• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0

    Korkularımız ve İçe Doğru Yolculuk

    Önemli olan içinizdeki korkuyu yenip yola devam etmenizdir. Risk var diye yaşamaktan vazgeçilemez. Önemli olan mümkün olduğu kadar hesaplanmış riskler alabilmek hayatta.

    Korku kavramı ile ne zaman tanıştığını hatırlamıyordu. Hatırladığı tek şey tüm sorunların altında bunun yattığı idi. O sabah yorgun ve bezgin kalkmıştı yataktan. Her sabah ihmal etmediği bir bardak meyva suyunu ve bir fincan kahvesini bile içmemişti. İşe gitmek için tren istasyonuna doğru yürürken kafasının arı kovanı gibi vızıldadığını hissetti.

    Neden korkardı insan, kafasının içinde liste sıralanmaya başlamıştı:

    - Başarısızlıktan, sevilmemekten, önemsenmemekten, ölümden, hastalıktan, kaybetmekten, kontrol edemediği her türlü etkiden, kontrol edilmekten, terkedilmekten, sakat kalmaktan, aldatılmaktan, zayıf görünmekten, anlaşılamamaktan, aşağılanmaktan, kavgadan, tehdit gibi algıladığı her şeyden ve herkesten, düzenin bozulmasından, elindeki değerleri kaybetmekten, aklını kaçırmaktan, parasızlıktan, sahip olduğu mal varlığını yitirmekten, düşmanlardan, Zarar görmekten, düşmekten, uçaktan, hayvalardan, yüksekten, yalnızlıktan, karanlıktan, işsiz kalmaktan, hırsızdan, psikopat insanlardan, doğal affetlerden, sevilmemekten ve böylece bu liste uzayıp da uzuyordu. Genel olarak her insanın korktuğu veya çekindiği bir şeylerin var olması gerçeği bu konu ile kolay başa çıkamayacağı düşüncesini kuvvetlendiriyordu.

    Yıllar önce hayatının en önemli varlığı olan babasını kaybedince bir iş arkadaşı “o yaşa geldik ki sevdiklerimizi artık kaybediyoruz” demişti. Anlamını kavrayamadığı bu cümle yıllar içinde diğer kaybedilen insanlarla daha da bir önem kazanmıştı.

    Geçen hafta henüz yaşı 50 bile olmayan kuzeninin akciğer kanseri olduğunu duyunca nasıl bir tepki vermesi gerektiğini kavrayamamıştı. Önceleri buna inanmak istememişti daha sonra internette bulabildiği sitelerde Akciğer kanseri ile ilgili geniş bilgi toplamıştı. Neden yapıyordu bütün bunları, kendi ölümü ile yüzleşmişti. O halde kendisi veya çevresinde birisi daha bu hastalığa yakalanmadan gerekli bilgileri önlem olarak toparlama telaşını hissetmişti besbelli.

    Ne garipti, toplumumuzda hala önleyici hekimlik kavramları tam olarak yerleşmemişti. Kontrol amaçlı doktora gitmek kavramından hala çok uzaktık. Kimimiz hastalığımız olmadığı veya gerekmediği halde bu tür kuruluşların bizden daha çok para kazanabilmek için sömürüleceğimize inandığımız için, kimimiz de parasızlık ve olanaksızlıktan en önemlisi de bazılarımız bir hastalık çıkar korkusundan doktora gitmiyoruz diye geçirdi kafasından. Bir hastalığı olduğu ortaya çıkarsa bununla nasıl baş edeceğini bile bilmiyordu. Sanki utanılacak birşeymiş gibi, artı duygusal ağırlığın yanısıra fiziksel süreç, çok ağır gelmişti tüm bu düşünceler. Bir an trenin penceresinden ağaçların yapraklarının sarımsı kırmızımsı bir renge dönüştüklerini izlerken manzaranın muhteşem olduğunu düşündü. Korkularla yorgun dimağı bir anda aydınlanmıştı. Çevrede ne çok güzellikler vardı. Önemli olan dolu dolu yaşamaktı hayatı. Şöyle geçmişine doğru bir uzandı, iyisi ile kötüsü ile dopdolu bir yaşam bırakmıştı ardında. Önünde uzanan gelecek belirsizdi ama günü yaşayabilirdi. Her dönemde sorunlar yaşamış ama hep bir şekilde çözümlemişti. Geleceği korkuların eline bırakamazdı. Artık sorumluluğu üstlenmenin zamanı gelmişti. Bir yerlerden okumuştu “Yaşam = Anıları biriktirmek ” diyordu yazar. Birden sevinç kapladı içini ne çok anı biriktirmişti ve daha yaşamak istediği bir yoğun anı vardı. “Acaba biz bilgi toplayıcıları mıyız” diye geçirdi içinden. Sevgiyle gülümsedi dünyaya ve geleceğe. Evet yaşamda hep korkular olabilecekti bunu öncelikle kabul etti. Önemli olan tıpkı tramplenin ucundan denize dalarken içinizde bir korku duymaya rağmen bu dalışı gerçekleştirmek diye düşündü veya trafikte ilk araba kullanmaya çalıştığınız zaman içinizdeki korkuyu yenip yola devam etmek gibi diye düşündü. Risk var diye yaşamaktan vazgeçemezdi. Önemli olan mümkün olduğu kadar hesaplanmış riskler alabilmekti hayatta..
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  2. #2
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    yaşam=anıları biriktirmek=???? nerde kullanacağını bilmek.
    Aslında korkmamanında sırları var.dünya parçalansa korkmaya bilirsiniz ama bunun için sırlar var.... düşünen belki bulur.Yanından aslanda geçse,denizde tek başına kalsan bile yenebilisin tüm korkularını....
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •