• Reklam
1 sonuçtan 1 --- 1 arası gösteriliyor
  1. #1
    vertebrae adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    549
    Karizma Gücü
    0

    Ahmet Necdet Sezer'den Ekonomiye İlişkin Açıklamalar

    Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türk ekonomisinin yapısal dönüşüm yolunda son yıllarda gerçekleştirdiği atılımları umut verici olarak değerlendirdi. Sezer, günümüzde, otoriter bir liderin başında olduğu ve tek başına karar aldığı yönetim modelinin geçerliliğinin kalmadığına da vurgu yaptı.

    Cumhurbaşkanı Sezer, Ankara Sanayi Odası'nın düzenlediği "Aile Şirketlerinde Değişim ve Süreklilik Zirvesi"nde bir konuşma yaptı.


    Sezer, konuşmasına, Ankara Sanayi Odası'nın, etkin bir meslek örgütü olarak, Türkiye'nin gelişmesi için yaptığı katkıların yanı sıra, toplumsal duyarlılığı ve sosyal sorumluluk bilinciyle yurttaşlarımıza farklı alanlarda da destek olduğuna vurgu yaparak başladı.

    Sezer konuşmasını şöyle sürdürdü;


    "Türk sanayiinin güçlenmesi ve dünyayla rekabet edecek bir yapıya gelebilmesi için arayışlarını sürdüren ve çalışmalarda bulunan Ankara Sanayi Odası, çağdaş yönetim modeliyle sürekli kendini yenileme arayışı içinde olmuştur. Bu çabalar, Oda'ya bağlı sanayi kuruluşlarının rekabet gücünü artırmış, dünya pazarlarına açılmasını kolaylaştırmıştır.



    Güçlü bir demokrasi, güçlü bir ekonomiyle kurulabilir. Güçlü ekonomi de piyasanın tüm ögelerinin dünyadaki gelişmelere koşut olarak kendilerini yenilemeleri ve kurumsallaşmalarıyla olanaklıdır.


    Ülkemizde işletmelerin büyük bölümünü aile şirketleri oluşturmaktadır. Bu durum, konunun önemini ve ülkemizin gelişmesiyle ilgili yaşamsal boyutunu ortaya koymaktadır.


    Ekonomi yaşamında böylesine etkin rolü bulunan aile şirketlerinin kurumsallaşması ve varlığını sürdürebilmek için neler yapması gerektiği yönünde bilimsel araştırma yapılmasına öncülük eden Ankara Sanayi Odası'nın çabalarını mutlulukla karşılıyoruz.



    Yoğun rekabetin yaşandığı, üretim biçimleri, ilişkiler ve yönetim anlayışının değiştiği dünyamızda söz sahibi olmak ve varlığını sürdürmek isteyen ülke ve şirketlerin bu dönüşüme uyum göstermesi zorunludur. Tersi durumda, diğer ülkelerle yarışmak ve dünya pazarlarında tutunmak olanaksızdır.



    Dünya, bilgi toplumu ve bunun dışında kalanlar olarak ikiye ayrılmıştır. Bilgi toplumu konumuna yükselemeyen ülkeler, diğerlerinin gölgesinde kalmakta, sağlıklı bir gelişme yakalayamamaktadırlar.



    Türkiye nitelikli, üretken genç nüfusu ile bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerlemek zorundadır. Hepimiz bu sürece uyum sağlamak ve katkıda bulunmak için bireysel ve kurumsal düzeyde kendimizi en iyi biçimde geliştirmeli, ülkemizin güçlenmesine hizmet etmeliyiz.



    Rekabet gücümüzü artıramazsak uluslararası sistemde istediğimiz yerde olamayız. Bunun için bilgi üretiminin ve araştırmanın merkezi olan üniversitelerimizle sanayinin işbirliği ve Devlet'in bu konudaki desteği önem kazanmaktadır. Üretimde ve diğer alanlarda bilgiye dayalı etkinliklerin yoğunlaştırılması, her alanda verimliliği artırarak bizi dünyanın güçlü ekonomilerinden biri yapacaktır.


    Konuşmamın başında aile şirketlerinin ekonomimiz için önemini belirtmiştim. Bu şirketlerin güçlendirilmesi, kurumsallaşması için başlatılan çalışmaların sonuçlandırılması öncelik taşımaktadır.



    Aile şirketlerinin yaşamı çok uzun sürmemektedir. Bunun nedenleri çeşitli araştırmalarla da ortaya konulmuştur. Kültürümüzden kaynaklanan kimi olumsuzluklar sürekliliği engellemektedir. Bu nedenle, geleneksel tutum ve davranışlar, otoriter bir liderlik anlayışı yerine, yönetimde uzmanlaşma sağlanmalı, katılımcı, yeniliklere açık kurumsal bir yapılanma hedeflenmelidir. Sürekli başarı için bu düşünce dönüşümü mutlaka gerçekleştirilmelidir.


    Günümüzde, otoriter bir liderin başında olduğu ve tek başına karar aldığı yönetim modelinin geçerliliği kalmamıştır. Bilgi paylaşımını temel alan, kurumun tüm yetkililerinin karar sürecine katıldığı, profesyonel yönetici çalıştırılmasına önem veren dinamik yönetim modeline geçilmiştir. Bu model, şirketlerin verimliliğini ve rekabet gücünü artırmaktadır.


    Kurumsallaşmayı başarmış olsa da, yeniliklere açık ve değişimlere duyarlı olmayan aile şirketlerinin başarı şansı yoktur. Geçmişte başarılı olan şirketlerin hızla değişen dünya koşullarında başarıyı aynı yöntemlerle yakalamayı düşünerek değişime direnmeleri varlıkları için tehdit oluşturmaktadır.


    Güçlükler altında kurulan ve gelişmesi için büyük emek verilen aile şirketlerinin sürekliliğinin sağlanması ülke ekonomisi yönünden önemlidir. Dağılan her şirket, aktarılan ülke kaynaklarının yokolması demektir. Üreten ve dünya pazarlarına açılan şirketler, yarattıkları katma değerle ekonomiyi güçlendirmektedir.


    Onlarca yılda oluşturulan kaynakların ekonomideki dalgalanmalarla yok olması ve yine uzun yıllar sonucu kurulan şirketlerin değerlerinin çok altında elden çıkarılması Türk ekonomisine de zarar vermektedir. Ekonomide kırılganlığı artıran sorunların ivedilikle çözülmesi dalgalanmaları ve krizleri önleyecektir.


    Ülke ekonomisinin, altyapısı sağlam, üretime dayanan, siyasal yönlendirmelerden etkilenmeyen bir yapıya kavuşturulması ve dünyadaki yapısal dönüşümlere uyumlu duruma getirilmesi önemlidir."


    "Ekonomide atılımlar umut verici"


    Cumhurbaşkanı Sezer, Türk ekonomisinin yapısal dönüşüm yolunda son yıllarda gerçekleştirdiği atılımları umut verici bulduğunu belirtti. Sezer, uygulanan sıkı para ve maliye politikalarının yanı sıra, ekonomik programdan ödün verilmemesi, kimi ekonomik dengelerde belirgin bir iyileşmeyi birlikte getirdiğinin altını çizerek; "Bu gelişmelerin ülke genelinde olumlu beklentileri ve iyimserliği artırdığı görülmektedir." dedi.


    Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü; "Bu aşamadan sonra, atılan adımların kalıcılığının ve sürekliliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır.



    Ekonomi, günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlarla ele alınmaması gereken bir konudur. Sorunların tüm ilgililerin katılımı ve desteğiyle, bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi, yapıcı ve öngörülü eleştirilerin dikkate alınması zorunludur.



    Kırılganlığı artıran sorunların yanı sıra, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, kayıt dışının önlenmesi gibi sorunlar ekonomi gündemindeki öncelikli yerini korumaktadır. Bunların yanında, özellikle üretim sektörünün ve siz girişimcilerimizin çeşitli platformlarda dile getirilen sorunlarının çözüme kavuşturulması da gerekmektedir. Reel ekonominin sorunları çözülmedikçe, her sektörde kaynakların etkin ve verimli kullanımı sağlanmadıkça, kalkınmış ve sanayileşmiş bir ülke durumuna gelmemiz güçtür.



    Özel sektörün daha yüksek katma değer yaratarak etkin bir üretici kimliğine dönmesi için bir dizi önlem geliştirilmelidir. Bu bağlamda, yatırımların, yapısal değişimi doğuracak dinamik ve yüksek katma değerli sektörlerde yapılması önemlidir. Böylesi bir yatırım ortamı doğrudan yabancı sermaye yatırımları için de en uygun iklimi yaratacaktır.



    Sonuçta hepimizin amacı, Türkiye'nin, çağdaş değerlerin ışığında gelişmesini sürdüren, tüm bireyleriyle mutlu ve huzurlu, ekonomik yönden güçlü, dünyada sözü dinlenir bir ülke durumuna gelmesidir. Ekonomiyi dengeleri oturmuş, istikrarlı bir yapıya kavuşturmadan, güven ortamını kalıcı kılmadan bu amaca ulaşılamayacağının bilinmesi gerekmektedir.


    Ülkemizin, tüm ekonomik oyuncuların, kurum ve kuruluşlarımızın, sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla, yakaladığı gelişme ivmesini yitirmeksizin, dünyanın güçlü ekonomileri arasındaki yerini alacağına inanıyoruz.


    El ele vererek, emin adımlarla, birlik ve dayanışma içinde tüm sorunlarımızı aşacağımızdan kuşku duyulmamalıdır.


    Yokluklar ve olanaksızlıklar içinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokratik yapısı ve Ulus'un tek yürek olarak ülke kalkınması için çalışması sonucu bugünlere gelmiştir. Ulusumuzun gönencinin artması, ekonomimizin güçlü bir yapıya kavuşması her şeyden önce huzur ve güven ortamına, Ulusal birliğimizin korunmasına bağlıdır.


    Devletimizin tekil yapısına, ulusal birliğimize yapılan saldırılar üzücüdür. Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesini benimsemiştir. Demokrasi, ayrıştıran değil evrensel haklar düzleminde bireyleri birleştiren bir yönetim biçimidir. Demokrasinin ve hukuk devletinin egemen kılınması için yurttaşlık bilincinin oluşması ve devletin temel değerlerine saygı duyulması zorunluluktur.


    Demokrasinin getirdiği özgürlükleri yasalar çerçevesinde kullanmak her bireyin hakkıdır. Ancak hiçbir özgürlük, ulusal birliği bozmak, rejimi yıkmak ya da zayıflatmak için kullanılamaz. Herkesin Devlet'in kurumlarına ve temel niteliklerine saygı göstermesi demokrasinin ve yurttaş olmanın gereğidir. Dünyada hiçbir devlet temel düzenine karşı olan saldırılara izin veremez, hoşgörü gösteremez.



    Türkiye'de son yıllarda demokratikleşme sürecinde önemli adımlar atılmasına karşın, terör örgütünün toplumsal huzuru bozmaya çalışan eylemleri ve provokasyonları Ulusumuzu yaralamaktadır.


    Türk Ulusu, tarih boyunca tüm bireyleriyle birlikte üzülmüş, birlikte sevinmiş, birlikte savaşmış, geleceği birlikte kurmuştur; güçlü bir kültür ve tarih bağıyla birbirine bağlıdır. Ulus olma bilincine erişmiştir. Bizleri güçlü kılan da bu ortak bilinç ve kimliktir. Bu bilinci zedeleyecek tutum ve davranışlar asla başarılı olamayacaktır.


    Sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülke olarak küreselleşen dünyada hak ettiğimiz yeri alabilmemiz için ekonomik yönden güçlü olmak zorundayız. Toplum olarak geçmişten ders çıkarmalı, anlayış birliği içinde, iç politika kaygılarından uzak, siyasetüstü yaklaşımlarla geleceğe yönelmeliyiz.


    Türkiye, bölgesindeki önemli ekonomik güçlerden biri olarak küreselleşmenin getirdiği olanaklardan yararlanmak, yeni koşullara uyum sağlamak ve toplumun gönenç düzeyini yükseltmek kararlılığındadır.


    Bugün kurumsallaşmalarını tamamlayan ve yeniliklere uyum sağlayan aile şirketlerinden doğan ve dünyada söz sahibi olan firmalarımızın başarılarını gururla izliyoruz. Ülke hedeflerinin gerçekleştirilmesinde girişimcilerimizden ve aile şirketlerimizden çok şey bekliyoruz.


    Ekonomideki olumsuz değişimlerde varlığı hemen sona eren zayıf şirketler yerine, dalgalanmalara karşı direnebilen, yalnız ulusal pazara değil, dünya piyasalarına da eklemlenebilen yapılanmaları gerçekleştirebilmeliyiz."

    -dünyagazetesi-
    Bu mesaj en son " 28.03.06 " tarihinde saat 11:27 itibariyle vertebrae tarafından düzenlenmiştir... Neden: İmla
    SAKARYASPOR


    ERKEK ADAM RENK TAKIM TUTMAZ
    YÖNETİM İSTİFA

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Cumhurbaşkanlığı görevine A.Necdet Sezer'den sonra kimin seçilmesini istersiniz ?
    2005 Konuları bölümünde кemalist tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 29.03.06, 12:45
  2. Ahmet Necdet Sezer'in Cumhuriyet Bayramı mesajı ve alınacak dersler
    2003 - 2004 Konuları bölümünde genius-xl tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 28.10.04, 20:55

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •