• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Ulusal değerlerimizi tartışalım

    Ulusal değerlerimizin yabancı değerlere karşı korunması mı, yoksa onlarla kaynaşması mı daha doğru olur?
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    real_delly adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2004
    Mesajlar
    324
    Karizma Gücü
    0
    Ulusal değerler tabiki korunmalı yoksa kimliğimizi kaybederiz ama buda dunyaya sırt cevirelim hic bisey almayalım bu imkansız gunumuzde bugunku iletisim cılgınlığı bunu engelliyor
    kaynasmayı doğru yaparsak herkes icin faydalı olur var olanı kopya etmek değil kendimize gore değistirmek bu sekilde benimsememiz gerekli yoksa taklitcilikten oteye gidemeyiz kolelesiriz
    Özgürlük, insanlara fazla geliyor.Özgürlük her istediğini yapmak değildir.Sizden farklı düşünenlerde vardır bunu unutmayın
    Bilgi sahibi olmadan Fikir sahibi olmayın![

    Sinema Sevenler Birliği
    Hayat Bir Filmden İbarettir Diyenlerin Buluşma Noktası


    İnsan son nefese hazır gerekmiş
    Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş
    Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz
    Böylece dirilirsek işimiz iş

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    "ulusal değer" i biraz açabilir misin? yada birlikte oluşturalım alt başlıklarını, korumamız yada kaynaştırmamız gerekenlerden bahsederken, aynı şeylerden mi söz ediyoruz bilelim diye düşünüyorum ....


    ben herzaman EKLEKTİK yaklaşmakta fayda görenlerdenim.. mutlaka korunması gereken değerlerimiz ve kaynaştırılması gereken değerlerimiz vardır... çünkü kaynaştırma diğer değerler karşısında eritilme, asimile olma anlamına gelmez, kültürlerin birbirini etkilemesi ve geliştirmesi gerekir...

    hangileri korunmalı... hangileri kaynaştırılmalı....

    güzel konu için teşekkürler

  4. #4
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı endonezya tarafından gönderildi.
    "ulusal değer" i biraz açabilir misin?
    güzel konu için teşekkürler
    Mesela Adalet, eşitliki dil gibi kavramlar.
    Örneğin Türk sanatında batılılaşma yönünde bir değişim doğru mu?
    Avrupa Birliğine girersek Euro kullanmak ve kendi para birimimizin kalkması gündeme gelirse ne yapacağız?
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  5. #5
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7
    bu yazı türk sanatında batılılaşmayla ilgili güzel fikirler veren aydınlatıcı bir yazı okunmasını tavsiye ederim.

    Tanzimat'tan beri düşünce tarihimizde modernleşme Batılılaşma ile eş tutuldu. Bu tarihin en özlü bölümünü, Batı ile İslam/Osmanlı/Türk kültürleri arasında sentez arayışları oluşturur.

    Ziya Gökalp modeli olan Doğulu hars ile Batı medeniyetinden teknoloji ve bilimin bileşimi, modernleşme sürecinde öngörülen tek ve en uzun ömürlü tez oldu. 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı sarayında modernleşmenin bir yüzü, Batı tarzında resme karşı duyulan ilginin bir yansıması olarak Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyit (Seyit Ali Paşa?) Halil Paşa gibi rütbelilerin Fransa'da resim eğitimine gönderilmeleridir. Bu ressamlar minyatürden Batı tarzında resme geçişi sağladılar. Aldıkları eğitim ve icra ettikleri eserlerin özelliği, Rönesans'ta görülen üslubu uygulamış olmalarıdır.

    Ortaçağ skolastisizminden Rönesans'ta hümanist felsefeye geçişin anlamı öznel bireyciliğin, akılcılığın, nesnel ve bilimsel gerçekçiliğin başlamasıydı. Giotta'dan Picasso'ya kadar Avrupalı sanatçı doğayı ve insanı bilimsel ve ruhsal alanlarda incelemeye alırken, değişen üslup özellikleri zihniyet dönüşümlerini yansıttı. Minyatür resminin temsil ettiği zihniyet sureti, yani temsiliyeti günah sayan, dünyevi varlıkların tasvirine şerh koyan, bireyi tümüyle yadsıyan bir sistemdi.

    Dolayısıyla ilk kuşak gerçekçi figür ve manzara ressamları Türk sanatında ilk modernleşme hareketini temsil ederler. İcraatlarına rağmen, bu kişilerin modern bir zihniyete sahip oldukları veya bir toplumsal dönüşümü simgeledikleri söylenemez.

    Kaplumbağa'nın önemi

    Bizim kültür sanat tarihimizde "modern", modernleşme=Batılılaşma formül olarak Batı'nın estetik kalıplarının kopyalanması anlamına gelir. Bu durumu kaçınılmaz olarak kabul etmemiz gerekirse, Osman Hamdi'nin "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin sanat tarihimizde çok önemli ve temel bir dönüşüm noktasında durduğunu da fark ederiz. Hamdi Bey'in plastik bütünlüğü ile en başarılı resimlerinden biri olan bu tablo, aynı zamanda temsil ettiği Hümanist değerleri, bireye ve bireyciliğe verdiği önemi ve titiz bir gözlemciliği gösteren vurgularla büyük değer taşır. Durum böyleyken İstanbul Modern'in bu resmi sahiplenmek istemesi Hasan Bülent Kahraman'ın işaret ettiği gibi "modern" sanatı nereden başlatmayı düşündükleri sorusunu tekrar ortaya getiriyor.

    Batı'da "modern" ve "modernizm" kavramları tartışıldı ve tartışılıyor. Eleştiri alanında geniş çapta kabul gören bir tanımı Clement Greenberg'in yaptığını biliyoruz. Greenberg'e göre modernizm, Kant'ın felsefesinin temeli olan "öz eleştirinin yoğunlaşması, kızışmasıdır". Modernizmin özünde, sanatın kendisini kendi yöntemleriyle eleştirmek ve sorgulamak vardır. Amaç sanatı ya da felsefeyi yok etmek değil, en güvenilir ve en öz noktasına ulaştırmaktır. (Clement Greenberg, "Modern Painting"; Thierry de Duve, Kant after Duchamp) Bu tanımda modern sanat mimesis yani temsiliyetten uzaklaşır, "modern", sanatın kendi parametrelerini kendi dilini kullanarak irdelediği, sorguladığı anda başlar.

    Türkiye'de modern sanat müzesine Kantçı bir yaklaşım uygulanabilir mi?

    Öneriler arasında İstanbul Modern'in 1950'lerden itibaren bir koleksiyon oluşturması var. İstanbul'daki Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunun bu tarihe kadar oldukça zengin olması öneriye belki bir neden olabilir. Meseleye yine zihniyet açısından bakmakta yarar var. Batı'da modern tanımı ne olursa olsun Türkiye, Batı modelini toplumsal düzeyde gerçekleştiremedi. Ayrıca, Türk toplumunun tarihi ve halen dönüşüm sürecinde olan geleneksel değerlerin dini ve töresel kaynakları çok farklıdır. Bütün bunlarla birlikte yaşamakta olduğumuz postmodern sonrası bilinç artık tek bir modernleşme modelinin geçerli olmadığını bize gösterdi ve "özgünlük" meselesini de geride bıraktı. Fakat bizim kültür tarihimizde "özgünlük" çok önemli bir meseledir. Türkiye'de özgünlük meselesi "millileşme" hareketi ile yavaş yavaş tartışmalara girdi. 1930 ve 40'lı yıllarda "yerellik", "yöresellik" temaları içinde genişleyerek 1960'lara kadar "köy" ve "köylü" tiplemeleri, kilim ve halı motifleri, hat sanatından kopyalamalar, soyutlamalar ve minyatür taklitleri şeklinde yayıldı. Turgut Zaim'in minyatürü tuval üzerine yağlı boya uygulamasından Nurullah Berk ve Sabri Berkel'in kübist resimlerindeki Türk ve köylü imajlarına, Bedri Rahmi'nin kilim halı motiflerine, 1941'de kurulan Yeniler Grubu'nun "toplumsal gerçekçilik" ideolojisi içinde, Abidin Dino'nun dediği gibi, Türk resmine sağlam temeli "halk sınıfından ve halk realitesinden doğrudan doğruya almaya çalışmak" (Şevket Rado ile söyleşi, Akşam 27 Ocak 1941) adına yapılan köylü resimleri, ki bunların uzantıları 1970'lerde Neşet Günal ve atölyesine kadar gelir. Bu denemelerin tümünde modern zihniyetin hangi yönüyle var olduğu araştırmaya değer. Konu üzerinden, motif üzerinden giderek ya vasat bir gerçekçilikle sonuçlandı ya da Batı kopyası Kübist, Konstruktivist kalıplara yerel motiflerin uygulanmasına gidildi.

    Batıya rağmen

    Bu sancılı dönemde sanatçılar iki ayrı cephede mücadele verdiler. Bir yanda Batı'ya rağmen "kendimize bakalım" dediler, öbür yanda Batı üsluplarını, örneğin Kübizm ve soyutlama yöntemlerini irdelemeye çalıştılar. Önemli olan "kendimiz gibi olalım" düşüncesini ruhsal bir ihtiyaç olarak ifadelendirmiş olmalarıydı. Bu, 1960'lardan itibaren kendini göstermeye başlayan rahatlamaya zemin hazırladı. Türk sanatında "modern" bu anlamda başlar; yani sanatçının kendi bireysel ifade tarzını bulmaya başladığı, kalıplara ve akademizme bağımlı kalmadığı bir sürecin başlangıcı olarak. Bireyin birey olarak kişisel fantazilerini ortaya koymaktan korkmadığı bir varoluş durumu. Bu ortamı hazırlayan faktörler arasında, 1950'den sonra sınırlı bir demokrasinin çok partili dönemi getirmesi, ll. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa sanatında ve özellikle Almanya'da etkin olan romantik ifadecilik, Türkiye'de yankılanan 1968 öğrenci hareketleri de 1970'lerde varlık gösteren genç sanatçıları ve onları yetiştiren ressamları destekliyordu. Bu etkileşimi oluşturan organik bağlardan başlamalı İstanbul Modern.

    Berkel, Berk, Koman, Müridoğlu, İzer, Orhon, Berger, Zeid gibi sanatçılar Kantçı çizgide Greenberg'in modern resim ve heykel tanımına yakındılar, en azından bu tanımlamanın farkındaydılar. Cihat Burak, Nuri İyem, Akyavaş gibiler öncelikle yerellik konusunu vurguladılar. Buralardan geçen modernizasyon süreci, Adnan Çoker'in müzikli gösterisi ve soyut dışavurumcu deneyleri, Bedri Rahmi'nin özentisiz kişisel ifadeleri, Devrim Erbil'in soyutlanmış minyatürist deneyleri, Ömer Uluç'un soyut renk formları ile 1980'lerde bireysel ifade gücünün patlamasına yol açtı. Altan Gürman, Füsun Onur ve fantezilerinde yakınlaşan ifadeci gençler - Aksoy, Güleryüz, Komet, Uygur, U. Varlık, İslimyeli ve diğerleri. Toplumumuzu yüzyıllar boyunca gelenek, görenek, dini ve siyasi baskıların denetlediği düşünülürse, Türk kültüründe bireysel fantezilerin ve ifade gücünün modern zihniyet yolunda çok önemli adımlardan biri olduğu kuşkusuz. Kanımca Türk usulü modernizmin belirginleştiği noktalar buralarda aranmalı. 1980'lerde varlık gösteren kavramsal sanatçılar ve 90'larda açılım kazanan postmodern yaklaşımlarla Türkiye'de sanat, Batı'nın kendi yazdığı sanat tarihini tanımlayan tek merkezli formalist tezleri reddederek, sosyal ve kültürel "farklılığı" konu ve içerik düzeyinde önemsemesi ile, çağdaş dünya sanatının içinde yerini alma şansını kazandı.

    Radikal - İpek Duben

  6. #6
    Herdaim UNdocab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    2,141
    Karizma Gücü
    0
    Şu yönü düşünmek lazım bizim değerlerimiz evet çok güzel ama mükemmel değil mükemmele ulaşması içinde zamanla beraber değişime uğramalı yoksa zaman öldürür değerleri.
    Tabiki değişiminde asıl temellerini sarsacak ölçüde olmamalı.
    Bir adım geriye gidersek şuanki değerlerimiz oluşurken mutlaka zamanının dünyadaki değişimlerinden etkilenerek şu anki hale geldi.
    Beğenerek gezdiğimiz Osmanlı tarihi eserlerinde 16. yy ile beraber barok sanatını görmeye başlarız. 16. 17.yy larda Batıda Osmanlı gözdeydi ve maskeli balolarda Osmanlı kıyafetleri giyilerek gidilirdi. Bir Portre çizdirecekse bir kişi hatıra olarak Osmanlı kıyafetleri kullanabilirdi.
    Demek ki her nekadar savaşlar olsada kültürler değerler birbirlerinden etkileniyordu ki şu zamanımızda da bu kaçınılmazdır tek koşulla aslına sadık kalmalı.

    İlber Ortaylı'nın yazılarından derlenerek oluşturulan Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek kitabını okumayı tavsiye ediyorum 6-7 YTL bu konuya bakarken gereken çok fikiri kitaptan bulacağınıza eminim. Ben 2-3 günde bitirdim sürükleyici birkitap zaten gazete yazılarından derlendiği için az sözle anlatmak istediğini veriyor.

  7. #7
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    ulusal değerler korunmalıdır. aksi halde tatsızlıklar tüm dünyayı sarmış olur zaten. ancak illaki bir batı kültürü kopyası yapmak zorunda değiliz. bu şekilcilik olur ve ülkemizdeki gençlerin büyük bir çoğunluğu bu grubun içine dahil. neden kendi tarzımızı oluşturamıyoruz. cevap
    çünkü biz batıyı kendimizden dahada üstün görüyoruz. bilimle hayatla gerçeklerle ilgileneceğimizden bir avuç genç güzel bayanları nasıl ele geçiririm ve amacıma nasıl ulaşırım diye taktikler pilanlar yapıyoruzz. herşey eğitimle yola gircek. eğe bööle giderse yeni nesil bu ülkenin ne milli değerlerini ne ulusal değerlerini koruyabilir. nede batı kültürünü elde edebilir.
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




  8. #8
    Misafir Foefs adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-11-2004
    Mesajlar
    7,650
    Karizma Gücü
    0
    Ulusal değerlerde değişir zamanla.Herşey değişir.Bence kaynaşmalı.

  9. #9
    @--,'---',--- PeRi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2005
    Mesajlar
    5,166
    Karizma Gücü
    0
    Bence bu degerleri korumaliyiz zaten ister istemez bisiler kapiyoruz bunun önünede gecemiyoruz, ama bize olan degerleri korumaliyiz ve kaybetmemliyiz...

  10. #10
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Bazı ulusal değerlerimizin paylaşılması, bazılarınında asla taviz verilmeden korunması gerekir..
    Burada değerlerder bir kaç örnek şıklar halinde belirtilmiş olsa daha kolay bir yargıda bulunabilirdik.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ulusal Olmayan Ulusal Program Hazırlanırken Kısa, Kısa...
    2005 Konuları bölümünde Pire tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 27.10.05, 09:08
  2. Tartışalım
    2005 Konuları bölümünde KöprülüPaşa tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 24.06.05, 16:59

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •