• Reklam
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    uno_momento adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-12-2005
    Mesajlar
    439
    Karizma Gücü
    0

    Türk Subayı Kimdir ?

    Hakan Evrensel, emperyalizmin

    işbirlikçisi PKK terörüne karşı Güneydoğu Anadolu’da yaşanan savaşa katılmış, emekli bir subaydır. Evrensel, ordudan

    istifa ederek ayrıldıktan sonra anılarını,

    “Güneydoğu Öyküleri-1, 2, 3” adını

    verdiği, üç kitapta toplamıştır. Bu

    kitaplarda, subay, er, doktor, hakim,

    savcı ve daha birçok meslek grubundan insanın anılarını anlatır. Şimdi, üç cilt bir arada, “Güneydoğu Öyküleri” adı ile yayımlandı. Oğullarının yiğitliğini

    anlamak isteyen bir milletin okuması

    gereken bir kitaptır Evrensel’in kitabı.







    Türk Subayı Kimdir?







    Hakan Evrensel - “Güneydoğudan Öyküler”* –






    Güneydoğu’nun küçük bir ilçesinde görev yapan hakim, ilçe dışındaki lojmanına yakın bir karakolda yaşanan bir geceyi şöyle anlatır:

    “Karakol, kaldığımız lojmanın balkonunun görüş alanındaydı. Yaklaşık bir aydır, hemen her istihbarat kaynağından, karakolun basılacağı doğrultusunda haberler geliyordu. Üstelik yapılması planlanan baskının, şimdiye kadar yapılanlardan çok daha büyük olacağı söyleniyordu. Alınan duyumlar üzerine, yakın birliklerden timler getirildi, karakolun etrafına mayınlar döşendi, ağır silahlarla takviyeler yapıldı ve baskın beklenmeye başlandı.

    En son gelen istihbaratta ise, baskının saati ve baskına katılacak terörist sayısı bile veriliyordu. 22:10, beş yüz terörist.

    Karakol, beklenenden tam bir gün sonra, istihbarat saatinde basıl dı. Dehşet anını balkonumuzdan izlerken, çaresizliğin yakıcı acısını kemiklerimde duyumsadım.



    Karakolun etrafını çepeçevre sarmış teröristlerin karakolu amansızca kurşun yağmuruna tutan silahları, gecenin karanlığını yarıp geçiyordu. Karakolun, havan ve roket mermilerinin patladığı yerde olduğunu biliyorduk. Karakol, tam anlamıyla çember içine alınmıştı.

    Lojmandan ayrılıp, doğruca jandarma binasına gittik. Karakolun merkezi, timlerden sürekli olarak telsizle durumlarını bildirmelerini istiyor; dış emniyette bulunan timler bu çağrılara yanıt veriyor, havan ve uçaksavar ateşi istedikleri yerleri de tanımlıyorlardı.

    Bir süre sonra telsiz konuşmaları, timlerden birinin üzerine yoğunlaştı. Bu timden bir türlü yanıt alınamıyordu. Defalarca çağrı yapılmış, ancak tim ile bir türlü bağlantıya geçilememişti. Konuşmaları izleyen askerlerin umutları azalmış ancak çağrılara devam etmekten vazgeçmemişlerdi.

    Bir saat kadar sonra, telsizden bitkin bir ses duyuldu:

    ‘Yaralılarım var, yaralıları- mı alın!’

    Hepimiz şaşkınlık ve acı içinde irkildik. Hemen yanıt verildi.

    ‘Tamam Suat 3, sakin olun, az sonra birlik yola çıkıyor!’

    İlk yaralı haberi, saatlerdir aranmakta olan, bu timden gelmişti. Tim komutanı konuşurken, arkadan silah sesleri duyuluyordu. Herkes kendince yorumlar yapıyordu. Telsizin başındaki tim komutanlarından biri ise, bu timden çatışma esnasında şehit verildiğinden neredeyse emindi.

    Merkezden yapılan çağrı yinelendi:

    ‘Suat 3, bağlantıyı kesme. Sakin olun!’

    Yanıtta bir değişiklik olmadı:

    ‘Yaralılarım var. Kan kaybediyorlar. Yaralılarımı alın!’

    Ve tam birbuçuk saat boyunca, beşer dakika arayla, ‘Suat 3’ kodlu tim ile haberleşme aynen bu sözlerle sürdü:

    ‘Yaralılarımı alın!’

    Yanıt, hiç değişmiyordu.

    ‘Sakin olun, geliyoruz!’

    Hepimiz, oraya yardım için gidilemeyeceğini çok iyi biliyorduk. Karakola düşen mermi sayısında azalma olmuyor; aksine, destek alan teröristler, baskının şiddetini git gide artırıyorlardı. Hiç kimsenin, değil karakolun dışına çıkmak, mevzi değiştirebilecek fırsatı bile olmadığı apaçıktı.

    Bir süre sonra, Suat 3’ün telsizinden sert ve tok bir ses, hışımla şu sözcükleri söylüyordu:

    ‘Hemen gelip yaralılarımı almazsanız, karakola dönüp bölüğü tarayacağım!’



    Hepimiz şok olmuştuk. Tabur komutanı hızla devreye girdi. Hemen hemen aynı sözcüklerle tim komutanına sakin olma çağrısı yaptı ama işe yaramadı. Tim komutanı, ‘Yaralılarımı alın!’ dışında başka bir şey söylemiyordu.

    Tabur komutanı çaresizlik içinde telsizi elinden bıraktıktan sonra geçen bir saat içerisinde tim komutanından ses çıkmadı. Birer dakika arayla yapılan yoğun çağrılara ise cevap vermedi. Hepimiz tim komutanının da şehit düştüğünü düşünmeye başlamıştık. İçim burkuluyor, başım dönüyor, tanık olduğum bu dehşet anlarından nefret ediyordum.



    Telsizin başına son bir ümit, tim komutanının okulundan devre arkadaşı geçti, eline mikrofonu alıp, yanıt beklemeden, telsizin kodlarını da kullanmadan, konuşmaya başladı:

    ‘Devrem, ben Hüseyin... Geçmiş olsun devrem... Biraz daha dayan olur mu? Bak destek timleri yola çıktı. Sana doğru geliyorlar. Devrem, aman pes etme, olur mu?’

    Telsizin mandalını bırakıp beklemeye başladı. Hepimiz, duvara asılı telsiz cihazının hoparlörüne gözlerimizi dikmiş bekliyorduk.

    Ve beklenen ses duyuldu:

    ‘Devrem, bölük komutanı nerede?’

    Hepimiz, derin bir ‘Oh!’ çektik.

    Telsizden, ‘İzinde devrem’ yanıtı verildi.

    ‘Suat 3’, artık tükendiğini belli eden bir sesle konuşmayı sürdürdü:

    ‘Ne olur yaralılarımı alın. Ben de yaralıyım.’

    O ana kadar, kendisinin de yaralı olduğunu söylememişti. Hepimiz donup kalmıştık. Telsizin başındaki devre arkadaşı, onun bu sözü üzerine mikrofonu fırlattı ve odadan çıktı.

    Ben kapının hemen eşiğinde ayakta duruyor, duyduklarım ve gördüklerimle tarihin kara bir sayfasına tanıklık ettiğimi düşünüyordum. Ses tekrar kesildi ve sabah oluncaya dek bir daha hiç gelmedi. Yüzlerce kez yapılan çağrılara yanıt vermedi. Artık, onun şehit olduğuna ben de inanmıştım.

    Gün ağarırken hepimiz yorgun düşmüş, telsizden yapılan ‘Suat 3, konuşan Suat, yanıt ver!’ çağrısı kulaklarımızda, bitkin bir halde bir köşede yığılmışken, birden telsizin mandalına basıldığını fark ettik. Telsizden hala silah sesleri geliyordu.

    Yaklaşık on, onbeş saniye sonra hayatım boyunca unutamayacağım birşey oldu. Telsizden gelen ses, İstiklal Marşı’mızı söylüyordu, üstelik hatasız melodisi ile birlikte söylüyordu.

    Mandala sürekli basıldığı için bütün telsizlerin konuşma olanağı kalmamıştı.

    Çatışma altında, yaralı bir tim komutanının söylediği kutsal marşımızı dinlerken, gözlerim dolmuştu. O ana kadar duyduğum en güzel, en anlamlı İstiklal Marşı’ydı.

    Birinci dörtlüğü bitirdi. İkinci dörtlükte; sesi çatallaştı, sözcükler uzamaya başladı ama marşı söylemekten vazgeçmedi. Bozuk bir ses tonuyla, kendini zorlayarak söylemeye devam etti.



    Marşı bitirdiğinde, ben de bitmiştim. Hemen orayı terk ettim. Onun sesini bir daha hiç duymadım. Toplam yirmiiki şehidin verildiği o baskın gecesinde, vücuduna saplanmış yedi merminin acısıyla söylediği İstiklal Marşı’nı ruhuma işleten tim komutanının yaşadığına ise hâlâ inanamıyorum.”•


    Dipnot: *Alfa Yayınları, Mayıs 2004
    ceteris paribus
    turkyaşamdaki ekonomi, işletme ve finans çevreleri burada herkesi bekliyoruz


    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

    ©º° egeye hoşgeldiniz °º©



    AGORA MEYHANESİ
    Kan Tüküren Mesut İnsanların Dünyası



    Uno momento dikdörtgenler prizması



    I guess it comes down
    to a simple choice, really. Get
    busy living or get busy dying

  2. #2
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Müthişti, gözlerim doldu. Elinize sağlık, sağolun.

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  3. #3
    Mordoth adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-09-2005
    Mesajlar
    3,374
    Karizma Gücü
    0
    Ağabeylerimin şehadetine ne kadar çok benziyor .
    Onlar da bir baskında şehid verdim . Doğubeyazıtta 25 karakol görevlisi er -erbaş ve 1 albay , 2 astsubay varmış o gün . Teröristler sarmış , roketler yağıyormuş ama çatışmaktan yılmamışlar . Tabi olağanüstü olaylar muhakkak yaşanmıştır ama o gün 4 şehid ile ancak püskürtülmüş , biri de ağabeyim . TEröristleri sonra besleyen köyleri falan tespit etmişler , teröristlerle onları da haklamışlar .
    !!! TÜRKİYE AYILDI , İMAM BAYILDI !!!



    Ebedi Cumhuriyet Muhafızı


    bütün ampullere sesleniyorum ;ampulünüz şu sıralar yanıyor olabilir ama EBEDİYEN
    CUMHURİYET GÜNEŞİ
    altında yanmaya mahkumsunuz







  4. #4
    alperen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    1,976
    Karizma Gücü
    0
    o çatişmada 192 terörist öldürüldü yanılmıyorsam...
    ARCHITECT

  5. #5
    PaSTaFaRYaN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-01-2005
    Mesajlar
    4,323
    Karizma Gücü
    0
    Tüylerim diken diken oldu.
    Böyle vataseverler olduğu sürece bu ülkeye hiçbir şey olmaz.

  6. #6
    doubLeupon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2006
    Mesajlar
    146
    Karizma Gücü
    0
    yüreği titreten, tüyleri diken diken eden bir öykü.
    paylaşım için teşekkürler.
    Atam;
    Devrimlerinin ve İlkelerinin bekçisiyiz..!


    T ?zınısım adnıkraf ninekilheT C

    σℓ∂яσ¢кєя


    1907 - Fenerbahçe'nin 100. Yılı - 2007

    Geçmişe dönük keşkelerle yaşamaktansa;
    geleceğe dönük belkilerle yaşamayı tercih ederim..!

  7. #7
    H.K.Ç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    1,245
    Karizma Gücü
    0
    Tüylerim diken diken oldu gözlerim doldu gerçekten.Bizim böyle askerlerimiz oldukça kimse bu vatan toprağın ele geçiremez
    Childe Roland came to the Dark Tower...

  8. #8
    Yalnızca GAZİ!.. maki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2005
    Mesajlar
    2,868
    Karizma Gücü
    0
    Böyle vatan evlatlarıyla aynı soydan olduğum için Allah'a şükrediyorum!..

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    23-07-2006
    Mesajlar
    29
    Karizma Gücü
    0
    Kardeşş gözLerim doldu benimde...


    Konuya daha önce yorum yapardım ama görmedim biLe..


    Ne diyeceğiMi biLemiyorum..!

    Böyle babayiğitlerden bu ülkede çok var..!

    Canımızı vermeye hazırız..!

    PKk itLerininde bir gün ekmek yedikleri yerden hepsi kurşunu yiyecek..!

  10. #10
    akacan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-04-2005
    Mesajlar
    93
    Karizma Gücü
    0
    yazacağım hiç bir söz kelime harf bu yüksek ruhun anısına sevgisine bir damla bile tercüman olamaz.

    ..... sönmeden yurdumun üstünde tüten en SON ocak ....
    :6♥BYE BYE TÜRKÇE BİRLİĞİ♥:6

    Yastığımız mezar taşı
    Yorganımız kar olsun
    Biz bu yoldan döner isek
    Namus bize ar olsun

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Askerleri "insan dışkısı" yemeye zorlayan subay tutuklandı
    2005 Konuları bölümünde KaOs__64 tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 24.01.05, 17:16
  2. yedek subay sınavı?
    2003 - 2004 Konuları bölümünde pensan tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 11.10.04, 16:17

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •