• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8

    Okullarda 'Polat kültürüne' tedbir

    Milli Eğitim Müdürlüğü çocukları 'maganda kültüründen korumak için aileleri yardıma çağırdı ve aralamaları sıklaştırdı. Balıbey'e göre maganda kültürünün belirtileri şunlar.

    Okullardaki şiddet'' konusunda AA muhabirine açıklama yapan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, İstanbul'daki okullarda yaşanan şiddet olaylarının artmadığını, aksine geçen yıla oranla bu yıl meydana gelen olay sayısında azalma olduğunu kaydetti.

    İl Disiplin Kurulu'na geçen yıl öğrenciler arası kavga, öğretmene karşı çıkma, okul malını tahrip etme gibi 38, bu eğitim yılında ise şu ana kadar 7-8 olayın intikal ettiğini anlatan Balıbey, sadece İstanbul'da değil Türkiye'nin her yerindeki okullarda şiddet olayları yaşanabildiğini bildirdi.

    Balıbey, İstanbul'da 2.5 milyon öğrenci bulunduğunu ve bu kadar çok öğrencinin olduğu bir yerde çok dikkatli davranmak gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: ''Okullarda öğrencilerin üst ve çanta aramalarını sıklaştırdık. Anne babayı bilgilendirme çalışmalarımız var. Hedefimiz 800 bin aileye ulaşmak ve onlara çocuklarını sokaklardaki tehlikelerden, maganda kültüründen nasıl koruyabileceklerini öğretmek. Elinde satırla, bıçakla maçlara giden bir gençlik var. Televizyonlarda şiddet içerikli filmler bol miktarda. ABD, kendi kullanmadığı şiddet filmleri bize veriyor. Bütün bunlar 'maganda kültürü'nü ortaya çıkarıyor. Çocuklarımızı 'maganda kültürü''nden korumalıyız. Bu konuda en büyük görev de ailelere düşüyor. Çocuklarımızı bu kültürden koruyamazsak, kültürsüz ve günlük olaylardan etkilenen gençler haline gelecekler. 'Kavak eken sopa biçer' diye bir laf vardır.'' Levent'teki bir okulda meydana gelen bıçaklama olayını da hatırlatan Balıbey, ''o okulun en korunaklı en iyi okullardan biri olduğuna'' dikkat çekti.

    Ömer Balıbey, ''Öğretmenler her gün arama yapamazlar. Bu olaya neden olan çocuk da, maganda kültüründen etkilenmiş bir çocuk. Demek ki aile de, çocuğu konusunda pek duyarlı davranmamış'' dedi.

    Ailelerin çok dikkatli olmaları gerektiğine işaret eden Balıbey, ''Anne babalar, her gün çocuklarının çantalarını, ceplerini kontrol etmeli, öğretmenlerle ilişki içinde olmalı. Çocuklarını okula gidişlerinden dönüşlerine kadar takip etmeli, okulun yol haritasını çıkarmalı'' diye konuştu. Balıbey, kız öğrencilerin röfleli, erkek öğrencilerin jöleli saçlarla okula gelmelerinin de 'maganda kültürü'nün bir parçası olduğunu ifade ederek, ailelerin çocuklarının kılık kıyafetlerini de kontrol etmelerini istedi. Okullarda şiddet olaylarının geçmişte olduğu gibi bugün de yaşandığını kaydeden Balıbey, basının bu konuda çok duyarlı hale geldiğini, bunun da memnuniyet verici olduğunu sözlerine ekledi.

    -''ŞİDDET VE OKUL SEMPOZYUMU''-

    Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü ve UNICEF işbirliğiyle düzenlenen ''1. Şiddet ve Okul: Okul ve Çevresinde Çocuğa Yönelik Şiddet ve Alınabilecek Tedbirler Sempozyumu'', İstanbul'da 28-31 Mart tarihleri arasında yapılacak. Okullar ve çevrelerinde yaşanan şiddet olayları ile bunun etkilerini dünyada ve Türkiye'de yapılan araştırmalarla tanımlamak, tartışmak ve okulda şiddeti önlemeye dönük ne tür çalışmaların yapılabileceğini saptamak amacıyla organize edilen sempozyum, Kadıköy'deki Zübeyde Hanım Öğretmenevi'nde gerçekleştirilecek. Sempozyumla, Milli Eğitim Bakanlığı'nca, okullarda ve çevresinde çocuğa yönelik şiddet konusunda Türkiye'de bir kamuoyu tartışmasını başlatmak, bunun sonucunda oluşturulacak temel ilkeleri esas alarak okullarda şiddete karşı bir eylem planı geliştirilmesi hedefleniyor.

    -BAKAN ÇELİK'İN GENELGESİ-

    Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, geçtiğimiz günlerde ''Öğrencilerimizin Zararlı Madde Kullanımı ve Şiddet Gibi Risklerden Korunması'' konulu bir genelge yayımlayarak, okullardaki şiddet olayları ve zararlı madde kullanımıyla ilgili olarak gerekli rehberlik hizmetlerinin verilmesi ve önlem alınması talimatı vermişti. Çelik, genelgede, okul giriş-çıkışlarının kontrol edilmesini, velilerle sıkı işbirliği yapılmasını istemişti.


    (aa)

  2. #2
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8
    Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, okullardaki şiddetle ilgili olarak önce basını suçladı, sonra 'Sorumlu benim' dedi.
    Bakan E-Yatırım projesinin tanıtımında okullardaki şiddetle ilgili soru üzerine, bu konuda 14 Mart'ta genelge yayımladıklarını, konunun 28 Mart'ta da uluslararası sempozyumda ele alınacağını söyledi. İlk ve ortaöğrenimin 15 milyon öğrenciyi kapsayan büyük bir camia olduğunu vurgulayan Çelik, "Bir yılda, bir ayda bir-iki olay olmasını büyütmemek lazım. Bu medyada büyük görüntülerle yer aldığı zaman, diğerleri için özendirici olduğunu unutmayalım. Eskiden Boğaz Köprüsü'nde naklen atlama seansları izlerdik. Bunlar kaldırıldı, artık kimse köprüden atlamıyor" dedi.
    Bakan Çelik öğleden sonra katıldığı törende ise okullarda şiddetten basını sorumlu tutmadığını, ancak büyük gazetelerin bu olaylara geniş yer vermesinin teşvike neden olduğunu savundu. Çelik, "Bunların önlenmesinde okul aile birliği, öğrenci, öğretmen, yönetim, medya ve hepimizin sorumluluğu var. Benim sorumluluğum herkesinkinden fazla ve gereken neyse o yapılıyor" dedi.
    Her gün bir olay
    Milli Eğitim Bakanı'nın 'abartılmadan' verilmesini istediği okul şiddeti haberleri ise tırmanışta. 2 Şubat'tan bu yana 50 günde en az 27 öğrenci ve bir eğitimci yaralandı.
    2 Şubat: İzmir Buca'da lise öğrencisi 18 yaşındaki İ.B. bıçaklı sadırıda yaralandı.
    4 Şubat: İzmir Bornova'da biri kız üç öğrenci, Mustafa Kemal Lisesi'ni bastı. Müdür yardımcısı ile üç öğrenciyi bıçakladı.
    13 Şubat: Bursa'da 17 yaşındaki A.K. tartıştığı M.D.'yi bıçakla göğsünden yaralandı.
    20 Şubat: Mersin'de internet kafede çıkan kavga sonucu 14 ve 15 yaşlarında iki öğrenci karınlarından bıçaklandı.
    20 Şubat: Üsküdar'da Siteler İlköğretim Okulu'nda okul bahçesinde çıkan kavgayı izleyen 11 yaşındaki öğrenci, bıçakla yaralandı.
    22 Şubat: Bursa Orhaneli'de 16 yaşındaki liseli de pansiyonda tartıştığı sınıf arkadaşını ustura ile göğsünden yaraladı.
    22 Şubat: Manisa Osmancalı Çok Programı Lisesi'nde öğrenim gören bir öğrenci kavga ettiği arkadaşını 10 yerinden bıçakladı.
    23 Şubat: Adana'da lise öğrencisi A.K. bir grubun bıçaklı saldırısına uğradı.
    25 Şubat: Trabzon'da liseli M.K. okul önünde silahlı saldırıda yaralandı.
    9 Mart: Konya'da bir ilköğretim okulunun bahçesinde iki öğrenci bıçakla yaralandı.
    13 Mart: Diyarbakır Melikahmet Lisesi'nde arkadaşlarının uzaklaştırılmasına kızan grup okulu bastı, sekiz öğrenci yaralandı.
    22 Mart: Adana'da Meslek Lisesi öğrencileri Y.K. okul arkadaşı E.U.'yu bıçakladı.
    22 Mart: İstanbul Levent'te 14 yaşındaki C.B., 17 yaşındaki sınıf arkadaşı F.C.'yi çantasındaki bıçakla, kalbinden bıçakladı.

    Bakan açıklama yaparken....
    DÜN: Yozgat'ın Yağcılar Köyü'ndeki ilköğretim okulu öğrencileri, 11 yaşlarındaki Y.T. ve M.P., maçta gol yeme meselesi yüzünden kavga etti. Kaleci Y.T., cebinden çıkardığı bıçakla arkadaşını koltuk altından bıçakladı.
    DÜN: Yeni Samsun Lisesi'nde, 17 yaşındaki Y.E.B. sınıf arkadaşı E.P.'yi bıçakladı. Y.E.B, olayın isteyerek olmadığını söyledi.
    DÜN: Kocaeli'nin Darıca beldesinde 14 yaşındaki ilköğretim öğrencisi G.G., sınıfta şakalaştığı arkadaşı 16 yaşındaki İ.S.'yi çakıyla yaraladı. G.G. gözaltına alındı.

    Silahlar uzaydan gelmiyor ki....
    Avcılar Anadolu Teknik Lisesi'nin önünde 'öğrenci ihtiyacı'ymış gibi çakmaklar, çakılar satılıyor.

    Avcılar Anadolu Teknik Lisesi, ilçenin girişinde E-5 üzerinde bir okul. Çevresinde çok sayıda işportacı dikkat çekiyor. Daha dikkat çekici olan tezgâhtaki çakmaklar, CD'ler ve her boy çakılar.
    Bir yönetici anlatıyor: "Hemen hemen her gün birkaç öğrenci gelip 'Gasp edildim' diyor. Çıkışta sıkıştırıp harçlıklarını, telefonlarını alıyorlar. Polise haber veriyoruz, geliyorlar. Tüm yetkililere yazı gönderdik. İşportacıların ve kalabalığa neden olan otobüs duraklarının uzaklaştırılmasını istedik. Okulda mütemadiyen arama yapıyoruz. Çakı, porno CD ve sigara yakalıyoruz. Sorduğumuzda 'Çevredeki satıcılardan aldık' diyorlar."
    Radikal'e konuşan zabıta da yetersiz kalmaktan şikâyetçi oldu: "Söz konusu alana üç günde bir operasyon yapıyoruz. Ama Kabahatler Kanunu'na göre, bunun sadece 50 YTL para cezası var. Adam ertesi gün başka bir köşede. Sigara ve kesici aletleri satan kişiler bellidir. Yakında o bölgede geniş bir operasyon yapacağız."

    'Hocam oğlanın bıçağını verir misiniz'
    Samandıra Hüseyin Temizel İlköğretim Okulu öğretmeni Çınar Cengiz:
    "Çocukların çantasından bıçaklar çıkıyor. Babamın, abimin, yanlışlıkla çantamda unutmuşum gibi cevaplar veriyor. Çocuğun birinin annesini görüşmeye, konuşmaya çağırdık. Annesi geldi 'Hocam oğlumun bıcağını almışsınız, geri verir misiniz' diyor. Çocuğun birisi diğerini tehdit ediyor, '1 milyon vereceksin, vermezsen döverim' diyor.
    Okulların her birinde 30-40 tane Polat Alemdar var. İlköğretim öğrencileri Polat Alemdar yüzükleri takıyor. Başka bir okuldan bir veli geldi. Ağrı'nın köyünden Samandıra'ya gelmiş. Çocuğu tinerci olmuş. Öğretmen veliye söylüyor. Adamın çocuğundan haberi yok. 'Arada bir TEM girişine selpak satmaya yolluyordum ama' diyor. Üç bin öğrencili okulda bir rehber öğretmen var, yetişemiyor. Çocuk için Rehberlik Araştırma Merkezi'nden randevu alıyorsunuz, ailesi götürmüyor. Sekizinci sınıfı bitiren çocuklar, mezun olduktan sonra okumuyor, iş bulamıyor. Bu sefer okulunun önünde serserilik yapıyor."

    'Yastığımın altında bıçakla yatarım'
    Habibler Lisesi'nde bir ay önce bıçaklı kavgada bir veli yaralandı, 10 öğrenci okuldan atıldı. Atılanlar şimdi içine giremedikleri lisenin bahçesinin müdavimi...

    İSTANBUL - Bıçaklama olaylarıyla gündeme gelen okullardan biri de Habibler Lisesi. Yaklaşık bir ay önce iki öğrenci grubu arasında kavga çıktı. Polisin ayırdığı gruptan bir öğrenci, bir veliyi bacağından bıçakladı. 10 öğrenci okuldan atıldı.
    Gecekondu bölgesinin içinde, bozuk yollarla ulaşılan lise mahalleden alçak bir duvarla ayrılıyor. Bahçenin yanındaki geniş boş alanda boş bira kutuları dikkat çekiyor. Dersi boş olan öğrenciler, küçük duvarında oturuyor. 11. sınıf öğrencisi Y.H, okuldaki öğrencilerin kendi aralarında çok sorun yaşamadığını, ancak dışardan gelen bazı kişilerin korku yarattığını söylüyor.

    Okula herkes giriyor
    Anlatırken, bir yandan da tedirgin şekilde bu kişilerin orada olup olmadığına bakıyor. "Beş altı kişi geliyorlar. Okula zaten isteyen herkes giriyor. Hepsi bıçaklı. Bali kokluyorlar. Önümüzü kesiyor, para istiyorlar. Tek başına yakaladıklarında dövüyorlar" diyor. Okul bahçesinde beden eğitimi dersi olanlar top oynuyor. İçlerinden O.P., "Burada tek faaliyetimiz top oynamak. Ne gidebileceğimiz bir sinema var ne kafe. Gerçi bunlar olsa da biz de para yok. Hep sokaklarda aylak gezdiği için çocuklar serseri oluyor" diyor. Bu sırada bahçeye, ellerinde sigarayla üç genç giriyor. Basket oynayanların topunu alıp küfürler savuruyorlar. Öğrenciler "İşte geldiler" diyor, "Polisi arayınca kaçıyorlar. Bir saat sonra yine geliyorlar."
    Teneffüs zili çalınca okulun Polat'ını çağırıyorlar. Ağır adımlarla, ceketinin önünü Polat Alemdar gibi kapatarak geliyor. Herkes ona 'Can Polat' diye hitap ediyor. Kurtlar Vadisi'ni neden sevdiğini şöyle anlatıyor: "Adam, süper arabaya biniyor. Giyimi, silahları çok güzel. Hem zeki, gazete ilanlarındaki şifreleri çözüyor." Bir arkadaşı lafa karışıyor: "Polat gibi konuşur, Baron gibi kalem kırar. Ama hiç olay çıkarmaz."
    Daha önce olaylar çıkaran bir genç geliyor. İlköğretim okulunda bir kavga çıkardığı için öğretmenlerin, "Sen okula gelme. Biz sana diploma vereceğiz" dediğini öne sürüyor. Oto elektrikçisinde çalışıyor, İşten kaçıp okula gelmiş. Kurtlar Vadisi hayranı A.S., beden eğitimi dersindekilere karışıyor. Toplarına vurduktan sonra, "Bende bıçak var. Her gece uyumadan önce yastığın altına koyuyorum. Film hesabı. Hem unutmamak için. Burada çok kişinin belinde bıçak var. Bıçağı olan diğerlerini döver. Bu kadar basit yani" diyor. Kirli pantolonuna tükenmez kalemle çizilmiş bir kalp içinde iki harf var. A.S, "Okuyup, yazabiliyor musunuz?" sorusuna, "Biraz" yanıtını veriyor.

    Bıçaklamanın faydaları!
    Bahçede başka okuldan öğrenciler görününce ortalık hareketleniyor. Biri durumu, "Okulun kızlarına sarkamazlar. Bu namus demek" diye açıklıyor. Bir ay önce okulda babası bıçaklanan S.K., ileride duruyor. Elinde tespih, kaşının üzerinde yara bantı var. Gece bir kavgaya karıştığını övünerek anlatıyor. Bir ay önce 10 öğrenci ile o da okuldan atılmış. Ama hemen her gün okula gelip burada oturuyor. Başta inkâr etse de atıldığı için üzgün. S.K, "Ama okula gittik mi ne oluyor, başımız beladan kurtulmuyor" diyor. O sırada babasını bıçaklayan Ş.M. geliyor. Gülümseyip selam veriyor. O da her gün burada...
    Son sınıf öğrencisi M.Y.'ye göre bıçaklamanın faydası da var: "Olaydan önce yıllarca dersler boş geçti, üniversiteyi kazanamadık. Şimdi boş geçmiyor. Demek ki birinin bıçaklanması gerekiyormuş."


    İlköğretimde tecavüz
    Tecavüzle suçlanan yedi öğrenci 9 saat sorgulandıktan sonra eve gönderildi.

    MUĞLA - Milas, ilkokulda tecavüz iddiasıyla şokta. Skandal, 17 Mart Cuma günü Milas merkezindeki Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nun erkekler tuvaletinde patlak verdi. İddiaya göre öğle tatilinde bir grup öğrenci, öğretmenlerine giderek 13 yaşındaki N.Ç. ve T.D.'yi okulun tuvaletinde pantolonları indirilmiş halde gördüklerini ve başka bir grup çocuğun ikiliye tecavüz etmeye çalıştığını söyledi. Bunun üzerine tuvalete baskın yapan iki öğretmenin de tecavüz grişimine kanıt olduğu iddia edildi.
    İki öğrenci olayı anlatması üzerine 20 Mart Pazartesi günü okula gelen veliler, okul idaresinden yasal işlem yapılmasını istedi.

    'Sınav stresi olabilir!'
    Okul idaresinin hiçbir yasal işlem yapmadığını, önlem de almadığını söyleyen T.D.'nin babası B.D., önceki sabah Milas Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Okul idaresini eleştiren B.D. "Yöneticiler 'Olur böyle şeyler, fazla büyütmeyin, çocuklar şakalaşıyormuş. Gençlik sorunları zaten çok fazla, sınavlara hazırlanıyorlar, bunalımda olabilirler. Sorunu aramızda çözeriz' diye olayı kimseye anlatmamamızı istedi. Ancak oğlumun davranışları değişti. İçine kapanık oldu. Kimler suçluysa cezalarını çeksinler istiyorum" dedi.

    'Bir yıldır sürüyor'
    Şikâyetçi T.D. ve N.Ç. ile yedi öğrenci, önceki sabah okuldan adliyeye götürüldü. Zanlılar dokuz saat ifade verdikten sonra evlerine yollanırken öğretmenler Havva Uzuncan, Hasan Karataş, Mehmet Hanifi Yılmaz ve müdür Mustafa Yılmaz'ın da ifadesine başvuruldu. N.Ç. ile T.D.'nin sınıf arkadaşları da okul tuvaletinde bu tür olayların eğitim yılı başından beri sürdüğünü, geçtiğimiz yıl da benzeri olaylar yaşandığını, tehditler nedeniyle birçok öğrencinin erkekler tuvaletine girmekten korktuğunu söyledi. Aynı sınıftaki F.K. olayları anlatırken, "Sınıfımızdan bazı öğrenciler ile bir üst sınıftaki öğrenciler, T.D. ve N.Ç.'nin kolundan tutarak tuvalete götürüyordu. Bazı arkadaşlarımız öğretmenlere şikâyet ettiklerinde ise hakarete uğradılar" diye konuştu. Milas İlçe Milli Eğitim Müdürü Arslan Ersoy 'son derece vahim' dedi. Ersoy, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma açıldığını söyledi.

  3. #3
    vAlinOr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-05-2005
    Mesajlar
    5,712
    Karizma Gücü
    9
    bu yazıyı buraya eklemek istedim yazı benim düşüncelerimi de ifade ediyor zaten

    A. TURAN ALKAN
    21.03.2006 SALI


    Ağır delikanlı

    Pazar sabahı, sabah on suları. Pazar keyfinin ayrılmaz rüknü haline
    gelen
    ince çekilmiş pide ve bol miktarda gazete tedariki için fırına doğru
    yürürken farkettim onu. Hizamı geçinceye kadar doğrudan bakmaya cesaret
    edemedim, siz bunu rahatlıkla "çekindim" diye yorumlayabilirsiniz.
    Adımlarımı ağırlaştırdım, kitapçı vitrinini seyreder gibi yaptım ve
    ancak
    gerisine düşünce kaldırımın kenarına dikilip onu uzun uzun seyrettim.

    Saçlarını, neredeyse subay tıraşı diye tabir ettiğimiz tarzda kısa
    kestirmiş
    bir delikanlıydı o. Yüzünü pek iyi seçemedim ama benzerlerinden tahmin
    ediyorum ki mutlaka son derece ciddi, hatta kaygılı bir bakış
    takınmıştı
    çehresine. Vietnam ormanlarında Kızıl Vietkong çetelerinin baskınına
    uğramamak için etrafı kolaçan ederek adım adım ilerleyen bir kahraman
    Amerikalı komando çavuşunun tedirginliği, sırtından bile
    anlaşılmaktaydı
    neredeyse.

    Ellerini uzun pardösüsünün ceplerine sokmuştu veya ben öyle zannettim.
    Pardösünün kemeri bel hizasından arkaya doğru başıboş bırakılmıştı.
    Sahibine
    göre bol bir pardösüydü bu. İçindeki şahısla pardösü arasına sanki
    birkaç
    tane tam otomatik piyade tüfeği, sekiz on şarjör, on onbeş tane
    tabanca,
    hatta birkaç roketatar veya dörtçekerli jip sığdırılabilirmiş
    izlenimini
    veren bollukta bir kesimi vardı pardösünün.

    Elbisesi koyu renkliydi, pantolonu ütülüydü. Yirmi yaşlarında
    var-yoktu.

    Yürüyüşünün kendi sınıfına mahsus, özel bir âhengi vardı.
    "Yaylanıyordu"
    desem mübalağa olur; "attığı her adımla yeryüzüne büyük şeref bahşeder
    bir
    edâ ile yürüyordu" desem gerisini siz zihninizde canlandırabilir
    misiniz?

    Yirmi yaşlarında göründüğüne göre sakalı-bıyığı da terlemiş olmalıydı;
    hani
    o çağlardaki delikanlıların çenelerinde ve dudak üstünde, çöl
    yeknesaklığındaki şaşırtıcı çalılıkların varlığını andıran karartılar
    belirir ya!

    Bakışlarını bir an görebildim: Aşılmaz Bizans surlarının en zayıf
    yerini
    kestirmeye çalışan bir Osmanlı topçu zabitinin gözleri nasıl enine bir
    çizgi
    halinde kısılarak bir ciddiyet suretine bürünürse aynen öyleydi.

    Gelelim ayakkabılarına!

    Tahmin edersiniz; ayakkabısı bana göre topuğu ile dizi arasındaki
    mesafeye
    denk gelecek bir uzunluğa sahipti; vaktiyle Boğaz'da süzülen zâdegân
    kayıkları gibi ince, uzun ve uç kısmı itibariyle yukarı doğru kalkıktı.
    Ayakkabıcı vitrinlerinde henüz yeni tesadüf etmeye başladığım bu yeni
    ayakkabı modelinin olgörüp nasıl müşteri bulabildiği yolundaki çocuksu
    merakım, böylece sahici bir örnekle yatışmış oldu. Yine de bu iki uzun
    kayığa benzer ayakkabıyla adım atarken kendisini nasıl olup da
    çelmelemediğini anlamak için yürüyüşünü dikkatle ve uzun uzun
    seyrettim.

    Elinde, birkaç kere kendi üzerinde kıvrılarak dört parmağa geçirilmiş
    ve
    fırıl fırıl döndürülüp duran parlak taşlı bir tesbih vardı. Gençliğimde
    ben
    de bu tesbih numarasını yapabilmek için hayli uğraşmıştım ama bu
    seriliğe
    asla ulaşamadığımı utançla hatırlıyorum.

    Nereye gidiyordu? "Galip ihtimalle bir kahveye!" diye cevaplandırdım bu
    suali. Mesaiye yetişir gibi bir hali yoktu, üstelik zaman mesai
    değiştirilen
    vardiya saatlerine de denk gelmiyordu.

    Anladım; bu "ağır delikanlı" türünden bir gençti. Belki henüz ağır abi
    olamamıştı ama zaman ve fırsat meselesiydi; bu gidişle o da bir ağır
    abi
    olacaktı.

    Yaşlanıyor muyum nedir; tam köşeyi dönüp gözden kaybolurken, "bu çocuk
    sabah
    kahvaltısı yapmış mıdır acaba?" diye düşündüm; nedendir bilmem içim cız
    etti. Herhalde annesi, "evladım, bir bardak çay iç, iki kaşık çorba ye
    de
    öyle git" diye kapı ağzında yalvarmış ama o, "istemez, kahvede
    atıştırırım
    bir şeyler" diye homurdanarak kayığa benzeyen ayakkabılarının
    bağcıklarını
    düğümleyip ardına bakmadan sokağa atılmıştı.

    Peki cebinde harçlığı var mıydı, harçlığı? Akşama kadar kahvede,
    internet
    dükkânlarında kendine benzeyen arkadaşlarıyla kendi üslupları üzerine
    yarenlik edip vakit öldürürken çay içecek, puaça atıştıracak, icabında
    arkadaşına bir şeyler ısmarlayacak kadar parası var mıydı; kaç paraydı?
    Yoksa o tavizsiz ağır delikanlı çehresinin ardında bir başka
    arkadaşının
    ikramını dört gözle bekleyen bir çaresizlik mi barınmaktaydı?

    Bu haliyle onu herhangi bir eğitim kuruluşunun öğrencisi olarak
    tasavvur
    etmekte müthiş müşkülat çektim. Ağır delikanlı ve öğrenci! Olacak iş
    değil;
    peki ne iş yapar, vaktini nasıl geçirir, ne söyler, ne düşünür diye
    meraklandım bu defa: Böyle bir gencin garsonluk, çıraklık, öğrencilik,
    işçilik yapmasını havsalam almadı; bu kibirli ve gururlu eda, ancak bir
    oto
    galeri, bir kıraathane sahibinde tabii durabilirdi; henüz tüyü bitmekte
    olan
    bir delikanlıda değil.

    Bir öğretmen arkadaşla sohbet ederken konu "ağır delikanlı"lara geldi,

    -Oo dedi, bizim okulda bunlardan birkaç yüz tane çıkar; sen daha yeni
    mi
    farkettin? Mahalledekilerin ise sayısına bereket!

    Sonra yüzüme doğru eğilip, donuklaşan bakışlarımın ardında samimiyet
    eseri
    ararcasına sordu,

    -Ne yani, şimdi sen hiç Kurtlar Vadisi'ni seyretmedin mi yani?
    Antizopa Farklı Renklerin Dostça Birlikteliği


    Bir özlem yüreğimde
    bir zamanlar bilinen güzel valar diyarı
    ne kadar neşeli olsa da şarkılarım, hepsinin içinde bir keder, özlem vardır valinor'a..

    Belirsizliklerini kırmaya çalışmak için hayatın, bugün gidişlerimiz, yarın gelişlerimiz, bekleyişlerimiz yani ve umut; ilacı yüreğimizin, ne müthiş bir kombinasyon, ne kadar da hayat..

  4. #4
    Balica adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-01-2006
    Mesajlar
    1,049
    Karizma Gücü
    0
    bu sorun eğitim sorunu değil insanlık sorunudur. prime time vakitlerinde verilen diziler ve magazin programları , cinsellik üzerine kurulu olan diyaloglar, kadının bir meta olarak kullanıldığı reklamlar bu körpe beyinlerin ien büyük derdidir.
    tabii bu körpe beyinlerin büyüklerinin de suçu yok değil
    balık baştan kokmuştu şimdi kuyruktadır
    ne yazık

    Herkes anlayabildiği kadar yaşar, ve anlayamadığı şeyleri umursamadan ölüp gider

  5. #5
    real_delly adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2004
    Mesajlar
    324
    Karizma Gücü
    0
    gencler cocuklar kendilerine ornek alabilecek birilerini arıyorlar onlara verilende sokak ramboları film ve dizilerde bu kahramanlar o kadar ilahlastırılıyorki kafalrda gerceklile kurguyu ayırt etmelerini engelliyo sonuc sokaklardaki agır abi imajına burunmeye calısan kayıp genclik

    bunda en buyuk bunları cocukların izleyebileceği yayın saatlerinde yayınlamak

    dost ziyaretinde sahit olduğum birsey
    6yasında ki cocuk kurtlar vadsini izlemek icin gece yarılarına kadar televizyon basında ve bunu aliesi olumlu karsılıyor
    hayatı simdiden ogrensin diye de bana cıkıstılar sizce korpe beyinler bu yasta bu sekilde islenmeye baslarsa ne olur

    eskiden ne guzel diziler vardı super baba,bizimkiler,MacGyver,kara şimşek yabancı dizilerde siddet unsuru vardı ama bolum basına yuzlerce kisi olmuyor ve bu normalmis gibi gosterilmiyordu
    Özgürlük, insanlara fazla geliyor.Özgürlük her istediğini yapmak değildir.Sizden farklı düşünenlerde vardır bunu unutmayın
    Bilgi sahibi olmadan Fikir sahibi olmayın![

    Sinema Sevenler Birliği
    Hayat Bir Filmden İbarettir Diyenlerin Buluşma Noktası


    İnsan son nefese hazır gerekmiş
    Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş
    Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz
    Böylece dirilirsek işimiz iş

  6. #6
    akalkara adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2006
    Mesajlar
    1,449
    Karizma Gücü
    0
    sorun kurtlar vadisi sorunu değil.ne için Türkiyede gençlik dizileri, programları yapılmaz.Ne için çocuklar için adam akıllı programlar hazırlanmaz emek verilerek yapılmış.bu programlar çocukların yaşına uygun değil.gençler ve çocukların önlerine doğru düzgün yaşlarına ve canlılıklarına uygun birşeyler koyun sorun çözülecektir.bizim ülkemizde ne çocuklara ne de gençlere değer verilmiyor.

    Ne mutlu Türküm diyene
    clupTS tarafından gönderildi.
    kardeŞİm Japonyayi Bİ Kenara Birak Son 5 Yil İÇİnde Hangİ Avrupa Ülkesİ Bİzden Daha İyİ Konuma Geldİ Hangİsİ Bİzden Daha İlerİde Hangİsİnİn Teknolİjİsİ Bİzden Daha İyİ SaÇmalamayin Ya TÜrkİye Şu An OlduĞu Konum İtİbarİyle En İyİ DÜnya Ülkelerİnden Bİrİdİr Hatta Japonyadan Bİle İyİ Konumda OlduĞumuz Bİ GerÇekte akp

    Sır Kapısı'na uydurup yolladığım 19 hikayenin 13'ü senaryo haline getirilerek yayınlandı. Magmada bir senaryo yazarı eksikti. Kontenjan dolmadan beni de alın. http://www.itiraf.com/uyeler/JAHN_dARC/itiraflar/

  7. #7
    real_delly adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2004
    Mesajlar
    324
    Karizma Gücü
    0
    ben ozellikle kurtlar vadisini ornek vermiyorum su anda verilebilecek en sıcak ornek o olduğu icin onu verdim yoksa atnı tarz onlarca film,dizi... var

    genclik programlarının icerigi magazinden oteye gecemiyor bazılar haric tabii
    Özgürlük, insanlara fazla geliyor.Özgürlük her istediğini yapmak değildir.Sizden farklı düşünenlerde vardır bunu unutmayın
    Bilgi sahibi olmadan Fikir sahibi olmayın![

    Sinema Sevenler Birliği
    Hayat Bir Filmden İbarettir Diyenlerin Buluşma Noktası


    İnsan son nefese hazır gerekmiş
    Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş
    Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz
    Böylece dirilirsek işimiz iş

  8. #8
    kazuo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2005
    Mesajlar
    215
    Karizma Gücü
    0
    Okullardaki şiddet sorununun nedeninin televizyon dizileri, filmler vs. olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Eskiden "Kurtlar Vadisi" yoktu da "Deliyürek" vardı. Ama o zaman şiddet olayları bu kadar yaygın değildi. Bunların mutlaka etkisi vardır, ama bence asıl sebep başka.

    Bu sebep de şu: Artık gerek ilköğretim, gerekse lise öğrencilerinin okula geliş amaçları arasında "ders çalışmak" yok. O kadar berbat bir eğitim sistemimiz var ki, sınıfa eşeği bağlasak mezun olur. Dolayısıyla öğrenciler dersle mersle ilgilenmiyorlar. Öğrenci sınıfta kalsa bile nasıl olsa bakanlık geçiriyor. Peki boş mu duracaklar bu gençler okulda? Tabii ki hayır, boş durmuyorlar "Polat Alemdar"cılık oynamaya başlıyorlar.

    Okullara öğrencilerin ders çalışmak amacıyla gelmeleri sağlanmazsa, bugünleri bile mumla arayacağız.

    Benim çözüm önerim, örgün eğitime(okullarda yapılan eğitim) sadece aklı başında, ders çalışan öğrencilerin devam ettirilmesidir. "Polat Alemdar"cılık oynamaya niyetli öğrencinin yeri okul değildir. Bunlar ya açık lise vb.'de eğitim almalı, aynı zamanda bir işte çalıştırılmalıdır. Her türlü olumsuzluğun kaynağı boş insanlar çünkü.
    Körler çarşısında ayna satma , sağırlar çarşısında gazel atma...


  9. #9
    challenge18 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-11-2005
    Mesajlar
    2,792
    Karizma Gücü
    7
    Bir an önce önlem alınması gereken olaylar.Herkes kendini polat sanıyor.Hele geçenlerde bir röportaj sırasında çocuğun biri devlet için babamı bile öldürürüm diyordu..???

  10. #10
    Misafir vinsanityseven adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2005
    Mesajlar
    1,468
    Karizma Gücü
    0
    Dostum vermiş olduğun konu benim için çok önemli bu Kurtlar Vadisi denilen saçma dizi ve film yüzünden çekmediğimiz kalmadı gerçekten.Millet kendini Polat Alemdar zannediyor örnek vereyim bugun okul çıkışı eline tesbihi almış 2 tane çocuk bıçaklarıda almışlar ne artist yürüyorsun diye bıçak çekiyorlarNeyse hadlerini arkadaşlarında yardımıyla bildirdik.

    MEB Bakanı sevemeyeceğim bana çok antipatik gelen H.Çelik iyi bir önlem almış.Ama bunun daha öncede RTÜK ve ya ilgili her kimse KV dizisini kaldırarak yapmalıydı diye düşünüyorum.Sonradan gelen hiç bir önleyici çalışma yardımcı olmaz Türkiyenin magandalaşmasına ama bunun tek sebebi var bana göre Kurtlar Vadisi gibi insanlara gerçekleri yansıtmadan git hırsızlık vs. yap dedirten dizi...

    SAYGILAR

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 12 Milyon Kaçak Telefona Tedbir Geliyor..
    2005 Konuları bölümünde aydintan tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 20.04.05, 09:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •