk almak üzere çarşıya yollamak istediklerinde birden paniğe kapıldım. "Arkadaşlar ben tavuk almasını bilmem, beni kandırırlar, kesinlikle gidemez, ben beceremem" dedim. Arkadaşlarım çok şaşırdı ama neticede ben gidemedim. Hatta lokantaya dahi girmekten çekinir hale geldim. Üniversitede iken lokantaya gitme amacıyla yurttan çıktığımda lokantada yanlış bir şey yapacağım veya kandırılacağım endişesiyle lokantaya giremeyerek yemek yemeden geri geldiğim dahi olmuştur. Görüldüğü gibi yanlış bir söz, yanlış bir tavır, çocuklarımızın bilinç altına yerleşmekte, onlarda "işe yaramaz, beceriksiz, kendine güvensiz , girişimci ruhu ölmüş" duyguları oluşturmaktadır. Batıda başarısızlığın kutlama yapılarak ödüllendirilmesi gibi bir yöntem dahi uygulanmaktadır. Böylece başarısızlık karşısında çocuğun yıkılması engellenmeye çalışılmaktadır. Doktorların hatası ölümle veya sakat bırakmakla sonuçlanmakta, ebeveyn ve öğretmenlerin hatası ise çocukta yetenek kaybı ve kişilik bozukluğu, iletişim bozukluğu, özgüven yoksunluğu olarak kendini göstermektedir. YÜKSEK DUYGUSAL ZEKALI BİR Ç
KÇİ DÜŞÜNME VE ZİHNİMİZİ AÇMAK Kendini kandırmanın karşıtı gerçekçi düşünmek; yani dünyayı olduğu gibi görüp uygun kararlar ve davranışlarla tepki vermektir.Birçok ebeveyn çocuklarına bu duygusal zeka becerisini öğretmeyi ihmal ediyor, hatta tam tersini öğretebiliyor. Ebeveynler çocuklarını hayatın "katı gerçekleri"nden korumaya çalışarak aslında bu inkarı pekiştirmiş oluyorlar.Çocukları bir sorundan korumaya çalışmak yerine, durum ne kadar acı verici olursa olsun, dürüst davranarak onlara en iyi yardımda bulunabiliriz. Ebeveynler kendi bakış açılarından gerçekleri ayrıntılarıyla anlatarak çocuklarına durumu açıklarken, insanların duygusal güce sahip olduğunu ve en sıkıntılı bir durumla bile başa çıkabileceklerini öğrenirler. Bu, kesinlikle, onların da aynısını yapabilecekleri mesajını gönderir. İYİMSERLİK Çeşitli nedenlerden dolayı, günümüz çocukları kötümser olmaya önceki nesillerden daha eğilimlidir. Kötümserlikteki bu artış, çocukları, depresyonun zayıf düşüren etkilerine ve bununla bağlantılı olarak okuldaki başarısızlık, arkadaşsızlık, hatta fiziksel hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirmiştir. Çocuklara iyimserliği öğretmek mümkündür ve bu konuda bir ebeveyn olarak yapılabilecek bir kaç öneri
leştirme Tarzınzı Gözden GeçirinEbeveynler çocuklarını nasıl eleştirdiklerini düşünmelilerdir. Eleştiri tarzınız, çocuğunuzun iyimser veya kötümser olmasına önemli etki yapar. Çocuğunuzu eleştirmenin birinci kuralı kesin olmaktır. Dr. Seligman abartılmış suçlamanın çocuğu değişmeye teşvik edecek olanın ötesinde bir utanç ve suçluluk duygusunu yarattığını belirtiyor ve ekliyor; ancak hiç suçlanmamak da, sorumluluğu aşındırır ve değişme iradesini sıfırlar.İkincisi,iyimser bir açıklama tarzı belirleyin. Sorunları, gerekçelerini belirli ve değişebilir olarak gösteren gerçekçi terimlerle açıklayın.Örnek OluşturunÇocuklar kendilerine ebeveynlerin davranışlarına göre çeki düzen vereceklerdir. Ebeveynlerin iyi ve kötü yanlarını özümseyeceklerdir. Eğer ki ebeveyn kötümserse, çocukları da bu şekilde düşünebilir. Çocuklarda iyimser düşünmenin yararları görülsün isteniyorsa, ebeveynler düşünce tarzlarını değiştirmelidirler. SORUN ÇÖZMEYİ ÖĞRETMEK Psikolog Dr. Louise Hart'ın "The Winning Family"'de (Kazanan Aile) açıkladığı gibi, anne-babalar aile içindeki liderlik rollerinin sorumluluğunu üstlendiklerinde, çocuklar için mükemmel örnek oluştururlar. Hart, anne-babaların ailedeki mutluluğu ve bireysel saygınlığı korumak için sergilemeleri gereken altı liderlik özelliği olduğunu anlatıyor:1. Vizyonunuz, hedefiniz ve amaçlarınız olmalı 2. Liderliğinizi etkili bir biçimde iletmelisiniz 3. Ailenizin amaçlara odaklanmasını sağlamalısınız 4. Diğerlerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalısınız 5. İlerlemeyi desteklemelisiniz 6. Başarı beklentisi içinde olmalı ve elde etmelisiniz Aile ToplantılarıÇocuklarının sorun çözme konusunda iyi alışkanlıklar edinmelerine yardımcı olmanın önemini tartışma konusu edecek az ebeveyn vardır; fakat birçoğu bunu yapmak için zaman ayırmaz. Sorun çözme becerilerine örnek olma fırsatını kesin bir şekilde elde etmenin bir yolu, haftalık aile toplantıları düzenlemektir. Aile toplantılarında bulunmayı -hem anne-babalar hem de çocuklar için-zorunlu kılmak çocuklara bir aile lideri olarak rolünüzü ciddiye aldığınız ve başarıya götüren duygusal ve sosyal becerileri edinmelerine yardım etmek için azimli olduğunuz mesajı verecektir.Sorun çözme sürecini oluşturduğunuzda, çocuklarınız isterlerse bir sorunu tartışma fırsatına sahip olmalıdırlar. Daha küçük çocuklar bütün aşamalarda yönlendirilmeye ihtiyaç duyacaklardır. Çocuklar, ailedeki önemli konularda anne-babalarına yardım etme şansını elde etmekten hoşlanırlar, onların fikirlerine saygı gösterilmelidir. Sorun çözmenin, her zaman doğru ya da yanlış cevapları içermeyen bir süreç olduğunu unutmamalısınız. Bu etkinlik hem çocuklarınızın duygusal zekasına katkıda bulunur, hem de aile içinde birlik ve dayanışma duygusu yaratır. KONUŞMA BECERİLERİ Psikolog David Guevremont, dikkat eksikliği bozukluğu (attention deficit diorder-ADD) olan çocuklarla yaptığı çalışmada bu çocukların çok konuşkan oldukları bilindiği halde, sözlü etkileşimleri başlatmakta zorluk çektiklerini ve diğer çocukların iletişimine tepki vermeye daha az yatkın olduklarını belirtiyor. Konuşma becerilerindeki zayıflık ve diğer sosyal becerilerindeki yetersizlik dolayısıyla, ADD bozukluğu olan çocukların % 50-60'ı, yaşıtları tarafından bir tür sosyal dışlanmayla karşılaşır; bu ise sosyal açıdan daha büyük zorluklara yol açacak olumsuz, saldırgan ve benmerkezci davranışlar sergilemelerini sağlar.Guevremont, konuşma yeteneklerinde zayıflığın, özellikle çocuklar yeni arkadaş edinmeye çalıştıklarında ortaya çıktığını belirtiyor. Bu çocuklar, diğerlerinin etkinliklerine katılmak ister, ancak yanlış sosyal taktikler seçerler.Çocuklara daha iyi konuşma becerilerini öğretmek için ne yapabilirsiniz?Birçok ebeveyn için başlıca engel, konuşmak için zaman bulamamalarıdır. Bazı anne-babalar bunu düzenli olarak uyku vaktinde yapar, diğerleri en azından birkaç akşam yemeğinin telaşsız olmasını ve anlamlı sohbetlerle tamamlanmasını sağlar. Uzun yürüyüşler ya da arabayla bir gezinti baş başa konuşmak için iyi fırsatlar sağlayabilir. Anlamlı sohbetlerin özelliği, iki kişinin düşüncelerini ve hislerini, hatalarını ve başarısızlıklarını, sorunlarını ve çözümlerini, hedeflerini ve hayallerini gerçekçi bir şekilde dışa vurmasıdır. DUYGUSAL ZEKA HAKKINDA HATIRLANMASI GEREKENLER · Çocuklara başkalarına ilgi göstermeyi öğretmek açısından, deneyimin yerine geçebilecek hiçbir şey yoktur; konuşmak yeterli değildir. Belirli duygusal zeka becerileri, özellikle de çocuğunuzun başkalarıyla olan ilişkilerinde gerekli olanlar, sadece duygusal beyne etkili bir biçimde öğretilebilir. · Düşünen beynin mantığı ve dili çocuğunuza değerleri öğretmek açısından önemli olsa da, çocuğunuzun davranışlarını başkalarına yardım ve ilgi edimlerine eşlik eden ait olma ve gurur gibi duygular kadar şekillendirmeyecektir. · Çocuklara küçük yaşta dürüstlüğün değerini öğretin ve onlar büyürken mesajlarınızda tutarlı olun. Çocukların dürüstlük anlayışı değişir ama sizinki değişmemelidir. · Çocuğunuzla ortaklaşa okuyacağınız kitaplar seçerek, güven kurma oyunları oynayarak ve mahremiyeti konusunda değişen ihtiyaçlarına anlayış göstererek, erken yaşlarda dürüstlüğü ve etik kurallarını sohbet konusu yapabilirsiniz. · Utanç ve suçluluk, duygusal "kötü adamlar" değildir. Yerinde kullanıldıkları zaman, anne-babaların çocuklarına ahlaki değerleri öğretebilmelerini sağlayan önemli yöntemlerdir. · Utanç ve suçluluğun uygun kullanımı çocuğunuzun mizacına bağlıdır ancak sizin bunları kullanmanız çocuğunuzun aile desteğiyle yeniden bütünleşmesini sağlayabilir. · Gerçekçi düşünme, kendini kandırmanın karşıtıdır. · Kitaplardan alarak ya da yaratarak okuduğunuz örnek öyküler büyük olasılıkla bu beceriyi öğretmenin en iyi yoludur. · Ayni şeyi siz de yaparsanız, çocuklarınız sorunları ve kaygıları hakkında gerçekçi bir biçimde düşünmeyi öğreneceklerdir. Acı verici olsa bile, gerçekleri çocuklarınızdan saklamayın. · Depresyona, diğer ruh hastalıklarına ve fiziksel sorunlara karşı bir aşılama yöntemi olarak çocuklara daha iyimser olmak öğretilebilir. · İyimserlik hem gerçekçi düşünceden, hem de yaşa uygun zorluklarla karşılaşıp bunlara hakim olma fırsatlarından kaynaklanır. · Ebeveynler çocukları ile ilişki tarzında daha iyimser olmalıdırlar. Çocuklar için en kolay öğrenme yolu, annesiyle babasının yaptıklarını ve söylediklerini gözlemlemektir. · Küçük çocuklar, sorun çözmeyi deneyim yoluyla öğrenirler. Sorunların üzerine atlayıp kendiniz çözmek yerine, onları çözmeye teşvik edin. · Aile toplantıları yoluyla ve kendi hayatınızda gerçek sorunları nasıl çözdüğünüzü çocuklarınıza göstererek, evinizde bir sorun çözme ortamı yaratın. · Sosyal beceriler öğretilebilir · Konuşma becerileri çocukların bireylerle olduğu kadar gruplarla da sosyal ilişki kurmasına yardımcı olur. · Konuşma becerileri arasında kişisel bilgileri paylaşmak, sorular sormak, ilgilendiğini ve benimsediğini göstermek de yer alır. 